Yapay Zekalı Varlıklar ve Ceza Hukuku

 

Yapay Zekalı Varlıklar ve Ceza Hukuku

 

criminal law and AI stock ile ilgili görsel sonucu

 

Hakan Aksoy

Doktora Öğrencisi

İstanbul Üniversitesi

2021

 

 

 

Özet

 

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekâlı varlıklar gündelik hayatımızın hemen her alanında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde insanların hizmetine sunulan ve işlerini kolaylaştıran bu varlıkların, gelecekte insan statüsü elde edecekleri ve bazı meslekleri yapabilecekleri öngörülmektedir. Bu gelişmeler beraberinde bazı hukuki ve cezai soruları da getirmektedir. Yapay zekâlı varlıkların hukuki statülerinin ne olduğu, kullanımları sebebiyle oluşabilecek suçlarda cezai sorumluluğun kime ait olacağı ve ceza yargılamasındaki rollerinin ne olduğu cevaplanması gereken sorular arasında yer almaktadır. Çalışmanın amacı ortaya çıkan bu sorular üzerinde yasal düzenlemeler dikkate alınarak genel bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmanın metodolojisi literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma neticesinde, yapay zekâlı varlıkların ‘eşya’ statüsünde oldukları, kullanımları nedeniyle ortaya çıkan suçlardan sorumlu tutulamayacakları ve ceza yargılamasına önemli katkıları olsa da yargılamanın süjelerinin (hâkim, savcı, avukat) yerini alamayacakları sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu kapsamda mevcut hukuki düzenlemeler ortaya çıkacak sorunları büyük oranda çözebilecek yeterliliktedir. Ancak yapay zekâlı varlıkların tamamen otonom ve bilinçli bir varlık olarak ‘insan’ statüsü elde etmeleri durumunda hukuk sistemimizde köklü değişiklikler yapılması gerekecektir.

 

Makalenin orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinden bulabilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1293489

Türk Fikri Haklar Hukuku Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır Mı?

Türk Fikri Haklar Hukuku Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır Mı?

 

Image for post

 

 

 

Dr. Hasan Kadir YILMAZTEKİN

Türkiye Adalet Akademisi

GSÜHFD, 2020; 2: 1513-1586

 

 

 

 

 

Mario Klingemann tarafından YZ ile oluşturulan portre

 

 

Özet

 

“Yapay zekâ, şimdilerde hayatımızın içinde geniş ve önemli bir yer tutuyor. Apple’ın Siri’sinden Tesla’nın sürücüsüz arabasına ve Amazon’un Alexa’sına dek yapay zekâ taşıyan araçlarla donatılmış bir dünyada yaşıyoruz.

Yapay zekâ ile çalışan teknolojinin gelişi hayatımızı giderek artan bir şekilde kolaylaştırıyor. Yapay zekâ, getirdiği teknolojik yeniliklerle ekonomimizi ve refahımızı da şekillendiriyor.

Günümüzde yapay zekâ teknolojileri, fikri hakların konusunu oluşturabilecek birçok fikrî ürün meydana getirebiliyorlar. Bir yapay zekânın eser yaratmadaki kapasitesi ve kabiliyeti, bunlar üzerindeki fikrî mülkiyet haklarına kimin sahip olacağı sorusunu gündeme getiriyor: Yapay zekâ taşıyan cihazı kiralayan veya programcıyla sözleşme yapan kullanıcı mı? Programcı mı? Yoksa yapay zekâ cihazının kendisi mi eser sahibi olacaktır? Veya o eser insan ve bilgisayarın ortak bir çalışması olarak mı kabul edilecektir?

Bu çalışmada, bu soruların cevabını Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık Hukuku ve daha kapsamlı olmak üzere Türk Hukuku bakımından arayacağız. Özetle bu çalışma, Türk fikrî haklar hukuku bakımından bu tarz eserler bakımından bir takım politika önerileri getirmektedir. Çalışmada, özellikle yapay zekâ tarafından meydana getirilen eserlerde, bu teknolojiler etrafındaki ilgili “insan” aktörlerden fikrî hakların sahibi olabilecek olanları tespit etmek için üç-aşamalı bir test üzerine kurulu bir çözüm önerisi ve model hukuk normları önerilmektedir.”

