Modern Dünyada Elli Bilişsel Önyargı

 

Modern Dünyada Elli Bilişsel Önyargı

 

 

Bilişsel önyargılar, insanı insan yapan bir şey olarak yaygın şekilde kabul edilmektedir. Her gün, düşünce sürecimizdeki sistematik hatalar, çalışma şeklimizi etkilemektedir. Modern dünyada bunlar, ilişkide olduğumuz ileri teknoloji ürünleri ile aramızda da oluşmaktadır.

Yapay zekanın etkin şekilde kullanıldığı tavsiye sistemleri, bizler için kişiselleştirilmiş hizmetler sunmaktadır. Ancak algoritmaların bizim adımıza seçimlerimizi ele geçirmesine ne ölçüde izin veriyoruz ya da vermeli miyiz? Bu durumda nasıl davrandığımız incelendiğinde birkaç önyargı belirgin hale gelmektedir:

Spotify, Netflix gibi eğlence mecraları kullanıcının ürün içindeki gezintileri, içeriklerde bekleme süreleri, puanlamaları ve etkileşimleri gibi pek çok verisinden yola çıkarak makine öğrenmesi yaklaşımları vasıtasıyla kişisel yatkınlıklarınıza uygun güncel öneriler sunmaktadır. Ürün üzerinde daha çok zaman geçirdiğinizde, daha çok veri üretmeniz karşılığında en uygun öneriler sunan uygulamaya karşı koymak çok daha zor bir hale gelmektedir. Bu, alışveriş platformları, reklamlar ya da sosyal medya mecraları içindeki haber akışları için de geçerlidir. Bunun adına “Otomasyon Yanlılığı” denmektedir.

Eskiden olduğu gibi düzinelerce kitap içinde bulmakta zorlandığımız bilgileri birkaç anahtar kelime kullanarak ulaşabilmekteyiz. Bu yüzden not almak ya da aklımızda tutmaya çalışmak çok demode görünmektedir. Hemen her bilgiyi Google’da bulabileceğimizi bildiğimizden aklımızda tutmaya çabalamadığımızdan unutmaya daha eğilimliyiz. Buna “Google Etkisi” denmektedir. Anlaşılan modern beyinlerimiz Google’da bulamayacağımızı düşündüğü bilgileri hafızada tutmaya çalışmakta ancak gerisini nasılsa yine bulurum diyerek unutmayı tercih etmektedir.

Aşağıdaki tabloda günlük hayatımızda farkına bile varmadığımız; davranışlarımızı, kararlarımızı ve düşüncelerimizi etkileyen 50 ön yargıya yer verilmektedir. Bu önyargılara bakıldığında, yapay zekâ teknolojisinden kaynaklı önyargı endişelerini bir kez daha düşünmek faydalı olacaktır.

Yazının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.

Avrupa Ülkelerinin Yapay Zeka Stratejilerinin Karşılaştırması

Avrupa Ülkelerinin Yapay Zeka Stratejilerinin Karşılaştırması

-Fransa, Almanya, Birleşik Krallık, Hollanda, Estonya-

Ülkeler arasındaki yapay zekâ (YZ) yarışı günümüzde iyice kızışmış durumda. Avrupa ülkeleri de bu yarıştan geri kalmamak adına birbiri ardına YZ strateji belgelerini yayınladı.

Fransa Mart 2018’de İnsanlık için Yapay Zekâ başlıklı YZ stratejisini duyurdu. Stratejinin ana hedeflerini şunlar oluşturuyor:

  • En iyi YZ yeteneklerini geliştirmek ve çekmek amacıyla YZ eğitim ve öğretim ekosisteminin iyileştirilmesi;
  • YZ uygulamalarının kullanımı ve varlıkları bir araya toplamak için bir açık veri politikası oluşturulması;
  • YZ uygulamalarının şeffaf ve adil kullanımı için etik bir çerçeve geliştirilmesi.

Bu amaçla, Fransız hükümeti 2022’nin sonuna kadar YZ’nin geliştirilmesine toplam 1,5 milyar ayırıyor.

Nisan 2018’de ise Birleşik Krallık, ulusal YZ stratejisini duyurmuştu. Bu strateji belgesi 1 yıl sonra Mayıs 2019’da güncellendi. Stratejinin amacı, ekonomiyi ve toplumu YZ’nin beraberinde getirdiği dönüşümlere hazırlamak. Birleşik Krallık aşağıdaki beş temel alandaki konumunu iyileştirmeye odaklanıyor:

  • Dünyanın en yenilikçi ekonomisi olma;
  • İyi işler ve herkes için daha fazla kazanç gücü sağlama;
  • Birleşik Krallık’ın altyapısında büyük bir yükselme sağlama;
  • Bir işi başlatmak ve büyütmek için en iyi yer olma;
  • Müreffeh topluluklar oluşturma.

Hükümet, stratejinin uygulanması için 0,95 milyar £ bir bütçe ayırdı.

Kasım 2018’de ise Almanya Federal Hükümeti YZ stratejisini açıkladı. Söz konusu strateji belgesi Eğitim Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı ve Çalışma Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlandı. Stratejide ana hatlarıyla aşağıdaki hedeflere ulaşmayı amaçlıyor:

  • Almanya ve Avrupa’yı YZ alanında lider bir merkez haline getirerek Almanya’nın gelecekteki rekabet gücünü artırmak ve pekiştirmek;
  • Toplum yararına hizmet eden YZ’nin sorumlu bir şekilde geliştirilmesini ve yayılmasını garanti etmek;
  • YZ’yi etik, yasal, kültürel açıdan topluma entegre etmek.

Stratejinin uygulanması için Almanya Federal Hükümeti 2019-2025 dönemi için yaklaşık 3 milyar € sağlamayı planlıyor.

Estonya ise Temmuz 2019’da YZ stratejisini duyurdu. Stratejinin amacı, aşağıdaki alanlarda politika geliştirip uygulayarak YZ’nin potansiyelinden tam olarak yararlanmak:

  • YZ uygulamalarının hem kamu hem de özel sektördeki kullanımını teşvik etmek;
  • YZ araştırmalarına doğrudan destek sağlamak ve bunu yapmak için ilgili beceri ve yeterlilikleri artırmak;
  • YZ’nin kavranmasını kolaylaştırmak için yasal bir ortam geliştirmek.

Estonya hükümeti, YZ stratejisinin uygulanması için 2019-2021’de en az 10 milyon € değerinde bir yatırım tahmin ediyor.

Ekim 2019’da ise Hollanda YZ strateji belgesini yayınladı. Hollanda YZ stratejisinin vizyonu, aşağıdakileri hedefleyen üç sütuna dayanıyor:

  • Toplumsal ve ekonomik fırsatlardan yararlanma: Özel ve kamu sektöründe YZ’nin benimsenmesini, kullanılmasını ve geliştirilmesini teşvik eden ve toplumsal zorlukların üstesinden gelmek için YZ kullanımını artıran politikalar;
  • Doğru koşulları yaratmak: YZ’de eğitimi ve beceri gelişimini destekleyen politikalar;
  • Kurumların güçlendirilmesi: Güven, insan hakları, tüketicinin korunması ve vatandaşların güvenliği gibi etik konularla ilgili politikalar.

Aşağıda bu 5 ülkenin strateji belgelerinin karşılaştırması “beşerî sermaye, piyasa, altyapı ve yasal düzenleme” olmak üzere 4 ana başlıkta yapılıyor:

 Ülke  

FRANSA

 

Beşerî Sermaye Örgün eğitim ve öğretim politikaları ile mesleki eğitim ve yaşam boyu öğrenmeye yönelik olarak;
  • Disiplinler arası Yapay Zekâ Enstitüleri’ne (3IA) odaklanarak, tüm eğitim seviyesinde YZ eğitim ve öğretim programları başlatılması ve YZ alanında öğrenci sayısının ikiye katlanması;
  • Her vatandaşın makinelerin iç işleyişini ve YZ’nin faydalarını daha iyi anlaması için dijital okuryazarlığın geliştirilmesi;
  • Dijital becerileri geliştirerek işsizlik riski altındaki kişileri iş piyasasına entegre etmeye yardımcı olan eğitim desteklerinin oluşturulması;
  • Çalışanların mesleki eğitimi için devlet finansmanının sağlanması;
Piyasa Fransız YZ sektörünü güçlendirmeye yönelik olarak;
  • Ülke çapında YZ araştırmalarını teşvik etmek için üniversitelerde YZ araştırma enstitüleri ağı olan 3IA Enstitülerinin kurulması;
  • Yeterli olgunluk gösteren belirli sektörlere (sağlık, ulaşım, savunma gibi) araştırma ve geliştirme için politika desteği sunulması;
  • Veri derleme ve alışverişi için veri platformları, büyük ölçekli bilgi işlem altyapıları ve test tesisleri dahil olmak üzere sektöre özgü politikaların belirlenmesi.
Altyapı Temel veri koruma kurallarına sadık kalırken paydaşlar arasında veri dolaşımını da teşvik eden bir veri altyapısı ve ekosisteminin oluşturulmasına yönelik olarak;
  • Veri taşınabilirliği hakkının desteklenmesi ve verilerin bir hizmet ekosisteminden diğerine taşınmasına izin verilmesi;
  • Makine öğrenimi ve YZ algoritmalarının geliştirilmesini teşvik etmek için dijital ve telekomünikasyon altyapısı açısından 115 milyon € değerinde yatırım yapılması;
  • Özel sektörde ortak verilerin yaratılmasının teşvik edilmesi ve karşılıklılık, iş birliği ve paylaşıma dayalı alternatif bir veri üretim ve yönetişim modelinin desteklenmesi;
  • Kamu yararına ilişkin veriler bakımından sektör düzeyinde serbestçe erişilebilen veri tabanlarına erişimin teşvik edilmesi.
Yasal Düzenleme YZ teknolojilerinin ve algoritmaların adil ve şeffaf bir şekilde kullanılmasını sağlamaya yönelik olarak;
  • Ulusal Etik Danışma Komitesi ile birlikte bir Dijital Komite oluşturulması.
  • Tasarım aşamasından itibaren etik farkındalık için yapay zekâ üzerinde çalışan mühendislerin ve araştırmacıların eğitimine etiğin dahil edilmesi;
  • İşletmelerde etiğin güçlendirilmesi (örneğin, etik komitelerin kurulması, sektöre özgü iyi uygulamaların yaygınlaştırılması, önceden var olan mesleki davranış kurallarının gözden geçirilmesi, araştırma programları için etik kodların öngörülmesi);
  • Algoritmaları denetlemek için ulusal bir platformun kurulması. Bu sayede yasal ve etik çerçevelere uygunluğun değerlendirilmesi ile şeffaflığın artırılması ve YZ kullanımına yönelik olası suistimallerin azaltılması.
  • İyi tanımlanmış bir etik çerçevenin yanı sıra, YZ sistemlerinin sınırlarının ve çalışmasının kontrol edilmesi ve her türlü ihlalin engellenmesi için mevzuat çalışması yapılması.
  • Veri gizliliğinin korunmasının güçlendirilmesi ve dijitalleşmeden kaynaklanan fırsatlardan herkesin yararlanmasını sağlayan bir yasa;
  • Siber Güvenlik Direktifi’nin uygulanması.
 Ülke  

BİRLEŞİK KRALLIK

 

Beşerî Sermaye Vatandaşların YZ ile ilgili becerilerini ve yeterliliklerini artırmaya yönelik yaşam boyu öğrenme dahil eğitim ve öğretime yönelik olarak;
  • Ülke çapındaki üniversitelerde doktora eğitimi için 16 yeni merkez oluşturulması;
  • Matematik, dijital ve teknik alanlarda eğitimi teşvik etmek için finansman (406 milyon £) sağlanması.
  • Öğretmen Geliştirme Primi adıyla bir pilot uygulamanın oluşturulması (42 milyon £). Bu pilot uygulama ile daha az gelişmiş bölgelerdeki öğretmenler için yüksek kaliteli mesleki gelişimin sağlanması;
  • En iyi YZ araştırmacılarını çekmek ve elde tutmak için yeni prestijli YZ Turing Burslarının sağlanması;
  • Dijital eğitim için özel bir yatırım bütçesi ile yeniden beceri kazanma fırsatları sunan Ulusal Yeniden Eğitim Planının oluşturulması.
Piyasa YZ alanında araştırmanın desteklenmesine yönelik olarak;
  • GovTech Fonu (20 milyon £) ile daha verimli kamu hizmetleri için yenilikçi çözümler sunulması;
  • İngiliz İş Bankası tarafından yüksek büyüme potansiyeline sahip firmaları desteklemek için yatırım fonu (2,5 milyar £) oluşturulması. Bu fon ile firmaların ölçeklerini büyütmelerine ve yenilikçi iş modellerinin faydalarından tam anlamıyla yararlanmalarına yardımcı olunması;
  • Kamu sektöründe yapay zekanın nasıl kullanılacağına dair bir rehber yayınlanması;
  • Mühendislik, şehir planlaması ve sağlık hizmetleri ile ilgili yeni YZ programlarının oluşturulması (79 milyon £);
  • Hizmet sektörlerinde YZ uygulamaları ve veri odaklı teknolojiler geliştirmek için iş birliğine dayalı Ar-Ge fırsatları yaratılması.
Altyapı Güvenilir bir veri altyapısının geliştirilmesine yönelik olarak;
  • Güvenli, sağlam ve eşitlikçi veri aktarımı için pilot projelerin oluşturulması;
  • Makine öğrenimi için açık, yeniden kullanılabilir ve erişilebilir yüksek kaliteli açık veri kümlerinin sunulması;
  • Dijital ve telekomünikasyon altyapısının geliştirilmesi kapsamında elektrikli araçları desteklemek için Şarj Altyapısı Yatırım Fonu kurulması; düşük emisyonlu otomobiller için bir eklenti hibesi oluşturulması;
  • 5G için 176 milyon £ ve tam fiber ağlar için 200 milyon £ içeren dijital altyapıyı güçlendirmek üzere 1 milyar £ kamu yatırımının oluşturulması;
  • Şehir içi ulaşımı ve şehir bölgelerindeki bağlantıları iyileştirmek için yeni bir Dönüştüren Şehirler Fonu (1,7 milyar £) kurulması.
Yasal Düzenleme Toplum genelinde YZ’nin kullanımı, benimsenmesi ve geliştirilmesi için güven oluşturmak amacıyla, veriye dayalı YZ yönetişim rejimleri uygulanmasına yönelik olarak;
  • Veri Etiği ve Yenilik Merkezi’nin kurulması ile YZ’nin sürdürülebilir, güvenli ve etik kullanımı için öneriler sunulması;
  • Kamu sektöründe YZ kullanımı üzerine rehberler hazırlanması;
  • Yasal çerçeveye yönelik reformlar ile kişisel verilerin toplanması, depolanması ve kullanımına ilişkin Veri Koruma Yasası’nın güçlendirilmesi.
 Ülke  

