Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

 

Rebecca Crootof

Yale Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

24 Şubat 2015

 

 

 

© Lucas Varela

 

Özet

 

“Birçoğu, otonom silah sistemlerinin savaşı “çok kolay” hale getirebileceğinden endişe duyuyorken, hiç kimse kullanımlarının savaş gücünün yapısal dağılımını nasıl değiştirebileceğine işaret etmiyor. Dronlar, siber operasyonlar ve silahlardaki diğer teknolojik gelişmeler, hali hazırda ABD’nin karada en az askeri müdahalede bulunmasına olanak sağlıyor; ve silah sistemlerindeki artan otonomluk, askerler için riskleri daha da azaltacak. İnsanlardan oluşan birlikler, robot olanlarla arttırılıp desteklendiğinden, özellikle kısa vadeli askeri anlaşmalar için güç kullanmanın haklı çıkarılması siyasi olarak daha kolay olacak. Buna göre, Kongre’nin başkanlığın savaş kışkırtıcılığını -Amerika’nın ömrünü yiyen popüler öfkeyi- kontrol etmesi için arda kalan teşviklerden biri de azalacak. Otonom silah sistemlerinin ABD askeri kuvvetlerine entegrasyonu, insani müdahalenin uluslararası doktrinine etkileri ile birlikte yönetimin elindeki savaş gücünün artan yoğunluğuna bu sayede katkıda bulunacak.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2569298

Yapay Zeka ve Telif Hakkı

 

Yapay Zeka ve Telif Hakkı

 

 

Mustafa ZORLUEL

Avukat, Tezli Yüksek Lisans Programı Öğrencisi,

Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı

 

 

 

Özet

Yapay zekâ kavramı, son dönemde gerçekleşen inanılmaz teknolojik gelişmeler neticesinde her geçen gün adını daha fazla duymaya başladığımız bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla ve sosyal yaşamda daha fazla yer kaplamasıyla beraber bu teknolojilerle ilgili hukuki incelemelerin sayısı da giderek artmaktadır. Yapay zekâlarla ilgili hukuksal tartışmaların yürütüldüğü konulardan birisi, yapay zekâların ürettiği ürünlere ilişkindir. Günümüzde yapay zekâların şiir, resim, müzik ve kitap gibi ürünler ortaya koyabilmesi artık mümkün olmaktadır. Yakın gelecekte ise, bu tür ürünlerle daha fazla karşılaşma ihtimalimiz yüksektir. Biz de bu nedenle çalışmamıza yapay zekâ kavramına ve işleyiş yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak başladık. Daha sonra ise, yapay zekâların şiir, resim, müzik ve kitap gibi ürünler ortaya koyması durumunda bu ürünlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser sayılıp sayılamayacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunduk. Son olarak da bu ürünlerin eser olarak kabul edilmesi ihtimalinde, bunların mülkiyetinin ve telif haklarının kime ait olacağı sorusunu yanıtlandırmaya çalıştık.

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2019-142-1851

Yapay Zeka Etiği – Başarısızlık için Fazla İlkeli?

 

Yapay Zeka Etiği – Başarısızlık için Fazla İlkeli?

 

 

Brent Mittelstadt

Oxford Internet Enstitüsü

Oxford Üniversitesi

2019

 

 

