Yapay Zeka ve Covid-19 Kontrolü

 

Yapay Zeka ve Covid-19 Kontrolü

 

Özel Yapay Zeka Komitesi (CAHAI) Sekreterliği

2020

 

Yapay zeka (YZ), 2020’nin başından beri tüm dünyayı etkileyen pandemiye karşı mücadeleyi desteklemek için bir araç olarak kullanılmaktadır. Basın ve bilim camiası, veri bilimi ve yapay zekanın Corona Virüse karşı koymak (D. Yakobovitch, How to fight the Coronavirus with AI and Data Science, Medium, 15 February 2020) ve hala bilimin bıraktığı “boşlukları doldurmak” için kullanılabileceği yönündeki umutları yansıtmaktadır (G. Ratnam, Can AI Fill in the Blanks About Coronavirus? Think So Experts, Government Technology, 17 March 2020).

Bu hastalığın merkezi ve bu alandaki teknolojik ilerlemesi ile tanınan Çin, bunu gerçek bir avantajı dönüştürmeye çalıştı. Kullanımları, toplum hareketlerini kısıtlayan tedbirleri, salgının evrimini tahmin etme ve bir aşı veya tedavi geliştirme araştırması için destek içeriyor gibi görünmektedir. İkincil yönüyle YZ, genom dizilimini hızlandırmak, daha hızlı teşhisler koymak, analizler yapmak veya nadiren de olsa bakım ve dağıtım robotları için kullanılmıştır(A. Chun, In a time of coronavirus, China’s investment in AI is paying off in a big way, South China Morning post, 18 March 2020). 

Bilimsel yayınlara daha iyi erişim sağlama veya araştırmayı destekleme açısından inkar edilemez katkıları olsa da, klinik test aşamalarına olan ihtiyacı ortadan kaldırmamakta ve insan uzmanlığının yerini tamamıyla alamamaktadır. Bu kriz durumunda sağlık altyapısının karşılaştığı yapısal sorunlar teknolojik çözümlerden değil, bu tür durumların oluşmasını önleyebilecek sağlık hizmetleri organizasyonundan kaynaklanmaktadır (Article 11 of the European Social Charter). Yapay zeka da dahil olmak üzere teknolojik çözümlerin kullanıldığı acil durum önlemleri de kriz sonunda değerlendirilmelidir. Bireysel özgürlükleri ihlal edenler, toplumun daha iyi korunması bahanesiyle önemsizleştirilmemelidir. Sözleşme 108+ hükümleri özellikle uygulanmaya devam etmelidir.

Yapay zekanın tedavi araştırmalarına katkısı

Sağlık krizi karşısında YZ uygulamasından beklenen araştırmacılara, hasta bakıcıları koruyabilecek ve salgına çözüm olabilecek bir aşı bulma konusunda kesinlikle yardımcı olmasıdır. Biyotıp ve araştırma, bilgisayar bilimi ve istatistiğin çeşitli uygulamalarının uzun zamandır katkısı olduğu çok sayıda tekniğe dayanmaktadır. YZ kullanımı bu nedenle bu sürekliliğin bir parçasıdır.

YZ tarafından oluşturulan virüs yapısı tahminleri, bilim insanlarını aylarca süren deneylerden kurtarmıştır. “Devamlı” kurallar ve protein katlanması çalışması için sonsuz kombinasyonlar nedeniyle sınırlı olsa bile, YZ bu anlamda önemli bir destek sağlamış gibi görünmektedir. Amerikan menşeli start-up Moderna, protein katlanması çalışmasının esası ribonükleik asit (mRNA) habercisi olan biyoteknolojideki yetkinliği ile fark yaratmıştır. YZ’nin ayrılmaz bir parçası olan biyoinformatik desteği sayesinde insanlar üzerinde test edilebilen prototip aşının geliştirilmesi için gerekli olan zamanın önemli ölçüde azaltılması sağlandı.

Benzer şekilde, Çin teknoloji devi Baidu, Oregon Eyalet Üniversitesi ve Rochester Üniversitesi ile ortaklaşa, aynı protein katlanmasını incelemek için Şubat 2020’de Linearfold tahmin algoritmasını yayınladı. Bu algoritma, bir virüsün ikincil ribonükleik asidinin (RNA) yapısını tahmin etmede geleneksel algoritmalardan çok daha hızlıdır ve bilim insanlarına virüslerin nasıl yayıldığı hakkında ek bilgi sağlamaktadır. Covid-19’un RNA dizisinin ikincil yapısının tahmini bu nedenle 55 dakika yerine 27 saniye içinde Linearfold tarafından hesaplanmaktadır (Baidu, How Baidu is bringing AI to the fight against coronavirus, MIT Technology Review, 11 March 2020). Google’ın ana şirketi olan Alphabet’in bir yan kuruluşu olan DeepMind, koronavirüs protein yapısının tahminlerini AlphaFold AI sistemi ile paylaştı(J. Jumper, K. Tunyasuvunakool, P. Kohli, D. Hassabis et al, Computational predictions of protein structures associated with COVID-19, DeepMind, 5 March 2020). IBM, Amazon, Google ve Microsoft ayrıca epidemiyoloji, biyoinformatik ve moleküler modelleme konusunda büyük veri kümelerini işlemek üzerine sunucularının bilgi işlem gücünü ABD yetkililerine temin etmiştir (F. Lardinois, IBM, Amazon, Google and Microsoft partner with White House to provide compute resources for COVID-19 research, Techcrunch, 22 March 2020).