ALMANYA

 

Beşerî Sermaye İnsan gelişimine ilişkin doğru çerçevenin oluşturulması ve gelecek nesilleri YZ’den doğacak değişikliklere hazırlamaya yönelik olarak;
  • Resmi eğitim ve öğretimde öğretmenlerin eğitimine özel olarak odaklanılması;
  • Çalışanların YZ ile ilgili becerilerini genişletmek ve yükseltmek için Nitelikli İşgücü Stratejisinin oluşturulması, gelecekte hangi becerilerin gerekli olduğunu belirlenmesi;
  • Kırsal alanlardaki çalışanlar için gelişmiş beceri fırsatları sağlamak amacıyla bölgesel Gelecek Merkezlerinin oluşturulması.
  • Mükemmellik merkezlerinin oluşturulması;
  • Yapay zekanın hedef aldığı belirli grupların sağlam bir beceri geliştirmesi amacıyla “Öğret ve Öğren YZ” platformunun oluşturulması;
  • YZ’nin yüksek öğretim sistemi içinde güçlenmesini sağlamak için YZ alanında en az 100 ek profesörlük alanının oluşturulması.
Piyasa YZ araştırmalarının genişletilmesi ve özellikle YZ girişimlerinin büyümesinin teşvik edilmesine yönelik olarak;
  • YZ girişimlerinin büyümesini teşvik etmek için danışmanlık ve finansman hizmetlerinin sağlanması amacıyla çeşitli platformların kurulması;
  • Şirket içi inovasyon alanlarını geliştirmek üzere yenilikçi çözümler sunulması;
  • KOBİ’ler için bireysel ve toplu Ar-Ge projelerini desteklemeyi hedefleyen finansman programı oluşturulması;
  • Çevreye ve iklime zarar vermeyen projelerin desteklenmesi.
Altyapı Son teknoloji YZ uygulamalarının geliştirilmesi için en uygun koşulları yaratmak amacıyla mevcut veri altyapısının genişletilmesine yönelik olarak;
  • Güvenilir bir veri ve analiz ortamının elde edilmesi ve daha esnek bir veri birlikte çalışabilirliği sayesinde değişimlerin teşvik edilmesi;
  • Siber güvenliği iyileştirmek için mevcut telekomünikasyon ve dijital altyapının geliştirilmesi;
  • Eğitim sistemindeki dijital altyapıyı iyileştirerek öğrenme yeteneklerinin geliştirilmesi;
  • Devlet verilerine açık erişim sağlayarak ve veri paylaşım olanaklarının iyileştirilmesi;
  • Bulut platformlarına ve yükseltilmiş depolama ve bilgi işlem kapasitesine dayalı güvenilir bir veri ve analiz altyapısının oluşturulması;
  • Araştırma topluluklarına bilime dayalı veri hizmetleri sağlamak için Ulusal Araştırma Veri altyapısının kurulması;

Saldırı durumunda YZ sistemlerinin dayanıklılığına özellikle odaklanarak bilgi ve iletişim sistemlerinin güvenliğinin ve performansının iyileştirilmesi.

Yasal Düzenleme YZ teknolojilerinin başarılı bir şekilde konumlandırılması için etkili bir düzenleyici çerçeveye yönelik olarak;
  • Rekabet Hukuku’nun nasıl geliştirilebileceğine yönelik Rekabet Hukuku 4.0 üzerine bir Komisyonun kurulması;
  • YZ teknolojileri nedeniyle işleri risk altında olan çalışanlara yeni beceriler kazandırma konusunda destek sağlayan bir yasa olan “Opportunities for Qualifications Act”ın tanıtılması;
  • Nitelikli çalışanların Almanya’ya göçünü kolaylaştırmak için bir yasa olan “Skilled Labour Immigration Act”ın kabul edilmesi;
  • Siber Güvenlik Direktifi’nin uygulanması;
  • Avrupa yönergeleriyle uyumlu yasal ve etik bir çerçeve üzerinde çalışılması ve ulusal Veri Etiği Komisyonu’nun tavsiyelerinin dikkate alınması;
  • Veri koruma kurallarına uygun olarak YZ sistemlerinin geliştirilmesi;
  • YZ sistemlerinin şeffaflığını, doğrulanabilirliğini ve öngörülebilirliğini sağlamak için etik gerekliliklerin yerine getirilmesi;
  • AB çapında iş birliğini teşvik etmek için veri standartlarının ve formatlarının geliştirilmesi amacıyla finansman sağlanması;

YZ standardizasyonu konusunda bir yol haritası geliştirilmesi.

 Ülke  

HOLLANDA

 

Beşerî Sermaye Resmi eğitim ve öğretim ile yaşam boyu eğitim programlarına yönelik olarak;
  • İlk ve orta öğretimde dijital okuryazarlığın artırılması ile yüksek öğretimde veri bilimindeki beceri ve yeterliliklerin geliştirilmesi;
  • Kamu personeli için YZ üzerine ulusal bir çevrimiçi kursun hazırlanması;
  • Bireyler için YZ ve dijital becerilerde eğitim fırsatları yaratmak amacıyla 200 milyon €’luk bir yatırım sağlanması;
  • Bölgesel Yatırım Fonu tarafından finanse edilen mesleki eğitim girişimleri sayesinde iş gücü piyasasının gelecekteki ihtiyaçlarının belirlenmesi.
Piyasa YZ konusunda temel ve uygulamalı araştırmayı teşvik etmeye yönelik;
  • Hollanda Araştırma Konseyi tarafından YZ üzerine yeni bir araştırma programının geliştirilmesi;
  • YZ Yetkinlik Merkezi kurulması;
  • Şirketlerin YZ’ye yatırım yapmaları için uygun koşullar yaratmak amacıyla inovasyon finansmanının iyileştirilmesi, krediler sağlanması;
  • Ticaret Odası’nın, şirketleri inovasyon çabalarında destekleyebilecek, YZ hakkında uygulamalı bilgiler sunulması.
Altyapı Veri altyapısını geliştirme, veri kullanımı ve paylaşımı için temeller sağlamaya yönelik olarak;
  • Veri paylaşım çözümlerinin oluşturulması;
  • Dijital ve telekomünikasyon altyapısının güçlendirilmesi;
  • Süper bilgisayar yatırımlarının yapılması.
Yasal Düzenleme İnsan haklarına ve tüketicinin korunmasına saygı gösteren bir yasal çerçeveye yönelik olarak;
  • YZ’nin etik, güvenilir ve sorumlu bir şekilde kullanılması;
  • Üst Düzey Uzman Gruplarına ve Avrupa Direktiflerine aktif katılım sağlanması;
  • Etik, hukuk, şeffaflık ve sorumluluk ile ilgili konularda çeşitli araştırma faaliyetleri yürütülmesi.
 Ülke  

ESTONYA

 

Beşerî Sermaye YZ’deki becerileri ve yeterlilikleri artırmak için resmi eğitim ve öğretim sistemine yönelik olarak;
  • Okul öncesi, ilk ve orta öğretim düzeyinde, öncelikle okullara teknoloji ve YZ ile ilgili müfredatlar sunan Proge Tiger programının uygulanması;
  • Veri bilimi ve YZ alanındaki yüksek lisans programlarının artırılması;
  • Lisansüstü disiplinlerde YZ ile ilgili seçmeli derslerin tanıtımı (ayrıca BİT dışı disiplinler dahil) ve doktora burslarının artırılması;
  • Vatandaşların YZ konusundaki farkındalığını artırmak için çevrimiçi kursların hazırlanması ve Estonya Hayat Boyu Öğrenme Stratejisi’nin uygulanması;
  • Kamu sektörü için YZ eğitim kurslarının hazırlanması.
Piyasa YZ araştırma kapasitesini artırmaya yönelik olarak;
  • Finansman fırsatları konusundaki kapasite ve farkındalığın artırılması;
  • Özel sektörde YZ kullanımı ve geliştirilmesi amacıyla inovasyon kuponları, geliştirme kuponları ve ürün geliştirme hibeleri gibi finansmanların oluşturulması;
  • Şirketlerin yenilikçi YZ ürünleri ve hizmetleri geliştirmesi için desteklenmesi;
  • Kamu sektöründe YZ kullanımı için esnek ve yeterli finansman fırsatları yaratılması, ortak satın almaların yapılması;
  • Kamu sektöründe YZ uygulamalarının test edilmesinin ve geliştirilmesinin desteklenmesi.
Altyapı Veri altyapısı politikalarına yönelik olarak;
  • Veri yönetişim araçlarının, verilerin kullanılabilirliğinin artırılması;
  • Süper bilgisayar yatırımlarının yapılması;
  • Veri kataloglarının/paylaşım platformlarının derlenmesi ve veri denetimleri için fon sağlanması.
Yasal Düzenleme YZ’nin geliştirilmesini ve kullanımını kolaylaştırmak için mevzuatta değişiklik yapılmasına yönelik olarak;
  • Güvenilir Yapay Zekâ için Etik İlkelere eşlik eden Değerlendirme Listesine dayalı olarak YZ geliştiricileri için bir öz değerlendirme anketinin oluşturulması;
  • 2020’de parlamentoya sunulmak üzere bir taslak hazırlanması.

Strateji belgelerinin orijinallerine buradan ulaşabilirsiniz:

Fransa: https://ec.europa.eu/knowledge4policy/ai-watch/france-ai-strategy-report_en

Almanya: https://ec.europa.eu/knowledge4policy/ai-watch/germany-ai-strategy-report_en

Birleşik Krallık: https://ec.europa.eu/knowledge4policy/ai-watch/united-kingdom-ai-strategy-report_en

Hollanda: https://ec.europa.eu/knowledge4policy/ai-watch/netherlands-ai-strategy-report_en

Estonya: https://ec.europa.eu/knowledge4policy/ai-watch/estonia-ai-strategy-report_en

2019 Yılında Yapay Zeka Konusunda Neler Oldu?

 

2019 Yılında Yapay Zeka Konusunda Neler Oldu?

 

 

2019’da da en çok konuştuğumuz konulardan biriydi. Aslında geçtiğimiz yıl, teknolojik gelişmelerin yaşanmasından ziyade mevcut teknolojinin yanlış ve etik dışı kullanımının yarattığı sonuçlarla yüzleşme ve bunlara karşı tepki gösterme yılıydı diyebiliriz.

Kişisel verilerin güvenliği gündemdeki önemli konulardan biri oldu. Facebook’un kullanıcı verileri ile ilgili skandalları da yine devam etti. HUD, Facebook’un kullanıcıların kişisel verilerini konut reklamlarını kimlerin görüntülediğini belirlemek için kullandığını iddia etti -reklam verenin böyle bir amacı olmasa bile-. Bu durumun ise kişileri aile, yalnız yaşayan, Hristiyan olmayan gibi kategorilere dahil ederek ayrımcılığa yol açtığı vurgulandı. Türkiye’de de Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından, kamuoyuna “fotoğraf API” olarak yansıyan veri ihlali dolayısıyla gerekli teknik ve idari tedbirleri almadığı anlaşılan Facebook hakkında 1.100.000 TL; ayrıca Kanunun en kısa sürede bildirim yapılması gerektiği hükmüne aykırı hareket edilmesi ile ilgili 550.000 TL idari para cezası verilmişti.

2019’un belki de en önemli gelişmelerinden biri San Francisco tarafından yüz tanıma sistemlerinin kullanımının yasaklanması oldu. Söz konusu yasak, şehir polisi ve bölge şerif departmanı da dahil olmak üzere devlet kurumlarını kapsamakla birlikte; telefonun ekran kilidini açmak için kullanılan sistemler bunların dışında tutulmuştu. Bu durum hükümetlerin gelişen teknolojileri bireyler üzerinde baskıcı ve ayrımcı bir amaçla kullanmaması adına önemli bir adım oldu. İlerleyen aylarda Oakland ve Sommerville tarafından da yüz tanıma yasaklandı.

Yüz tanıma sistemlerinin şirketler tarafından da yoğun şekilde kullanıldığı bir yıldı. Ocak ayında hissedarları Amazon’un elinde bulundurduğu yüz tanıma verilerini hükümete satmaması yönünde baskı yaptı.

ABD HAVA KUVVETLERİ YAPAY ZEKA STRATEJİ PLANINI AÇIKLADI

İklim değişikliği konusundaki tartışmalar da gündemdeydi. Greta Thunberg’in Birleşmiş Milletler’deki konuşması ile daha da alevlenen bir hal aldı. Büyük teknoloji şirketleri de iklim değişikliği konusunda harekete geçti. Google ve Microsoft şubat ayında en büyük petrol şirketlerinden bazılarına otomasyon, bulut ve yapay zeka hizmetleri sağlamak için adımlar attı. Bu sayede, toplumda artan farkındalıkla beraber, petrol ve doğalgaz çıkarılmasında yüksek verimlilik sağlayan ve çevreye duyarlı teknolojilerin geliştirilmesi hedeflenmekte.

Savunma alanında da yapay zekanın kullanımına yönelik gelişmeler yaşandı. ABD Hava Kuvvetleri yapay zeka strateji planını açıkladı. Yapay zekanın ticari kullanımlarının devletçe kontrol edilemez bir aşamada olduğu dile getirilirken, yapay zeka konusunda bugün atılacak adımların ilerleyen dönemde ülkeyi güçlendirebileceği gibi köleleştirebileceğinin de vurgusu yapıldı.