Özet

“Yapay Zeka (YZ) etiği şu aralar akademik ve politika yapıcı çevrelerde küresel bir tartışma konusu. En az 63 özel/kamu inisiyatifi, YZ’nin etik gelişimine, yayılmasına ve yönetişimine yön vermek için üst düzey ilkeleri, değerleri ve diğer benzer ilkeleri tanımlayan ifadeler üretmiştir. Son meta-analizlere göre, YZ Etiği görünüşte, tıp etiğinin dört klasik ilkesine çok benzeyen bir dizi ilke üzerinde birleşti. Tıp etiğindeki ilkelerle bağlantı kurarak, YZ Etiği’nin ilk bakıştaki ilkeli yaklaşımanın güvenilirliğine rağmen, YZ geliştirme ve yönetişiminin gelecekteki etkileri konusunda endişe duymak için nedenler mevcut. Tıp ve YZ geliştirme arasında, YZ’deki ilkeli yaklaşımın tıbbınkiyle karşılaştırılabilir bir başarı sağlayamayacağına işaret eden önemli farklılıklar vardır. Tıbbınkiyle karşılaştırıldığında YZ geliştirme, (1) ortak amaç ve güvene dayanan yükümlülüklerden, (2) mesleğin geçmişi ve normlarından, (3) ilkeleri uygulamaya dönüştürmek için denenmiş yöntemlerden ve (4) güçlü yasal ve mesleki hesap verebilirlik mekanizmalarından yoksundur. Bu farklılıklar, derin normatif ve politikaya yönelik anlaşmazlıkları gizleyen üst düzey ilkeler etrafındaki fikir birliğini henüz göklere çıkarmamamız gerektiğini gösteriyor.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3391293

Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması

 

Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması

 

 

 

Av. Melisa Aydemir 

Suç ve Ceza: Ceza Hukuku Dergisi

Aralık 2018

 

 

 

 

Özet

 

“Bu çalışmada, son zamanların ilgi çeken ve adına gerek sağlık gerek teknolojik gerek mühendislik ve gerekse hukuk formatında pek çok seminer düzenlenen konusu yapay zekaya sahip robotların cezai sorumlulukları ele alınmıştır. Nesnelerin interneti, şeylerin interneti şeklinde ele alınarak başlanan pek çok teknolojik gelişme yapay zekalarda birleşmiş ve hatta kendini bulmuştur. Teknolojik gelişmelerin muhteşem bir yansımasını gördüğümüz yapay zekaya sahip robotların günden güne dönüşümlerine ve gelişimlerine fazlası ile şahit olmaktayız ve bu pek çok bilim adamı gibi bizleri de heyecanlandırmaktadır. Ancak bu heyecanın yanında pek çok bilinmezlik de kafamızı kurcalamaktadır. Keza söz konusu robotların gelecekteki ve hatta günümüzdeki düzlemde “neleri başarabildiklerini” sorguladığımızda verdiğimiz yanıtların büyüsüne kendimizi kaptırabildiğimiz gibi herhangi bir zarar/tehlike açığa çıktığında ve hukuki normlar ihlal edildiğinde bunun ne şekilde tazmin edilebileceği sorusunda da kafamızı fazlası ile meşgul edebiliyoruz. Tüm bu gelişmeler ışığında yapay zekanın hukuki sorumluluğunun ne olacağını bir yana bırakır isek ceza hukukundaki konumunun ne olacağı sorusuna yanıt verebilmek için yaptığımız araştırmalara bu çalışmamızda yer vermek zorunda hissettiğimizi beyan edebiliyoruz. Umarız ki bu çalışmanın sonunda yapay zekalı robotların ceza sorumluluklarının ne olacağı ve hatta hukuk dünyasında hangi statüde yer alabilecekleri konusunda biraz olsun fikir sahibi olabilirsiniz.”

 

Makalenin tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

Yapay Zeka Sistemlerini Düzenlemek: Riskler, Zorluklar, Yeterlikler ve Stratejiler

 

Yapay Zeka Sistemlerini Düzenlemek: Riskler, Zorluklar, Yeterlikler ve Stratejiler

 

 

 

 

 

Özet

“Yapay Zeka (YZ) teknolojisi son on yıl boyunca hızlı bir şekilde gelişti, aynı zamanda YZ devriminin etkisi pek çok sektörde keskin bir şekilde hissedilmeye başlandı. Büyüyen bir eleştirmen, bilim insanı ve girişimci korosu, otonom makinelerin toplumda oynadığı rolün artmasıyla ilgili endişelerini, YZ’nin getireceği kamusal riskleri azaltmak için hukuki düzenlemenin gerekli olabileceğini öne sürerek, dile getirdi. Ne yazık ki, YZ’nin benzersiz özellikleri ve YZ’nin nasıl geliştirilebileceği, hukuk sistemi için hem pratik hem de kavramsal zorluklar ortaya koymaktadır. Hukuk sisteminin YZ’nin gelişimini olumlu yönde etkilemesi ve YZ sistemleri bir zarar verdiğinde mağdur tarafların tazminat almasının sağlanması gibi zorluklar ile yüzleşilmelidir. Makale, YZ ile ilişkili kamusal riskleri ve devlet kurumlarının bu riskleri yönetme konusundaki yetkinliklerini incelemektedir. Ayrıca kademeli haksız fiil sorumluluğuna dayanan, dolaylı bir YZ düzenlemesi teklifi ile sonuçlanmaktadır.”