*Bu yayın, medyadan ve diğer mevcut kamu kaynaklarından makalelere kapsamlı bir genel bakış sunmayı amaçlamaktadır. CAHAI ve Avrupa Konseyi’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.

 

Yazının orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.coe.int/en/web/artificial-intelligence/ai-and-control-of-covid-19-coronavirus

Tıbbi Veriler: Yapay Zeka ile Çıkarımsanan Sağlık Bilgileri

 

Tıbbi Veriler: Yapay Zeka ile Çıkarımsanan Sağlık Bilgileri

 

Mason Marks

Gonzaga University  

School of Law

2020

 

 

Özet

“Yapay zeka (YZ), davranışlar ile sağlık durumlarının belirgin bir bağlantısı olmasa bile sağlık verilerini insanların davranışlarından çıkarabilir. YZ bulaşıcı hastalıkların yayılmasını izlemek için sosyal medyayı analiz edebilir, hamile kişileri belirlemek için perakende alımları inceleyebilir ve kimin intihar girişiminde bulunabileceğini tahmin etmek için insanların hareketlerini izleyebilir. YZ’ye yönelik bu özellikler muhtemeldir çünkü modern toplumlarda, insanlar sürekli olarak evlerde, işyerlerinde, okullarda ve kamusal alanlarda internet özellikli cihazlarla etkileşime girer ve bu cihazlar giderek daha fazla gözetim için tasarlanmaktadır. Akıllı telefonlar insanların nerede olduklarını takip eder, giyilebilir cihazlar fiziksel aktivitelerini izler, akıllı hoparlörler seslerini kaydeder ve kameralar yüz ifadelerini gözlemler. Bu cihazlara günlük olarak sürekli maruz kalmak, insanların teknoloji ile etkileşimlerinin elektronik kalıntıları olan milyonlarca dijital iz üretir.

Dijital izler kim olduğumuza, neler yaptığımıza ve neler yapabileceğimize dair bir fikir verir. Bununla birlikte, ham formlarında, nadiren çok ilginç veya faydalıdırlar; kişinin perakende alımları ve internette gezinme alışkanlıkları nispeten sıradan bilgilerdir. Bilim adamları, şirketler ve devlet kurumları onlardan faydalanmadan önce, bu izleri değerlerini artırmak için dönüştürmelidirler. Dijital izlerin sağlık bilgisine dönüştürülmesi, tıbbi veriler için madencilik olarak adlandırılır, çünkü yapay zeka ile analiz yoluyla, dijital izler ve insanların sağlığı arasındaki bağlantılar, sanki sihir gibi beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar.

Bu makale oluşturulan tıbbi verilerin hastalardan sağlık hizmeti sağlayıcılarına gönüllü olarak iletilen geleneksel tıbbi verilerden farklı olarak yeni bir tür sağlık bilgisi olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Tıbbi veri tabanlı profil oluşturma ve tahminlerin uyuşturucu krizi, artan intihar oranları ve silah şiddetinin yüksek yaygınlığı gibi halk sağlığı sorunlarına çözüm olarak nasıl giderek daha fazla bilinir olduğu anlatılıyor. Ancak, tıbbi veri tabanlı profil oluşturmanın işe yaradığını gösteren çok az kanıt vardır. Daha da kötüsü, önemli zararlara neden olabilir ve mevcut sağlık ile ilgili gizlilik ve veri koruma yasaları, kamu ve özel kuruluşların insanların bilgisi veya rızası olmadan tıbbi veri elde etmesine izin veren boşluklar barındırır.

Makalede tıbbi veri madenciliği süreci ile tıbbi verinin faydaları ve riskleri açıklandıktan sonra, bu yeni ortaya çıkan teknolojiyi kavramsallaştırmanın altı farklı yolu önerilmekte ve etkin bir düzenleme için öncül önerilerle sonuçlanmaktadır. Atılacak potansiyel adımlar arasında dijital izlerin toplanmasının yasaklanması veya kısıtlanması, tıbbi veri madenciliği algoritmalarının düzenlenmesi ve kimlerin bunları kullanabileceğinin sınırlandırılması, üretildikten sonra nasıl kullanılabileceğinin kısıtlaması ve tıbbi veri madenciliği araştırması için etik kurul onayı istenmesi yer alıyor.”

 

Makalenin orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3554118

 

Sorumlu Botlar: Etkileşimli Yapay Zeka Geliştiricileri için 10 Öneri

Sorumlu Botlar: Etkileşimli Yapay Zeka Geliştiricileri için 10 Öneri

Öneriler

  1. Botunuzun amacını tek tek belirtin ve botunuzun sonuçta ortaya çıkacak kullanım durumlarını destekleyip desteklemeyeceğine özellikle dikkat gösterin.

Botunuzun amacı etik tasarımın merkezindedir ve etik tasarım, geliştirmekte olduğunuz botun kullanıma sunulmasında özellikle önemlidir. Sonuç olarak ortaya çıkan kullanım durumları arasında sağlık hizmetleri, eğitim, istihdam, finansman ya da bireyin günlük hayatı üzerinde anlamlı ve önemli bir etkisi olacak hizmetlere erişim bulunmaktadır.

