Büyük Veri Etiği

 

Büyük Veri Etiği

 

2017

 

Özet

 

Avrupa Ekonomi ve Sosyal Komitesi (EESC)’nin faaliyetlerini desteklemek amacıyla yapılan bu çalışma, Büyük Veri’nin etik boyutlarını, AB içindeki ekonomik büyümeye duyulan ihtiyaçla dengelemek amacıyla araştırmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, Büyük Veri ile ilgili etik sorunları vurgulamak için mevcut literatürün derinlemesine bir incelemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan dengeye ulaşmanın aracı olarak beş aksiyon geliştirilmiştir. Çalışmanın ikinci aşaması, birtakım kilit paydaşlarla yapılan görüşmeler ve Büyük Veri kullanımı ile ilgili hususlarda genel bilgiler edinen bir anket yürütülmesini içermektedir. Teklif edilen dengeleme aksiyonlarına ilişkin geri bildirimler de alınmış olup son incelemede göz önünde bulundurulmuştur. Büyük Veri’nin yararları katılımcılar tarafından nadiren tartışılırken, görüşmelerden ve anketlerden ortaya çıkan tutumlar, ilgiden endişeye doğru uzanmaktadır. Avantajlar, Büyük Veri’ye olduğu kadar risklere de özgüdür ve bu husus çalışma boyunca daha geniş bir şekilde tartışılmaktadır.

 

Çalışmanın orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.eesc.europa.eu/sites/default/files/resources/docs/qe-04-17-306-en-n.pdf

 

ABD Hava Kuvvetleri Yapay Zeka Stratejisi

 

ABD Hava Kuvvetleri Yapay Zeka Stratejisi

 

2 0 1 9
Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetleri
 Savunma Bakanlığı Yapay Zeka Stratejisine Ek Yapay Zeka Bölümü

 

Giriş

 

Yapay zeka (YZ), 21. yüzyılda savaşın yapılış şeklini değiştirmeye hazırlanıyor. Şu anda Hava Kuvvetleri’nin sahip olduğu üstünlük, bu teknolojileri benimseme şeklimize bağlı olarak ya sarsılacak ya da güçlenecektir.

Önceki teknolojik gelişmelerin aksine, YZ hali hazırda birçok ticari girişimin içinde yayılmakta; dolayısıyla devletçe kontrol edilemez veya zapt edilemez bir durumdadır. Ticaret hayatının bu teknolojileri benimsemek için acele etmesi gibi, küresel rakiplerimiz de YZ entegrasyonu ve silahlanmasını, geleneksel güçlü yönlerimize karşı koymak ve algılanan zayıflıklarımızdan yararlanmak için etkili bir önlem olarak hızlandırıyor. Bu, Hava Kuvvetlerimiz için özellikle Hava, Uzay ve Siber görevleri yürütme yeteneğimizin veri ve bilgiler tarafından yönlendirilen içgörülere dayandığı durumlarda geçerlidir. Şu an yaptığımız stratejik seçimlere bağlı olarak, YZ’nin benimsenmesiyle dünya çapında faaliyet gösterme yeteneğimiz körelebilir veya güçlenebilir.

Hava Kuvvetleri, ülkeye Hava ve Uzay Üstünlüğü, Küresel Güç, Hızlı Küresel Hareketlilik, İstihbarat, Gözetleme ve Keşif ve Komuta Kontrolü sağlamakla yükümlüdür. YZ, bu farklı görevlerin beşinde de rekabet etme, caydırma ve kazanma yeteneğimizin altını çizecek bir güçtür. Yarının Hava Kuvvetlerini daha hızlı ve daha zeki kılmak, üst düzey mücadelede çok alanlı operasyonlar gerçekleştirmek, açık çatışma seviyesinin altındaki tehditlere karşı koymak ve dünyadaki müttefiklerimizle ortaklık sağlamak çok önemlidir.

Bu bölüm ve ilgili ekler, ortak Yapay Zeka Merkezi (JAIC) tarafından yürütülen, Ulusal Savunma Stratejisi ve Savunma Bakanlığı Yapay Zeka Stratejisi ile çabalarımızı uyumlu hale getirmeye hizmet etmektedir. Dijital çağda etkin bir şekilde yönetmek, manevra yapmak ve öncülük etmek için gereken temel prensipleri, işlevleri ve hedefleri detaylandırmaktadır. Bunu yapmak, hem destek hem de savaşla mücadele operasyonları için YZ’yi kullanıma hale getirme yeteneğimize bağlıdır.

Yapay zeka her sorunun çözümü değildir. Benimsenmesi, ülkeye karşı etik, ahlaki ve yasal yükümlülüklerimize uygun şekilde düşünülmelidir. Bu büyük sorumluluğu üstlenen Havacılar, atanan görevlerini gelişen teknolojilere odaklanarak, aynı zamanda yapılan her şeyin bir insan çabası olduğu anlayışıyla yürütmelidir.

Büyük güç rekabetine dönüldüğünde; Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri, herbir Havacı’nın yeteneğini geliştirirken, sonuçları daha yüksek hız ve hassasiyetle daha iyi hale getirmek için tüm görev kümelerinde YZ’nin en karakteristik formlarını kullanacak ve yönetecektir. Amerikan milletine olan her zamanki sorumluluğumuzla, bunu milletimizi ve onun hayati çıkarlarını en iyi şekilde korumak ve savunmak için yapmaktayız.