 

 

Makalenin orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinden bulabilirsiniz:

https://dosya.gsu.edu.tr/docs/hukukfakultesi/tr/fakultedergisi/GSUHFD-2020-2.pdf

GSUHFD-2020-2.pdf erişimi için tıklayın

Yapay Zekanın Yargı Sistemlerinde Kullanılmasına İlişkin Avrupa Etik Şartı

 

Yapay Zekanın Yargı Sistemlerinde Kullanılmasına İlişkin Avrupa Etik Şartı

 

global network artificial intelligence ethics

 

Gizem YILMAZ

Marmara Avrupa Araştırmaları Dergisi

Cilt 28, Sayı 1

2020

 

 

 

Özet

 

Yapay zekâ, bugün kullandığımız pek çok teknolojinin içinde bulunmakla birlikte verilerin analizi ve saklanması ile sistemler arası kurduğu bağlantılar sayesinde yargı organlarının işini de kolaylaştırarak adalet sistemine hizmet etmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde ve Çin’de, avukat robotlar ile hukukî danışmanlık hizmeti verildiği ve karar verme yetisine sahip yapay zekâ yazılımlarının geliştirildiği görülmektedir. Yapay zekânın yetkilerinin artırılması ve kullanımının bu kadar yaygınlaşması ise beraberinde güvenilirliğinin sorgulanmasına ve taşıdığı risklerin tartışılmasına yol açmaktadır. Öyle ki, yapay zekâ yazılımlarının yol açacağı zararların tazmini bakımından sorumluluğun kime veya neye ait olacağı konusu bile tek başına hukuk sistemlerinde yeni kabuller gerektirmektedir. Yapay zekânın hayatımıza dâhil olduğu bu yeni toplum modeline yön verecek hukuk kurallarının hangi eksende düzenlenmesi gerektiği ise benimsenecek etik kurallar çerçevesinde belirlenecektir. Avrupa Birliği, yapay zekâ ile insan hakları arasındaki etik prensiplerin oluşturulması ve yapay zekânın yargı sistemlerinde kullanılması için önemli bir adım atmıştır. Bu anlamda, önce yapay zekâ teknolojilerinin hukuk dünyasında yargılamaya hizmet ederken tâbi olacağı kuralları belirlemek üzere bir İşbirliği Bildirgesi oluşturmuş, sonra ise “insan odaklı etik” anlayışıyla Yapay Zekâ Etik Şartı’nı yayımlamıştır. Bu iki temel metin, Avrupa Birliği’nde bundan sonraki yapay zekâ çalışmalarına ışık tutacak nitelikte olduğundan özel bir öneme sahiptir.”

 

 

Makalenin orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://avrupa.marmara.edu.tr/dosya/avrupa/mjes%20arsiv/vol%2028_1/2_Gizem_Yilmaz.pdf

Alan Turing’in Toplumbilimsel Düşünü: Toplumsal Bir Düş Olarak Yapay Zeka

 

Alan Turing’in Toplumbilimsel Düşünü:

Toplumsal Bir Düş Olarak Yapay Zeka

Çağatay Topal

DTCF Dergisi, 2017

 