  1. Botları ürününüzün veya hizmetinizin bir parçası olarak kullandığınızda şeffaflığa önem verin.

Kullanıcılar, bot teknolojisini kullanımıyla ilgili şeffaf ve açık bir şirkete güvenir ve botun onların ihtiyaçlarını karşılamak için çalıştığını ve sınırları konusunda net olduğunu anladığında bir botun güvenilirliği daha olasıdır.

  1. İnsan-bot değişiminde, botun yetkinliğini aşan etkileşimlere girmesi durumunda sistem yönetiminin bir insana sorunsuz şekilde geçmesini sağlayın.

Botunuz insan kararı gerektirebilecek etkileşimlere girerse, bu noktada bir insan moderatöre sisteme müdahil olması için bir araç veya kolay erişim sağlayın.

  1. Botunuzu ilgili kültürel normlara saygı gösterecek ve yanlış kullanıma karşı korunacak şekilde tasarlayın.

Botların insan benzeri tutumları olabileceğinden, kullanıcılarla saygılı ve güvenli bir şekilde etkileşimde bulunması; yanlış ve kötüye kullanımı ele alan yerleşik güvenlik önlemlerine ve protokollere sahip olması özellikle önemlidir.

  1. Botunuzun güvenilir olduğundan emin olun.

Botunuzun gerçekleştirmeyi amaçladığı işlev için yeterince güvenilir olduğundan emin olun ve YZ sistemleri olasılıksal olduğundan her zaman doğru cevabı vermeyeceklerini daima göz önünde bulundurun.

  1. Botunuzun insanlara adil davrandığından emin olun.

YZ tabanlı sistemlerin mevcut toplumsal önyargıları sürdürme veya yeni önyargı oluşturma olasılığı, YZ’nin hızlı yaygınlaşması ile ilgili olarak belirlenen en önemli endişelerden biridir. Geliştirme ekipleri, botların tüm insanlara adil davranmasını sağlama konusuna dikkat etmelidir.

  1. Botunuzun kullanıcı gizliliğine saygı gösterdiğinden emin olun.

Gizlilikle ilgili hususlar botlar için özellikle önemlidir. İnsanlar, botlarla etkileşime geçtiğinde kendileri hakkında daha fazla bilgi paylaşabilirler. Ve elbette, botlar her şeyi hatırlayabilir. Tüm bunlar (ayrıca yasal gereksinimler), kullanıcı gizliliğine saygı gösterilmesi amacıyla botları bu temelde tasarlamanızı özellikle önemli hale getirir. Bu, botların nasıl çalıştığı ve botun kullanıcılara kişisel verileri üzerinde ne tür kontroller sunduğu da dahil olmak üzere botların veri toplama ve kullanımına yeterli şeffaflık kazandırmayı içerir.

  1. Botunuzun verileri güvenli bir şekilde işlediğinden emin olun.

Kullanıcılar, verilerinin güvenli bir şekilde işlenmesini bekleme hakkına sahiptir. Botunuzun işleyeceği veri türüne uygun en iyi güvenlik uygulamalarını izleyin.

  1. Botunuzun erişilebilir olduğundan emin olun.

Botlar ancak eğer insanlar için kapsayıcı ve erişilebilir olacak şekilde tasarlanmışlarsa herkese fayda sağlayabilir.

  1. Sorumluluğu kabul edin.

O gün gelecek olsa bile, şu an gerçekten bağımsız hareket edebilen botlardan çok uzaktayız. İnsanlar botların çalışmasından sorumludur.

 

Dokümanın orijinaline aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

https://www.microsoft.com/en-us/research/uploads/prod/2018/11/Bot_Guidelines_Nov_2018.pdf

Yapay Zeka Raporu: Mükemmellik ve güven konusunda Avrupa yaklaşımı

 

Yapay Zeka Raporu

Mükemmellik ve güven konusunda Avrupa yaklaşımı

Brüksel, 19.02.2020

Özet

Yapay zeka (YZ) hızla gelişiyor. Sağlık hizmetlerini iyileştirerek (örn. tanıyı daha kesin hale getirmek, hastalıkların önlenmesini sağlamak),tarım verimliliğini artırarak, iklim değişikliğinin azaltılmasına ve adaptasyonuna katkıda bulunarak, öngörücü bakım yoluyla üretim sistemlerinin verimliliğini yükselterek, Avrupalıların güvenliğini artırarak ve hayal edebileceğimiz diğer birçok yolla hayatımızı değiştirecek. Aynı zamanda, yapay zeka, belirsiz karar verme, cinsiyete dayalı veya diğer ayrımcılık durumları, özel hayatımıza izinsiz girme veya suç işleme amaçlarıyla kullanılma gibi bir dizi potansiyel risk içeriyor.

Sert küresel rekabetin arka planı karşısında, Nisan 2018’de sunulan YZ için Avrupa stratejisini temel alan sağlam bir Avrupa yaklaşımına ihtiyaç duyuluyor. YZ’nin fırsatlarını ve zorluklarını ele almak için AB YZ’nin gelişimini ve kullanımını teşvik etmede Avrupa değerlerine dayalı olarak hareket etmeli ve kendi yolunu tanımlamalıdır.

Komisyon bilimsel atılım sağlamayı, AB’nin teknolojik liderliğini korumayı ve yeni teknolojilerin tüm Avrupalıların hizmetinde olmasını sağlamayı ve haklarına saygı göstererek hayatlarını iyileştirmeyi taahhüt ediyor.

Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, yapay zekanın insani ve etik etkileri konusunda eşgüdümlü bir Avrupa yaklaşımı ve büyük verinin inovasyon için daha iyi kullanılması konusundaki Kılavuzu duyurdu.

Böylece Komisyon, YZ’yi kavramayı teşvik etmek ve bu yeni teknolojinin belirli kullanımlarına ilişkin riskleri ele almak şeklinde düzenleyici ve yatırım odaklı bir yaklaşımı desteklemektedir. Bu Rapor’un amacı, bu hedeflere nasıl ulaşılacağına dair politika tercihlerini belirlemektir. Askeri amaçlarla YZ’nin geliştirilmesine ve kullanılmasına değinmez. Komisyon, Üye Devletleri, diğer Avrupa kurumlarını ve endüstriyi, sosyal ortakları, sivil toplum kuruluşlarını, araştırmacıları, genel olarak kamuoyunu ve ilgili tarafları da içeren tüm paydaşları, Rapor’a karşılık vermeye ve Komisyon’un gelecekte bu alanda vereceği kararlara katkıda bulunmaya davet ediyor.

Raporun tamamını aşağıdaki bağlantı adresinden erişebilirsiniz:

https://ec.europa.eu/info/sites/info/files/commission-white-paper-artificial-intelligence-feb2020_en.pdf

Yapay Zeka: Avrupa Birliği Bakış Açısı

 

Yapay Zeka: Avrupa Birliği Bakış Açısı

 

AB Komisyonu, 2018

 

Özet

Birçok dijital teknoloji sayesinde ekonomimiz ve toplumumuz açısından hızlı bir dönüşüm döneminin başlangıcındayız. Yapay Zeka (YZ) bu değişimin merkezinde yer alıyor ve hayatlarımızı iyileştirmek için büyük fırsatlar sunuyor. Yapay zekadaki son gelişmeler, artan işleme gücünün, algoritmalardaki iyileştirmelerin ve dijital verilerin hacminde ve çeşitliliğinde üstel büyümenin sonucudur. Yapay zeka uygulamalarının çoğu, metin tercümelerinden görüntü tanımaya ve beste yapmaya kadar günlük yaşamımıza girmeye başladı ve giderek sanayi, yönetim ve ticarette kullanılıyor. Bağlantılı ve otonom araçlar ve yapay zeka destekli tıbbi teşhis araçları, yakın zamanda yaygınlaşacak uygulama alanlarıdır. ABD, Çin ve Avrupa arasında yapay zeka konusunda güçlü bir küresel rekabet var. ABD şimdilik liderlik yapıyor, ancak Çin hızlı bir şekilde ona yetişmek üzere ve 2030’a kadar liderlik koltuğuna oturmayı hedefliyor. AB için bu durum, bir yarışı kazanma veya kaybetme değil, yapay zeka tarafından sunulan fırsatları insan merkezli, etik, güvenli ve temel değerlerimize uygun bir şekilde benimsemenin yolunu bulma meselesidir. AB Üye Devletleri ve Avrupa Komisyonu, yalnızca birlikte başarabileceğimizi kabul ederek eşgüdümlü ulusal ve Avrupa stratejileri geliştirmektedir. Araştırma, otomotiv ve robotik gibi bazı endüstriyel sektörlerde liderlik, sağlam bir yasal ve düzenleyici çerçeve ve bölgesel ve alt bölge seviyelerinde de çok zengin kültürel çeşitlilik gibi güç alanlarımız üzerine inşa edebiliriz.

YZ’nin yalnızca sağlam bir bilgi işlem altyapısı ve kaliteli verilerle desteklenmesi durumunda başarılı olabileceği genellikle kabul edilmektedir:

  • Bilgi işlem konusunda, merkezileşmiş imkanlara ek olarak, ortaya çıkan hesaplama paradigmalarına yatırım yapmak için Avrupa’ya bir fırsat penceresi belirledik. Bu, gelecekte 5G’nin yaygınlaşmasını ve Nesnelerin İnterneti’ni de destekleyecektir.
  • Verilerle ilgili olarak, başarılı İnternet şirketlerinden öğrenmeyi, verilere erişimi açmayı ve yalnızca veri yayınlamaktan ziyade kullanıcılarla etkileşimi geliştirmeyi savunuyoruz. Bu şekilde, Avrupa ihtiyaçlarına cevap veren yapay zeka uygulamalarına uygun hale getirmek için verileri zenginleştiren kamu idareleri, firmalar ve sivil toplum ekosistemleri geliştirebiliriz.