 

Metnin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.af.mil/Portals/1/documents/5/USAF-AI-Annex-to-DoD-AI-Strategy.pdf

Sağlık Hizmetinde Robotlar ve Yapay Zeka

 

Sağlık Hizmetinde Robotlar ve Yapay Zeka

 

Ian R. Kerr

University of Ottawa – Common Law Section

Jason Millar

Stanford University

Noel Corriveau

Engineer

 

17 Ağustos 2017

 

 

Özet

 

“Robotik ve yapay zekanın (YZ)  sağlık sektörüne nüfuz etmesinin eli kulağında. Robotiğin ve yapay zekanın faydalı bir şekilde kullanılmasını sağlamayı ve “hasta bakıcılar yerine makineleri kullanmanın ne zaman uygun olduğu?” gibi göze çarpan soruları mevcut ve yeni yasaların cevaplaması gerekecek. Bu makale birinci bölümde cerrahi robotlardan, dış iskeletlerden ve protezlerden yapay organlara, eczacılığa ve hastane otomasyon robotlarına kadar sağlık ve sağlık alanında robot ve YZ kullanımına genel bir bakış sunarak başlıyor. Birinci bölüm, sosyal robotları ve büyük veri analitiğinin rolünü inceleyerek sona eriyor. İkinci bölümde, temel sosyo-teknik konular tartışılıyor; ayrıca anlama ve karar alma süreçlerinin YZ ve robot kullanımındaki gelişimi gibi, genel olarak bunların tıbbi uygulamadaki etkilerini inceliyoruz. Ayrıca, sosyal değerlik düşünceler ve kanıtlı-temelli paradoks, hem insan görevlerini makinelere devretmenin uygunluğu hem de sorumluluk ve ihmal değerlendirmesindeki gerekli değişiklikler ile ilgili önemli politika sorularını ortaya koyuyor. Üçüncü bölümde, robotlar ve YZ’nin, doktorların, YZ ve robotların tıbbi cihaz olarak da kullanıldığı kurumların sorumluluğu ile ilgili yasal konuları ele alıyoruz. Tıbbi uygulamada doğan ihmal ile ilgili önemli hususlar ortaya çıkıyor ve bağlantılı olarak bu, teknolojinin gelişmesiyle birlikte görev ve bakım standardında bir evrimi gerektiriyor. Bir YZ’nin yeteneklerine, bilgisine ve yargısına güvenmeyi seçen bir doktorun mu yoksa robot tavsiyesinin mi sorumlu ve ihmalkar olması gerektiği sorusu sorulurken, yasal sorumluluğun da gelişmesi gerekecek. Son olarak, bu makale, robotların bir sağlık kurumunun çalışanı olarak kabul edilip edilmemesi gerektiğini değerlendirirken ortaya çıkan hukuki, ekonomik ve işgücüne dönük sonuçları ve de kapının temsili sorumluluğuna açılmasını ele alıyor.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3395890

Yapay Zeka Çağında Hukuk

 

Yapay Zeka Çağında Hukuk

 

 

 

 

 

 

Giriş

 

“Türkiye’nin ilk hukuk ve yapay zekâ kesişimini ele alan raporudur. Yapay zekâ yazılımları çeşitli donanımlar üzerinde çalışan ve veriden öğrenen yazılımlardır. Yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için ilk adım verilerin toplanmasıdır. Verilerin güvenli bir şekilde depolanması, aktarılması, etik algoritmalar ile anlamlandırılması ve günlük hayattaki problemlerin çözülmesi ve özellikle rutin işleri otomatikleştirerek insanın zaman kaybının minimize edilmesi hedeflenmektedir. Verilerin toplanmaya başlandığı andan sistemin gerçek hayatta çalışma sürecine kadar hukuk kurallarının ışığında ilerlemeye ihtiyaç vardır. Aynı şekilde yapay zekâ sisteminin insan ile etkileşimde olduğu her durum, hukuk alanında da yansımalar bulacaktır. Bunun yanında, hukukun kendisi de yapay zekâ sistemleri ile çözümler gerektiren bir alandır. Özellikle dosya tasnifi, karar destek sistemi gibi uygulamalar ile yapay zekâ, hukuk alanına destek olabilecektir. Bu konu ile ilgili uluslararası örneklere raporda yer verilmektedir.

Bu rapor, yapay zekâ çağı olarak tanımlanan 21. yüzyılda Türk Hukuk sisteminde teknolojiye yakınlaşma ve adaptasyon sürecini hızlandıracaktır. Birçok yeni adımın atılmasına öncü olması için alanında uzman kişilerin birlikte çalışması ile kaleme alınmıştır.

Baroların iş birliği ve yapay zekâ alanında çalışan akademisyenlerin katkıları ile yayınlanan ilk yapay zekâ ve hukuk temalı çalışma olması dolayısıyla bir kat daha önem kazanan bu rapor, Türk Hukukunda teknoloji ve özellikle yapay zekâ uygulamalarının kullanımının bugünkü durumunu analiz etmektedir. Yapay zekâ sistemlerinin kullanım alanlarıyla ilgili hukuki anlamda atılması gereken adımlar hakkında yol göstermek bu raporun amaçlarındandır. Aynı zamanda ilerleyen yıllarda benzer çalışmaların yapılması için örnek teşkil etmesi ve öncü olması da hedeflenmektedir.

Bu rapor üç bölüme ayrılmıştır:

Birinci Bölüm’de yapay zekanın ne olduğunun doğru bir şekilde anlaşılması için doğuşundan günümüze gelişi ve mihenk taşları üzerinde durulmaktadır. Günümüzde yapay zekadan beklenenler vurgulanmaya çalışılmaktadır. Hukuk ve teknoloji ilişkisinden bahsedilmekte ve hukuk teknolojilerinde yapay zekanın kullanımı hakkında örneklere yer verilmektedir. Bununla birlikte hukuk fakültelerinde teknolojiye adaptasyon için nasıl bir dönüşüm gerektiği üzerine çıkarımlar yapılmaktadır. Hukuk fakültelerinin dönüşümünde disiplinler arası çalışmanın önemi şiddetle vurgulanmaktadır. Ancak tüm bu süreçte yapay zekâ konusunda çalışan uzman sayısının yetersiz olduğunun altı çizilmekte; ayrıca yine bu alanda uzman yetiştirmenin de bir başka önemli konu olduğu raporlanmaktadır.

