Yapay Zeka İçin Yeni Kurallar – Sorular ve Cevaplar

 

Yapay Zeka İçin Yeni Kurallar 

-Sorular ve Cevaplar-

Avrupa Birliği Komisyonu

2021

 

  1. Yapay zeka teknolojisinin kullanımını neden hukuki olarak düzenlememiz gerekiyor?

Yapay zekanın toplumlarımız için potansiyel faydaları, gelişmiş tıbbi tedaviden daha iyi eğitime kadar çok çeşitlidir. Yapay zekanın hızlı teknolojik gelişimi ile karşı karşıya kalan AB, bu fırsatlardan yararlanmak için tek vücut halinde hareket etmelidir. Çoğu yapay zeka sistemi düşük veya sıfır risk barındırırken, bazı yapay zeka sistemleri istenmeyen sonuçlardan kaçınmak için ele alınması gereken riskler oluşturmaktadır. Örneğin, birçok algoritmanın şeffaf olmaması, belirsizlik yaratabilir, ayrıca güvenlik ve temel haklarla ilgili mevcut mevzuatın etkili bir şekilde uygulanmasını engelleyebilir. Bu zorluklara karşılık, hem faydaların hem de risklerin layıkiyle ele alındığı yapay zeka sistemleri için iyi işleyen bir iç pazar sağlamak üzere yasama faaliyetinin yürütülmesi gerekmektedir. Bu, biyometrik tanımlama sistemleri gibi uygulamaları veya işe alım, eğitim, sağlık hizmetleri veya yargı hususlarında olduğu gibi önemli kişisel alanlara değinen yapay zeka kararlarını içermektedir. Komisyon’un yapay zeka ile ilgili düzenleme önerisi, temel hakların korunması ve kullanıcı güvenliğinin sağlanması ile yapay zekanın geliştirilmesi ve benimsenmesine olan güvenin sağlanmasını amaçlamaktadır.

 

  1. Yeni yapay zeka kuralları hangi riskleri ele alacak?

Yapay zeka sistemlerinin kavranması toplumsal fayda ve ekonomik büyümeyi sağlama ile AB inovasyonunu ve küresel rekabet gücünü artırma konusunda güçlü bir potansiyele sahiptir. Bununla birlikte, belirli durumlarda, belirli yapay zeka sistemlerinin kendine özgü özellikleri, kullanıcı güvenliği ve temel haklarla ilgili yeni riskler oluşturabilmektedir. Bu, şirketler için hukuki belirsizliğe ve güven eksikliği nedeniyle işletmeler ve vatandaşlar tarafından yapay zeka teknolojilerinin potansiyel olarak daha yavaş kavranmasına yol açmaktadır. Ulusal makamların birbirinden tamamen farklı düzenleyici müdahaleleri, iç pazarın parçalanma riskini doğuracaktır.

 

  1. Risk kategorileri nelerdir?

Komisyon, dört risk seviyesi ile risk temelli bir yaklaşım önermektedir:

Kabul edilemez risk: Temel hakları ihlal ettikleri için AB değerlerine aykırı olan çok sınırlı sayıda, özellikle zararlı yapay zeka kullanımı yasaklanacaktır. (ör. hükümetler tarafından yapılan sosyal puanlama, çocukların kırılganlıklarının istismar edilmesi, bilinçaltı tekniklerinin kullanımı ve – dar istisnalara tabi olarak – kolluk kuvvetlerince kullanılan halka açık alanlarda canlı uzaktan biyometrik tanımlama sistemleri)

Yüksek risk: Öneride tanımlanan sınırlı sayıda yapay zeka sistemi, insanların güvenliği veya (AB Temel Haklar Şartı tarafından korunan) temel hakları üzerinde olumsuz bir etki yaratarak yüksek riskli olarak kabul edilmektedir. Önerinin ekinde, yapay zeka kullanım durumlarının evrimiyle uyumlu olacak şekilde (geleceğe dönük) gözden geçirilebilecek yüksek riskli yapay zeka sistemlerinin listesi yer almaktadır. Bunlar, sektörel Birlik mevzuatı tarafından kapsanan ürünlerin güvenlik unsurlarını da içermektedir. Sektörel mevzuat kapsamında üçüncü taraf uygunluk değerlendirmesine tabi olduklarında her zaman yüksek riskli olacaktır. Güveni ve aynı zamanda güvenliğin ve temel hakların yüksek düzeyde ve istikrarlı bir şekilde korunmasını sağlamak için tüm yüksek riskli yapay zeka sistemlerine yönelik zorunlu gereklilikler önerilmiştir. Bu gereklilikler kullanılan veri setlerinin kalitesi; teknik dokümantasyon ve kayıt tutma; şeffaflık ve kullanıcılara bilgi sağlanması; insan gözetimi; ve sağlamlık, doğruluk ve siber güvenlik konularını kapsamaktadır. İhlal durumunda, ulusal makamların yapay zeka sisteminin kullanımının hukuka uygun olup olmadığını araştırmak için gereken bilgilere erişmesine izin verilecektir. Öneri, Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı ile tutarlı ve AB’nin uluslararası ticaret taahhütleriyle uyumludur.