Yapay zeka sistemlerinin kullanımından doğan olumsuz sonuçların önüne geçmek adına Avrupa’da da birtakım adımlar atıldı. Avrupa Konseyi yapay zeka ve veri koruması üzerine kılavuz ilkeler yayınladı. Kılavuz ilkeler, yapay zeka uygulamaları geliştirirken insanlık onuru, insan hakları ve kişisel verilerin korunması gibi hakların güvenceye alınmasına vurgu yapmakta. Kılavuz, ayrıca geliştiriciler için de yol göstermekte; buna göre, geliştirme aşamasında ihtiyaç fazlası verileri azaltıp modelin doğruluğu yeni verilerle beslenerek değerlendirmeli.

Avrupa Komisyonu ise yapay zekanın etik kullanımına yönelik bir kılavuzyayınladı. 2018’de hazırlanan taslak metin kamuoyunun görüş ve önerilerine açılmıştı. Nisan ayında yayınlanan nihai metinde şu vurgular yer aldı:

  • Yapay zeka sistemlerini adalet ve şeffaflık açısından etik ilkelere uyacak şekilde geliştirin, uygulayın ve kullanın.
  • Çocuklar, engelliler ve diğer dezavantajlı gruplar bakımından olan kullanımlarda daha özenli davranın.
  • Demokrasi, hukukun üstünlüğü, adaletin sağlanmasında olumsuz etkiler yaratabileceğini de göz önünde bulundurarak gerekli önlemleri alın.

İngiltere Veri Koruma Otoritesi (ICO) ve Alan Turing Enstitüsü’nün ortak hazırladığı kılavuz da yapay zeka ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin önemli bir gelişme oldu. Yapay zeka kullanımından etkilenen kişiler bakımından bu süreçlerin açıklanabilir olması için pratik tavsiyeler içermekte. Özellikle şirketin teknik ve uyum ekipleri ile DPO’ya yol gösterici olması hedeflenmekte.

TOPLUMSAL ETKİLERİNE ODAKLANILMAYA BAŞLANDI

Türkiye’de de yapay zekanın hukuki etkilerine yönelik üç büyük baronun -İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları- birlikte kaleme aldığı “Yapay Zeka Çağında Hukuk” raporu yayınlandı. Ağustos ayında kamuoyunun yorum ve görüşlerine açılan taslak metin aralık ayında İstanbul Barosu’nda düzenlenen bir etkinlikle kamuoyuna duyuruldu. Metin, Türkiye’de yapay zeka ve hukuk konulu ilk rapor olma özelliğini taşımakta.

Yazının tamamı için:

https://www.siberbulten.com/makale-analiz/2019-yilinda-yapay-zeka-konusunda-neler-oldu/

Bir Sorum Var: Bu, Robot Hukuku Dedikleri Nedir Yahu?

 

Bir Sorum Var: Bu, Robot Hukuku Dedikleri Nedir Yahu?

 

 

“Robot Hukuku” üzerine sürdürdüğüm çalışmalarım esnasında farklı alandan kişilerin benzer sorular yönelttiğini gördüm. Bu sorulardan bazılarını bir araya getirip cevap vermeye çalıştım.

 

  1. Robot Hukuku Nedir?

Robotların hem fiziksel hem de çevrimiçi ortamda artan kullanımı ile birlikte ortaya çıkan hukuki sorunları inceleyen, bunlarla ilgili kamu politikaları oluşturmaya çalışan, araştırma yapması keyifli, hukuk alanında yükselen bir yıldız. Ancak, henüz mevzuatı oturmamış bir alan için “… hukuku” demenin yanış olacağı eleştirilerinin bazı noktalarda haklı olduğunu kabul etmek gerekiyor.

  1. Robot Hukukunun kapsamı nedir?

Robot hukuku, hemen hemen tüm temel hukuk dallarıyla bağlantılıdır. Mesela, çevrimiçi ortamda kullanılan robotların elektronik ticaret açısından doğurduğu etkiler bakımından Elektronik Ticaret Hukuku, crawling[1] ile kazılan verilerin kişisel veri olması durumunda Kişisel Verileri Koruma Hukuku, otonom araçların karıştığı kazalar bakımından Ceza Hukuku ve Sorumluluk Hukuku, internette sözleşmesel ilişkiye giren trading botlar[2] bakımından Borçlar Hukuku, seçmen davranışlarının çevrimiçi ortamdaki robotlar yoluyla analiz edilip etkilenmesi bakımından Seçim Hukuku, robotların hukuki kişiliğinin olup olamayacağı tartışmaları bakımından Medeni Hukuk, geliştirilen robotik modellerin telif hakkı bakımından Fikri Mülkiyet Hukuku bu alanın kapsamındadır. Bu sadece küçük bir örnekseme, bu alanın içerisine daha pek çoğunu (Örn. Tüketicinin Korunması Hukuku, Savaş Hukuku, Reklam Hukuku gibi.) dahil etmek mümkün olabilir.

  1. Robot Hukuku çalışabilmek için yazılım bilmek şart mı?

Elinizdeki malzemenin ne olduğunu bilmeden onunla yemek yapamazsınız. Onu tanıyıp, tadını aldığınızda hayal gücünüz size yardım eder. Biraz da yetenekliyseniz, ziyafete hoş geldiniz. Elbette bu bir mecaz, ama işin sırrı robot hukuku açısından benzer. Teknolojinin hızla gelişmesi ve hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olması, bireyler ve devamında toplum açısından birtakım etkilere yol açıyor. Dolayısıyla bireylerin ve toplumun korunması için hukukçuların söz konusu etkileri araştırmasını, tartışmasını ve bazı hukuk politikaları belirlemesi için kolları sıvamasını gerekli kılıyor. Ama bu yalnız çıkılacak bir yol değil. Multidisipliner çalışma dediğimiz, farklı disiplinden kişilerin bir araya gelmesi robot hukuku açısından *zorunlu*. Bakın *zorunlu* diyorum bir daha yazayım 🙂 Çünkü;

  1. Hukuk alanından kişilerin teknik konuların kesişiminde yapacağı bir araştırmada, çalışmada artık adına ne derseniz, konuyu teknik açıdan anlayabilmesi gerekli,
  2. Konuyu teknik yönden anlamanın bir hukukçu açısından iki önemli faydası şudur: birincisi, bunu hukuki açıdan değerlendirip, farklı bir bakış açısıyla yorumlayabilirsiniz, bu da yeni fikirler, görüşler ortaya koymanızı sağlar; ikincisi, teknik konu açısından yapılabilecek hatalar sizi gülünç duruma düşürebilir. Yapmayın 🙂
  3. Teknik kişiler açısından ise, geliştirilmek istenen ürünlerin sosyal hayatta ne gibi sorunlara çözüm bulacağı, nelere hizmet edeceği veya herhangi bir soruna sebep olup olmayacağı konusunda sosyal bilimlerden kişilerle çalışmak bir gereklilik.
  4. Bir hukukçu olarak, bilgisayar mühendisliği bitirmiş biri gibi kod yazmanız, mekatronik mühendisliği bitirmiş biri gibi akıllı makine tasarlamanız gerekmez. ANCAK, teknik konularda uzman olmayanların da anlayabileceği dilde yazılmış, teknik konuları anlatan kaynakları okumak, yazılımcılarla bir araya gelip fikir alışverişi yapmak, sizi tek düze bakış açısından çıkarır ve kısır kalabilecek araştırmalarınızın önünü açar. (Not: Mümkünse yazılımcı arkadaşlar edinin 🙂 )
  1. Türkiye’de bu alanda neler yapılıyor?

 Çok şey, diyebilmeyi çok isterdim.

  1. Türkiye’de bu alanda üniversitelerde durum nedir?

Türkiye’de son yıllarda yapay zekâ konusuna olan ilgi, mühendislik fakültelerinde bu alandaki ders sayılarını artırdı. Pek çok okul kulübü açıldı. YÖK bu yılki tercih kılavuzunda lisans ve önlisans programlarında yapay zekâ, veri madenciliği, büyük veri gibi alanlara da yer veriyor[3]. Hukuk fakültelerine bakılınca ise durum biraz, ne bileyim işte biraz… :/ Hukuk fakültelerimiz henüz bilişim hukukuna tam ısınamadı. 201 tane üniversitemizin (vakıf ve devlet) 81’inde hukuk fakültesi mevcut[4]. Ancak bunların bilişim hukuku alanında eğitim verenlerinin sayısı oldukça düşük. Bunlardan bazıları yüksek lisans seviyesinde bilişim hukuku eğitim vermeyi hedefliyorken, bazıları seçmeli ders olarak yer veriyor, bazıları ise konuyla bağlantılı olarak ders müfredatına dahil ediyor[5]. Ancak robotların bu kapsama dahil edilmesi şu an yurtdışındaki örneklerle karşılaştırınca pek de istenilen düzeyde değil. (Yurt dışı kısmı soru 7’de)

  1. Türkiye’de bu alanda barolarda durum nedir?

Aralık 2018’de İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları ortak bir çalışma ile avukatlık mesleği açısından yapay zekânın yaratacağı etkileri konu alan; bunu biraz daha geniş yelpazede değerlendiren (hukukçuların mühendislerle çalışmasının gerekliliğinden, hukuk fakültelerinin durumunun iyileştirilmesine, avukatlık mesleğinin teknolojiye adaptasyonuna ve yapay zekanın doğurduğu/doğuracağı hukuki etkilere kadar) bir rapor çalışmasına başladı. Raporu hazırlayan kişiler arasında yıllardır bilişim hukuku alanında çalışan deneyimli avukatların yanı sıra mühendislik temelli kişiler de yer alıyor. Yapılan iki kapalı ve bir açık çalıştay sonrası[6], yaz aylarında raporun taslak metninin yayınlanması planlanıyor. Yayınlanan taslak metin bir süre kamuoyunun yorumlarına açık olacak, bu sayede Türkiye’nin ilk yapay zekâ ve hukuk raporunun kapsayıcı bir etkiye sahip olması hedefleniyor.

  1. Yurtdışındaki çalışmalar ne durumda?

Biraz geriye gidersek, (biraz fazla geriye gidelim) 1950’lerde yazılım dünyasındaki çalışmaların artması, sosyal bilimlerde de bazı yansımalar buldu. Örneğin, Asimov’un <3 eşsiz eserlerini kaleme aldığı yıllar buraya denk geliyor. Takip eden yıllar felsefi ve etik tartışmaların da alevlenmeye başladığı yıllar[7]… Sonraki dönemlerde hukuki değerlendirmelerin, araştırmaların da yapılmaya başladığını görmek mümkün[8]. Bunların teknik çalışmaların ve yaşanan gelişmelerin bir yansıması olduğunu kabul etmek gerekiyor. Dolayısıyla teknolojik gelişmelerin yaşandığı ülkelerde (özgür olanlarda) felsefi, etik, hukuki araştırmalar da bu gelişmeleri takip ediyor. Bugün özellikle Amerika ve Avrupa’daki pek çok üniversitede kurulan laboratuvarlar, enstitüler farklı disiplinden kişileri bir araya getiriyor. Örneğin, Washington Üniversitesi bünyesinde kurulmuş olan Tech Policy Lab, Üniversite’nin Hukuk Fakültesi, İletişim Fakültesi, Bilgisayar Mühendisliği ve kampüsteki diğer birimlerden uzmanları birleştiriyor[9]. Özellikle araştırma, eğitim ve düşünce liderliği yoluyla teknoloji politikası geliştirmeyi amaçlıyor. New York Üniversitesi’nde kurulmuş olan AI Now Enstitüsü de benzer bir amaçla hareket ediyor[10]. Çoğunlukla gelişen teknolojilerin yarattığı etik sorunlar üzerine yoğunlaşan araştırmalar yapan Enstitü, bünyesinde farklı disiplinden araştırmacıları bulunduruyor. Harvard Üniversitesi, Berkman Klein Center’ın misyonu ise siber alanı araştırmak ve anlamak; gelişimini, dinamiklerini, normlarını ve standartlarını incelemek ve bunların kanun ve yaptırımlara olan gereksinimini veya eksikliğini değerlendirmek[11]. Merkezde Türkiye’den de pek çok araştırmacı bulunuyor. Bir diğer önemli Enstitü ise Oxford Internet Enstitüsü (“OII”). Enstitü, Oxford Üniversitesi’nin multidisipliner bir araştırma ve öğretim bölümünü oluşturuyor. OII, dijital dünyanın yarattığı değişimin sosyal, ekonomik ve politik dünyada yarattığı etkileri anlamayı amaçlıyor[12]. Yale Üniversitesi Information Society Project(“ISP”) de çalışmalarının yakından takip edilmesi gereken merkezlerden. ISP, 1997 yılında Profesör Jack Balkin tarafından Yale Hukuk Fakültesi’nde kurulan bir entelektüel merkez. Hukuk, teknoloji ve toplum arasındaki karmaşık ilişkileri aydınlatmak için çalışan uluslararası bir topluluk[13].

  1. Öğrenciyim bu alanda kendimi nasıl geliştirebilirim?

Hukuk fakültesi öğrencisi iseniz ve bu alanda kendinizi geliştirmek istiyorsanız, bilmelisiniz ki Türkçe kaynak yok gibi bir şey. O yüzden İngilizce kaynak tarayacak kadar iyi bir İngilizceye kendinizi hazırlamalısınız. Sonrasında, bulunduğunuz üniversitede bilişim hukuku dersleri varsa (muhtemelen ilginiz varsa zaten bu dersleri alıyorsunuzdur) bu dersleri alın. Ancak soru 5’te anlattığım gibi bu derslerde robot hukukuna yönelik detaylara girilmiyor olabilir. Bu yüzden iş başa düşüyor. Bulduğunuz blog yazılarından, popüler bilim dergilerine, akademik makalelere, hatta bazı teknik kitaplara kadar okumak sizin çabanıza ve isteğinize kalıyor. Faydalı olacağını düşündüğünüz (hepsi değil, çünkü iş biraz pazar yerine dönmüş durumda) etkinliklere, seminerlere, konferanslara mutlaka katılın (genelde üniversite bünyesinde yapılan etkinlikler daha faydalı oluyor). Elbette unutmamak gerekir ki, bu alanda kendini geliştirmek iyi bir hukuk eğitimi ile mümkün. Temel kötü ise ömrü uzun olmaz.