İkinci Bölüm’de Türkiye özelinde avukatlık mesleği açısından teknolojinin güncel kullanımıyla ilgili gözlemler yapılmaktadır. Avukatların mesleklerini daha iyi icra edebilmeleri için teknolojinin hızlı gelişimine adapte olması ve bu hususta baroların ise mesleki gelişim için adımlar atması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Özellikle barolar ve üniversitelerin iş birliği içinde olması vurgulanmaktadır. Bunun sadece Türkiye’deki barolar ile sınırlı kalmaması, yurt dışındaki baro ile de iş birliği modellerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

Üçüncü Bölüm’de Türk Hukuku ve yapay zekâ kavramının birleştiği alanlar üzerinde durulmaktadır. Hukuk ve yapay zekanın kesiştiği güncel tartışmalara Türkiye ve dünyadan örnekler verilmektedir. Yapay zekâ sistemleri ve hukuki sorumluluk kavramı üzerine hassasiyetle değinilmektedir. Özellikle insansı robotların hukuki kişilikleri olup olmaması üzerinde durulmaktadır. Raporun ilerleyen başlıklarında iş hayatında işverenlerce çalışanların gözetlenmesi amacıyla kullanılan yapay zekâ sistemlerinin doğuracağı hukuki sonuçlar kaleme alınmaktadır. Güncel örnekler ışığında, ceza yargılamasında delil tespiti aşamasında yapay zekâ kullanımının etkisinden bahsedilmekte ve Türk Hukuku açısından önerilerde bulunulmaktadır. Son olarak, yapay zekanın hukuki düzenlemesinde Türk Hukuku açısından nasıl bir yaklaşım izlenmesi ile ilgili görüşlere yer verilmektedir.”

 

Taslak rapora aşağıdaki linkten ulaşabilir; ayrıca rapor ile ilgili yorumlarınızı formu doldurarak iletebilirsiniz:

https://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=14853&Desc=

Form için: http://bit.ly/YZHukukRaporu

 

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

 

Rebecca Crootof

Yale Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

24 Şubat 2015

 

 

 

© Lucas Varela

 

Özet

 

“Birçoğu, otonom silah sistemlerinin savaşı “çok kolay” hale getirebileceğinden endişe duyuyorken, hiç kimse kullanımlarının savaş gücünün yapısal dağılımını nasıl değiştirebileceğine işaret etmiyor. Dronlar, siber operasyonlar ve silahlardaki diğer teknolojik gelişmeler, hali hazırda ABD’nin karada en az askeri müdahalede bulunmasına olanak sağlıyor; ve silah sistemlerindeki artan otonomluk, askerler için riskleri daha da azaltacak. İnsanlardan oluşan birlikler, robot olanlarla arttırılıp desteklendiğinden, özellikle kısa vadeli askeri anlaşmalar için güç kullanmanın haklı çıkarılması siyasi olarak daha kolay olacak. Buna göre, Kongre’nin başkanlığın savaş kışkırtıcılığını -Amerika’nın ömrünü yiyen popüler öfkeyi- kontrol etmesi için arda kalan teşviklerden biri de azalacak. Otonom silah sistemlerinin ABD askeri kuvvetlerine entegrasyonu, insani müdahalenin uluslararası doktrinine etkileri ile birlikte yönetimin elindeki savaş gücünün artan yoğunluğuna bu sayede katkıda bulunacak.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2569298

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

Washington Üniversitesi’nden Prof. Ryan Calo ile YZ, robotlar ve hukuk üzerine keyifli bir röportaj yaptık. Calo, Hukuk, İletişim ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerini bir araya getiren, disiplinlerarası araştırma merkezi olan Washington Üniversitesi Tech Policy Lab’in Batya Friedman and Tadayoshi Kohno ile birlikte kurucu ortağı. Calo’nun  hukuk ve gelişen teknolojiler üzerine olan incelemeleri ve teknik eserleri önde gelen yayınlarda yer almakta  (California Law Review, University of Chicago Law Review, and Columbia Law Review, MIT Press, Nature, Artificial Intelligence) veya yayınlanmak üzere; ayrıca ana akım medyada da referans gösterilmekte (NPR, New York Times, Wall Street Journal).

Keyifli okumalar…

 

Çetin: Hadi kişisel bir soru ile başlayalım. Robotlar ve hukuk… Bu oldukça popüler bir konu oldu. Bu alanın gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: Robotik hukuk ve politikanın son on yılda geldiği noktadan çok memnunum. En azından Amerika’da kenarda kalmış bir konu olmaktan, sofistike teoriler ve somut örneklerle olgunlaşan bir alt disiplin olma yolunda ilerledi. Bence -senin de katılmış olduğun- her yıl düzenlenen We Robot konferansı buna aracı oldu.

 

Çetin: Ülkeler yavaş yavaş YZ politikalarını belirlemeye başladı. Ülkelerin demokratik ve ekonomik yapılarının YZ politikaları konusundaki etkisi ile ilgili ne düşünüyorsun?

Calo: Güzel soru. Bazı ülkeler YZ’yi küresel anlamda daha rekabetçi olmak için bir fırsat olarak görüyor; bazıları ise üstünlüklerini koruma açısından endişeli. Bana göre en iyi politika, YZ’yi küresel bir girişim olarak algılamak ve aynı zamanda YZ’nin kendi toplumundaki sosyal etkilerini düşünmektir. YZ’nin bir veya daha fazla ülkenin kazanacağı bir yarış olduğu söylemini sevmiyorum. Bu tür düşünceler faydalı olmayan kısayollara yol açar ve işbirliğini engeller.

 

Çetin: Gelişmekte olan ülkeler büyük oranda teknoloji ürünlerini ithal ediyor, ayrıca bu tür ürünler yerel pazarda büyük talep görüyor. Bu durumun gelişmekte olan ülkelerdeki YZ düzenlemelerini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?