 

Makalenin orijinali ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2609777##

Otonom Araçların Kullanımından Doğan Cezaî Sorumluluk: Türk Hukuku Bakımından Genel Bir Değerlendirme

 

Otonom Araçların Kullanımından Doğan Cezaî Sorumluluk: Türk Hukuku Bakımından Genel Bir Değerlendirme

 

 

 

Arş. Gör. Tuba KELEP PEKMEZ

 

İstanbul Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

 

 

 

 

Özet

 

“Bu çalışma otonom araçlar olarak adlandırılan yapay zekâ içeren araçların kullanımından doğabilecek olası ceza hukuku problemlerinin Türk Ceza Hukuku çerçevesinde genel olarak değerlendirilmesi ve hukukumuzda daha önce ele alınmamış bir konuyu tartışmaya açma amacı taşımaktadır. Çalışmada öncelikle otonom araçların neyi ifade ettiği ve hem çeşitli ülkeler hem de kuruluşlar tarafından yayınlanan ilke ve düzenlemeler çerçevesinde bunların kademeleri saptanmıştır. Daha sonra ise otonom araçların ceza hukuku sorumluluklarının olup olamayacağı tartışılarak Türk Ceza hukuku bakımından bunun mümkün olmayacağı kanaatine varılmış ve bu bağlamda sorumluluğu gündeme gelebilecek olan sürücüler ve kullanıcılar bakımından konu ele alınmıştır. Bu bağlamda otonom araç sürücü ve kullanıcılarının kasten veya taksirle işlenen suçlar bakımından ceza sorumluluklarının belirlenmesinin genel ilkelerden ayrılmayı gerektirip gerektirmeyeceği incelenmiştir. Kasten işlenen suçlar bakımından bir özellik saptanmazken, taksirli suçlar bakımından dikkat ve özen yükümlülüğüne ilişkin kurallar ile öngörülebilirlik kriterlerinin detaylı bir şekilde araştırılması gerektiği sonucuna varılmıştır.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

http://dergipark.gov.tr/download/article-file/611504

Derin Sahtekarlık: Mahremiyet, Demokrasi ve Ulusal Güvenlik için Yaklaşan Bir Zorluk

 

Derin Sahtekarlık: Mahremiyet, Demokrasi ve Ulusal Güvenlik için Yaklaşan Bir Zorluk

 

Robert Chesney

Texas Üniversitesi;

Danielle Keats Citron

Maryland Üniversitesi

14 Temmuz 2018

 

 

Özet 

 