Yapay zeka tarafından sağlanan fırsatları eleştirel şekilde benimsemeliyiz. En önde gelen YZ tekniklerinin kara kutu özellikleri, uzmanlar için bile belirsizlik yaratıyor. YZ sistemleri şu anda dar ve iyi tanımlanmış görevlerle sınırlıdır ve teknolojileri, verilerde bulunan iyi tanınan önyargı etkisi gibi insan yaratıcılarının kusurlarını miras alıyor. Yapay zeka eksikliklerine meydan okumalı ve güçlü değerlendirme stratejileri, şeffaf ve güvenilir sistemler ve iyi bir insan-YZ etkileşimi için çalışmalıyız. Etik ve tasarım açısından güvenli algoritmalar, bu yıkıcı teknolojiye güvenmek için çok önemlidir, ancak aynı zamanda sivil toplumun yapay zekaya gömülecek değerler ve gelecekteki gelişim yönleri için daha geniş bir katılımına ihtiyacımız var. Bu sosyal katılım, yerelden, ulusala ve Avrupa’ya kadar tüm seviyelerde kurumlar, endüstri ve sivil toplum karşısında güçlenme çabasının bir parçası olmalıdır. Yerel beceri, bilgi işlem, veri ve uygulama ekosistemlerinin geliştirilmesi, yerel toplulukların katılımını teşvik edebilir, onların ihtiyaçlarına cevap verebilir, yerel yaratıcılık ve bilgi birikiminden yararlanabilir ve insan merkezli, çeşitli ve sosyal güdümlü bir yapay zeka oluşturabilir. YZ’nin düşünme şeklimizi, karar alışımızı nasıl etkileyeceği, birbiri ile nasıl ilişkilendirileceği ve işimizi nasıl etkileyeceği hakkında hala çok az şey biliyoruz. Bu belirsizlik endişe kaynağı olabilir, fakat aynı zamanda bir fırsat işaretidir. Gelecek henüz yazılmadı. Sahip olmak istediğimiz geleceğin ilişkin kolektif vizyonumuza dayanarak onu şekillendirebiliriz. Ama birlikte hareket etmeli ve hızlı davranmalıyız.

 

Raporun tamamına aşağıdan ulaşabilirsiniz:

https://ec.europa.eu/jrc/en/publication/artificial-intelligence-european-perspective

Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

 

 

Yrd. Doç. Dr. Sinan Altunç

Bahçeşehir Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı

 

 

 

 

Giriş

“Hukukun hayatın her alanında var olduğu, Hukuk Fakültesi’ne adımını atan her öğrenciye öğretilen bir bilgidir. Bu anlamda günlük hayatımızda meydana gelen değişiklikler beraberinde kendine özgü kuralları da getirir. Bu husus teknoloji bakımından da geçerlidir. Ancak hukukun teknolojik gelişmeleri takip edebilmesi her zaman kolay olmamaktadır. Diğer bir deyişle hukuk, teknolojinin hızına ayak uyduramayabilmektedir. Hatta teknolojideki gelişmeleri takip etmeye niyetlenen bir hukukçunun, kendisini bir bilim kurgu romanının içindeymiş gibi hissetmesi de mümkün olmaktadır. Çalışmamız okuyanda da bu hissiyatı yaratacak bir konuya sahiptir.

Robot ve yapay zeka kavramları genellikle bilim kurgu eserlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda aşina olduğumuz bu iki kavramın hukuk ile, özellikle de ceza hukuku ile ilişkisi ise bir o kadar alışkın olmadığımız bir mevzudur. Günümüzde ceza hukuku bakımından önemini çok da hissettirmeyen bu iki kavramın, önümüzdeki yıllarda etkisinin büyük olacağı kanaatindeyiz.

Böylesine disiplinler arası bir konuda çalışma yapmanın hukuk eğitimi almış bir kişi açısından en başta gelen zorluğu, meselenin hukuki olmayan tarafı hakkında da bilgi sahibi olmaktır. Nitekim çalışmamızın başında, robot ve yapay zeka kavramları ile ilgili birtakım bilgiler verilmiş ve bu kavramların ceza hukuku bakımından ne gibi etkilerinin olabileceğinden söz edilmiştir.

Bir başka husus ise, değişik olasılıklar çerçevesinde konuyu ele almaktır. Bu bakımından, robotların kullanılma şekillerine göre ceza hukukunun ne suretle devreye gireceğine dair düşüncelere yer verilmiştir. Çalışmamızda, yapay zeka sahibi robotların kendilerini programlayan ve/veya kullananlardan bağımsız bir şekilde ceza sorumluluklarının olup olmayacağı meselesi tartışılmıştır. Bu bağlamda, karşılaştırmalı hukukta da örneklerini gördüğümüz üzere, robotların durumunu tüzel kişilerin ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler çerçevesinde ele alan görüşlerden de yararlanılmıştır. Ancak bir adım daha ileri giderek, tüzel kişiler modelinin de ötesinde birtakım görüşler paylaşılmıştır.”

Makalenin tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://www.researchgate.net/publication/336406393_Robotlar_Yapay_Zeka_ve_Ceza_Hukuku

Yapay Zekanın Buluşlarının Patentlenmesi

 

Yapay Zekanın Buluşlarının Patentlenmesi

 

 

 

 

Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL

Dokuz Eylül Üniversitesi

2018

 

 

 

Özet

“Günümüzde robotlar, insansız hava araçları, insansız otomobiller, bulut bilişim ve nesnelerin İnterneti başta olmak üzere teknolojik gelişmelerle ilgili haberler sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu teknolojik gelişmelerden bir tanesi olan yapay zekânın günlük hayatımızda ve elbette hukuki düzenlemelerde büyük değişikliklere neden olacağı açıktır. Yapay zekânın zaman içinde medeni hukuk, ceza hukuku, sorumluluk hukuku ile ilgili düzenlemeleri etkileyeceği öngörülmektedir. Yapay zekânın etkileyeceği alanlardan bir tanesi de fikri mülkiyet haklarıyla ilgili düzenlemelerdir. Yapay zekâlı makinelerin yaptığı buluşlarda patent hakkı sahibinin kim olması gerektiği çözülmesi gereken karmaşık bir sorundur. Çalışmada öncelikle yapay zekânın ne olduğu açıklanmış daha sonra yapay zekânın buluş yapması halinde buluşçunun kim olacağı hakkındaki tartışmalara ver verilmiştir. Son olarak patent hukuku alanında futuristik/gelecekçi bir yaklaşımla nasıl düzenlemeler yapılması gerektiğine değinilmeye çalışılmıştır.”