Özet

“C. Wright Mills, toplumbilimsel düşünü, en yakın ile kişisellikten en uzak olanı ilişkilendirebilme yeteneği olarak görür. Mills’e göre, kişisel sorunlar ile toplumsal meseleler arasında zorunlu bağlantılar vardır. Bir sosyolog kişisel yaşam öyküleri ile tarihin hikâyesi arasındaki bağların izini sürebilmelidir. Toplumbilim bir iş olduğu kadar bir yaşam pratiği olduğu için, toplumbilimsel düşün duyarlılık, sadakat ve sorumluluk gerektirir. Şu halde toplumbilim aslında potansiyel olarak herkesin gerçekleştirebileceği bir pratiktir. Burada önemli olan toplumbilimsel düşünün ve duyarlılığın varlığıdır. Bu duyarlılık, geniş veya sınırlı, bir toplumsal düşü resmedebilme yeterliliğini işaret eder. Bu yazı, kimilerince modern bilgisayar teknolojisinin kurucusu olarak kabul edilen Alan Turing’in toplumbilimsel düşününün izini sürmeyi amaçlamaktadır. Turing’in bilimsel çabalarının tarihi kendi yaşam öyküsü ile yaşamı ve işi arasındaki güçlü bağlantıları açık edecek şekilde iç içe geçmiş durumdadır. Onun duyarlı, adanmış ve sorumlu tavrı farklı durumlarda karşımıza çıkar. Bu yazı, Turing’in toplumbilimsel düşününü değerlendirebilmek amacıyla yapay zekâ örneğine odaklanmaktadır. Yazı, Alan Turing’in bir toplumsal hayal resmedilme duyarlılığı ve düşününe sahip olduğu iddiasından hareket etmektedir. Turing’in bu düşününü yapay zekâ örneğinde kalarak analiz etmek üzere, metin C. W. Mills’in toplumbilimsel düşün analizinin, diğer özelliklerinin yanında, üç çehresine başvurur: (1) en yakın ve kişisel olan ile en uzak ve en az kişisel olan arasındaki ilişkiyi vurgulamak; (2) yeni duyular geliştirmek ve duyarlılık alanları açmak; (3) toplumsal bir resim hayal edebilmek. C. W. Mills’in işaret ettiği üç çehreyi kullanarakmTuring’in biyografisini ve ardından Turing’in matematiksel ama aynı zamanda toplumbilimsel imgelemini ve bu imgelemin bir ürünü olarak yapay zekâyı analiz eden metin, eş zamanlı olarak C. W. Mllls’in toplumbilimsel imgelem kavramının farklı açılımlarını yine yapay zekâ üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır.”

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

Kamu Sektöründe Yapay Zeka Yönetişimi

 

Kamu Sektöründe Yapay Zeka Yönetişimi

 

Author links open overlay pane

 

Maciej Kuziemski, Berkman Klein Center for Internet and Society, Harvard Üniversitesi

GianlucaMisuraca, AB Komisyonu, Ortak Araştırma Merkezi, Dijital Ekonomi Birimi

Nisan 2020

 

 

 

Özet

“Yapay zekanın geniş çapta benimsenmesi ile oluşan yeni sosyo-ekonomik şartları anlama çabası, hayatın neredeyse her adımını kapsayan çok çeşitli sonuçlarıyla bu durumu haklı çıkarmaktadır. Ancak, kamu sektörünün durumu acı bir çözümsüz çelişkidir: vatandaşları potansiyel algoritmik zararlardan koruma yükümlülükleri, kendi verimliliğini artırma ile çelişmekte veya başka bir deyişle – algoritmalar tarafından yönetilirken algoritmaları yönetme durumu ortaya çıkmakta-. Böyle bir ikili rolün mümkün olup olmadığı bile bir tartışma konusu olmuştur. Algoritmaların içsel özelliklerinden kaynaklanan ve onları uzun süredir hükümetler tarafından benimsenen diğer dijital çözümlerden ayıran sorun, kural tabanlı programlamanın bulunmadığı dışsallıklar oluşturmaktadır. Kamu sektöründe otomatik karar verme sistemlerini uygulamaya yönelik baskılar arttıkça, mevcut veri yönetişim rejimleriyle ilgili olarak bu makale, YZ’nin kamu sektöründe nasıl kullanıldığını ve ulusal mevzuat uygulamalarının mevcut güç dengesizliğini nasıl şiddetlendirebildiğini incelemektedir. Bu amaçla makale, Kanada’da göç süreçleri kontrol sisteminin güçlendirilmesi için YZ kullanımı; Polonya’da iş ve işçi bulma hizmetlerini “optimize etme” ve Finlandiya’da dijital hizmet deneyimini “kişiselleştirme” ile ilişkili hukuk ve politika araçlarını araştırarak YZ kullanımının kamu sektöründeki potansiyel etkisini değerlendirmek için ortak bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu savunmaktadır. Bu bağlamda, makale otomatik karar destek sistemlerinin kamu hizmetleri üzerindeki spesifik etkilerini ve hükümetlerin dijital toplumda daha etkili bir rol oynamalarını ve teknolojinin potansiyelinin kullanılmasını sağlama yönündeki artan beklentilerini tartışmaktadır. Dijital cihazlardan elde edilen büyük ölçekli veri yığınlarına dayanan yenilikler ile bilgi ve hizmetlerin gerçek zamanlı erişilebilirliği, kurumlar ve vatandaşlar arasındaki iletişim ve ilişkiler gittikçe daha önemli politika meseleleri haline gelmekte olup;   yapay zeka ve veri ekosistemlerinin temel düzenleyici çerçevesinin mevcut COVID-19 acil durumu ışığında oldukça önemli olması, yönetişim sistemlerine ve demokrasiye olan güveni güçlendirebilir ya da zayıflatabilir.”