Calo: Teknolojinin kültürel ve diğer varsayımları beraberinde getirdiğini unutmamak önemli. Yani gelişmiş ekonomiler daha az gelişmiş olanlara teknoloji ihraç ettiğinde, bu ülkelerin değerinin ürünle rekabet etme potansiyeli var. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerin YZ politikasının üretim açısından en iyi uygulamaları içermesi gerektiğini düşünüyorum. Demek istediğim, gelişmekte olan ülkeler aynı oranda yapay zeka geliştirememelerine rağmen, hala pazar gücüne sahipler ve ithal ettikleri ürünlerin değeri ve sağladığı refahın önemini anlama konusundaki ısrarlarını sürdürebilirler. Hiç kimse bu ısrar olmaksızın YZ ithal etmemeli.

 

Çetin:  İçtihat Hukuku ile Kıta Avrupası Hukuku karşılaştırıldığında, YZ ve robotların hukuki düzenlemesi konusunda ne gibi zorluklar söz konusu olabilir?

Calo: Aslında robot hukuku ile ilgili zorlukların örf ve adet hukuku ve medeni hukuk arasında oldukça belirgin olduğunu düşünüyorum. Zarar sorumluluğu, mahremiyet, kontrol ve mülkiyete ilişkin soruları değerlendirmeyi içeriyor. Bu, örf ve adet hukukunun yeni teknolojiye tepki vermede daha esnek olduğunu kanıtlayabilir; fakat durumun böyle olması için doğal bir sebep yok.

 

Çetin: Özellikle son yıllarda şirketler YZ ve etik konusunda adımlar attı. Mesela onlardan biri de Google idi. Yapay zeka ve etik konusunda politika belirlerken şirketler için en önemli husus ne olmalı?

Calo: Etiği hukuk ve politikanın dışında tutma konusunda ısrarcı olmamamız ile ilgili uzun süre tartıştım. Bu fenomen birçok şirketin, hükümetin zorunlu kurallarıyla yüzleşmek yerine kendi etik kurallarını oluşturmayı tercih etmesi yönündeki seziyi ele alan “etik yıkama” olarak bilinir hale geldi. Bu yüzden, etik programların içeriği çok önemliyken, meşruiyet sorunu da öyledir.

Bu anlayışla şirketler, YZ’nin zararlarının ve yararlarının çoğunlukla değişken olduğu; YZ’yi tüm paydaşlarla birlikte tasarlayacak süreçlere sahip olduğu; ve yeni teknolojilerin özellikle en savunmasız kişiler üzerindeki sosyal etkilerini değerlendirdiği hususlara vurgu yapmalı. Bence bu şeffaflıktan çok daha önemli bir şey.

 

Çetin: Avrupa Komisyonu yakın zamanda Siber Güvenlik Düzenlemesini kabul etti. Bu AB’de bilgi güvenliği ile ilgili önemli bir adım. Peki ABD ne durumda? Özel sektör ve hükümet uygulamaları açısından ABD’nin siber güvenlik yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: YZ -özellikle adversarial ML (hasmane YÖ)- ışığı altında hackleme kavramının modasının geçmesinden endişeliyim. Bilgisayar bilimci arkadaşlarımla bununla ilgili ”Is Tricking a Robot Hacking?” (Robotları Kandırmak Hacklemek midir?) başlıklı bir makale yazdık. YZ’yi kandırarak manipüle etmenin en az bilgisayar sistemlerinin içine girmek kadar tehlikeli olduğunu tartıştık. Güvensizlik ve önyargı bakımından YZ’yi test eden araştırmacıları korurken, saldırılar karşısında YZ’yi daha güçlü hale getirme yollarına da ihtiyacımız var.

 

Çetin: CCPA, Kaliforniya’daki en önemli düzenlemelerden biri. Ancak ABD’de federal bir veri koruma yasası hala yok. Bu durumun bireyler ve şirketler için etkisi nedir?

Calo: Bilmiyorum. Şirketlerin kendileri de dahil olmak üzere pek çok kişi ve grup, ABD’de federal tabanlı veri koruması arıyor. Bence herkes belirsizlikten ve sonuçta ortaya çıkan korku ve dengesizlikten bıkmış durumda. CCPA’in harika olduğunu düşünmüyorum; ancak Kaliforniya’ya, ABD’deki  tartışmalarda sıçrama yarattığı için teşekkür ediyorum.

 

Çetin: Eminim bu soru sana çokça soruluyordur; ama robotic.legal okurları için tekrar sormak istiyorum. Robot hukuku konusunda kendini geliştirmek isteyen üniversite öğrencilerine önerilerin nelerdir?

Calo: Harika soru! We Robot’a katılmalarını ya da en azından izlemelerini ve takip etmelerini söylemek istiyorum. Bu tartışmaların en ateşli olduğu yer. Ancak diğer disiplinden kişileri de bulun. Eğer robot bilimciyseniz hukuk ve sosyal bilimlerden kişileri bulun; hukuk veya sosyal bilimlerden iseniz robotik ve YZ öğrencileri ve fakülteden kişiler ile konuşun. Sıklıkla söylediğim gibi, tek bir disipline atıfta bulunularak çözülebilecek çok az önemli soru var.

Her zaman olduğu gibi harika soruların için teşekkürler Selin! Ayrıca robot hukuku çalışan kişilere de!

 

Ryan Calo’ya saygılarla…

Robotlar Aramızda

 

Robotlar Aramızda

 

 

Otomasyon dünyasında son yıllarda bilindiği üzere Robotic Process Automation (RPA) rüzgârı esiyor. Robot teknolojisi yapay zekâ (Artificial intelligence) ile tamamen farklı bir boyuta geçmeye hazırlanıyor. 2045’e kadar zekâ seviyesi insana yaklaşması beklenen robotların başta ofis olmak üzere iş hayatının hemen her alanında aktif olmaları bekleniyor.

Yapay zekâ temelli robotların verimlilik açısından insanlara kıyasla çok daha fazlasını vaat etmeleri iş hayatında yeni bir dönemi başlatacak. Geçiş döneminde uzmanlıklarını robotlara kaptıran insanın yeniden eğitim görerek yeni yeteneklere haiz olmak zorunda kalması kaçınılmaz. Ağır ve rutin işlerin muhatabı robotlar ve yapay zekâyı aşan (tabii mümkün ise! ) daha yaratıcı işleri üstlenecek insanlar ayrımının hüküm süreceği bir dünyada sürekli çalışmaya gerek kalmayacağı hissi kulağa müthiş geliyor.