Sınırlı risk: Belirli yapay zeka sistemleri için, örneğin açık bir manipülasyon riskinin olduğu durumlarda (örneğin, sohbet robotlarının kullanılması yoluyla) belirli şeffaflık gereksinimleri dayatılmaktadır. Kullanıcılar, bir makine ile etkileşimde bulunduklarının farkında olmalıdır.

Asgari risk: Diğer tüm yapay zeka sistemleri, ek hukuki yükümlülükler olmaksızın mevcut mevzuata tabi olarak geliştirilebilir ve kullanılabilir. Şu anda AB’de kullanılan yapay zeka sistemlerinin büyük çoğunluğu bu kategoriye girmektedir. Gönüllü olarak, bu sistemlerin sağlayıcıları güvenilir yapay zeka için gereklilikleri uygulamayı ve gönüllü davranış kurallarına uymayı seçebilir.

 

  1. Yüksek riskli yapay zeka sistemlerinin sağlayıcılarının yükümlülükleri nelerdir?

Yüksek riskli bir yapay zeka sistemini AB pazarında bulundurmadan veya başka bir şekilde hizmete sunmadan önce, sağlayıcılar bunu bir uygunluk değerlendirmesine tabi tutmalıdır. Sistemlerinin, güvenilir yapay zeka için zorunlu gerekliliklere uygun olduğunu (örneğin veri kalitesi, dokümantasyon ve izlenebilirlik, şeffaflık, insan gözetimi, doğruluk ve sağlamlık) göstermesi gerekecektir. Sistemin kendisinin veya amacının büyük ölçüde değiştirilmesi durumunda, değerlendirmenin yinelenmesi gerekecektir. Belirli yapay zeka sistemleri için, bağımsız bir onaylı kuruluşun da bu sürece dahil olması gerekecektir. Sektörel Birlik mevzuatı kapsamındaki ürünlerin güvenlik unsurları olan yapay zeka sistemleri, söz konusu sektör mevzuatı kapsamında üçüncü taraf uygunluk değerlendirmesine tabi tutulduğunda her zaman yüksek riskli olarak kabul edilecektir. Ayrıca biyometrik tanımlama sistemleri için üçüncü taraf uygunluk değerlendirmesi her zaman gereklidir.

Yüksek riskli yapay zeka sistemlerinin sağlayıcıları, bir ürün piyasaya sürüldükten sonra bile yeni gerekliliklere uymalarını sağlamak ve ayrıca kullanıcılar ve etkilenen kişiler için riskleri en aza indirmek için kalite ve risk yönetimi sistemlerini uygulamak zorunda kalacaktır. Piyasa gözetim otoriteleri, sağlayıcılara, farkına vardıkları temel hak yükümlülüklerinin ihlallerini veya ciddi olayları raporlama imkanı sunarak denetimler yoluyla piyasa sonrası izlemeyi destekleyecektir.

 

  1. Uyum nasıl tatbik edilecek?

Üye Devletler, bu düzenlemenin uygulanmasında ve yürütülmesinde kilit bir role sahiptir. Bu bağlamda, her Üye Devlet, uygulamayı ve yürütmeyi denetlemek ve piyasa gözetim faaliyetlerini gerçekleştirmek üzere bir veya daha fazla ulusal yetkili makam belirlemelidir. Verimliliği artırmak ayrıca halkla ve diğer muhataplarla resmi bir temas noktası oluşturmak için, her Üye Devlet, ülkesini Avrupa Yapay Zeka Kurulu’nda da temsil edecek bir ulusal denetim makamı oluşturmalıdır.

 

  1. Avrupa Yapay Zeka Kurulu nedir?

Avrupa Yapay Zeka Kurulu, yetkili ulusal denetim makamları, Avrupa Veri Koruma Denetçisi ve Komisyonun üst düzey temsilcilerinden oluşacaktır. Rolü, yeni yapay zeka düzenlemesinin sorunsuz, etkili ve uyumlu bir şekilde uygulanmasını kolaylaştırmak olacaktır. Kurul, yüksek riskli yapay zeka sistemlerine ve yeni kuralların etkili ve tekdüze uygulanmasına ilişkin diğer hususlara ile ilgili olarak Komisyona tavsiyelerde bulunacak ve görüş bildirecektir. Ayrıca, uzmanlığın geliştirilmesine yardımcı olacak ve ulusal makamların danışabileceği bir yetkinlik merkezi olarak hareket edecektir. Son olarak, bölgedeki standardizasyon faaliyetlerini de destekleyecektir.

 

  1. Yapay zeka sistemlerinin ve uygulamalarının ithal edilmesinde düzenlemeye uyulması gerekecek mi?

Evet. Yapay zeka sistemlerinin ithalatçıları, yabancı sağlayıcının gerekli uygunluk değerlendirme prosedürünü halihazırda yürüttüğünden ve düzenleme tarafından gerekli görülen teknik dokümantasyona sahip olduğundan emin olmalıdır. Ek olarak, ithalatçılar, sistemlerinin Avrupa Uygunluk (CE) işareti taşıdığından ve gerekli dokümantasyon ile kullanım talimatlarının bulunduğundan emin olmalıdır.