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/495005

Yapay Zeka AR-GE Gelişmeleri: 2016-2019 İlerleme Raporu

 

Yapay Zeka AR-GE Gelişmeleri: 2016-2019 İlerleme Raporu

Kasım 2019

Özet

Amerika Birleşik Devletleri’nin yapay zeka (YZ) ulusal stratejisi, yapay zekadaki küresel liderliği korumak için araştırma ve geliştirmeyi (AR-GE) en önemli öncelik olarak tanımlamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, büyük ölçüde güçlü Ar-Ge ekosistemi sayesinde YZ inovasyonunda dünyaya öncülük etmektedir. Federal aktörler, misyonlarıyla örtüşen alanlarda, dünya standartlarında araştırma programına yatırım yaparak YZ inovasyonuna önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır.

Bu 2016–2019 Yapay Zeka Ar-Ge İlerleme Raporu (“2016–2019 İlerleme Raporu”), aktörlerin Federal YZ Ar-Ge konusunda sunmak için kaydettiği önemli ilerlemeyi belgelemektedir.

Federal araştırma yatırımlarına rehberlik etmek, Planın 2016 versiyonunu temel alan Ulusal Yapay Zeka Araştırma ve Geliştirme Stratejik Planı: 2019 Güncellemesi’dir (“2019 Planı”). 2019 Planı sekiz ulusal YZ Ar-Ge stratejisini ortaya koymaktadır:

Strateji 1: Yapay zeka araştırmalarına uzun vadeli yatırımlar yapma

Strateji 2: Yapay zeka-insan etkileşimi için etkili yöntemler geliştirme

Strateji 3: Yapay zekanın etik, hukuki ve sosyolojik etkilerini ele alma ve anlama

Strateji 4: Yapay zeka sistemlerinin güvenliğini ve emniyetini sağlama

Strateji 5: Yapay zeka eğitimi ve testi için ortak kamu veri kümeleri ve ortamları geliştirme

Strateji 6: Yapay zeka teknolojilerini kıyas ve standartlar aracılığıyla ölçme ve değerlendirme

Strateji 7: Ulusal Yapay Zeka Ar-Ge iş gücü ihtiyaçlarını daha iyi anlama

Strateji 8: Yapay zekadaki ilerlemeleri hızlandırmak için kamu-özel sektör ortaklıklarını genişletme

Bu 2016-2019 İlerleme Raporu, YZ araştırmasını önce strateji, sonra sektörlere göre vurgulamakta ve devamında, hükümete genel bir bakış sağlayan bireysel katkıları açıklayan destekleyici detaylar içermektedir. Program ve faaliyetlerin çeşitliliği, yapay zekadaki Federal yatırımların dikkate değer genişliğini ve derinliğini yansıtmaktadır. Bu rapor sadece Federal Ar-Ge’nin geniş temalarını vurgulamakla kalmayıp, aynı zamanda alanı geliştiren bireysel YZ Ar-Ge atılımlarını vurgulayan açıklayıcı örnekler sunmaktadır. 

Bir bütün olarak ele alındığında, 2016-2019 İlerleme Raporu aşağıdaki temel mesajları içermektedir:

  1. Federal Hükümet, alanı dönüştürebilecek yenilikçi YZ kavramlarına önemli bir yatırım yapmaktadır.
  2. Birleşik Devletler, ulusal YZ Ar-Ge stratejisi ile tutarlı olarak, YZ’ye yatırım yapan geniş Federal kurum yelpazesinden önemli ölçüde faydalanmaktadır.
  3. Federal yatırımlar toplumumuzu daha iyi hale getirmek için devrim yaratan etkili atılımlar yaratmaktadır.

Bütün olarak ele alındığında, bu raporda açıklanan yatırımlar, Federal Hükümetin Ar-Ge sayesinde Amerika’nın YZ yeteneklerini nasıl geliştirdiğini göstermekte ve bu yetenekler gelecek yıllar için Amerikan halkının refahını, güvenliğini, emniyetini ve yaşam kalitesini artırmasını sağlamaktadır.

 

Raporun tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

Yapay Zekâ Çağında Hukuk

 

Yapay Ze Çağında Hukuk

 

İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları

2019

 

Türkiye’nin ilk hukuk ve yapay zekâ kesişimini ele alan raporudur. Yapay zekâ yazılımları çeşitli donanımlar üzerinde çalışan ve veriden öğrenen yazılımlardır. Yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için ilk adım verilerin toplanmasıdır. Verilerin güvenli bir şekilde depolanması, aktarılması, etik algoritmalar ile anlamlandırılması ve günlük hayattaki problemlerin çözülmesi ve özellikle rutin işleri otomatikleştirerek insanın zaman kaybının minimize edilmesi hedeflenmektedir. Verilerin toplanmaya başlandığı andan sistemin gerçek hayatta çalışma sürecine kadar hukuk kurallarının ışığında ilerlemeye ihtiyaç vardır. Aynı şekilde yapay zekâ sisteminin insan ile etkileşimde olduğu her durum, hukuk alanında da yansımalar bulacaktır. Bunun yanında, hukukun kendisi de yapay ze sistemleri ile çözümler gerektiren bir alandır. Özellikle dosya tasnifi, karar destek sistemi gibi uygulamalar ile yapay zekâ, hukuk alanına destek olabilecektir. Bu konu ile ilgili uluslararası örneklere raporda yer verilmektedir.