Makalenin orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://ec.europa.eu/jrc/en/publication/ai-governance-public-sector-three-tales-frontiers-automated-decision-making-democratic-settings

Yapay Zekanın Ceza Muhakemesindeki Rolü ve Geleceği

 

Yapay Zekanın Ceza Muhakemesindeki Rolü ve Geleceği

 

 

 

Dr. Zafer İçer, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Arş. Gör. Başak Buluz Gebze Teknik Üniversitesi Mühendislik Fakültesi

 

 

 

Özet

“İçinde bulunduğumuz yüzyılın başlarından itibaren inovatif teknolojiler benzerine rastlanmamış hızla gelişerek yayılmış; siber-fiziksel sistemler ve bu sistemleri birbirine bağlayan internet yoluyla ortaya konulan yenilikler, teknoloji çağını doğurmuştur. “Sanayide Dijital Dönüşüm” olarak da adlandırılan bu devrimin katalizörü olarak görülen yeni teknoloji çağının en önemli öznelerinden biri de şüphesiz yapay zekâ sistemleridir. Birçok farklı disiplinle etkileşim içerisinde olup sürücüsüz araçlardan, sanal asistanlara; akıllı ev ürünlerinden sanayi otomasyonlarına kadar her noktada insanlığa ve gündelik hayata temas eden yapay zekâ sistemleri, son dönemde tüm hukuk sahasında olduğu gibi ceza muhakemesinde de yerini almaya başlamıştır. Muhtelif ülkelerde, somut hukuki ihtilafları tanımlayıp analiz ederek açılacak davaların olası sonuçlarını tahmin eden akıllı dijital asistanlar aktif kullanıma girmiş; hukuki analiz ve delil değerlendirmesi gibi hususlarda yapay zekâ platformlarından faydalanılmaya başlanmıştır. Hiç şüphesiz, bu sistemlerin ortak hedefi bu alanda, hızlı, verimli ve doğru çözümler ortaya koymaktır. Diğer yandan yakın gelecekte robotik sistemlerin bizzat yargılamanın süjesi hâline gelmesi, robot hâkim, savcı ve avukatlara karar alma süreçlerinde önemli roller yüklenmesi de kuvvetle muhtemel görünmektedir. Bu çalışmada yapay öğrenme ve yapay zekâya ilişkin teknik hususlara da değinilmek suretiyle söz konusu bu akıllı sistemlerin ceza muhakemesindeki rolü ve geleceği, mevcut örnekler ve olası gelişmeler ışığında bilimsel bir perspektifle ele alınacaktır.”

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

 

Hukuk ve Yapay Zeka: E-Kişi, Mali Sorumluluk ve Bir Hukuk Uygulaması

 

Hukuk ve Yapay Zeka: E-Kişi, Mali Sorumluluk ve Bir Hukuk Uygulaması

 

How artificial intelligence is transforming the world - Axiom Groupe

Prof. Dr. Zafer ZEYTİN

Türk-Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Dr. Eray GENÇAY

Tübingen Üniversitesi, Bilgisayar Bilimleri Enstitüsü

2019

 

 

Özet

Yapay zekâ günümüzde şehircilikten üretim otomasyonuna, tıptan güvenliğe pek çok alanda uygulanmaktadır. Hukuk alanında yapay zekâ araştırmaları, Dünya’da 30 yılı aşkın bir süredir yapılmaktadır. Buna rağmen bu alandaki uygulama ile ilgili birçok soru halen açıktır. Çalışmada, yapay zekâ ile hukuk etkileşimi iki düzlemde incelenmiştir. İlk olarak yapay zekâlı sistemlerin bir hukuk öznesi olup olamayacağı, olurlarsa bunun sonuçları ve etkileri tartışılmıştır. İkinci olaraksa hukukun bir disiplin olarak yapay zekâ sistemleri tarafından nasıl desteklenebileceği tartışılmış ve yasal mal rejimi konusunda bir uygulama ile böyle bir sistemin nasıl tasarlanabileceği örneklendirilmiştir.