 

  1. Makine Emniyet Düzenlemesi yapay zeka ile nasıl ilişkilidir?

Makine Emniyet Düzenlemesi, yeni nesil makine ürünlerinin kullanıcıların ve tüketicilerin güvenliğini garanti altına almayı sağlamakta ve inovasyonu teşvik etmektedir. Makine ürünleri, robotlardan (temizlik robotları, kişisel bakım robotları, işbirliğine dayalı robotlar, endüstriyel robotlar) çim biçme makinelerine, üç boyutlu yazıcılara, inşaat makinelerine, endüstriyel üretim hatlarına kadar geniş bir tüketici ve profesyonel ürün yelpazesini kapsamaktadır.

 

  1. Yapay zeka ile ilgili düzenlemeye nasıl uyuyor?

Her ikisi de tamamlayıcıdır. Makine Emniyet Düzenlemesi, uygulanabilir olduğunda, bir bütün olarak makinenin güvenliğini tehlikeye atmamak için yapay zeka sisteminin tüm makineye güvenli bir şekilde entegre edilmesini sağlarken, yapay zeka düzenlemesi, makinelerde güvenlik işlevlerini sağlayan yapay zeka sistemlerinin güvenlik risklerini ele alacaktır.

 

 

Soruların tamamına ve orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/QANDA_21_1683#3

2020’de Yapay Zeka

 

2020’de Yapay Zeka

 

Mart, 2021

 

Giriş

 

“2020 birçok açıdan unutulmaz bir yıl oldu. COVID-19 pandemisinin çok boyutlu etkileri elbette insanlığın bazı zayıf noktalarını ortaya koydu ama bir yandan da bilim ve teknolojinin kazanımları, salgının tarihteki benzerleriyle karşılaştırıldığında çok daha az can kaybıyla atlatılmasını ve en azından gelişmiş ülkelerin daha çabuk toparlanmasını sağlayacak gibi görünüyor. Sokağa çıkma kısıtlamaları nedeniyle büyük hızla devreye giren ve kimi sektörlerin işleyişinin neredeyse kesintisiz sürmesine imkan sağlayan kitlesel çok yönlü iletişim uygulamalarının kalıcı etkisi bir yana, bu yıl bilgisayar teknolojisinin son zamanlardaki en etkileyici ürünleri olan yapay zekâ (özellikle de büyük miktarda veriden yapay öğrenme) tekniklerinin bir süredir izlenen yükselişinde yeni aşamalar da yaşandı. Bu gerçeklerin ışığında 2020’nin ileride bilişim için dönüm noktası olarak hatırlanacağını söyleyebiliriz.

Yapay zekâ teknolojilerinde yıl içindeki önemli gelişmeleri özetleyeceğimiz bu raporda konuyu genelden özele doğru işleyeceğiz: İlk bölüm dünyada 2020’de bu alanda yaşanan başlıca ilerlemeleri (gereken yerlerde yeterli arka plan bilgisiyle birlikte) listeleyeceğiz. İkinci bölümde bu gelişmelerin bankacılık sektörüyle ilgisini ve olası etkilerini, son bölümde de BKM özelinde 2020’de sonuçlandırılan yapay zekâ tabanlı çalışmaları gözden geçireceğiz.

 

Sağlıklı ve başarılı yıllara,
Prof. Dr. Cem Say

 

Raporun orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinde bulabilirsiniz:

https://bkm.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/bkm_yapay_zeka_raporu_mart_2020.pdf

Türkiye’de Yapay Zekanın Gelişimi İçin Görüş ve Öneriler

 

Türkiye’de Yapay Zekanın Gelişimi İçin Görüş ve Öneriler

 

TÜRKİYE BİLİŞİM DERNEĞİ LOGO ile ilgili görsel sonucu

Türkiye Bilişim Derneği

Eylül 2020

 

Yönetici Özeti

 

Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte hızla gelişen teknolojiler içinde en önemlilerinden biri olarak kabul edilen yapay zekâ alanında da yoğun çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda, 12 Ekim 2019 tarihinde, TOBB ETÜ ev sahipliğinde toplam 45 akademisyen, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımı ile TBD-Yapay Zekâ Çalıştayı’nı gerçekleştirilmiştir. Bu rapor, TBD Merkez İcra Kurulu ve TBD Akademi üyelerinin oluşturduğu TBD Yapay Zekâ Odak Ekseni tarafından hazırlanmıştır. Yaklaşık bir yıl süren çalışmalar sırasında çalıştay bulguları tartışılmış ve bu rapor üretilmiştir.

Bu raporun amacı, ülkemizin kalkınmasına ve küresel rekabette hak ettiği yeri almasına büyük bir ivme kazandıracak olan yapay zekâ teknolojilerinin ve ilkelerinin geliştirilmesi için toplumun çeşitli katmanlarına ve karar vericilere çalışma grubumuzun görüş ve önerilerini sunmaktır. Hazırlanan rapor stratejik bir plan değil, ülkemiz için gerekli stratejilerin tartışıldığı ve sonunda hedef ve eylemlerin sunulduğu kavramsal bir dokümandır.