Bu rapor, yapay zekâ çağı olarak tanımlanan 21. yüzyılda Türk Hukuk sisteminde teknolojiye yakınlaşma ve adaptasyon sürecini hızlandıracaktır. Birçok yeni adımın atılmasına öncü olması için alanında uzman kişilerin birlikte çalışması ile kaleme alınmıştır. Baroların iş birliği ve yapay zekâ alanında çalışan akademisyenlerin katkıları ile yayınlanan ilk yapay zekâ ve hukuk temalı çalışma olması dolayısıyla bir kat daha önem kazanan bu rapor, Türk Hukukunda teknoloji ve özellikle yapay zekâ uygulamalarının kullanımının bugünkü durumunu analiz etmektedir. Yapay zekâ sistemlerinin kullanım alanlarıyla ilgili hukuki anlamda atılması gereken adımlar hakkında yol göstermek bu raporun amaçlarındandır. Aynı zamanda ilerleyen yıllarda benzer çalışmaların yapılması için örnek teşkil etmesi ve öncü olması da hedeflenmektedir.

Bu rapor üç bölüme ayrılmıştır. Birinci Bölüm’de yapay zekânın ne olduğunun doğru bir şekilde anlaşılması için doğuşundan günümüze gelişi ve mihenk taşları üzerinde durulmaktadır. Günümüzde yapay zekâdan beklenenler vurgulanmaya çalışılmaktadır. Hukuk ve teknoloji ilişkisinden bahsedilmekte ve hukuk teknolojilerinde yapay zekânın kullanımı hakkında örneklere yer verilmektedir. Bununla birlikte hukuk fakültelerinde teknolojiye adaptasyon için nasıl bir dönüşüm gerektiği üzerine çıkarımlar yapılmaktadır. Hukuk fakültelerinin dönüşümünde disiplinler arası çalışmanın önemi şiddetle vurgulanmaktadır. Ancak tüm bu süreçte yapay zekâ konusunda çalışan uzman sayısının yetersiz olduğunun altı çizilmekte; ayrıca yine bu alanda uzman yetiştirmenin de bir başka önemli konu olduğu raporlanmaktadır.

İkinci Bölüm’de Türkiye özelinde avukatlık mesleği açısından teknolojinin güncel kullanımıyla ilgili gözlemler yapılmaktadır. Avukatların mesleklerini daha iyi icra edebilmeleri için teknolojinin hızlı gelişimine adapte olması ve bu hususta baroların ise mesleki gelişim için adımlar atması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Özellikle barolar ve üniversitelerin iş birliği içinde olması vurgulanmaktadır. Bunun sadece Türkiye’deki barolar ile sınırlı kalmaması, yurt dışındaki baro ile de iş birliği modellerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

Üçüncü Bölüm’de Türk Hukuku ve yapay zekâ kavramının birleştiği alanlar üzerinde durulmaktadır. Hukuk ve yapay zekânın kesiştiği güncel tartışmalara Türkiye ve dünyadan örnekler verilmektedir. Yapay zekâ sistemleri, hukuki ve cezai sorumluluk kavramı üzerine hassasiyetle değinilmektedir. Özellikle insansı robotların hukuki kişilikleri olup olmaması üzerinde durulmaktadır. Raporun ilerleyen başlıklarında iş hayatında işverenlerce çalışanların gözetlenmesi amacıyla kullanılan yapay zekâ sistemlerinin doğuracağı hukuki sonuçlar kaleme alınmaktadır. Güncel örnekler ışığında, ceza yargılamasında delil tespiti aşamasında yapay zekâ kullanımının etkisinden bahsedilmekte ve Türk Hukuku açısından önerilerde bulunulmaktadır. İlerleyen başlıklarda yapay zekâ yazılımlarının fikri mülkiyet açısından değerlendirilmesi yapılmaktadır. Akabinde ise son yıllarda savaş alanlarında kullanımı artan otonom silahlardaki gelişmelere ve bunlara yönelik hukuki analizlere yer verilmektedir. Son olarak, yapay zekânın hukuki düzenlemesinde Türk Hukuku açısından nasıl bir yaklaşım izlenmesi ile ilgili görüşlere yer verilmektedir.

 

Raporun tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/Yapay_Zeka_Caginda_Hukuk2019.pdf

 

i

2019 Yılında Yapay Zeka Konusunda Neler Oldu?

 

2019 Yılında Yapay Zeka Konusunda Neler Oldu?

 

 

2019’da da en çok konuştuğumuz konulardan biriydi. Aslında geçtiğimiz yıl, teknolojik gelişmelerin yaşanmasından ziyade mevcut teknolojinin yanlış ve etik dışı kullanımının yarattığı sonuçlarla yüzleşme ve bunlara karşı tepki gösterme yılıydı diyebiliriz.