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

 

Tıbbi Veriler: Yapay Zeka ile Çıkarımsanan Sağlık Bilgileri

 

Tıbbi Veriler: Yapay Zeka ile Çıkarımsanan Sağlık Bilgileri

 

Mason Marks

Gonzaga University  

School of Law

2020

 

 

Özet

“Yapay zeka (YZ), davranışlar ile sağlık durumlarının belirgin bir bağlantısı olmasa bile sağlık verilerini insanların davranışlarından çıkarabilir. YZ bulaşıcı hastalıkların yayılmasını izlemek için sosyal medyayı analiz edebilir, hamile kişileri belirlemek için perakende alımları inceleyebilir ve kimin intihar girişiminde bulunabileceğini tahmin etmek için insanların hareketlerini izleyebilir. YZ’ye yönelik bu özellikler muhtemeldir çünkü modern toplumlarda, insanlar sürekli olarak evlerde, işyerlerinde, okullarda ve kamusal alanlarda internet özellikli cihazlarla etkileşime girer ve bu cihazlar giderek daha fazla gözetim için tasarlanmaktadır. Akıllı telefonlar insanların nerede olduklarını takip eder, giyilebilir cihazlar fiziksel aktivitelerini izler, akıllı hoparlörler seslerini kaydeder ve kameralar yüz ifadelerini gözlemler. Bu cihazlara günlük olarak sürekli maruz kalmak, insanların teknoloji ile etkileşimlerinin elektronik kalıntıları olan milyonlarca dijital iz üretir.

Dijital izler kim olduğumuza, neler yaptığımıza ve neler yapabileceğimize dair bir fikir verir. Bununla birlikte, ham formlarında, nadiren çok ilginç veya faydalıdırlar; kişinin perakende alımları ve internette gezinme alışkanlıkları nispeten sıradan bilgilerdir. Bilim adamları, şirketler ve devlet kurumları onlardan faydalanmadan önce, bu izleri değerlerini artırmak için dönüştürmelidirler. Dijital izlerin sağlık bilgisine dönüştürülmesi, tıbbi veriler için madencilik olarak adlandırılır, çünkü yapay zeka ile analiz yoluyla, dijital izler ve insanların sağlığı arasındaki bağlantılar, sanki sihir gibi beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar.

Bu makale oluşturulan tıbbi verilerin hastalardan sağlık hizmeti sağlayıcılarına gönüllü olarak iletilen geleneksel tıbbi verilerden farklı olarak yeni bir tür sağlık bilgisi olarak görülmesi gerektiğini savunuyor. Tıbbi veri tabanlı profil oluşturma ve tahminlerin uyuşturucu krizi, artan intihar oranları ve silah şiddetinin yüksek yaygınlığı gibi halk sağlığı sorunlarına çözüm olarak nasıl giderek daha fazla bilinir olduğu anlatılıyor. Ancak, tıbbi veri tabanlı profil oluşturmanın işe yaradığını gösteren çok az kanıt vardır. Daha da kötüsü, önemli zararlara neden olabilir ve mevcut sağlık ile ilgili gizlilik ve veri koruma yasaları, kamu ve özel kuruluşların insanların bilgisi veya rızası olmadan tıbbi veri elde etmesine izin veren boşluklar barındırır.

Makalede tıbbi veri madenciliği süreci ile tıbbi verinin faydaları ve riskleri açıklandıktan sonra, bu yeni ortaya çıkan teknolojiyi kavramsallaştırmanın altı farklı yolu önerilmekte ve etkin bir düzenleme için öncül önerilerle sonuçlanmaktadır. Atılacak potansiyel adımlar arasında dijital izlerin toplanmasının yasaklanması veya kısıtlanması, tıbbi veri madenciliği algoritmalarının düzenlenmesi ve kimlerin bunları kullanabileceğinin sınırlandırılması, üretildikten sonra nasıl kullanılabileceğinin kısıtlaması ve tıbbi veri madenciliği araştırması için etik kurul onayı istenmesi yer alıyor.”