“Zararlı yalanlar yeni bir şey değil. Fakat gerçeği çarpıtma yeteneği “derin aldatıcı” teknoloji ile üstel bir adım attı. Bu yetenek, gerçek insanların asla söylemediği veya yapmadığı şeyleri söylemiş ve yapmış gibi gösteren ses ve videoları oluşturmayı mümkün kılıyor. Makine öğrenmesi teknikleri, derin aldatıcı görüntüleri daha gerçekçi ve tespit edilmeye karşı daha dirençli hale getirerek, teknolojinin karmaşıklığını artırıyor. Derin aldatıcı teknoloji, hem karmaşık hem de karmaşık olmayan aktörlerin ellerinde hızlı ve yaygın olmasını sağlayan özelliklere sahiptir. Aldatıcı teknoloji bazı faydalar sağlarken, aynı zamanda birçok zarar getirecek. Ağ bağlantılı bilgi ortamımızın bilişsel önyargılarımızla birlikte zehirli yollarla etkileşime girmesi dolayısıyla fikir ortamı zaten güvenin azalmasından muzdarip. Derin aldatıcı teknoloji bu sorunu önemli ölçüde daha da kötüleştirecek. Bireyler ve işletmeler, sömürü, tehdit ve kişisel sabotaj biçimleriyle karşılaşacaklar. Demokrasimiz ve ulusal güvenliğimiz için de riskler çok büyük. Amacımız, bu yıkıcı teknolojik değişimin sebep ve sonuçlarının ilk derinlemesine değerlendirmesini sağlamak ve buna yanıt vermek için mevcut ve potansiyel araçları araştırmaktır. Bu çerçevede aşağıdakileri içeren geniş bir yanıt dizisini araştırıyoruz: teknolojik çözümlerin rolü; cezalar, hukuki sorumluluk ve düzenleyici işlemler; askeri ve gizli eylemlerin karşılığı; ekonomik yaptırımlar; ve pazardaki gelişmeler. Yasa ve politikayı iyileştirmek için önerilerde bulunarak ve çeşitli çözümlere gömülü tuzakları öngörerek dokunulmazlıktan değişmez kimlik doğrulama yollarına kadar geniş bir alanı ele alıyoruz.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3213954

Bir Robot Olabilirsin

 

Bir Robot Olabilirsin

 

Mark A. Lemley

Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Bryan Casey

Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi

1 Şubat 2019

 

 

Özet

 

“Robotlar ve yapay zeka (YZ) toplum üzerindeki etkilerini artırdıkça, politika yapıcılar bu konuda giderek daha fazla düzenlemek yapıyor. Ancak bu teknolojileri düzenlemek için önce ne olduklarını bilmemiz gerekir. İşte burada bir sorunumuz var. Hiç kimse, uzmanlar bile, robotların ve yapay zekanın iyi bir tanımını sunamadı. Dahası, teknolojik gelişmeler insanlara robotlardan ve “aptal” makinelerden bahsetmeyi her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Önceden hata sonucu başkalarını etkileyen bir hedef doğrultusunda yazılmış, felaket niteliğindeki yasal tanımları gördük. Aslında, bunu okuyorsanız (muhtemelen) bir robot değilsiniz ancak bazı yasalar size onlardan biriymişsiniz gibi uygulanabilir.

Bunlar gibi tanımsal zorluklar robotlara ve yapay zekaya özgü değildir. Fakat bugün, bütün işaretler bir kırılma noktasına yaklaşmakta olduğumuzu gösteriyor. Şehir genelinde “seks robotlarının genelevi” yasakları ya da “karaborsada bilet satan botları” engellemeye yönelik ülke çapında çabalar olsa da, robotların, insanlığı geliştiren teknolojilerin ve bunlar arasında kalan her şeyin düzenlenmesine yönelik bir ilgi patlamasına tanık oluyoruz. Bu da, bir zamanlar felsefe seminerleri ile sınırlı olan tipolojik sıkıntıların artık akademik olarak reddedilemeyeceği anlamına geliyor. Örneğin, sosyal medya botlarını düzenleyerek yabancı “etki kampanyaları”nı engellemek mi istiyorsunuz? “Bot”u çok geniş bir şekilde tanımlamamaya dikkat edin (yakın zamanda yapılan Kaliforniya yasama meclisi gibi), yoksa cebinize yerleştirilmiş süper bilgisayar sizi onlardan biri yapabilir. Bunun yerine, sürücüleri düzenleyerek trafik güvenliğini teşvik etmek mi istiyorsunuz? Sadece insanların araç kullanabileceğini varsaymamaya dikkat edin (Federal Motorlu Araç Güvenlik Standartlarımızda olduğu gibi) veya yakında en iyi sürücüleri yollardan hariç tutabilirsiniz.