Tabii, bizlerin öğrenmesi gereken ‘yaratıcı’ işlerin ne olduğu konusuyla beraber birçok retorik soruyu barındıran bu akımın Muhasebe, Vergi ve Denetim sektörünüdeki yansımaları da Y-Kuşağını/dijital yerlileri memnun edecek boyutlara ulaşmış durumda. Mavi yakalıların co-botlarından sonra beyaz yakalıların en büyük destekçisi olmaya hazır “metal yakalıları“ gelin yakından tanıyalım…

Gökten 3 sanayi devrimi düşmüş…

1,2,3 derken 4. Sanayi Devrimi’nin kucağında insan… Endüstri 4.0. Sırası ile makineleşme, serileşme, otomasyon ve dijitalleşme dörtlüsü bu devrim fazlarını tanımlayan başat kelimeler olarak çoktan literatürlere kazındılar bile.

Aslında her değişim beraberinde bir “ayakta kalma kılavuzu“ ile birlikte gelir girer hayatımıza. “Daha zeki ya da daha güçlü olanlar değil, değişime en fazla ayak uyduranlar ayakta kalır” diyen Charles Darwin 1809‘da imzası ile bu evrensel gerçeği mühürlemiştir. Önümüzdeki 30 yıl içerisinde, geçmiş 100 yıldan daha çok değişiklik olacağından hareketle, bünyelerimize ilk doz zerk etmenin tam zamanıdır: YAPAY ZEKÂ

Peki nedir bu “YAPAY ZEK”?

Teknolojinin gelişmesi ile birçok alanda “daha fazlayı daha az ile yapma” düşüncesine sahip bireyler olduğumuzu inkar eden var mı? Parantezi açıyorum: ABD’deki dağıtım merkezlerindeki binlerce minik turuncu robot, Amazon için paketleri depolama alanına götürüyor ve satış yapıldığında oradan alıp postaya veriyor iken, üstteki soruya evet yanıtının çıkmaması pek de olası görünmüyor.

Hesaplamalara göre gelişen robot teknolojileri ile gelecek 20 yılda sadece ABD’de mevcut istihdamın yüzde 50’si değişime uğrayacak. Yapay zekânın en basit tarifi; insan zekâsının karakteristiğini alın üzerine bir tutam bilgisayar algoritmasını ekleyin. Muazzam bir karışım… Nasıl çalışıyor peki bu mekanizma? Çok uzağa gitmeyin. Avucunuzun içindeki ”Siri” size işin mantığını ziyadesi ile kavratacaktır. İsmi mühim değil herhangi bir yapay zekâ X sorusu sorduğunuzda daha önce verilen veya tanımlanan X sorusu cevapları arasından en rasyonel olanını seçip size sunacaktır.

Mevzumuz elbette ki sadece bilgi süzüp bize cevap dönen bir yapay zekâ değil. Hayal gücünüzü geniş tutun. Dünya atlası üzerindeki herhangi bir yerde muazzam miktarda veriyi depolayabilen, hata olasılığı neredeyse “0” olan bir mekanik veya bot devşirmelerden söz ediyoruz. Machine Learning, Deep Learning ve daha niceleri.

Mevzu derin o yüzden parantezi kapatıp ana konumuz olan Robotlar ve Süreçlere serbest dalış yapmanın zamanıdır. Önce kimdir bu robotlar bir tanıyalım. Sonra da makalemizin son sayfasını RPA severlere adayalım.

Patron bana bir robot al!

Şimdilerde kaydedilen gelişmelerin yanında sembolik bir öneme sahip olsa da IBM’in süper bilgisayarı Deep Blue’nun 1997’de Garry Kasparov’u yenmesinin insan ile robot arasındaki güven ve hayranlık ilişkisinin kurulmasındaki katkısı tartışılmaz. Bu devşirme botların nelere muktedir olduğunun görülmesinden sonra, satranç ya da GO oynatmanın gelişen ekonomi üzerinde pek bir etkisi olmadığını anlayan piyasa uzmanları gecikmeden gözlerini iş hayatına çevirdiler. İlk etapta basit üretim ve hizmet işlerinde kullanılacak robotlar zamanla çok daha karmaşık görevler üstlenebileceklerdi, ki hedeflenen oldu. Uzmanlar 2025 yılına gelindiğinde artık pek çok ofis görevinin robotlar tarafından yapılacağını öngörüyor. İşte bizim hikâyemiz de burada başlıyor.

Bugüne dek gelişmiş ekonomilerde otomasyon nedeniyle iş alanı ortadan kalkan pek çok çalışan, otomasyona bağlı süreçlerle ortaya çıkan yeni iş kollarına yönelmek zorunda kaldı Ancak bu kesim daha çok mavi yakalı dediğimiz grubu ilgilendiriyordu.

Şimdilerde yaratıcılar yapay zekânın beyaz yakalılara özgü işlerde de yoğun şekilde varlık göstereceği bir fazın içinde olduğumuzu vurguluyor. “Metal yakalılar“ olarak tabir edilen ofis arkadaşlarımız özellikle bazı hizmet alanlarında bizlere kafa tutacağa benziyor. Eğer işinizin temel fonksiyonu bir Excel hücresindeki rakamı alıp bir diğer hücreye taşımak ve bu işlemi print almak ise robotlar yakın zamanda kapınızı çalacak demektir. Hesaplamalara göre gelişen robot teknolojileri ile gelecek 20 yılda sadece ABD’de mevcut istihdamın yüzde 50’si değişime uğrayacak.

2045’te işçi, memur ve orta düzey yöneticilerin yarısı robot olacak! Agresif bir büyüme hedefi ama oluru var… Hitachi’yi hatırlayalım, üretim müdürlerinin görevlerinin bir kısmını ERP yazılımlarına devretmesinin üzerinden 4 yıl geçti.