 

Makalenin orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3554118

 

Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

 

 

Yrd. Doç. Dr. Sinan Altunç

Bahçeşehir Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı

 

 

 

 

Giriş

“Hukukun hayatın her alanında var olduğu, Hukuk Fakültesi’ne adımını atan her öğrenciye öğretilen bir bilgidir. Bu anlamda günlük hayatımızda meydana gelen değişiklikler beraberinde kendine özgü kuralları da getirir. Bu husus teknoloji bakımından da geçerlidir. Ancak hukukun teknolojik gelişmeleri takip edebilmesi her zaman kolay olmamaktadır. Diğer bir deyişle hukuk, teknolojinin hızına ayak uyduramayabilmektedir. Hatta teknolojideki gelişmeleri takip etmeye niyetlenen bir hukukçunun, kendisini bir bilim kurgu romanının içindeymiş gibi hissetmesi de mümkün olmaktadır. Çalışmamız okuyanda da bu hissiyatı yaratacak bir konuya sahiptir.

Robot ve yapay zeka kavramları genellikle bilim kurgu eserlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda aşina olduğumuz bu iki kavramın hukuk ile, özellikle de ceza hukuku ile ilişkisi ise bir o kadar alışkın olmadığımız bir mevzudur. Günümüzde ceza hukuku bakımından önemini çok da hissettirmeyen bu iki kavramın, önümüzdeki yıllarda etkisinin büyük olacağı kanaatindeyiz.

Böylesine disiplinler arası bir konuda çalışma yapmanın hukuk eğitimi almış bir kişi açısından en başta gelen zorluğu, meselenin hukuki olmayan tarafı hakkında da bilgi sahibi olmaktır. Nitekim çalışmamızın başında, robot ve yapay zeka kavramları ile ilgili birtakım bilgiler verilmiş ve bu kavramların ceza hukuku bakımından ne gibi etkilerinin olabileceğinden söz edilmiştir.

Bir başka husus ise, değişik olasılıklar çerçevesinde konuyu ele almaktır. Bu bakımından, robotların kullanılma şekillerine göre ceza hukukunun ne suretle devreye gireceğine dair düşüncelere yer verilmiştir. Çalışmamızda, yapay zeka sahibi robotların kendilerini programlayan ve/veya kullananlardan bağımsız bir şekilde ceza sorumluluklarının olup olmayacağı meselesi tartışılmıştır. Bu bağlamda, karşılaştırmalı hukukta da örneklerini gördüğümüz üzere, robotların durumunu tüzel kişilerin ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler çerçevesinde ele alan görüşlerden de yararlanılmıştır. Ancak bir adım daha ileri giderek, tüzel kişiler modelinin de ötesinde birtakım görüşler paylaşılmıştır.”

Makalenin tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://www.researchgate.net/publication/336406393_Robotlar_Yapay_Zeka_ve_Ceza_Hukuku

Yapay Zekanın Buluşlarının Patentlenmesi

 

Yapay Zekanın Buluşlarının Patentlenmesi

 

 

 

 

Armağan Ebru BOZKURT YÜKSEL

Dokuz Eylül Üniversitesi

2018

 

 

 

Özet

“Günümüzde robotlar, insansız hava araçları, insansız otomobiller, bulut bilişim ve nesnelerin İnterneti başta olmak üzere teknolojik gelişmelerle ilgili haberler sıklıkla gündeme gelmektedir. Bu teknolojik gelişmelerden bir tanesi olan yapay zekânın günlük hayatımızda ve elbette hukuki düzenlemelerde büyük değişikliklere neden olacağı açıktır. Yapay zekânın zaman içinde medeni hukuk, ceza hukuku, sorumluluk hukuku ile ilgili düzenlemeleri etkileyeceği öngörülmektedir. Yapay zekânın etkileyeceği alanlardan bir tanesi de fikri mülkiyet haklarıyla ilgili düzenlemelerdir. Yapay zekâlı makinelerin yaptığı buluşlarda patent hakkı sahibinin kim olması gerektiği çözülmesi gereken karmaşık bir sorundur. Çalışmada öncelikle yapay zekânın ne olduğu açıklanmış daha sonra yapay zekânın buluş yapması halinde buluşçunun kim olacağı hakkındaki tartışmalara ver verilmiştir. Son olarak patent hukuku alanında futuristik/gelecekçi bir yaklaşımla nasıl düzenlemeler yapılması gerektiğine değinilmeye çalışılmıştır.”

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/495005

1 2 3 6