Mühendislik fakültesi öğrencisi iseniz, geliştireceğiniz ürünlerin geliştirme aşamasının ve sonrasındaki kullanımlarının hukuki çerçeve içinde olmasının önemli olduğunu bilmeniz gerekiyor. Bu sebeple nasıl ki bir hukukçu temel teknik konuları biliyor olmalı ise, mühendislik temelli birinin de hukuki konulara yabancı olmaması gerekli. ANCAK, mühendis olup avukat kadar iyi hukuk bilmeniz de gerekli değil. Bize de iş lazım 😛 Şakayı bir yana bırakırsam, bahsetmek istediğim şey, örneğin bir yazılım geliştiriyorsunuz, veriye ihtiyacınız var, bu verilerin ne tür veri olduğu, bu verileri nereden çektiğiniz, sonrasında tasarladığınız sistemin ne tür veriler toplayacağı, bunları nasıl kullanacağı gibi hususların hukuki boyutunu bilmek, sonrasında hem o ürünü tasarlayan hem de kullanan açısından ortaya çıkabilecek hukuki sorunların önlenmesinde önemli. Ayrıca teknik temelli kişiler ile hukukçuların birlikte çalışmasının günümüzde zorunlu olmaya başlamasını burada da görebiliyoruz.

  1. Avukatım bu alanda kendimi nasıl geliştirebilirim?

Hukuk fakültesinden yeni mezun olduysanız, stajyer avukatsanız çok şanslısınız. Kendinizi geliştirmek için bolca vaktiniz var. Soru 8’de verdiğim tavsiyelerin bir kısmı burada da geçerli. Kendinizi bu alanda geliştirmek istiyorsanız ama öncesinde herhangi bir alt yapınız yoksa popüler bilim dergilerden başlayıp, teknik konuları hukukçuların da anlayabileceği dilde anlatan teknik kitaplar/yazılar ile devam edebilirsiniz, bunları çeşitli blog yazıları ile ilerletebilirsiniz, sonraki süreçte akademik makaleler bu konudaki bilginizi derinleştirmeye ve bakış açınızı genişletmeye yardımcı olacaktır. Özellikle bilişim hukuku ağırlıklı çalışan bir ofiste staj döneminizi geçirmek uygulamada işlerin nasıl gittiğini görmenize yardımcı olacaktır. Türkiye’de de çeşitli teknoloji şirketleri ve çok sayıda girişimci var. Bu şirketlerin yazılım ve robotik teknolojiler konusunda neler yaptığı, ne gibi hukuki sorunlar yaşadığı ile ilgili somut örnekleri görmek, tecrübe edinmek açısından staj döneminizi iyi değerlendirmeniz faydalı olacaktır. Ayrıca, yurt dışında neler olup bittiğini de yakından takip etmenin önemli olduğunu söylemeliyim. Dönem dönem yurt dışındaki konferanslara katılmak, bu alanda kendinizi geliştirmek için faydalı olacaktır[14]. Yüksek lisans konusunda ise, tamamen bu alana yönelik çalışmak istiyorum diyorsanız, yüksek lisansa devam etmeyi düşünebilirsiniz. Türkiye’de bilişim hukuku alanında sınırlı sayıda okulda yüksek lisans eğitimi mevcut[15]. Elbette yurt dışında eğitim almak da bir seçenek, doğrudan robotlar ve yapay zekâ üzerine dersler verilen okulları bulabilirsiniz[16].

Meslekte yıllarını geçirmiş meslektaşların da, “Bu, robot hukuku dedikleri şey de nedir? Ben neler yapabilirim?” dediğini biliyorum 😛 Eğer bu alandan uzak bir uzmanlığınız varsa iş temposunun ağırlığı da göz önüne alınınca, soru işaretleri birbirini izleyebilir. Ama ilginizi çekiyorsa siz de blog yazıları, popüler bilim dergileri vs. ile bu alana merhaba diyebilirsiniz.

  1. Bu alanın gerçekten bir geleceği var mı, yoksa tamamen popülerlik mi?

Bundan yaklaşık 2-3 sene öncesine kadar Türkiye’de robotlar ve hukuk üzerine doğrudan bir tartışma ortamı vardı demek zor (şu an var mı sanki diyebilirsiniz, haklısınız). Ancak son birkaç yıldır özellikle hukuk fakültesi öğrencilerinin ve stajyer avukatların artan bir ilgisi olduğunu söylemek mümkün. Yavaş yavaş bu alanda Türkçe kaynakların da oluşturulmaya başlandığını görüyoruz[17].

Türkiye’de de teknoloji kullanımının artması (sadece akıllı telefonlar değil, evimizde, iş yerimizde de akıllı teknolojileri kullanmaya başlamamız, üretim alanında bunun yaygınlaşması gibi) ile birlikte hukuki tartışmaların hızlanacağı aşikâr. Konunun ilgi çekici, merak uyandırıcı olduğu kesin, dolayısıyla bunun bir popülerlik yarattığını da kabul etmek lazım. ANCAK bunun “gelip geçici” bir şey olduğunu söylemek büyük bir gaf olur. Yıkıcı etkilerinin bireysel ve toplumsal yansımaları bizleri hukuki anlamda da bazı adımlar atmaya zorlayacak. Bu yüzden sadece popülerlik deyip geçmemek lazım.

  1. Yurtdışında bu alanda düzenleme var mı?

Evet. Hukuk sistemimiz farklı olmakla beraber (biz Kıta Avrupası hukuk sisteminde[18] yer alıyoruz.) ABD ve Kanada’nın çeşitli eyaletlerinde robot hukukuna yönelik düzenlemeler mevcut. Ancak aklınıza hemen bir “robot yasası” gelmesin. Bunun yerine örneğin, robot hukukunun kapsamına giren otonom araçlarla ilgili ilk düzenlemenin 2011’de Nevada Eyaleti’nde yapıldığını[19]; Kanada’nın Alberta Eyaleti’nde botların çevrimiçi ortamda kullanılmasının tüketiciler açısından bazı sorunlar yaratmaya başlaması üzerine bu hususta tüketicinin korunmasına yönelik bir düzenlemeye gidildiğini görüyoruz[20]. AB’de ise doğrudan bağlayıcı bir düzenleme olmasa da geçtiğimiz yıl bir bildiri[21] yayınlayarak, ileriki yıllarda yapılacak muhtemel düzenlemelere bir ışık yakıldı. Bu yıl da etik ve YZ üzerine bir rehber[22] yayınlandı. Ayrıca bünyesindeki çeşitli komitelerce görüşler, tavsiyeler yayınlanmaya devam ediyor.

  1. Türkiye’de bu alanda bir düzenleme var mı?

Hayır. Mevcut düzenlemelerimiz şu an için karşılaşılan hukuki sorunlara cevap bulmamıza yardımcı oluyor (bazı noktaları eleştiriye açık). Ancak ilerleyen yıllarda çeşitli alanlara yönelik düzenleme yapma ihtiyacı oluşacağını da bilmek lazım.

  1. Başlangıç için hangi kitapları okusam acaba?

Türkçe kaynak olarak;

  • Cem Say – 50 Soruda Yapay Zekâ
  • Çağlar Ersoy – Robotlar, Yapay Zekâ ve Hukuk
  • Nils J. Nilsson – Yapay Zekâ- Geçmişi ve Geleceği (Türkçe çevirisi mevcut)
  • Çetin Elmas – Yapay Zekâ Uygulamaları
  • Ethem Alpaydın – Yapay Öğrenme

İngilizce kaynak olarak;

  • Ryan Calo, Ian Kerr, Michael Froomkin – Robot Law
  • David J. Gunkel – Robot Rights
  • Patrick Lin, Keith Abney, George Bekey – Robot Ethics

Bilim-kurguya bayılırım derseniz;

  • Ayşe Acar – Yüzyıl romanları- Bay Binet, Yeşil Adam ve Bayan Nima
  • Asimov – Ben, Robot (Türkçe çevirisi mevcut)
  • Nick Bostrom – Süper Zekâ (Türkçe çevirisi mevcut)
  1. Başlangıç için hangi makaleleri okusam acaba?

Türkçe kaynak olarak;

  • Armağan Ebru Bozkurt Yüksel – Robot Hukuku
  • Selin Çetin – Metal Yakalılar
  • Tuba Kelep Pekmez – Otonom Araçların Kullanımından Doğan Cezai Sorumluluk: Türk Hukuku Bakımından Genel Bir Değerlendirme
  • Ayrıca robotic.legal konuk yazarlarının blog yazılarını inceleyebilirsiniz: https://robotic.legal/katkida-bulunanlar/

İngilizce kaynak olarak;

  • Harry Surden – Machine Learning and Law
  • Ryan Calo – Robotics and the Lessons of Cyberlaw
  • Ronald Leenes & Federica Lucivero – Laws on Robots, Laws by Robots, Laws in Robots: Regulating Robot Behaviour by Design

 

Kaynaklar:

[1] Veri kazıyıcı botlar, arka planda programlandıkları süre boyunca sürekli çalışırlar. Temel olarak, API’lar aracılı- ğıyla internet sitelerinden veri toplarlar. Googlebot ve Bingbot, arama motoru örümceklerinin en yaygın iki örneğidir. Detaylar için bkz. http://botnerds.com/types-of-bots/, Erişim Haziran 2019.

[2] Trading botlar ya da ticaret botları, ticarette gidişatı anlamak ve işlemleri otomatik olarak gerçekleştirmek için çeşitli göstergeler kullanan yazılımlardır. Detaylar için bkz. https://bravenewcoin.com/insights/cryptocurrency-trading-bots, Erişim Haziran 2019.

[3] Nuran ÇAKMAKÇI, Üniversitelerde yapay zeka bölümü, http://www.hurriyet.com.tr/amp/egitim/universitelerde-yapay-zeka-bolumu-41235517, Erişim Haziran 2019.

[4] Detaylar için bkz. Yüksek Öğretim Bilgi Yönetim Sistemi, https://istatistik.yok.gov.tr/, Erişim Haziran 2019.

[5] Detaylar için bkz. Yüksek Öğretim Bilgi Yönetim Sistemi, https://istatistik.yok.gov.tr/, Erişim Haziran 2019.

[6] Yapay Zekâ Çağında Hukuk Raporu Kapalı Çalıştayları Değerlendirme Sonuçları, https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/201905YAPAYZEKARAPORUKAPALICALISTAYLARI.pdf, Erişim Haziran 2019.

[7]Laszlo Versenyi, “Can Robots be Moral?,” Ethics 84, no. 3, Nisan 1974, s. 248-259, https://www.journals.uchicago.edu/doi/abs/10.1086/291922?journalCode=et, Erişim Haziran 2019; Hilary Putman, Robots: Machines or Artificially Created Life?,The Journal of Philosophy, Vol. 61, No. 21, American Philosophical Association Eastern Division Sixty-First Annual Meeting, 12 Kasım 1964, s. 668-691, https://www.jstor.org/stable/2023045?seq=1#page_scan_tab_contents, Erişim Haziran 2019; Daniel C. Dennett, The practical requirements for making a conscious robot, Royal Society,15 Ekim 1994, https://royalsocietypublishing.org/doi/10.1098/rsta.1994.0118, Erişim Haziran 2019.

[8]Michael Gemignani, Laying Down the Law to Robots , San Diego L. Rev, 1984, Vol 21, no.5, s.1045, https://heinonline.org/HOL/LandingPage?handle=hein.journals/sanlr21&div=46&id=&page=&t=1559561038, Erişim Haziran 2019; Phil McNally & Sohail Inayatullah, The rights of robots: Technology, culture and law in the 21st century, Futures,

Volume 20, Issue 2, Nisan 1988, s. 119-136, https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/0016328788900195, Erişim Haziran 2019.

[9] Tech Policy Lab, https://techpolicylab.uw.edu/about/, Erişim Haziran 2019.

[10] AI Now, https://ainowinstitute.org/about.html, Erişim Haziran 2019.

[11] Berkman Klein Center, https://cyber.harvard.edu/about, Erişim Haziran 2019.

[12] Oxford Internet Institute, https://www.oii.ox.ac.uk/about/, Erişim Haziran 2019,

[13] Information Society Project, https://law.yale.edu/isp/about, Erişim Haziran 2019.

[14] Örn. Her yıl Nisan ayında düzenlenen WeRobot konferansında robot hukukuna yönelik çeşitli akademik makaleler sunuluyor ve farklı disiplinden araştırmacılar bir araya geliyor.

[15] Örn. İstanbul Bilgi Üniversitesi, Bilişim ve Teknoloji Hukuku Enstitüsü, https://itlaw.bilgi.edu.tr/tr/, Erişim Haziran 2019; Hacettepe Üniversitesi, Bilişim Enstitüsü, http://www.bilisim.hacettepe.edu.tr/misyon_vizyon.php,  Erişim Haziran 2019.

[16] Örn. Edinburgh University, LLM in Innovation, Technology and the Law, https://www.law.ed.ac.uk/study/masters-degrees/llm-innovation-technology-law, Erişim Haziran 2019; Vrije Universiteit Amsterdam, LLM in International Technology Law, https://masters.vu.nl/en/programmes/international-technology-law/index.aspx, Erişim Haziran 2019.

[17] Örn. Tuba KELEP PEKMEZ, Otonom Araçların Kullanımından Doğan Cezai Sorumluluk: Türk Hukuku Bakımından Genel Bir Değerlendirme, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, 2018, https://dergipark.org.tr/download/article-file/611504, Erişim Haziran 2019;

 Servet YETİM, Sürücüsüz Araçlar ve Getirdiği/Getireceği Hukuki Sorunlar, 2016, https://dergipark.org.tr/download/article-file/398494, Erişim Haziran 2019; Çağlar ERSOY, Robotlar, Yapay Zeka ve Hukuk, 2017, https://www.onikilevha.com.tr/images/books/9786051524979.pdf, Erişim haziran 2019.