İnsana karşı empati kurup da insaflı davrananlar da yok değil. Spielberg Artifical Intelligence filmindeki Mecha’ları anımsayanınız var mı? Hyundai 2017‘de giyilebilir robotlar (dış iskelet) geliştirdi ve robot işçi almak yerine, en azından lojistik ve yükleme alanlarında insanları robotlaştırmayı planlıyor. Böylece çok sayıda insan işsiz kalmadan fabrikalarda çalışmaya devam edebilecek. Ancak acı bir gerçek var ki insanların evrimi makinelerden çok yavaş ilerliyor. Moore yasasına göre her 2 yılda bir işlemcinin performansının ikiye katlandığını düşünürsek, bu maratonda geriye düşeceğimiz hissiyatı kuvvetlidir.

Öte yandan dünyanın en güçlü ve en değerli kaynağı ZEKÂ’dır. İnsan zekâsı tüm zeka formları içinde hayal edebilme, tasarlayabilme ve hayata geçirebilme yeteneğine sahip olan yegâne örnektir. İşte sırf bu yüzden belli noktalarda insana özgü dokunuşun hiçbir zaman değerini kaybetmeyeceğini düşününlerdenim. Silikon Vadisi ve diğer teknoloji merkezlerinde üretilen yapay zekâların çoğu insanın yerini almaya değil, insanların sahip oldukları yetenekleri geliştirmeye odaklandığı taahhütü pamuksu bir his bıraksa da özellikle de bizim coğrafyamız için tek bir gerçek var. O da acilen dijital göçmenlikten dijitalseverlik statüsüne çıkılması gerekliliği…

Ne Hawking’in insanın felaketi endişesi ne de Musk’ın evrensel gelir ütopyası… Labirentin sonundaki kutu içinde tek bir sihirli cümle var: “Akıllı gelecekten kaçış yok”. Biz de kaçmadık.

RPA sineması gururla sunar, işte karşınızda dijital meleklerimiz: “Stella Spencer, Sue, Suzy, Sunny

Merhaba Spencer, Deloitte Times okurlarına kendinden bahseder misin?

2018 Kasım ayında Deloitte İstanbul ofiste kodlandım. Ben bir RPA Bot‘um. Deloitte BPS’te diğer 4 bot arkadaşım ile beraber dijital muhasebeci olarak görev yapıyorum.

RPA? Nedir bu RPA?

Bot olmak ne demek? TR /Robotik Süreç Otomasyonu, bir insanın bilgisayarda yaptığı herhangi bir süreci taklit edebilen bir yazılım teknolojisidir.

Yazılım robotu veya botu olarak adlandırılan ben bir çalışanı taklit ederek, uygulamalara giriş yapar, veri girer, görevleri tamamlar, hesap yaparım. Ben bir metal yakalıyım. Beyaz yakalının yapabildiği algortimik her işi yapabilme yetisine sahibim. Sıkıcı ve tekrar eden işleri, sizin yapacağınız sürenin 1/10’unda bitiririm. 7/24 çalışabilirim.

Ben bir ROBOT’um! Virtual (sanal) bir ROBOT!

Peki, geleneksel bir BT otomasyonu da bu söylediklerini yapabiliyor, senin farkın nedir?

Ben BT altyapısının bir parçası değilim. Beni geleneksel BT otomasyonundan ayıran en önemli özellik değişen koşullara, istisnalara ve yeni durumlara karşı farkında olma ve hızla uyum sağlama yeteneğimdir. Yeniden kodlanırım, dizayn edilirim, sistemlere entegrem kolaydır. 7/24 yorulmadan, molaya çıkmadan, bıkmadan-usanmadan çalışırım.

Örneğin; benim görev tanımım tüm beyan ve bildirimlerin uygulamalar arası otomatik ve çoklu düşünebilen sistemler ile yapılmasıdır. Vergi beyanlarının BDP arayüzünden doldurulup GİB online sistem üzerinden PDF alınmak sureti ile ilgili ekiplere onay için gönderilmesi benim işimdir. Klasik otomasyon eksik kalan bir vergi mükellefi datasını istisna olarak algılar işi personele geri paslar. Ben kendi işimi kendim görebilirim. İlgili kaynak sisteme entegre olurum, eksik datayı ilgili yerine insani bir müdaheleye gerek olmaksızın ekleyebilirim. Kendi kendimi düzeltme becerisine sahibim.

Sue, SGK işe giriş çıkışları otomatik olarak yapar. İlgili şirketin SGK şifrelerini kimseye sormasına gerek yoktur. Görev ile tetiklendiği anda gider ilgili sicil ve şifre kayıtlarına ulaşır.

Etkileyici, kendi söküğünü diken bir terzinin maliyeti nedir peki? Havalı bir maaş skalan olmalı? Fazla mesai alıyor musun mesala?

Lisans ücretim benim çıplak maaşımdır. Orta vadede 1 full time (tam zamanlı) personelin yıllık şirket maliyetinden daha düşük bir ücretim olduğunu söyleyebilirim. Kaldı ki ben 7/24 çalışırım. Fazla mesai almam. İstatistiklere göre 1 robot/4 full personel gibi bir fayda rasyom var.

Maliyet açısından faydan tartışılmaz, peki seni neden tercih etmeliler? Şu meşhur 3 robot kuralı gibi kuralları var mı RPA aleminin?

Öncelikle beni tercih edecek olan işletmelerin iş yapış şekillerinin homojen olması çok önemli. Bizim dünyaya gelmeden önceki ilk ultrasonumuz “Proof of Concept” sertifikamızdır. Eğer sık, tekrar eden, kural bazlı bir işiniz standardize edilmiş bir ekosisteminiz var ise POC değerlerimiz yüksek çıkar. Doğuma hazırızdır. Eğer kuralların çok sık değiştiği, dijital olmayan ya da dijital dataya zor çevirilebilen bir envanteriniz var ise, süreçlerinizde boşluklar ve homojen olmayan ajanlar olur ise bizim için acele etmemeniz gerekir. Öncelikle mevcut süreçlerin ıslah edilmesi sonrasında da full bir RPA projesi ile ilerlenmesi en sağlıklı olandır. Gelelim neden bizi tercih etmelisiniz sorunsunun cevabına: RPA anayasasına göre varoluş amacımızı betimleyen 7 altın kuralımız vardır.