Bu makalede önerdiğimiz şey, sorunun sadece doğru tanımın üstüne çıkmadığımızı göstermesidir. Ayrıca, robot veya YZ dediğimiz çok yönlü, hızla gelişen teknolojiler için “doğru” bir tanım da olmayabilir. Göstereceğimiz gibi, en mantıklı tanımlamalar bile, kısa bir süre içinde yetersiz veya basit bir şekilde alakasız olma riskini taşır. Mükemmel tanımı bulmak için boşuna uğraşmak yerine, politika yapıcıların büyük bilgisayar bilimcisi Alan Turing’in robotları tanımlamanın zorluğuyla karşılaştığında yaptığı gibi yapmaları gerektiğini savunduk: kelimelerle tarif edilemeyen doğasını kucaklayın. Bunu yapmak için çeşitli stratejiler sunuyoruz. Birincisi, mümkün olduğunda, yasalar davranışları düzenlemelidir, şeyleri değil (ya da ortaya koyduğumuz gibi, fiilleri düzenlemeli, isimleri değil). İkincisi, robotları diğer varlıklardan ayırmamız gereken yerlerde, yasalar olay bazında robotları tanımlarken, Turing’in Razor’u dediğimiz şeyi uygulamalıdır. Üçüncüsü, “gördüğümde onu tanırım” türündeki kararları vermek için altı fonksiyonel kriter sunuyoruz ve mahkemelerin bu tür standartları uygulamada yasa koyuculardan daha iyi konumlandırıldığını iddia ediyoruz. Son olarak, standartları uygulamak yerine tanımlarımız olması gerekiyorsa, bunların mümkün olduğunca kısa ve koşullu olması gerektiğini savunuyoruz. Bunda da, düzenleyici kurumların – yasa koyucuların değil – belirleyici rol oynamasını öneriyoruz.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3327602

Vital, Sophia ve Şti. – Robotların Yasal Kişiliği İçin Arayış

 

Vital, Sophia ve Şti. – Robotların Yasal Kişiliği İçin Arayış

 

 

 

Ugo Pagallo

Turin Üniversitesi, Hukuk Fakültesi

10 Eylül 2018

 

 

 

 

Özet

Bu makale bugün yapay zekalı robotların yasal statüsü hakkındaki tartışmayı ve bilim adamları ile politika yapıcıların bu yapay unsurların yasal aracılığını yasal kişilik statüsü ile ne sıklıkla karıştırdıklarını incelemektedir. Alandaki mevcut eğilimleri dikkate alarak, makale iki yönlü bir duruş önerir. İlk olarak, politika yapıcılar, sözleşmelerde ve iş hukukunda, karmaşık dağıtık sorumluluk durumlarında yeni yasal aracılık biçimleri gibi yapay zekalı robotların faaliyetleri için yeni hesap verebilirlik ve sorumluluk biçimleri oluşturma imkanını ciddiye almalıdır. İkincisi, yapay zekalı robotlara tam yasal kişilik sağlama hipotezi, öngörülebilir gelecekte bir kenara atılmalıdır. Ancak, Ekim 2017’de bir ülkenin vatandaşlığını alan ilk YZ uygulaması olan Sophia ile Suudi Arabistan’ı nasıl ele almalıyız? Kuşkusuz, birine ya da bir şeye yasal kişiliğin verilmesi -her zaman olduğu gibi- deneysel durumlara dayanmayan son derece hassas bir siyasi mesele ve rasyonel seçimdir. İnisiyatif, keyfilik ve hatta tuhaf kararlar bu bağlamda rol oynamaktadır. Bununla birlikte, yasal sistemlerin insan ve şirketler gibi yapay varlıklara verdiği statülerin normatif nedenleri, bugünün yapay zekalı robotlarının yasal kişiliğine yönelik arayışımızda taraf olmamıza yardımcı olmaktadır. Vatandaş Sophia gerçekten bilinçli mi yoksa acımasız bilim insanlarının taşlamalarına katlanabilir mi?”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

Vital, Sophia, and Co.—The Quest for the Legal Personhood of Robotshttps://www.mdpi.com/2078-2489/9/9/230/pdf

 

Robot Hukukunun Yönü

 

Robot Hukukunun Yönü

 

 

Jack M. Balkin

 

Yale Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

 

 10 Mayıs 2015

 

 

 

Özet

“Ryan Calo’nun “Robotik ve Siber Hukuk Dersleri” konusundaki değerli tartışmasına bir cevap olarak yazılan bu makale, robotik ve yapay zeka (YZ) unsurlarının hukuk açısından sunduğu önemli problemleri anlatıyor.