Bu rapor hazırlanırken, etki analizi ve neden-sonuç ilişkileri belirlenmiş politikalar ortaya koymaya özen gösterilmiştir. Bu politikaların uygulanıp, izlenip, raporlanmasının gerekliliği de göz önünde bulundurulmuştur.

Raporda, öncelikle kurumlar arasında yapay zekâ konusunda farklı ve yanlış tanımları ortadan kaldırmak amacıyla yapay zekâ nedir, sorusunun yanıtı verilmiştir. Bu amaçla, Bölüm 2’de yapay zekânın bilimsel ve işlevsel tanımları yapılmış, ardından yapay zekâ teknolojileri ile uygulama alanları açıklanmıştır.

Bölüm 3’te ülkemizdeki teknoloji geliştirme ile ilgili sorunlar yapay zekâ özelinde kısaca özetlendikten sonra, söz konusu sorunlara çözümler üretmek ve ülkemizi yapay zekâ alanında uluslararası ortamda önemli bir oyuncu durumuna getirebilmek için yapılan öneriler üç ana bölümde incelenmiştir:

  • Bölüm 4’te Türkiye yapay zekâ ekosisteminin oluşturulması ve uluslararası sistemlerle bütünleşmesi için kurumsal ve kurumlar arası yaklaşımlar ve yöntemler incelenmiş,
  • Bölüm 5’te Türkiye’de yapay zekâ teknolojilerini geliştirmek için bir dizi öneri sunulmuş.
  • Bölüm 6’da ise yapay zekânın hukuksal ve etik boyutları tartışılmıştır.

Bölüm 7’de ülkemizde yapay zekâ teknolojilerinin ve normlarının geliştirilmesi için bazı hedef ve eylemler önerilmiştir.

Bölüm 8’de rapor sonuçlandırılarak ivedi ve ileride gerçekleştirilmesi için bazı stratejiler önerilmiştir.

Yapay Zekânın Geliştirilmesinde Türkiye’nin Sorunları ve Çözüm Önerileri

Türkiye’nin yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi ve etik değerlere uygun bir şekilde etkin ve verimli kullanımı için yaşadığı sorunlar birbiri ile ilintili 7 ana başlık altında incelenmiştir:

  • Altyapı
  • İnsan Kaynağı
  • Paydaş rolleri
  • Hukuksal ve etik boyut
  • Ölçünler
  • Veri paylaşımı
  • Stratejiler

Bu sorunlara çözüm üretmek üzere bazı strateji önerileri de üç ana başlık altında değerlendirilmiştir:

  • Türkiye Yapay Zekâ Ekosisteminin Oluşturulması ve Uluslararası Sistemlere Entegrasyonu için Kurumsal ve Kurumlar Arası Yaklaşımlar ve Yöntemler,
  • Türkiye’de Yapay Zekâ Teknolojilerini Geliştirmek için Yapılması Gerekenler,
  • Yapay Zekânın Hukuksal ve Etik Boyutlarının Tartışılması ve Geliştirilmesi.

Türkiye Yapay Zekâ Ekosisteminin Oluşturulması ve Uluslararası Sistemlere Eklemlenmesi

Yapay zekâ teknolojilerini üretebilmek, doğru ve yerinde kullanımını sağlamak ve böylece bütüncül kalkınmayı sağlamak için saydamlığı temel alan ulusal yapay zekâ ekosistemi ivedilikle oluşturmalı ve bu ekosistemi uluslararası ekosistemlere eklemlemeliyiz.

Ülkemizin yapay zekâ alanında küresel ölçekte rekabetçi konumda olabilmesi ve gereksinim duyulan sektörlerde yapay zekâ çözümlerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için

  • Eşgüdümleyici ve denetleyici kamu sektörünün,
  • Esnek ve dinamik bir üretim özelliği olan özel sektörün,
  • Yaratıcı ve yenilikçi teknolojiler geliştirecek üniversitelerin,
  • Toplumun değerlerini kollayacak meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) etkileşimi ve paylaşımı temel alınmalıdır.

Türkiye’de Yapay Zekâ Teknolojilerinin Geliştirilmesi

Türkiye’de yapay zekâlı sistemlerin geliştirilmesi için her şeyden önce ilgili paydaşların katılımı ile çeşitli ölçek ve içerikte kısa, orta ve uzun süreli teknoloji geliştirme planlarının yapılması, bu planların hayata geçirilmesi ve sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir. Bu planlar aşağıdaki başlıklarda incelenmiş ve bazı çözüm önerileri sunulmuştur:

  • Teknolojik Altyapı
  • Ulusal Veri Stratejisi ve Açık Veri Stratejisinin hazırlanması
  • Mevzuat ve Ölçünler
  • Özgür Yazılım ve Açık Kaynak
  • Yapay Zekâ Araştırma Merkezleri
  • Üniversite Araştırma Merkezleri
  • Ulusal Laboratuvar, Enstitü ve Araştırma Merkezleri
  • Yabancı Firma Araştırma Merkezleri
  • Özel Sektör ArGe Merkezleri
  • İnsan Kaynakları ve beyin göçünün beyin dolaşımına dönüştürülmesi