Daha kaliteli servisler: Daha az hata ve daha iyi hizmet demektir.

Daha iyi uyum: İş süreçleri mevcut düzenlemelere ve standartlara uygun olarak şekillenir.

Artırılmış hız: Robotların işleme süresindeki azalmaya bağlı olarak, daha önce deneyimlenmemiş hızlarda görevler tamamlanır.

Artan çeviklik: Azaltılmış yük ile yeni veya değişen süreç kurallarına uyum sağlama yeteneği.

Kapsamlı analizler: Süreç verilerinin sayısallaştırılması ve denetlenmesiyle geliştirilmiş verimlilik.

Azaltılmış maliyetler: Manuel veya tekrarlayan işler RPA yazılımı tarafından otomatik hale gelir. Rekabetçi fiyatlandırmaya olanak sağlar.

Çalışan deneyimi: Daha ilginç ve daha az sıradan, manuel işi az, personel verimliliğinin yüksek olduğu çalışma alanları sunar.

Çok güzel temenniler, peki gerçek hayatta bunu yakalayabilidiniz mi?

Eksiksiz… Tüm beyan süreçleri yasala uygun, minimum sürede, hata yanılma payı “0” olacak şekilde kurgulandı ve başarılı bir şekilde süreç yönetiliyor. Belgeleme ve kayıt yönetimi açısından muhasebe ve verginin dijital kamburunu tedavi etmeyi başardık. İş yapış şekillerindeki homojenlik %100 oranına ulaştı. Otomatik onaylar, reddetmeler birey tekelinden çıktı. Şeffaflık, sistem logları, bilgi gizliliği, görevler ayrımı ilkesi altın çağını yaşıyor. Beyan dönemlerindeki mesai ve mesainin getirdiği masraflar kendiliğinden elimine oldu. Dijital okuryazarlık oranımız %100’u buldu. Biz dijital yakalılar ile dijital yerliler çok iyi anlaştık. Yeni süreçler için geri sayım başladı bile.

Son söz, geleceğin vergi dünyası için neler söylersin?

Kısa ve öz… Teknoloji zamanın akmasını sağlayan temel güçtür ve geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte ona sahip olanlar kazanan taraf olacaktır.

Akıllı Şehir Yaratmak: Politika Önerileri

 

Akıllı Şehir Yaratmak: Politika Önerileri

AB Akıllı Şehir Bilgi Sistemleri 

 

Rapor Hakkında

Bu raporun amacı, öğrenilen kilit noktaları paylaşmak ve Akıllı Şehir projelerinin gelişiminin nasıl destekleneceğine ilişkin politika önerileri sunmaktır. Bu rapor, AB tarafından finanse edilen projelerce test edilmiş, başarılı, yenilikçi teknolojilerin çoğaltılmasını desteklemeyi ve teşvik etmeyi amaçlayan Akıllı Şehirler Bilgi Sistemleri (SCIS) projesindeki SCIS Raporunun üçüncüsüdür. SCIS projesi, veri alışverişi yapılması, bilgi birikiminin tecrübe edilmesi ve akıllı şehirlerin yaratılması ve enerji açısından verimli bir kentsel ortamın oluşturulması konusunda işbirliği yapmak için Avrupa genelinde proje geliştiricileri, şehirler, kurumlar, endüstri ve uzmanları bir araya getiriyor.

Bu rapor yerel, ulusal ve AB düzeyindeki politika yapıcılar için politika önerileri sunmaktadır. Politikadan etkilenen temel alanları, yani hukuki düzenleme ve finansı kapsamaktadır. Raporda, Akıllı Şehirler ile ilgili AB makamları için inovasyon politikası üzerine bir uzman bölümü de sunulmaktadır. Akıllı şehir planlaması ve şehir planlamacılarının ve destekçilerinin etki alanı olan proje uygulama konuları, SCIS’in teknolojinin geliştirilmesi ile ilgili raporunda ele alınmıştır. Bu rapor, politika koşullarından doğan, projelerin karşılaştığı engellerin bir analizini sunarak, projelere odaklanan SCIS bilgi veritabanını tamamlamaktadır. Aynı zamanda bazı potansiyel politika çözümleri önermektedir. Bu rapor, bu nedenle, bir dereceye kadar, teknik çalışmada madalyonunun diğer yüzüdür ve bu nedenle birçok ortak çalışmayı göz önüne getirecektir. Rapor birkaç ana bilgi kaynağına dayanmaktadır:

• Avrupa Komisyonu tarafından ortak olarak finanse edilen, Akıllı Şehirler ve Topluluklar FP7 ve Horizon 2020 projelerinin enerji, mobilite ve ulaşım ile ICT alanlarında teknolojik, politika ve finansal analizleri;

• Akıllı Şehirler projeleri koordinatörlerinin özel çalıştaylar sırasında paylaştığı bilgiler;

• Akıllı Şehirler ve Topluluklar üzerine Avrupa İnovasyon Ortaklığı gibi diğer Akıllı Şehir platformlarından gelen görüşler;

• Literatür taraması ve diğer kaynaklar.

 

Rapor aşağıdaki yapıya sahiptir:

Bölüm 1, Raporu tanıtmakta;

Bölüm 2, inovasyon ve yayma konusundaki üç yönetişim düzeyinde, yetkililer ve politika yapıcılar tarafından ele alınacak politika zorluklarına genel bir bakış sunmakta;

Bölüm 3, ulusal ve yerel düzeyde ihtiyaç duyulan politika aksiyonlarına odaklanmakta;

Bölüm 4 ise AB düzeyinde politika konularına odaklanmaktadır.