[18] Kara Avrupası hukuk sistemi ile ilgili genel bilgi için bkz. http://www.anayasa.gen.tr/ghb.pdf, Erişim Haziran 2019. Amerika ve Kanada ise Anglo-Sakson hukuk sisteminde yer alıyor. Genel bilgi için bkz. http://www.anayasa.gen.tr/ghb.pdf, Erişim Haziran 2019.

[19]Nevada Legislature, https://www.leg.state.nv.us/Session/76th2011/Reports/history.cfm?ID=1011, Erişim Haziran 2019;

[20] Alberta Ticket sales regulations, https://www.alberta.ca/ticket-sales-regulations.aspx, Erişim Haziran 2019.

[21] EU Member States sign up to cooperate on Artificial Intelligence,

 https://ec.europa.eu/digital-single-market/en/news/eu-member-states-sign-cooperate-artificial-intelligence, Erişim Haziran 2019.

[22] Ethics guidelines for trustworthy artificial intelligence, https://ec.europa.eu/digital-single-market/en/news/ethics-guidelines-trustworthy-ai, Erişim Haziran 2019.

Dijital Diplomasi-1

 

Dijital Diplomasi-1

 

facebook_diplomacy

 

Uluslararası ilişkiler, geçmişten günümüze gelişmeye devam etmektedir. Diplomasi, bu ilişkilerin yürütülmesinde önemli bir yere sahip olmuştur. Devletlerarası ilişkilerin gelişiminde, özellikle barışçıl çözüm yollarının belirlenmesinde diplomasiye ağırlık verilmeye başlanmıştır. Günümüzde diplomasi artık sadece siyasi nitelikte olmayıp ekonomik, ticari, askeri ve kültürel birçok alanı içinde barındırmaktadır.

Tarih boyunca diplomasinin farklı birçok tanımı yapılmıştır. Diplomasi kavramı uluslararası ilişkilerdeki süreçleri yürütme anlamında ilk olarak 1976 yılında Edmund Burke tarafından kullanılmıştır. Burke, diplomasiyi “devletlerarası ilişkilerin ve görüşmelerin yürütülmesinde uygulanan beceri ve taktik” olarak tanımlamıştır.1

Diplomasi, tarihsel süreçte çeşitli ayrımlara tabi olmuştur. Günümüzde teknolojide yaşanan ilerlemeler sonucu diplomasi de bu yönde gelişim göstermiştir. Bu bakımdan teknolojinin artan önemini ve gelişen veri ağını diplomasi açısından göz ardı etmemek gerekir.

Günümüz dünyasında dışişleri bakanlarından katiplere, politik ve diplomatik süreçlerde yer alan bütün taraflar, sosyal medya platformlarına eşit şekilde erişebilir ya da birer web sitesi oluşturabilir. The Guardian gazetesinin Kasım 2016’daki haberinde, diplomatik çevrelerde, ki buna BM ve AB genel merkezinde yapılan bazı önemli oylama ve müzakere süreçleri bile dahil, WhatsApp uygulamasının temel iletişim aracı haline geldiği belirtilmiştir.2

Kamusallığın yoğun olduğu, kapalı bir dünya olarak düşünülen diplomasi de gelişen iletişim teknolojileri sayesinde yeni bir boyut kazanmaya başlamıştır. Örneğin, Rusya Dışişleri Bakanlığı, çizdiği sıkıcı ve donuk imajı düzeltmek için özellikle Twitter kullanımını geliştirmiştir.CIA ve Rusya Dışişleri Bakanlığı arasında Twitter’da şöyle bir dialog yaşanmıştır:CIA’in Rusça konuşan, yeni üniversite mezunlarına yönelik iş ilanı tweetine Rusya Dışişleri Bakanlığı, “uzmanlar ve tavsiyelerle yardımcı olmaya hazırız” tweeti ile yanıt vermiştir.Buna benzer örnekler diplomasinin yeni ve dinamik bir hale evrilmeye başladığının göstergesidir.3

Bunun yanında sanal platformlarda yanlış bilgiler barındırarak yayılan dini, siyasi ve sosyolojik içeriklerin önlenmesi de artık dijital diplomasinin bir konusu haline gelmiştir. Çünkü bu içerikler ciddi toplumsal krizlere sebep olabilmekte ve diplomatik iletişimi sekteye uğratıp krizi daha da tırmandırabilmektedir. Bu yüzden otomasyon artık diplomasi için kritik bir önem taşımaktadır.

Botlar tarafından çıkarılan bir kriz kitlesel bir kaosa dönüşebileceğinden, bu durum özellikle büyükelçiler için büyük sorunlar yaratabilir.Bu olaylar karşısında hükümet çıkarlarına zarar vermemek adına elçiler sessiz kalmayı da tercih edebilir.Ancak unutmamak gerekir ki, etkileşimden uzak durmak, hesap gerçek kişiye ait ise bilişimsel diplomasi çabalarına zarar verebilecektir.

Diplomatların sosyal medyada yer almaları yaşanacak krizlere kısa sürede çözüm bulmak adına etkili bir yol olabilecekken bazı belirsiz durumlar da yaratabilmektedir. Örneğin, bir diplomatın dış politika konulu bir makaleyi beğenmesi ya da paylaşması, resmi hükümet görüşü olarak yorumlanmasına sebep olabilir. Bu durum tartışmalara da sebep olabilir ve tartışmaya sıradan vatandaşlar da dahil olabilir, dahası anonim hesaplardan gelen tepkiler karşısında ne yapılacağı temel bir sorun yaratabilir.4Bunu engellemenin yolu, yalnızca doğrulanmış ya da en azından gerçek bir isme sahip gibi görünen hesaplara yanıt vermektir. Bir diğer yol ise veri bilimciler ile iş birliği yaparak siyasi süreçlerin etki ağını haritalandırmak ve hangi hesapların siyasi tartışmalarda en etkili ve yönlendirici konuma sahip olduklarını anlamaya çalışmaktır.5

Belirsizlik ve tedirginlik yaratabilen dijitalleşme, izlenecek hükümet politikaları sayesinde daha verimli ve faydalı sonuçlar yakalamak için kullanılabilir. Günümüzde hızlı bir ivme yakalayan yapay zekadan diplomasi alanında da faydalanılabilir. Geliştirilecek yapay zekâlı diplomatlar sanal ortamda vatandaşların sorularını yanıtlayabilir ve hızlı çözümler üretmede daha aktif olabilir

Yapay zekânın daha etken ve verimli kullanılabilmesi için bunun devlet politikası haline getirilmesi ve hatta uluslararası iş birliği ile ilerletilmesi gerekir.Örneğin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yapay zekânın önemini vurgulayan açıklamalarda bulunmuştur Putin, yapay zekâda öne geçenlerin “dünyayı yöneteceğini” söyleyip, “gelecek yapay zekâya ait” diyerek bunun önemini vurgulamıştır. Bunun sadece Rusya için değil, tüm insanlık için böyle olduğunu belirtmiştir.Ayrıca yapay zekânın “tahmin edilmesi güç tehditler getirdiğini” de ekleyen Putin, buna karşın Rusya’nın yapay zekâda öne geçmek istediğini söylemiştir. Putin ayrıca, “Bu tekelin belli birilerinin elinde olmasını gerçekten istemezdim” sözleriyle bu gücün belli güçler tarafından ele geçirilmesinden duyduğu endişeyi de dile getirmiştir.6

Gelirinin büyük bir kısmını petrolden elde eden Birleşik Arap Emirlikleri’nin de geleceğe yönelik bu teknolojik yatırımları yapıyor olması dünyanın değiştiğinin bir kanıtıdır.Yapay zekâ teknolojisine yatırımların çekilmek istendiği bölgede bu durum bakanlık seviyesine taşımıştır.Birleşik Arap Emirlikleri, kabinesinde yeni bir pozisyon oluşturarak yapay zekâdan sorumlu olarak çalışacak bir bakan atamıştır. BAE Başbakanı Sheikh Mohammed bin Rashid, durumu Twitter üzerinden açıklayarak, yeni bakanı duyurmuştur7

Yaşanan bu gelişmeler dijital diplomasinin artık diplomasi kavramının temel taşlarından biri olduğunu gösteriyor. Devletler bu dijital ortama uyum sağlamak adına gerekli politikaları benimseyip ve iş birlikleri geliştiriyor.

Selin Çetin

 

 

 

 

Metal Yakalılar

 

Metal Yakalılar

 

Teknolojik inovasyon hayatımızı hızlı bir şekilde değiştirmeye başladı. Robotik teknolojide yaşanan hızlı büyüme yakın bir gelecekte sosyal hayatımızda da hissedilecek gibi görünüyor. Robotlar şu an için endüstriyel alanda yoğun bir şekilde kullanılmakla birlikte hizmet sektörü de robotlarla desteklenmeye başlandı. Robotlar, okullardan hastanelere kadar birçok alanda kullanılıyor.  Özellikle sağlık sektöründe hastalıkların teşhisinden, hastalara ait verilerin analizine kadar pek çok noktada doktorların, hemşirelerin ve teknisyenlerin asistanlığını yapmaya başlamış durumda.

Yapay zekâ odaklı iş süreçlerinin geliştirilmesi gelir ve büyüme üzerinde de etkili olmaya başlıyor ve gelecek yıllarda bu büyümenin devam etmesi bekleniyor. Buna paralele olarak, yeni mesleklerin de gelişmesi sektöre farklı açılımlar kazandıracak gibi gözüküyor. 

Bu teknolojik değişim dalgası meslek profillerini değiştirdiğinden, bu durum, bazı işçilerin mevcut endüstri içinde ya da başka bir sektöre geçişte yetkin olmalarını ya da yeniden eğitilmelerini gerekli kılacak. Mevcut çalışanların teknolojik gelişim karşısında yetenekli bireyler olmalarını sürekli kılmak için teknoloji tabanlı öğrenme programları gereklidir. Buradaki önemli soru ise bu programları kimin finanse edeceğidir. Hükümetler, yatırımları teşvik etmek ve eğitim kurumlarına doğrudan finansman sağlamak için önemli bir rol oynayacaktır. (Robotics, Robots and the Workplace of the Future, 2018)

Robotlar ve İşsiz Bir Gelecek Tehlikesi

Tarihsel sürece bakıldığında, tarımın makineleşmesi milyonlarca insanı işinden etti, işsiz kalan ırgat yığınlarını fabrikalarda iş aramak üzere şehre göçe zorladı. Ardından otomasyon ve küreselleşme, işçileri üretim sektöründen hizmet sektörüne kaydırdı. Bu geçiş dönemlerinde kısa vadeli işsizlik yükseldiyse de bu dönemler asla kalıcı olmadı. Yeni iş alanları doğdu. Eski işlerini kaybedenlerin önlerinde yeni kapılar açıldı. Dahası, bu yeni işler genelde eskilerinden daha makbuldü. Daha yüksek beceri gerektiriyor ancak daha iyi para getiriyordu. Üretimde kullanılan makineler geliştikçe, bu makineleri kullanan işçilerin üretkenlikleri de arttı. Böylece işçiler daha değerli hale geldiler ve yüksek ücretler talep edebildiler. Bu savaş sonrası dönemde, üretkenlikteki yükseliş ortalama işçinin ücretine yansıdı; gelişen teknoloji işçinin cebine para koydu. Bu işçiler de artan gelirleriyle daha fazla tüketim yaptılar. (Ford, 2018)

Üretkenlik artışı 1950’lerde işçinin cebine gidiyordu, ama artık neredeyse tamamen işverenlerin ve yatırımcıların cebine gidiyor. Milli gelirin emeğe giden payı sermayeye giden paya oranla hızla düştü ve serbest düşüşe devam ediyor. Bu durum karşısında, teknolojiyle ilgili en temel varsayımlarımızdan biri olan “Makine, işçinin üretkenliğini artıran bir araçtır.” varsayımını da sorgulamamız gerekecek. Çünkü günümüzde artık makineler bizzat işçi haline geliyor. (Ford, 2018)

OECD’nin 2016 göstergeleri özellikle az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin otomasyon karşısında daha büyük yıkımlarla karşılaşacağını gösteriyor. Otomasyon sonucu, tüm ekonomi daha az emek yoğun ve daha çok sermaye yoğun haline gelebilir. Örneğin, Google ve Facebook gibi yeni doğan şirketler devasa pazar değerlerine sahip olmalarına rağmen, çalıştırdıkları insan sayıları, bu şirketlerin boyutlarına ve etkilerine oranla çok küçük kalıyor. (Ford, 2018)

Robotların Vergilendirilmesi

Robotların vergilendirilmesi konusu uzun süre göz ardı edildi. Ancak Şubat 2017’de Avrupa Parlamentosu’na sunulan, işten çıkarılan işçilerin fonlarını finanse etmek için “robot vergisi” önerisi ile robotların vergilendirilmesi fikri yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı.

Robotların Vergi Mükellefi Olması

Robotların vergilendirilmesine konusunu iki açıdan incelemek gerekir: Robotun vergi ödemesi ve robot üzerinden vergi alınması.

Türk Vergi Usul Kanunu’na baktığımızda, madde 8 vergi mükellefini tanımlamaktadır. Buna göre, mükellef, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettübeden “gerçek veya tüzel kişi”dir. Bu noktada, öncelikle robotun insan gibi gerçek kişi kabul edilebilmesine yönelik etik ve hukuksal tartışmalar gündeme gelecektir. Bakıldığında günümüzde var olan hukuk sistemlerinin öznesi insandır. İnsanlar, kişiliğin analizi için başlangıç noktasıdır. Kişiliğin farklı tanımları olmakla beraber genel olarak hak ve borçlara tabi olmayı içerir. Bu anlamıyla kişilik, hak ehliyeti ile eş anlamlıdır. (Öğüz & Dural, Türk Özel Hukuku, Kişiler Hukuku, 2013).Günümüzde ülkeler arası farklılık olmakla beraber, hak ehliyetine yani kişiliğe sahip olma açısından eşitlik ve genellik prensiplerini kabul edilmiş durumda. Yani her insanın hak ehliyeti vardır ve bütün insanlar haklara ve borçlara ehil olmada eşittir.