Yapay Zekânın Hukuksal ve Etik Boyutlarının Tartışılması ve Geliştirilmesi ve Çözüm Önerileri

Raporumuzda, ülkemiz için gerekli görülen yapay zekâ etik kuralları, Avrupa Birliği’nin ilgili etik kurallarına dayandırılmıştır. Etik kurallar yedi önemli gereksinim çerçevesinde belirlenmiş ve aşağıdaki başlıklarda incelenmiştir:

  1. İnsan Yönetimi ve Gözetim
  2. Teknik Sağlamlık ve Güvenlik

3.Gizlilik ve Veri Koruması

  1. Saydamlık
  2. Çeşitlilik, Ayrımcılık Yapmama ve Dürüstlük
  3. Toplumsal ve Çevresel Refah
  4. Hesap Verebilirlik

Ayrıca, yapay zekâ uygulamalarının giderek yaygınlaşması, yapay zekâ içeren sistemlerin kullanılması sırasında oluşabilecek olaylar için aşağıdaki öneriler yapılmıştır:

  1. Yapay zekâya sahip varlıkların hukuksal statüleri ve bu statü bağlamında hukuksal sorumlulukları belirlenmelidir.
  2. Yapay zekâlı varlıkların veya sistemlerin etik değerlere uygunluğunu değerlendirmek üzere ilgili kurumlarda etik kurullar oluşturulmalıdır.
  3. Hukuksal düzenlemeler için hukuk ve yapay zekâ konularında uzmanların bir araya getirilerek gerekli hukuksal düzenlemeler için taslaklar hazırlanmalıdır.
  4. Bu taslakların hazırlanmasında gerekli arama toplantıları ve çalıştaylar düzenlenmelidir.

Sonuç ve Gelecek için Öneriler

Bu rapor, Ulusal Yapay Zekâ Stratejileri ile ilgili çalışmalara katkı veren planlama uzmanlarına Türkiye Bilişim Derneğinin önerilerini sunmaktadır.

Yapay zekâ stratejisinin gerçekleştirilebilmesi yalın bir hedef olmaktan çok, aşağıda bahsettiğimiz bazı öne çıkan stratejilerin gerçekleştirilebilmesi ile anlam kazanabilecektir:

  • Yerli ve ulusal yapay zekâ endüstrisinin geliştirilmesi
  • Bilişim sektörünün geliştirilmesi ve desteklenmesi
  • Nitelikli eleman gereksiniminin karşılanması
  • ARGE kültürünün ve altyapısının oluşturulması
  • Yüksek İstişare Kurulu’nun oluşturulması
  • Uluslararası ArGe iş birliklerinin ve küresel şirketlerin ArGe ofislerinin Türkiye’ye gelmesinin teşvik edilmesi

Bu rapor, teknolojinin gelişmesine, küresel değişime ve ülke gereksinimlerine göre belli aralıklarla güncellenecektir.

Bu raporda belirlenen strateji, hedef ve eylemler, bir stratejik plan değil, sadece bir dizi öneri niteliğini taşımaktadır. Görev verildiğinde Türkiye Bilişim Derneği olarak yukarıda ana hatları ile belirtilen önerileri ayrıntılı biçimde, daha sistematik ve bütünsel olması gerektiğini düşündüğümüz Türkiye yapay zekâ Strateji Planının hazırlanmasında her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu bildiririz.

 

Raporun orijinalini aşağıda ulaşabilirsiniz:

Yapay Zekalı Varlıklar ve Ceza Hukuku

 

Yapay Zekalı Varlıklar ve Ceza Hukuku

 

criminal law and AI stock ile ilgili görsel sonucu

 

Hakan Aksoy

Doktora Öğrencisi

İstanbul Üniversitesi

2021

 

 

 

Özet

 

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekâlı varlıklar gündelik hayatımızın hemen her alanında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde insanların hizmetine sunulan ve işlerini kolaylaştıran bu varlıkların, gelecekte insan statüsü elde edecekleri ve bazı meslekleri yapabilecekleri öngörülmektedir. Bu gelişmeler beraberinde bazı hukuki ve cezai soruları da getirmektedir. Yapay zekâlı varlıkların hukuki statülerinin ne olduğu, kullanımları sebebiyle oluşabilecek suçlarda cezai sorumluluğun kime ait olacağı ve ceza yargılamasındaki rollerinin ne olduğu cevaplanması gereken sorular arasında yer almaktadır. Çalışmanın amacı ortaya çıkan bu sorular üzerinde yasal düzenlemeler dikkate alınarak genel bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmanın metodolojisi literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma neticesinde, yapay zekâlı varlıkların ‘eşya’ statüsünde oldukları, kullanımları nedeniyle ortaya çıkan suçlardan sorumlu tutulamayacakları ve ceza yargılamasına önemli katkıları olsa da yargılamanın süjelerinin (hâkim, savcı, avukat) yerini alamayacakları sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu kapsamda mevcut hukuki düzenlemeler ortaya çıkacak sorunları büyük oranda çözebilecek yeterliliktedir. Ancak yapay zekâlı varlıkların tamamen otonom ve bilinçli bir varlık olarak ‘insan’ statüsü elde etmeleri durumunda hukuk sistemimizde köklü değişiklikler yapılması gerekecektir.