 

Raporun orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.smartcities-infosystem.eu/sites/default/files/document/the_making_of_a_smart_city_-_policy_recommendations.pdf

Güvenilir Yapay Zeka İçin Politika ve Yatırım Önerileri

 

Güvenilir Yapay Zeka İçin Politika ve Yatırım Önerileri

 

the High-Level Expert Group 

26 Haziran 2019

 

Giriş

Avrupa Komisyonu yapay zeka (YZ) konusunda yayınladığı çeşitli tebliğlerinde, güvenilir ve insan merkezli olması yolunda bir vizyon belirlemiştir. Şu üç sacayağı Komisyon’un vizyonunu desteklemektedir: (i) kavranışını yükseltmek için YZ’de kamu ve özel  sektör yatırımlarını arttırmak, (ii) sosyo-ekonomik değişimlere hazırlık yapmak ve (iii) Avrupa değerlerini korumak ve güçlendirmek için uygun bir etik ve yasal çerçeve sağlamak. Bu vizyonun uygulanmasını desteklemek için, Komisyon iki çıktı (bir dizi YZ Etik Kuralları ve bir dizi Politika ve Yatırım Önerisi) hazırlamakla görevlendirilen, bağımsız bir grup olan Yapay Zeka Üst Düzey Uzman Grubunu (AI HLEG) kurdu.

İlk çıktımız olan, 8 Nisan 2019’da (Etik Kuralları) yayınlanan Güvenilir YZ Etik Kuralları’nda, bireysel ve toplumsal refahı geliştirmek ve güvenimize layık olmak amacıyla YZ sistemlerinin insan merkezli olması gerektiğini belirttik. Güvenilir sayılması için, YZ sistemlerinin -buradaki tüm aktörler ve süreçler de dahil olmak üzere – yasal, etik ve sağlam olması gerektiğini ileri sürdük. Bu nedenle, bu Kılavuz İlkeler, Avrupa için istediğimiz ve istemediğimiz YZ türünün tanımlanmasında ilk önemli adımı teşkil etti, ancak bu, Avrupa’nın Güvenilir YZ’nin sağlayabileceği yararlı etkiyi gerçekleştirebilmesini sağlamak için yeterli değil.

Bir sonraki adımımız olan bu belge, AB kurumlarına ve Üye Devletlere yönelik Güvenilir YZ için Politika ve Yatırım Önerilerimizi içermektedir. İlk çıktımıza dayanarak, güvenilir YZ’yi sürdürülebilirliğe, büyümeye ve rekabetçiliğe doğru yönlendirmenin yanı sıra insanlara liderlik ederken, fayda sağlarken ve onları korurken yol gösterici önerilerde bulunmaktayız. AB Kurumlarının ve Üye Devletlerin bu hedeflerin gerçekleştirilmesinde ve veri ekonomisinde önemli bir oyuncu, bir Güvenilir YZ sistemleri tedarikçisi ve sağlıklı bir yönetişimin standart belirleyicisi olarak rol oynayacağına inanıyoruz.

Önerilerimiz, Güvenilir YZ’nin, genel olarak insanlar ve toplumdan (A) başlayarak ve daha sonra özel sektöre (B), kamu sektörüne (C) ve Avrupa’nın araştırma ve akademisine(D) odaklanmaya devam ederek, faydalı bir etkiye ulaşmada yardımcı olabileceğine inandığımız dört ana alana odaklanmaktadır. Ek olarak, veri ve altyapı (E), beceri ve eğitim (F), uygun yönetim ve düzenleme (G) ile finansman ve yatırım (H) konularına odaklanarak bu etkilerin kolaylaştırılması için gerekli olan temel imkânları da ele alıyoruz.

Bu öneriler kapsamlı öneriler şeklinde değil de, yalnızca en büyük potansiyele sahip durumlar için en öncelikli alanları ele almaya çalışıyor şeklinde görülmelidir. Avrupa, hem bireysel hem de toplumsal refahı artırabilecek biçimde, Avrupa’daki tek YZ türü olması gerektiğine inandığımız Güvenilir YZ’yi geliştirerek, uygulayarak, kullanarak ve ölçekleyerek kendisini diğerlerinden ayırabilir.

 

Dokümanın orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://ec.europa.eu/newsroom/dae/document.cfm?doc_id=60343

Yapay Zeka ve Telif Hakkı

 

Yapay Zeka ve Telif Hakkı

 

 

Mustafa ZORLUEL

Avukat, Tezli Yüksek Lisans Programı Öğrencisi,

Ankara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Özel Hukuk Anabilim Dalı

 

 

 

Özet

Yapay zekâ kavramı, son dönemde gerçekleşen inanılmaz teknolojik gelişmeler neticesinde her geçen gün adını daha fazla duymaya başladığımız bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla ve sosyal yaşamda daha fazla yer kaplamasıyla beraber bu teknolojilerle ilgili hukuki incelemelerin sayısı da giderek artmaktadır. Yapay zekâlarla ilgili hukuksal tartışmaların yürütüldüğü konulardan birisi, yapay zekâların ürettiği ürünlere ilişkindir. Günümüzde yapay zekâların şiir, resim, müzik ve kitap gibi ürünler ortaya koyabilmesi artık mümkün olmaktadır. Yakın gelecekte ise, bu tür ürünlerle daha fazla karşılaşma ihtimalimiz yüksektir. Biz de bu nedenle çalışmamıza yapay zekâ kavramına ve işleyiş yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak başladık. Daha sonra ise, yapay zekâların şiir, resim, müzik ve kitap gibi ürünler ortaya koyması durumunda bu ürünlerin Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında eser sayılıp sayılamayacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunduk. Son olarak da bu ürünlerin eser olarak kabul edilmesi ihtimalinde, bunların mülkiyetinin ve telif haklarının kime ait olacağı sorusunu yanıtlandırmaya çalıştık.

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

http://tbbdergisi.barobirlik.org.tr/m2019-142-1851

1 2 3 4 5 6 11