Bununla birlikte, kanun gerçek kişi yanında tüzel kişiliğe de yer vermiş durumda. Türk Medeni Kanunu madde 47 vd. göre, başlı başına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş kişi toplulukları ve belirli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca tüzel kişilik kazanırlar. Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaratılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler. Kanuna ve kuruluş belgelerine göre gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.

Bu açıklamalar ışığında, başta yaratılış olmakla birlikte günümüzde insana özgü pek çok nitelikten aciz olan robotların gerçek kişi olarak kabul görmesi düşünülemez. Keza, tüzel kişilik bakımından da gerekli organizasyon ilişkisi robotlar için mümkün olamayacağından, robotlara mevcut düzenlemeler çerçevesinde kişilik tanınması ve insan işçinin yerine geçerek üretim yapan robotun verdiği “emek” karşısında ücret alabilmesi de günümüzde mümkün değildir. Kanunun lafzından da anlaşılmaktadır ki robot gibi mekanik varlıkların vergi mükellefi olması söz konusu olmayacaktır. Mevcut durum karşısında robotları “eşya” statüsünde tutmaya devam edeceğiz. Ancak ilerleyen yıllarda gerçek kişi ve tüzel kişi ayrımının yanında robotlara yönelik kişilik tanımlamaları da yapılabilir.

Robotların Vergilendirilmesi Sorunu

Türk Vergi Hukuku sistemi köken olarak Batı Avrupa ve özellikle Federal Almanya yasaları örnek alınarak oluşturulmuştur. 1921 yılında hazırlanan ilk anayasamızda vergilendirme ile ilgili bir hükme yer verilmemişti. 1924 Anayasası ise vergiyi devletin genel harcamalarına halkın katılması olarak tanımlıyor ve vergilerin ancak yasa ile tarh ve tahsil edilebileceğini belirtiyordu. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)Türkiye Cumhuriyeti tarihinde en önemli vergi reformu ise 1949 ila 1950 yılları arasında Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi ve Vergi Usul Kanunlarının kabul edilmesi ile gerçekleşmiştir. 1961 Anayasası ise yasaların Anayasaya uygunluklarının Anayasa Mahkemesi tarafından yargısal denetime tabi tutulmasını kabul etmişti. 1980’den sonra hemen hemen bütün vergi yasalarında önemli değişiklikler yapılmıştır. 1980 sonrasında çıkarılan vergi yasalarında, yürütme organına geniş kapsamlı yetki devredilmesi bu dönemin en belirgin özelliği olarak gözükmektedir. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)

Türkiye gelişmekte olan ülkeler arasında yer aldığından, günümüzde yaşanan teknolojik gelişmelere adapte olması ve hukuksal düzenlemelerini de buna göre tekrar şekillendirmesi gerekecektir.

Türk Vergi Sistemi özel hukuk anlamında şu üçlü ayrım çerçevesinde incelenebilir:

* Gelir üzerinden alınan vergiler,

* Servetten alınan vergiler,

* Harcamalardan alınan vergiler.

1.Gelir Üzerinden Alınan Vergiler ve Robotlar

Çağdaş vergi sistemlerinin büyük bir kısmını gelirden alınan vergiler oluşturmaktadır. Türk Vergi Sistemi de “gelir vergisi” ve “kurumlar vergisi” olmak üzere geliri vergilendiren iki ayrı vergi türüne yer vermiştir. 

1.1. Gelir Vergisi Bakımından Robotlar 

Gelir vergisinin konusu, gerçek kişilerin elde ettiği gelirdir. Dolayısıyla gelir elde eden kişi vergi yükümlüsü statüsündedir ve düzenlemeye göre gelir vergisinin yükümlüsü gerçek kişilerdir. Gelir vergisinin yükümlüsü olarak gerçek kişi kavramı, bütünüyle medeni hukuk kurallarına göre saptanacaktır. Buna göre, gerçek kişilerde kişiliğin başlaması, sona ermesi, gerçek kişilerin hak ve fiil ehliyeti gibi konular Medeni Kanun hükümleri esas tutulmak suretiyle çözümlenecektir. Gerçek kişi kavramının medeni hukuk çerçevesinde çözümlenmesine karşın, vergi ehliyeti konusunda vergi hukuku düzenlemeleri esas tutulacaktır. Bunun sonucunda, gelir elde eden gerçek kişiler, medeni hukuk anlamında ehil olmasalar dahi, vergi borcunun yüklenmesi bakımından ehliyeti haiz kabul edilebilirler. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)

Robotların gerçek kişi statüsüne sahip olabilmesi ile ilgili daha önce yukarıda yapılan açıklamalar da göz önünde bulundurulduğunda, şirkette çalıştırılan robot işçilerin “emek”leri karşılığı ücrete hak kazanmaları söz konusu olamayacaktır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 61’inci maddesine göre, “ücret, işverene tabi ve belirli bir işyerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir.” Bu bağlamda, henüz medeni hukuk anlamında gerçek kişi statüsünde değerlendiremeyeceğimiz robotların, gerçek kişi gibi gelir elde etmesinden de bahsedemeyiz. Dolayısıyla Gelir Vergisi Kanunu kapsamında bir vergi mükellefiyetinden söz edemeyiz.

Bununla birlikte, Gelir Vergisi Kanunu’nun 70’inci maddesinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları, zilyetleri, irtifak ve intifa hakkı sahipleri tarafından kiraya verilmelerinden elde edilen geliri gayrimenkul sermaye iradı olarak tanımlamaktadır. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)Bu tanım kapsamına giren “gayrimenkullerden ayrı kiraya verilen mütemmim cüzler ve teferruat ile tesisat, demirbaş eşya ve döşemeler” üzerinden gelir vergisi alınması da söz konusudur. Dolayısıyla bir fabrikada demirbaş olarak bulundurulan robotların kiraya verilmesinden elde edilecek gelirin vergilendirilmesi gerekecektir.

Gelir Vergisi Kanunu’nda 80’inci madde, gelir çeşidi olarak “diğer kazanç ve iratlar”ı düzenlemiştir. Bu madde kapsamında kazançlar “değer artışı kazançları” ve “arızi (geçici) kazançlar” olarak ikiye ayrılmıştır.

Değer artış kazançlar kısaca, kişilerin bir kısım sermaye varlığı unsurlarını bir süre ellerinde bulundurduktan sonra paraya çevirerek elden çıkarmaları sonucunda elde ettikleri gelirdir. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)Bu bakımdan örneğin, sanayi, ticaret ve bilim alanlarında elde edilmiş bir deneyime ait bilgilerle gizli formül ya da imalat üzerindeki kullanma hakkı gibi hakların elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar değer artış kazancı olarak vergilendirilir. Dolayısıyla robotlar ve yapay zekâ üzerinden elde edilen hakların vergilendirilmesi düşünülebilir. Ayrıca yapay zekâ ve robotik ürünlerin telif haklarının mucitleri ve bunların yasal mirasçıları dışında kalan kimseler tarafından elden çıkarılmasından doğan kazançların da vergilendirilmesi söz konusu olabilir.

Bir şirket robotik teknoloji ile yürüttüğü faaliyetlerini durdurduktan sonra ardakalan mal varlığı unsurlarının tamamen ya da kısmen elden çıkarması sonucunda elde edilen kazanç da değer artışı kazancı olarak vergilendirilebilir.

1.2. Kurumlar Vergisi Bakımından Robotlar

Kurumlar vergisi, gerçek kişiler, bireysel işletmeler ve şahıs şirketleri dışında bir kısım tüzel kişilerle tüzel kişiliği bulunmayan bir kısım oluşumların gelirini vergilendirmektedir. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014) Buradaki yaklaşım sermaye gelirlerinin emek gelirlerine göre daha ağır vergilendirilmek istenmesidir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi bakımından kurumlar vergisinin konusunu kurum kazançları oluşturmaktadır. Ayrıca aynı maddeye göre, kurumlar vergisinin yükümlüleri sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıklarıdır. 

Robotlara kişilik tanınmasına yönelik ortaya konulan önerilerden biri de Avrupa Birliği nezdinde çalışmalar yürüten EuRobotics çalışma grubunundur. Önerdikleri elektronik kişilik modeli de tüzel kişilikten yola çıkıyor ve tüzel kişilik modelinin robotlar için de uygulanabileceğini savunuyorlar. Her robotun bir resmi sicile kaydedilmesi ve kayıt anında bu pakete, yani kişiliğe hak kazanması şeklinde ticari sicil sistemine benzer bir yapı tasarlıyor ve tazminat sorumluluğu oluşması halinde bu fonlara başvurulması önerisinde bulunuyorlar. (Leroux & Labruto, 2012)

Her ne kadar tüzel kişi modelinden yola çıkılsa da bunların vergilendirilebilmesi için gelir vergisinde olduğu gibi bir gelirin- kurum kazancının- elde edilmiş olması gerekir. Söz konusu öneride otonom robotların resmi sicile kaydedildikten sonra faaliyet alanına göre özgülenecek malvarlığının oluşturulmasından bahsedilmektedir. Ancak, kurumlar vergisinde matrahın hesaplanmasına bakıldığında, Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç ile ilgili hükümlerine gönderme yapıldığı görülmektedir. Bu bakımdan, robotlar için tüzel kişilik gibi bir statünün belirlenmesinin yanında kurumlar vergisinin uygulanabilmesi için bu kazanç elde etme unsurunun ve bu kapsamda yürütülecek faaliyetin sürekliliğinin de bulunması gerekecektir.

2.Servetten Alınan Vergiler ve Robotlar

Türk Vergi Hukuku’nda gelir ve harcamalardan alınan vergilerin yanı sıra, servetten alınan vergilere de yer verilmektedir. Bu kategoride emlak vergisi, veraset ve intikal vergisi, motorlu taşıtlar vergisi bulunmaktadır.

Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun 1’inci fıkrasında, vergi yükümlülüğünün kayıt ve tescil ile başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Motorlu taşıtlar vergisinin konusunu motorlu kara ve hava taşıtları oluşturmaktadır. Vergi yükümlüsü ise ilgili sicile adlarına motorlu araç kayıt ve tescil ettiren gerçek ve tüzel kişilerden oluşmaktadır.

Robotlar bakımından yapılacak değerlendirmede, doğrudan motorlu taşıtlar vergisine tabi tutulmaları düşünülemez. Ancak, robotlar için öngörülen kişilik modellerinden de yola çıkarak, oluşturulacak bir sicil sistemi ile robotların tescil edilmesi yoluna gidilebilir. Bu sayede sicile kayıt ve tescil edilenlerin vergi kapsamına alınması, kayıt anında robotun mülkiyeti üstünde görünen kişinin de vergi yükümlüsü olması söz konusu olabilir. Sicilde mülkiyetin değişmesi ile yükümlülük de doğal olarak değişecektir.

3.Harcamalardan Alınan Vergiler ve Robotlar 

Harcamalar üzerinden alınan vergiler üretilen, satılan yahut tüketilen mal ve hizmetler üzerine konulan vergilerdir. Geliri veya serveti elde edildiklerinde değil, harcandıkları zaman, mal ve hizmetlerin fiyatları içine gizlenmiş olarak vergilendirilirler. Miktarları tüketim harcamalarına göre değişir; vergilenmiş malları daha çok kullananlar, diğerlerine oranlar daha fazla vergi öderler. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)

Katma değer vergisi, harcamalar üzerinden alınan vergilerin en modern türüdür. Burada üretim ve dağıtım sürecinin her aşamasında ürüne eklenen değer üzerinden vergi alınmaktadır. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014) Katma değer vergisinin konusu Türkiye’de ticari, sınai, zirai ve mesleki faaliyetler çerçevesinde yapılan mal teslimleri, hizmet ifaları ile her türlü mal ve hizmet ithalatıdır. (Öncel, Kumrulu, & Çağan, 2014)

Robotların hizmet sektöründe kullanılmaya başlanması ile birlikte Katma Değer Vergisi’nin robotik teknolojilere uygulanması tartışılabilir. Alışveriş merkezlerinde, havaalanlarında, bankalarda hizmet vermeye başlayan pek çok robotik teknoloji mevcut. Sağlık sektöründe yapay zekâ ve robotik teknolojinin kullanılması araştırma ve teşhislerde sıklıkla karşılan bir durum haline gelmeye başladı. Bu bakımdan sunulan hizmet çerçevesinde robotik teknolojiler üzerinden KDV alınması da mümkün olabilir.Bunun için işlemler Türkiye’de yapılmış olmalı ve işlemler ticari, sınai, zırai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılmış teslim ve hizmetler olmalıdır.

Mal teslimi ve hizmet ifanın gerçekleşmesi halinde vergi doğmuş sayılır. Vergi yükümlüsü olan kişi, vergiyi mal ve hizmetlerin fiyatına ekleyerek tüketiciye geçirmektedir. Dolayısıyla robotik teknoloji hizmeti üreten ve bundan faydalanan kişiler bakımından Katma Değer Vergisi’nin uygulanması mümkündür.

Sonuç

Robotlar ve yapay zeka artık hayatımızın değişmeyecek birer parçası haline geldi. Bu teknolojilerin iş süreçlerini değiştirmesi ve meslekleri dönüştürmesi istihdamda da büyük değişimler ve yıkımlar yaratmaya başladı. İşlerini robotlara kaptıran insan işçilerin sürece dahil olabilmesi için hükümetlerin hukuksal düzenlemelerini bu gelişmelere uyarlaması gerekmektedir. Ayrıca şirketlerin otomasyona adapte olması hükümetlerin vergi gelirlerinde de azalmalara sebep olmaktadır. Bu bakımdan, kişilerin bu teknoloji karşısında eğitilmeleri ve yeni yetenekler kazanmalarını sağlamak ve hükümetlerin vergi gelirlerini dengelemek adına öncelikli olarak vergi yasalarında düzenlemelere gidilmesi gerekecektir. 