 

Makalenin orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinden bulabilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1293489

Türk Fikri Haklar Hukuku Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır Mı?

Türk Fikri Haklar Hukuku Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır Mı?

 

Image for post

 

 

 

Dr. Hasan Kadir YILMAZTEKİN

Türkiye Adalet Akademisi

GSÜHFD, 2020; 2: 1513-1586

 

 

 

 

 

Mario Klingemann tarafından YZ ile oluşturulan portre

 

 

Özet

 

“Yapay zekâ, şimdilerde hayatımızın içinde geniş ve önemli bir yer tutuyor. Apple’ın Siri’sinden Tesla’nın sürücüsüz arabasına ve Amazon’un Alexa’sına dek yapay zekâ taşıyan araçlarla donatılmış bir dünyada yaşıyoruz.

Yapay zekâ ile çalışan teknolojinin gelişi hayatımızı giderek artan bir şekilde kolaylaştırıyor. Yapay zekâ, getirdiği teknolojik yeniliklerle ekonomimizi ve refahımızı da şekillendiriyor.

Günümüzde yapay zekâ teknolojileri, fikri hakların konusunu oluşturabilecek birçok fikrî ürün meydana getirebiliyorlar. Bir yapay zekânın eser yaratmadaki kapasitesi ve kabiliyeti, bunlar üzerindeki fikrî mülkiyet haklarına kimin sahip olacağı sorusunu gündeme getiriyor: Yapay zekâ taşıyan cihazı kiralayan veya programcıyla sözleşme yapan kullanıcı mı? Programcı mı? Yoksa yapay zekâ cihazının kendisi mi eser sahibi olacaktır? Veya o eser insan ve bilgisayarın ortak bir çalışması olarak mı kabul edilecektir?

Bu çalışmada, bu soruların cevabını Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık Hukuku ve daha kapsamlı olmak üzere Türk Hukuku bakımından arayacağız. Özetle bu çalışma, Türk fikrî haklar hukuku bakımından bu tarz eserler bakımından bir takım politika önerileri getirmektedir. Çalışmada, özellikle yapay zekâ tarafından meydana getirilen eserlerde, bu teknolojiler etrafındaki ilgili “insan” aktörlerden fikrî hakların sahibi olabilecek olanları tespit etmek için üç-aşamalı bir test üzerine kurulu bir çözüm önerisi ve model hukuk normları önerilmektedir.”

 

 

Makalenin orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinden bulabilirsiniz:

https://dosya.gsu.edu.tr/docs/hukukfakultesi/tr/fakultedergisi/GSUHFD-2020-2.pdf

GSUHFD-2020-2.pdf erişimi için tıklayın

Yapay Zekanın Yargı Sistemlerinde Kullanılmasına İlişkin Avrupa Etik Şartı

 

Yapay Zekanın Yargı Sistemlerinde Kullanılmasına İlişkin Avrupa Etik Şartı

 

global network artificial intelligence ethics

 

Gizem YILMAZ

Marmara Avrupa Araştırmaları Dergisi

Cilt 28, Sayı 1

2020

 

 

 

Özet

 

Yapay zekâ, bugün kullandığımız pek çok teknolojinin içinde bulunmakla birlikte verilerin analizi ve saklanması ile sistemler arası kurduğu bağlantılar sayesinde yargı organlarının işini de kolaylaştırarak adalet sistemine hizmet etmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Çin’de, avukat robotlar ile hukukî danışmanlık hizmeti verildiği ve karar verme yetisine sahip yapay zekâ yazılımlarının geliştirildiği görülmektedir. Yapay zekânın yetkilerinin artırılması ve kullanımının bu kadar yaygınlaşması ise beraberinde güvenilirliğinin sorgulanmasına ve taşıdığı risklerin tartışılmasına yol açmaktadır. Öyle ki, yapay zekâ yazılımlarının yol açacağı zararların tazmini bakımından sorumluluğun kime veya neye ait olacağı konusu bile tek başına hukuk sistemlerinde yeni kabuller gerektirmektedir. Yapay zekânın hayatımıza dâhil olduğu bu yeni toplum modeline yön verecek hukuk kurallarının hangi eksende düzenlenmesi gerektiği ise benimsenecek etik kurallar çerçevesinde belirlenecektir. Avrupa Birliği, yapay zekâ ile insan hakları arasındaki etik prensiplerin oluşturulması ve yapay zekânın yargı sistemlerinde kullanılması için önemli bir adım atmıştır. Bu anlamda, önce yapay zekâ teknolojilerinin hukuk dünyasında yargılamaya hizmet ederken tâbi olacağı kuralları belirlemek üzere bir İşbirliği Bildirgesi oluşturmuş, sonra ise “insan odaklı etik” anlayışıyla Yapay Zekâ Etik Şartı’nı yayımlamıştır. Bu iki temel metin, Avrupa Birliği’nde bundan sonraki yapay zekâ çalışmalarına ışık tutacak nitelikte olduğundan özel bir öneme sahiptir.”