İlk sorun, insan olmayan bu unsurların sanatsal çalışmalar gibi değerler oluşturduğu veya fiziksel yaralanmalar gibi zararlara neden olduğu durumlarda insanlar arasında hak ve sorumlulukların nasıl dağıtılacağıdır. Zorluk, robotik ve YZ sistemlerinin davranışının “ortaya çıkması”dır; onların eylemleri önceden tahmin edilemeyebilir veya uygun davranışlar konusunda insan beklentileriyle kısıtlanamayabilir. Dahası, robotlar ve YZ unsurları tarafından kullanılan programlama ve algoritmalar birçok kişinin elinden geçen bir iş olabilir ve birden fazla katmanda yeniliğe izin veren üretken teknolojiler kullanabilir. Robotik ve YZ’nin bu özellikleri, robotların ve YZ unsurlarının eylemleri için öngörülemezliği ve nedensel sorumluluğu arttırır. 

Lawrence Lessig ünlü “Kod Kanun’dur” vecizesi ile bilgisayar donanımı ve yazılımı kombinasyonlarının, diğer düzenleme yöntemleri gibi, insan davranışlarını kısıtlayabileceğini ve yönlendirebileceğini savundu. Robotik ve YZ, karşıt problemler sunar. İnsanları düzenleyen bir Kanun olarak kod yerine; robotik ve yapay zeka, insan planlamasından ve beklentilerinden kaçan acil davranış özelliklerine sahiptir.

Robotik ve YZ tarafından ortaya çıkan ikinci sorun “ikame etkisi”dir. İnsanlar, canlılar ve özellikle de insanlar için robotları ve YZ unsurlarını ikame edecektir. Ancak bunu yalnızca belirli şekillerde ve yalnızca belirli amaçlar için yapacaklardır. Başka bir deyişle, insanlar robotlara ve YZ unsurlarına özel amaçlı hayvanlar veya özel amaçlı insanlar olarak davranma eğilimindedir. Bu ikamenin eksik, içeriksel, dengesiz ve çoğu zaman fırsatçı olması muhtemeldir. İnsanlar robota bazı amaçlar doğrultusunda bir kişi (veya hayvan), diğerleri için ise bir nesne olarak davranabilirler. İkame sorunu birçok farklı hukuk alanına değinmektedir ve bizi çok uzun bir süre şaşırtmaya devam edecektir.

Son olarak, makale, Calo’nun robotik için siber hukuk dersleri hakkındaki argümanına cevap veriyor. Calo, avukatların robotiğin “temel özelliklerini” tanımlamaları ve daha sonra Kanunun bu temel özelliklerin getirdiği sorunlara nasıl cevap vermesi gerektiğini sormalarını savunuyor.  Siber hukuk derslerini oldukça farklı görüyorum. Teknolojinin temel özelliklerini, insanların teknolojiyi yaşamlarında ve başkalarıyla  olan sosyal ilişkilerinde kullanma şeklinden bağımsız olarak düşünmemeliyiz. Çünkü teknolojinin sosyal yaşamdaki kullanımı gelişti ve insanlar sürekli olarak teknolojiyi iyi veya kötü için kullanmanın yeni yollarını bulduklarından, belirli kullanım özelliklerinin belirli bir anda dondurulması ve “temel özellikler” olarak etiketlenmesi yararsız olabilir. Teknolojideki yenilik sadece araç ve tekniklerin yeniliği değildir; ayrıca ekonomik, sosyal ve yasal ilişkilerin yenilikçiliğini de içerebilir. Sosyal ve ekonomik olarak yenilik yaparken, teknolojilerimiz hakkında en belirgin ve önemli görünen şeyler de değişebilir.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2586570