Kişisel verilerin güvenliği gündemdeki önemli konulardan biri oldu. Facebook’un kullanıcı verileri ile ilgili skandalları da yine devam etti. HUD, Facebook’un kullanıcıların kişisel verilerini konut reklamlarını kimlerin görüntülediğini belirlemek için kullandığını iddia etti -reklam verenin böyle bir amacı olmasa bile-. Bu durumun ise kişileri aile, yalnız yaşayan, Hristiyan olmayan gibi kategorilere dahil ederek ayrımcılığa yol açtığı vurgulandı. Türkiye’de de Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından, kamuoyuna “fotoğraf API” olarak yansıyan veri ihlali dolayısıyla gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı anlaşılan Facebook hakkında 1.100.000 TL; ayrıca Kanunun en kısa sürede bildirim yapılması gerektiği hükmüne aykırı hareket edilmesi ile ilgili 550.000 TL idari para cezası verilmişti.

2019’un belki de en önemli gelişmelerinden biri San Francisco tarafından yüz tanıma sistemlerinin kullanımının yasaklanması oldu. Söz konusu yasak, şehir polisi ve bölge şerif departmanı da dahil olmak üzere devlet kurumlarını kapsamakla birlikte; telefonun ekran kilidini açmak için kullanılan sistemler bunların dışında tutulmuştu. Bu durum hükümetlerin gelişen teknolojileri bireyler üzerinde baskıcı ve ayrımcı bir amaçla kullanmaması adına önemli bir adım oldu. İlerleyen aylarda Oakland ve Sommerville tarafından da yüz tanıma yasaklandı.

Yüz tanıma sistemlerinin şirketler tarafından da yoğun şekilde kullanıldığı bir yıldı. Ocak ayında hissedarları Amazon’un elinde bulundurduğu yüz tanıma verilerini hükümete satmaması yönünde baskı yaptı.

ABD HAVA KUVVETLERİ YAPAY ZEKA STRATEJİ PLANINI AÇIKLADI

İklim değişikliği konusundaki tartışmalar da gündemdeydi. Greta Thunberg’in Birleşmiş Milletler’deki konuşması ile daha da alevlenen bir hal aldı. Büyük teknoloji şirketleri de iklim değişikliği konusunda harekete geçti. Google ve Microsoft şubat ayında en büyük petrol şirketlerinden bazılarına otomasyon, bulut ve yapay zeka hizmetleri sağlamak için adımlar attı. Bu sayede, toplumda artan farkındalıkla beraber, petrol ve doğalgaz çıkarılmasında yüksek verimlilik sağlayan ve çevreye duyarlı teknolojilerin geliştirilmesi hedeflenmekte.

Savunma alanında da yapay zekanın kullanımına yönelik gelişmeler yaşandı. ABD Hava Kuvvetleri yapay zeka strateji planını açıkladı. Yapay zekanın ticari kullanımlarının devletçe kontrol edilemez bir aşamada olduğu dile getirilirken, yapay zeka konusunda bugün atılacak adımların ilerleyen dönemde ülkeyi güçlendirebileceği gibi köleleştirebileceğinin de vurgusu yapıldı.

Yapay zeka sistemlerinin kullanımından doğan olumsuz sonuçların önüne geçmek adına Avrupa’da da birtakım adımlar atıldı. Avrupa Konseyi yapay zeka ve veri koruması üzerine kılavuz ilkeler yayınladı. Kılavuz ilkeler, yapay zeka uygulamaları geliştirirken insanlık onuru, insan hakları ve kişisel verilerin korunması gibi hakların güvenceye alınmasına vurgu yapmakta. Kılavuz, ayrıca geliştiriciler için de yol göstermekte; buna göre, geliştirme aşamasında ihtiyaç fazlası verileri azaltıp modelin doğruluğu yeni verilerle beslenerek değerlendirmeli.

Avrupa Komisyonu ise yapay zekanın etik kullanımına yönelik bir kılavuzyayınladı. 2018’de hazırlanan taslak metin kamuoyunun görüş ve önerilerine açılmıştı. Nisan ayında yayınlanan nihai metinde şu vurgular yer aldı:

  • Yapay zeka sistemlerini adalet ve şeffaflık açısından etik ilkelere uyacak şekilde geliştirin, uygulayın ve kullanın.
  • Çocuklar, engelliler ve diğer dezavantajlı gruplar bakımından olan kullanımlarda daha özenli davranın.
  • Demokrasi, hukukun üstünlüğü, adaletin sağlanmasında olumsuz etkiler yaratabileceğini de göz önünde bulundurarak gerekli önlemleri alın.

İngiltere Veri Koruma Otoritesi (ICO) ve Alan Turing Enstitüsü’nün ortak hazırladığı kılavuz da yapay zeka ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin önemli bir gelişme oldu. Yapay zeka kullanımından etkilenen kişiler bakımından bu süreçlerin açıklanabilir olması için pratik tavsiyeler içermekte. Özellikle şirketin teknik ve uyum ekipleri ile DPO’ya yol gösterici olması hedeflenmekte.

TOPLUMSAL ETKİLERİNE ODAKLANILMAYA BAŞLANDI

Türkiye’de de yapay zekanın hukuki etkilerine yönelik üç büyük baronun -İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları- birlikte kaleme aldığı “Yapay Zeka Çağında Hukuk” raporu yayınlandı. Ağustos ayında kamuoyunun yorum ve görüşlerine açılan taslak metin aralık ayında İstanbul Barosu’nda düzenlenen bir etkinlikle kamuoyuna duyuruldu. Metin, Türkiye’de yapay zeka ve hukuk konulu ilk rapor olma özelliğini taşımakta.

Yazının tamamı için:

https://www.siberbulten.com/makale-analiz/2019-yilinda-yapay-zeka-konusunda-neler-oldu/

1 2 3 4 5 15