 

 

Makalenin orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://avrupa.marmara.edu.tr/dosya/avrupa/mjes%20arsiv/vol%2028_1/2_Gizem_Yilmaz.pdf

Yapay Zeka Fizibilite Çalışması

 

Yapay Zeka Fizibilite Çalışması

 

Avrupa Konseyi

Yapay Zeka Ad Hoc Komitesi

2020

Giriş

“Yakın zamanda Parlamenterler Meclisi (PACE) tarafından kabul edilen raporlar da dahil olmak üzere, çeşitli Avrupa Konseyi belgelerinde belirtildiği gibi, yapay zeka sistemleri bireylerin yaşamını büyük ölçüde dönüştürmekte ve toplumun yapısı ve kurumlarının işleyişi üzerinde derinlemesine bir etkiye sahip olmaktadır. Kullanımları sağlık, ulaşım, eğitim ve kamu yönetimi gibi çok sayıda alanda önemli faydalar sağlama potansiyeline sahiptir ve genel itibariyle insanlık için umut verici fırsatlar oluşturmaktadır. Bunun yanında, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanımı, özellikle Avrupa toplumunun üzerine inşa edildiği temel unsurlar olan insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne müdahale konusunda önemli riskleri de beraberinde getirmektedir.

Yapay zeka sistemleri, etkisi yalnızca tasarımına bağlı olmayan, aynı zamanda kullanılan veriler, güdülen amaçlar, işlevsellik ve doğruluk, dağıtım ölçeği ve kullanıldığı daha geniş kurumsal, toplumsal ve yasal bağlam dolayısıyla “sosyo-teknik sistemler” olarak görülmelidir. Yapay zeka sistemlerinin olumlu veya olumsuz sonuçları aynı zamanda onları geliştiren ve kullanan insanların değerlerine ve davranışlarına da bağlıdır, bu da insan sorumluluğunun sağlanmasının önemine yol açmaktadır. Bununla birlikte, yapay zeka sistemlerinin, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri açısından onları diğer teknolojilerden ayıran bazı farklı özellikleri vardır.

İlk olarak, yapay zeka sistemlerinin ölçeği, bağlılığı ve erişimi, diğer teknolojilerde veya insan davranışında da bulunan belirli riskleri artırabilmektedir. Yapay zeka sistemleri, insanlardan çok daha hızlı bir şekilde, benzeri görülmemiş miktarda ayrıntılı veriyi (son derece hassas kişisel veriler dahil) analiz edebilmektedir. Bu yetenek, yapay zeka sistemlerinin, “proxy discrimination ” olarak adlandırılan durumlarda yeni ayrımcılık temellerine dayalı olarak, haksız önyargıyı devam ettirecek veya artıracak şekilde kullanılmasına yol açabilmektedir. Makine öğrenimi bağlamında bu ayrımcılığın artan önemi, doğrudan ve dolaylı ayrımcılık arasındaki farkın veya aslında, geleneksel olarak anlaşıldığı şekliyle, bu farkın uygunluğuna ilişkin yoruma dayalı soruları ortaya çıkarabilmektedir. Ayrıca, yapay zeka sistemleri istatistiksel hata oranlarına sahiptir. Milyonlarca insana uygulanan bir sistemin hata oranı sıfıra yakın olsa bile, sistemlerin dağıtım ölçeği ve birbirine bağlanabilirliği nedeniyle binlerce kişi yine de olumsuz etkilenebilmektedir. Öte yandan, yapay zeka sistemlerinin ölçeği ve erişimi, diğer teknolojilerde veya insan davranışında da bulunan belirli riskleri ve önyargıları azaltmak ve insan hatası oranlarını izlemek ve azaltmak için kullanılabilecekleri anlamana da gelmektedir.

İkinci olarak, birçok yapay zeka sisteminin karmaşıklığı veya belirsizliği (özellikle makine öğrenimi uygulamalarında), sistem geliştiricileri de dahil olmak üzere, insanların sistemin işleyişini veya sonucunu anlamasını veya izlemesini zorlaştırabilmektedir. Sistemin yaşam döngüsü boyunca farklı aşamalarda birçok farklı aktörün katılımı dolayısıyla bu belirsizlik, potansiyel bir olumsuz sonuçtan sorumlu olan unsurların belirlenmesini daha da karmaşık hale getirerek insan sorumluluğunu ve hesap verebilirliği azaltmaktadır.

Üçüncüsü, bazı yapay zeka sistemleri geri bildirim ve pekiştirmeli öğrenme yoluyla kendilerini yeniden ayarlayabilmektedir. Bununla birlikte, bir yapay zeka sistemi, haksız önyargılar, hatalar, yanlışlıklar veya diğer eksiklikler içeren kendi kararlarından kaynaklanan veriler üzerinde yeniden eğitilirse, sistemin ayrımcı, hatalı veya kötü niyetli işleyişine yol açabilecek kısır bir geri bildirim döngüsü ortaya çıkabilmekte ve tespit edilmesi zorlaşabilmektedir.”