 

Selin Çetin

Yapay Zekâ, Veri Güvenliği ve GDPR

Yapay Zekâ, Veri Güvenliği ve GDPR

 

 

Günümüzde pek çok sektörde kullanılmaya başlanana yapay zekâ ve makine öğreniminin öne çıkan özellikleri arasında, verileri programatik araçlardan ve insandan çok daha hızlı analiz edebilmesi ve verilerin nasıl işleneceğini kendi kendine öğrenebiliyor olması bulunuyor.

Özellikle son yıllarda hem kamu hem de özel sektörde sıklıkla kullanılan profilleme ve otomatik karar verme sistemleri, artan verimlilik ve kaynakların korunması bakımından bireylere ve kurumlara çeşitli faydalar sunarken aynı zamanda riskleri de beraberinde getiriyor. Bu sistemlerin aldığı kararlar bireyleri etkileyebiliyor ve karmaşık yapısı dolayısıyla kararlarının gerekçesini izlemek mümkün olamayabiliyor. Örneğin, yapay zekâ, bir kullanıcıyı belirli bir kategoriye kilitleyip, önerilen tercihlere göre kısıtlayabiliyor. Bu, dolayısıyla onların kitap, müzik veya haber yazısı gibi belirli ürün ve hizmetleri seçme özgürlüklerini de daraltabiliyor. (Article 29 Data Protection Working Party, WP251, sf.5)

Mayıs ayında Avrupa’da yürürlüğe girecek olan GDPR, profilleme ve otomatik karar vermenin bireylerin hakları üzerinde olumsuz bir etki doğuracak şekilde kullanılmaması için çeşitli hükümler barındırıyor. GDPR, profillemeyi madde 4’te şöyle tanımlıyor: “Profilleme, belirli bir şahısla ilgili onun kişisel yönlerini değerlendirmek için kişisel verilerinin kullanılması; özellikle bu kişinin işteki performansı, ekonomik durumu, sağlık bilgileri, ilgi alanları, güvenilirlik, davranış, konum veya hareketlerinin analiz edilmesi veya tahmin edilmesidir.” (WP251, sf.6) Profilleme, çeşitli kaynaklardan bireylerle ilgili elde edilen verilerin kullanılarak, kişilerle ilgili tahminlerde bulunmada kullanılır. Bu açıdan, yaş, cinsiyet, kilo gibi özelliklere dayanarak bireylerin değerlendirilmesi ya da sınıflandırılması olarak da düşünülebilir.

Otomatik karar verme ise insan müdahalesi olmaksızın teknolojik araçlarla (yapay zekâ gibi) karar verme özelliğidir. Otomatik karar verme herhangi bir veri türüne dayanabilir. Örneğin, kişiler tarafından doğrudan sağlanan veriler (ankete verilen cevaplar); kişilerden sağlanan veriler (uygulama aracılığıyla konum verisinin toplanması); önceden oluşturulmuş, türetme ya da sonuç çıkarmaya dayalı bireyin profili.

Potansiyel olarak bir profilleme için ise üç yol vardır:

-i. Genel profilleme,

-ii. Karar verme temelli profilleme,

-iii. Yalnızca otomatik karar verme içeren profilleme (madde 22)

(ii) ve (iii) arasındaki fark, (ii)’de tamamen otomatik araçlarla üretilen bir profile dayalı insan kararı vardır. (iii)’te ise kararı algoritma verir ve karar anlamlı insan girdisi olmaksızın bireye otomatik olarak teslim edilir. (WP251, sf.8)

Burada karşılaşılacak önemli sorular ise şunlardır:

-Algoritma bu verilere nasıl erişiyor?

-Verinin kaynağı doğru mu?

-Algoritmanın verdiği karar, kişi üzerinde yasal etkiler doğuruyor mu?

-Bireyler otomatik işlemeye dayalı verilen karar karşısında birtakım haklara sahip olabilir mi?

-Veri sorumluları bu durumda ne gibi önlemler almak zorunda?

Günümüzde çoğu şirket müşterilerinin davranışlarını onlardan topladıkları verilerle analiz edebiliyor. Örneğin, bir sigorta şirketi, sürücünün sürüş davranışlarını izleyerek sigorta primlerini otomatik karar verme yoluyla belirleyebilir. Bunun yanında özellikle reklam ve pazarlama uygulamalarında farklı kişilerin verilerinden yola çıkarak yapılan profilleme ve otomatik karar verme sistemleri, diğer bireyler üzerinde de etkili sonuçlar doğurabiliyor. Varsayımsal olarak, bir kredi kartı şirketi, bir müşterinin kart limitini, kendi ödeme geçmişine dayanmadan aynı bölgede yaşayan ve aynı mağazadan alışveriş yapan diğer müşterileri analiz ederek azaltabilir. Dolayısıyla bu, başkalarının eylemlerine dayalı olarak, bir fırsattan mahrum kalma anlamına gelir.

Hataların hesabı veri sorumlusundan sorulacak

Bu nokta dikkat edilmesi gereken husus, toplanan veya paylaşılan verilerdeki hatalar ya da önyargılar otomatik karar verme sürecinde yanlış sınıflandırmalara ve kesin olmayan sonuçlara dayalı değerlendirmelere neden olup bireyler açısından olumsuz etkiler doğurabilmesidir. Kararlar güncel olmayan verilere dayanabilir ya da dışarıdan alınan veriler sistem tarafından yanlış yorumlanabilir. Yani otomatik karar vermede kullanılan veri doğru değilse bu durumda sonuçtaki karar ya da profilleme de doğru olmayacaktır.

Yapay zekâ ve makine öğrenmesinin kullanıldığı bu gibi sistemlerde oluşabilecek benzeri muhtemel hatalar karşısında “veri sorumlusunun” birtakım yükümlülükleri doğacaktır. Veri sorumlusu, kullanılan ya da dolaylı olarak elde edilen verilerin doğru ve güncel olması için yeterli önlemleri almalıdır. Ayrıca verilerin saklanma süreleri de doğruluk ve güncelliğin sağlanması için sakıncalar yaratabileceği gibi, orantılılık ilkesi ile de çelişeceğinden uzun süreli veri saklanması konusunda da veri sorumlusu gerekli adımları atmalıdır.

Diğer önemli husus ise özel nitelikli kişisel verilerin bu sistemlerce işlenip kullanılmasıdır. GDPR, özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesinde ilgili kişinin açık rızasını aramaktadır. Ancak, bu durumda veri sorumlusunun unutmaması gereken şey, profillemenin özel nitelikli kişisel veri olmayan verilerin birleşimi ile özel nitelikli kişisel veri oluşturabilir olmasıdır. Örneğin, bir kişinin sağlık durumu, gıda alışverişi kayıtlarından, gıdaların kalite ve enerji içeriği ile ilgili verilerinden elde edilmesi ile mümkün olabilir. (WP251, sf.22)

GDPR, verileri kullanılarak otomatik karar verme işlemlerinden etkilenen kişilerin bu durum karşısında bazı hakları olduğundan da bahseder. GDPR’ın temelini oluşturan şeffaflık ilkesi göz önüne alındığında, madde 13 ve 14’e göre, veri sorumlusu bireylere açık bir şekilde profilleme veya otomatik karar verme sürecinin nasıl işlediğini açıklamalıdır.

Profilleme, hata riskini artıran bir tahmin unsuru içerebilir. Girdi verileri yanlış veya alakasız olabilir ya da bağlam dışı kalabilir. Bireyler kullanılan verilerin ve gruplandırmanın doğruluğunu sorgulamak isteyebilir. Bu noktada, madde 16’ya göre, ilgili kişinin düzeltme hakkı da söz konusu olacaktır.

Benzer şekilde, madde 17’de belirtilen silme hakkı da bu çerçevede ilgili kişi tarafından talep edilebilir. Profillemenin temeli için rıza gösterilirse ve bu rıza sonradan geri çekilirse veri sorumlusu profilleme için başka yasal dayanak olmadığı sürece ilgili kişinin kişisel verilerini silmek zorundadır.

Çocukların kişisel verilerinin önemi

Profilleme ve otomatik karar vermede dikkat edilmesi gereken bir başka nokta ise çocukların kişisel verilerinin kullanılmasıdır. Çocuklar özellikle çevrimiçi ortamlarda daha duyarlı olabilir ve daha kolay etkilenebilir. Örneğin, çevrimiçi oyunlarda profilleme, algoritmanın daha fazla kişiselleştirilmiş reklam sunmasının yanı sıra, oyunda para harcamasının daha olası olduğunu düşündüğü oyuncuları hedeflemesi için de kullanılabilir. GDPR madde 22’de işlemenin çocuklar ve yetişkinler ile ilgili olup olmadığı konusunda ayrım yapmıyor. Ancak yine de çocuklar bu tür pazarlama çalışmalarından kolayca etkilenebileceği için, veri sorumlusu, çocuklar için uygun önlemleri almalı ve bu önemlerin çocukların haklarını, özgürlüklerini ve meşru çıkarlarını korumada etkili olduğundan emin olmalıdır.

Sonuç olarak, yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi sistemlere dayanarak yapılan profilleme ve otomatik karar verme, birey hakkında önemli sonuçlar doğurabilir. Bu teknolojiyle bağlantılı olarak toplanan verilerin, kişilerin rızası alınarak toplanması ya da yasal bir zemine oturtulması gerekir. Akabinde kullanılacak olan bu verilerin toplandıkları amaçla bağlantılı olarak kullanılması da önemlidir. Sistemin aniden alışılmadık kararlar almaya başlaması halinde ne gibi yol haritaları izleneceği de dâhil olmak üzere, veri sorumlusu gereken önlemleri almalı ve ilgili kişilerin hak ve özgürlüklerini de gözetmelidir.

Ayrıca bakınız:

Yapay Zekâ, Veri Güvenliği ve GDPR

2018 Yapay Zeka ve Robotik Tahminleri

2018 Yapay Zeka ve Robotik Tahminleri

 

Şu an için uçan araçlar, her ne kadar sosyal hayatımızın sıradan bir parçası olmasa da 2017 yılında robotik ve yapay zeka konusunda önemli gelişmeler kaydettik. Avrupa Birliğinin robotlar için geliştirdiği e-kimlik uygulamasından, vatandaşlık kazanan robot Sophia’ya kadar pek çok adım atıldı. Bu gelişmeler heyecan verici olduğu kadar bazı kesimler için tedirgin ediciydi. Öyle ki 26 ülkeden 116 uzmanın imzalayıp Birleşmiş Milletlere gönderdiği mektupta öldürme yeteneğine sahip robotların geliştirilmesinin ve kullanılmasının yasaklanması talep edilmişti.

En akılda kalıcı olaylardan biri de teknoloji öncülerinden Elon Musk ve Mark Zuckerberg’in yapay zekanın geliştirilmesi konusunda karşılıklı atışmaları olmuştu. Bu olayın devamında Facebook tarafından geliştirilen yapay zekaların kendi dilini geliştirmesi ise tedirginlikleri artırmıştı.

Bu teknolojik gelişmeler karşısında biraz kafa karışıklığı ve hafiften korku uyansa da 2018’de güzel gelişmeler yaşanacağı şüphesiz. Genel olarak 2018’de yapay zeka ve robotik konusundaki tahminler ise şu yönde:

Nesnelerin İnterneti

Akıllı cihazların evlerde, ofislerde kullanılması hatta vücudumuzda taşınmasıyla artan veri yığını, bilgi işleme ve analiz etme alanına büyük bir yönelim getirecek. Şirketlerin veri akışını verimli bir şekilde kullanabilmesi için veri analitiğini geliştirmesi bir zorunluluk olacak. Bunu en iyi şekilde kullanmanın tek yolu da yapay zeka ve makine öğrenmesine ağırlık vermektir. Bu yüzden şirketler bakımından 2018 yapay zeka kullanımının artacağı bir yıl olacak.

Chatbots

Şirketler müşterilerin taleplerine yetişemez hale geldi. Bu nedenle, yapay zeka chatbotlarının ve sanal asistanların gücünden faydalanma ihtiyacı 2018’de daha da artacak. Öyle ki 2020 yılına kadar müşteri etkileşimlerinin yaklaşık %85 ‘inin yapay zeka tarafından yönetileceği tahmin ediliyor. Bu 2018’de de botların hayatımızdaki yerinin daha da artacağının göstergesi.

Çeviri

Google’ın çeviri yaparken kendi dilini geliştiren yapay zekasını hepimiz biliyoruz. 2018’de de diller arasında kesintisiz iletişim kurmamıza olanak tanıyan teknolojiler geliştirilmeye devam edecek. Bu hem iş hem kişisel yaşantımıza şüphesiz büyük bir fayda sağlayacak. Aynı dilleri konuşamadığımız insanlarla aracısız bir şekilde iletişim kurabilmenin yolu bu şekilde açılmış olacak.

Otomasyon

Akıllı fabrikaların artmasıyla birlikte özellikle endüstri alanında robotlaşmayı daha da çok hissedeceğiz. Perakende ürün taşınmasından, kapıya ürün teslimine kadar pek çok noktada artık robotlarla karşılaşacağız. Robotlaşan fabrikalar sayesinde kısa süre içerisinde talep edilen ürünlerin tüketiciye sunulması bu anlamda şirketlere büyük fayda sağlayacak.

Otonom araçlar ve akıllı şehirler

Otonom araçların yollarda yerini alıp sayılarının artması da 2018 için en büyük beklentilerden biri. Her ne kadar yaşanacak kazalardan sorumluluk konusunda kaygılar devam etse de artık otonom araçlar hayatımızda. Araçların akıllanmasıyla veri trafiğinin de artacak olması şehirleri de akıllı olmaya mecbur kılıyor. Bu yüzden hem araçlar hem de şehirler bakımından teknolojinin artan kullanımını hissetmeye başlayacağız.