 

Çalışmanın orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://rm.coe.int/cahai-2020-23-final-eng-feasibility-study-/1680a0c6da

 

Alan Turing’in Toplumbilimsel Düşünü: Toplumsal Bir Düş Olarak Yapay Zeka

 

Alan Turing’in Toplumbilimsel Düşünü:

Toplumsal Bir Düş Olarak Yapay Zeka

Çağatay Topal

DTCF Dergisi, 2017

 

Özet

“C. Wright Mills, toplumbilimsel düşünü, en yakın ile kişisellikten en uzak olanı ilişkilendirebilme yeteneği olarak görür. Mills’e göre, kişisel sorunlar ile toplumsal meseleler arasında zorunlu bağlantılar vardır. Bir sosyolog kişisel yaşam öyküleri ile tarihin hikâyesi arasındaki bağların izini sürebilmelidir. Toplumbilim bir iş olduğu kadar bir yaşam pratiği olduğu için, toplumbilimsel düşün duyarlılık, sadakat ve sorumluluk gerektirir. Şu halde toplumbilim aslında potansiyel olarak herkesin gerçekleştirebileceği bir pratiktir. Burada önemli olan toplumbilimsel düşünün ve duyarlılığın varlığıdır. Bu duyarlılık, geniş veya sınırlı, bir toplumsal düşü resmedebilme yeterliliğini işaret eder. Bu yazı, kimilerince modern bilgisayar teknolojisinin kurucusu olarak kabul edilen Alan Turing’in toplumbilimsel düşününün izini sürmeyi amaçlamaktadır. Turing’in bilimsel çabalarının tarihi kendi yaşam öyküsü ile yaşamı ve işi arasındaki güçlü bağlantıları açık edecek şekilde iç içe geçmiş durumdadır. Onun duyarlı, adanmış ve sorumlu tavrı farklı durumlarda karşımıza çıkar. Bu yazı, Turing’in toplumbilimsel düşününü değerlendirebilmek amacıyla yapay zekâ örneğine odaklanmaktadır. Yazı, Alan Turing’in bir toplumsal hayal resmedilme duyarlılığı ve düşününe sahip olduğu iddiasından hareket etmektedir. Turing’in bu düşününü yapay zekâ örneğinde kalarak analiz etmek üzere, metin C. W. Mills’in toplumbilimsel düşün analizinin, diğer özelliklerinin yanında, üç çehresine başvurur: (1) en yakın ve kişisel olan ile en uzak ve en az kişisel olan arasındaki ilişkiyi vurgulamak; (2) yeni duyular geliştirmek ve duyarlılık alanları açmak; (3) toplumsal bir resim hayal edebilmek. C. W. Mills’in işaret ettiği üç çehreyi kullanarakmTuring’in biyografisini ve ardından Turing’in matematiksel ama aynı zamanda toplumbilimsel imgelemini ve bu imgelemin bir ürünü olarak yapay zekâyı analiz eden metin, eş zamanlı olarak C. W. Mllls’in toplumbilimsel imgelem kavramının farklı açılımlarını yine yapay zekâ üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır.”

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

Yapay Zeka Sistemlerinin Düzenlenmesine Doğru

 

Yapay Zeka Sistemlerinin Düzenlenmesine Doğru

 

CAHAI Secretariat
Aralık 2020

 

Özet

 

Başlık I- Uluslararası Bakış

Giriş, CAHAI tarafından Bakanlar Komitesi’ne sunulan mevcut raporu tanıtmakta ve COVID-19 pandemi önlemlerinin etkisini de dikkate alarak bugüne kadar kaydedilen ilerlemeyi detaylandırmaktadır. Ayrıca diğer ilgili paydaşlarla olan çalışma yöntemlerinin, birlikteliğin ve tamamlayıcılığın yansımalarını; aynı zamanda sağlam ve net bir yol haritasıyla CAHAI tarafından daha fazla aksiyon alınmasına yönelik önerileri içermektedir.

Bölüm 1, yapay zekanın insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerindeki etkisini ana hatlarıyla açıklamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”), Protokolleri ve Avrupa Sosyal Şartı (“ESC”) tarafından ortaya konduğu şekliyle, şu anda yapay zekadan en çok etkilenen veya etkilenmesi muhtemel olan insan haklarını ele almaktadır.

Bölüm 2, küresel olarak hükümet ve sivil toplum kuruluşları tarafından geliştirilen esnek hukuk dokumanlarının ve diğer etik-yasal çerçevelerin bir haritasını ortaya koymaktadır. İlk olarak, zorunlu olmayan yönetişim araçlarının sürekli gelişen bu yelpazesini izlenmek istemektedirler. İkinci olarak ise yapay zekanın etik ilkeler, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi üzerindeki etkisini ileriye dönük olarak değerlendirmek istemektedirler.

Bölüm 3, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda mevcut hukuk sisteminin uyumunu koruma yaklaşımıyla gelecekteki yapay zekâ düzenlemesinin hazırlanmasına katkı sunmayı ve bunu bağlayıcı enstrümanlar üzerine inşa ederek, bir bağlama oturtarak ve gelecekteki hukuk sistemi için temel düzenleyici ilkeler oluşturarak yapmayı amaçlamaktadır.

 

Orijinal dokumana aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://rm.coe.int/cahai-ai-regulation-publication-en/1680a0b8a4

1 2 3 15