Sağlık

Yapay zeka konusunda diğer önemli tahmin ise tıbbi teşhis konusunda sağlayacağı fayda üzerine. Yapılan araştırmalar, özellikle kanser teşhisinde erken tanıda yapay zeka konusunda büyük ilerleme kaydedildiğini gösteriyor. Bu sayede 2018, hastaların sağlık bakımı konusunda önemli dönüşümleri yaşayacağımız bir yıl olacak.

Yüz ve Ses Tanıma

Yüz ve ses tanıma teknolojilerinde 2017’de yaşanan gelişmeler, tahminlere göre 2018’de de devam edecek. Öyle ki yüzümüz kredi kartı ve ehliyetimiz olabilecek. Bu sayede alışveriş sonunda kasadaki uzun kuyruklara son denebilir, kim bilir.

Teknoloji inanılmaz bir hızla gelişmeye devam ediyor. Geldiğimiz noktada bu, sosyal hayatımızı da dönüştürmeye başladı. Kullandığımız cihazlardan, sosyal medyanın günlük alışkanlıklarımız arasına girmiş olmasından bunu görebiliyoruz. 2018 yılı da bu gelişmelerin devam edeceği bir yıl olacak yeter ki bizler fikirlerimizi iyilik için kullanalım.

Selin Çetin

 

Ayrıca bakınız:

https://blogs.nvidia.com/blog/2017/12/03/ai-headed-2018/

https://www.forbes.com/sites/danielnewman/2017/12/12/5-artificial-intelligence-predictions-for-2018/#3d6f22261063


Alıntı için :

Selin Cetin
"2018 Yapay Zeka ve Robotik Tahminleri"
Hukuk & Robotik, Sunday December 31st, 2017
https://robotic.legal/2018-yapay-zeka-robotik-tahminleri/- 28/10/2021

 

Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?

 

Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?

 

Teknolojik inovasyon hayatımızı hızlı şekilde değiştirmeye başladı. Özellikle robotik teknolojide yaşanan gelişme yakın bir gelecekte sosyal hayatımızda da hissedilecek. Endüstriyel alanda yoğun şekilde kullanılan robotlar artık hizmet sektörüne de destek sunmaya başladı. Örneğin, humanoid robot üretiminde önemli bir şirket olan Pal Robotics geceleri ürünleri kontrol etmek amacıyla mağazaların içinde gezen Stockbot’u fuarlarda görücüye çıkardı.

Yine önemli teknoloji şirketlerinden Oppent’in otonom araçları, hastanelerde çamaşırları ya da atık malzemeleri taşıyor, 100 yıllık geçmişi olan Yaskawa şirketinin Motoman robotu laboratuvar örnekleri hazırlıyor, Bristol merkezli OC Robotics nükleer santraller ya da uçak kanatlarının içi gibi tehlikeli noktalarda denetim yapması için yılan kollu robotlar üretiyor.

Fonksiyonlarının genişlemesi ve hizmet robotlarının çalışma ortamları nedeniyle güvenlik gereksinimleri de değişiyor ve karmaşıklaşıyor. Örneğin evin içinde internete bağlanabilen bir robotun kullanılması evin iç mekanının görüntülenebilmesinin yolunu açıyor. Bunlar saat kaçta eve gelip gittiğinizden kimlerle görüştüğünüze kadar hayatınıza dair tüm bilgileri kaydedebiliyor. Bu sayede kullanıcıların kişisel verilerine erişmenin de yolu açılmış oluyor.

Ayrıca yine internet bağlantısı sayesinde robota erişebilen kötü niyetli kişilerin ev sahibinin diğer birçok kişisel bilgisine ulaşması da söz konusu olabiliyor. Bu açıdan, tüketicilere yönelik makinelerde veri güvenliğinin de ön planda olması gerekiyor. Toplanan verilerin kime ait olacağı, hangi biometrik verilerin veya hangi verilerin sensör tarafından toplandığı, ne kadar veri toplandığı, bu verilerin nasıl kullanılacağı konularında şu an tam bir açıklık bulunmamaktadır. (S. Peppet, Regulating the Internet of Things: First Steps Toward Managing Discrimination, Privacy, Security, and Consent, sf.95)

Robotlar açısından hukuksal anlamda bu konuya uygulanabilecek doğrudan bir düzenleme bulunmuyor. Avrupa Birliği’nin düzenlemelerine ve Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında bunlar söz konusu problemlere çözüm için fikir verebilir. AB’nin 2002/58/EC Direktifi’ne göre , genel olarak kötü amaçlı yazılım saldırısı gibi belirli riskler söz konusu olduğunda, hizmet sağlayıcı tarafından kişiler bilgilendirilmeli ve bilgilerinin gizliliği sağlanmalıdır. (kısım 4, md.1) Burada kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma adına hizmet sağlayıcının da yükümlülüklerinin belirlenmesi gerekir.

Türkiye’de KVKK açısından bir değerlendirme yapıldığında veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak söz konusu yapay zekaya sahip bir robot tarafından kaydedilen veriler olduğunda veri sorumlusu ve veri işleyenin belirlenmesi önemli sorun teşkil etmektedir. KVKK açısından veri sorumlusu, her hangi bir temsilci, sorumlu kişi anlamında değil, doğrudan ilgili gerçek kişi veya tüzel kişi olarak tanımlanmış durumdadır. Örneğin, bir anonim şirketin kendisi bu kanun anlamında tüzel kişi olarak veri sorumlusudur. Veri işleyen ise, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişidir. Her ne kadar kanunda gerçek kişi veya tüzel kişi olarak belirlenmişse de kendi başına karar alıp uygulayabilen yapay zekalı bir robotça işlenmiş kişisel veriler bakımından veri sorumlusu ve veriyi işleyen kavramlarının yeniden belirlenmesi gerekecektir.

Bu konuya dair düzenlenmiş kanunlar istisnalar getirse de kişisel veriler ilgili kişinin rızası olmaksızın işlenemez. Sosyal hayatta hizmet sektöründe kullanılan veya evimizde bulunan robotların kameralar ve internet bağlantısı yoluyla tam olarak hangi bilgilerimize eriştiğini fark edemeyebiliriz. Bu robotlarca toplanan kişisel verinin amacının dışında kullanılmaması gerekir. Yine AB’nin 2009/136/EC Direktifi’nde, kişisel veri ihlali durumunda hizmet sağlayıcının, kişilere gerekli önlemleri almaları için bildirimde bulunması, bu bildirimin ihlali gidermek için alınan önlemlerin yanı sıra ilgili kişiye tavsiyeler de içermesi gerektiği belirtilmektedir. ( md.61)

KVKK düzenlemesinde de veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve bunlara erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Yukarıda belirtilmiş olduğu gibi burada da kullanılan robotik teknoloji açısından yazılımcı ve üretici bakımından veri sorumlusu kavramının aydınlatılması gerekir.

Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmadan aktarılmamalıdır. Ancak özellikle bulut teknolojisinin robotlara uygulanmasıyla verilerin gizliliği ve güvenliği açısından daha büyük bir risk altına giriliyor. Robotların internet aracılığıyla aralarında veri transferi yapması kişisel verilerin aktarılması tehlikesini artırıyor. Bu noktada kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla örneğin, yetkisiz erişimi, kötücül kod dağıtımını önleme gibi tedbirler alınmalıdır. EU 2016/679 sayılı Tüzük’teki düzelemeye baktığımızda, veri güvenliği değerlendirilirken oluşabilecek maddi veya maddi olmayan zararlar nedeniyle kişisel veri işleme yoluyla oluşan risklere dikkat edilmesi vurgulanmaktadır. (md.49) KVKK’da da, kişisel verilerin üçüncü kişilere aktarılmasında ilgili kişinin açık rızası aranmaktadır. Ancak bir robotun hangi bilgileri kaydettiğini ve bu verileri hangi üçüncü kişilere, ne zaman aktardığını, sonrasında ise oluşabilecek zarardan sorumluluğu tespit şu an büyük bir belirsizlik yaratıyor.

Değinilmesi gereken başka bir nokta ise bireylerin kendilerine ait verilerin toplanmasına ve aktarılmasına önceden izin verip veremeyeceğidir. Robotta bulunan ve birtakım verileri kaydedeceğini bildiğimiz çipin aktif halde bulunmasını istemeyebiliriz. Burada karşımıza yeni bir hak çıkar “çipi etkisiz hale getirme hakkı”. Bu bir opt-out (vazgeçme/çekilme) usulüdür. Çip başlangıçta aktiftir, kullanıcı daha sonra çipi etkisiz hale getirebilmektedir. Bir başka usul ise opt-in(dahil olma)dir. Burada ise çip başta aktif değildir, kullanıcı aktif hale getirip getirmemeye karar verir.(Yrd. Doç. Dr. A. Ebru Bozkurt Yüksel, Nesnelerin İnternetinin Hukuki Yönden İncelenmesi, sf.123)

Kullanıcının bilgisi dahilinde olmadan, önceden yerleştirilmiş çiplerin veya eklentilerin kişilere ait özel nitelikli verileri, açık rıza olmaksızın işlemesi de bir yaptırımla düzenlenmelidir. Ayrıca kişiler, robot tarafından uygun olarak işlenmiş olan verilerin, unutulma hakkının bir karşılığı olarak, silinmesini isteme hakkına da sahip olmalıdır. İşlenmesini gerektiren veriler re’sen veya ilgili kişinin talebi üzerine anonim hale getirilebilir. Ancak evlerde kullanılan robotlar özel hayata dair en hassas bilgileri kaydedebildiğinden bu verilerin anonim hale getirilmesi de pek mümkün gözükmüyor.

Genel olarak, yapay zekalı robot teknolojisinin henüz gelişme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu alanda bireylerin toplanan verilerinin nasıl kullanılacağı, gizliliğinin ve güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunda bir açıklık söz konu değil. KVKK ve ilgili yönetmeliğe bakıldığında, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeler, verilerin işlenme şartları, silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesi, aktarılması, kişilerin bilgilendirilmesi ve yükümlülükler gibi pek çok önemli nokta düzenlemiş olmakla birlikte kullanıcıların bilgilerinin gizliliği, genel veri korumasına dair AB ile uyumu sağlayan düzenlemelere ihtiyaç var. Şu aşamada robotik teknolojinin getirdiği sorunlara mevcut düzenlemelerin yorumlanması yoluyla çözüm üretilebilse de gelecekte yapay zekalı robotlara yönelik standartların belirlendiği özel düzenlemelerin yapılması gerekecektir.

 

Selin Çetin

Ayrıca bkz. https://siberbulten.com/makale-analiz/ya-robotunuz-kisisel-verilerinize-sadik-kalmazsa/


Alıntı için :

Selin Cetin
"Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?"
Hukuk & Robotik, Tuesday December 5th, 2017
https://robotic.legal/ya-robotunuz-kisisel-verilerinize-sadik-kalmazsa/- 28/10/2021

 

Hayvan Hakları ve Robot Hakları

Hayvan Hakları Ve Robot Hakları

Hayvan hakları ya da ahlaki veya yasal haklar, insan dışındaki hayvanlara, genellikle bilişsel, duygusal ve sosyal hayatları ya da fiziksel veya duygusal acı ve zevk kapasiteleri nedeniyle atfedilir.1Hayvan hakları destekçilerine göre doğal değeri olan tüm varlıklar eşit derecede değerlendirilir ve aynı haklara sahiptirler. Onların değeri dünyaya ne kadar faydalı olduklarına bağlı değildir ve başkalarına yük olmaları halinde de azalmaz. Hayvan ve insan hakları temel bir hakta birleşir: saygıyla muamele görme hakkı.2

Bununla beraber genellikle kabul edilen, hayvanların hukuki anlamda kişiliğe sahip olmadığı ve bu sebeple eşya statüsünde olduğudur. Ancak klasik yaklaşım, hayvanlara günümüzde verilen değere uygun düşmemektedir. Üstelik hayvanlar eşya statüsünde görüldükçe, hayvanlara ihdas edilen normlar işlevsiz kalacaktır. Bu sebeple hayvanlara kısmi hak ehliyeti tanınması gerektiğini ileri süren görüşler ortaya çıkmıştır. Bu görüşlerin yansıması olarak özellikle Kıta Avrupası’ndaki bazı devletlerde hayvanların eşya olarak görülemeyeceği hükme bağlanmıştır.3

Artık hayvanlarla ilgili, mülkiyet hakkının ötesinde yasal korumalar istiyoruz. Bunun psikolojik temelinde hayvanların acı çekerek bir hayat sürdürmelerini engellemenin ahlaki yükümlülük olduğunu düşünmemiz yatıyor. Bu sebeple insanlara verilen haklardan daha zayıf, mülkiyet hakkının ötesinde, ikinci derece haklar düzenliyoruz.

Doktrinde özellikle Calo’nun değindiği sosyal robotlar, evcil hayvanlara çok benzese de farklılıklar içermektedir. Her ne kadar insan tarafından yapay olarak üretilmiş olsa da kendi kendine öğrenebilen, analiz edip sonuç çıkarabilen, çevre ile etkileşim içinde olan robotlar söz konusu olduğunda hayvan haklarına benzer ikinci derecede haklar verilmesi gündeme gelebilir. Hayvanlardakine benzer olarak, bir insan sahip olduğu robota, mülkiyet hakkına dayanarak, istediği şekilde muamele edebilir mi, sorusu karşımıza çıkacaktır. Hayvanlara verilen bu haklar, özellikle onlara karşı kötü muameleyi önlemeyi amaçlar.

Bu açıdan sosyal hayatta özellikle insan görünümlü robotların geniş kullanım olanağı bulmasıyla bunlara karşı kötü muamele de rahatsızlık uyandıracaktır.

Robotlar yapay varlıklar olsa da, insan merkezci bakış açısından çıkıp çevre merkezci yaklaşımla yeni düzenlemelere gidilmelidir. Hukukun temelinde insan- eşya ayrımı yatsa da hayvanlar ve robotlar gibi sosyal hayatın parçası olan özneler için yeni bir statü oluşturulmalıdır.

 

Selin Çetin


Alıntı için :

Selin Cetin
"Hayvan Hakları ve Robot Hakları"
Hukuk & Robotik, Friday December 1st, 2017
https://robotic.legal/animal-rights-and-robot-rights/- 28/10/2021