Savunma Bakanlığı için Yapay Zeka Etik İlkeleri

 

Savunma Bakanlığı için Yapay Zeka Etik İlkeleri

 

Ekim, 2019 – DIB

 

Savunma Bakanlığı için Yapay Zeka Etik İlkeleri

 

Aşağıdaki ilkeler, Bakanlığın yapay zeka (YZ) geliştirip kullanırken benimseyeceği etik davranışlar için araçlar sunmaktadır. Bu amaçla, Bakanlık YZ sistemleri kullanımında şu hedefleri belirlemelidir:

  1. Sorumlu. İnsanlar uygun seviyelerde karar veriyor olmalı ve YZ sistemlerinin geliştirilmesinden, yayılmasından, kullanılmasından ve sonuçlarından sorumlu olmalıdır.
  2. Eşit. DoD, istemeden insanlara zarar verebilecek olan savaş ya da savaş dışı YZ sistemlerinin geliştirilmesi ve yayılmasında oluşacak önyargıları önlemek için bilinçli adımlar atmalıdır.
  3. İzlenebilir. DoD’nin YZ mühendislik disiplini, teknik uzmanların şeffaf, denetlenebilir metodolojiler, veri kaynakları, tasarım prosedürü ve dokümantasyon dahil olmak üzere YZ sistemlerinin teknolojisini, geliştirme süreçlerini ve operasyonel yöntemlerini uygun şekilde anlayabilmesi için yeterince gelişmiş olmalıdır.
  4. Güvenilir. YZ sistemleri açık, iyi tanımlanmış bir kullanım alanına sahip olmalı ve bu tür sistemlerin emniyeti, güvenliği ve sağlamlığı, kullanım alanları içinde tüm yaşam döngüleri boyunca test edilmeli ve güvence altına alınmalıdır.
  5. Yönetilebilir. DoD YZ sistemleri, istenmeyen zarar veya bozulmayı saptama ve önleme, istenmeyen kışkırtıcı vb. davranışları gösteren konuşlandırılmış sistemleri devre dışı veya etkisiz bırakma yeteneğine sahipken, söz konusu amaçlanan işlevlerini yerine getirecek şekilde tasarlanmalı ve üretilmelidir.

Bu Rapor beş bölümden oluşmaktadır. Birinci Bölüm, mevcut stratejik belgeler ve yasalardan elde edilen bir dizi YZ Etik İlkeleri ve etik rehberleri için belirlenen ihtiyaçları özetlemektedir. DoD ve YZ’nin geliştirilmesi ve kullanımında DİB’in kilit konulara nasıl yaklaştığının açıkça çerçevelenmesi için YZ ve otonomi ile ilişkili tanımlayıcı yaklaşımlara işaret etmektedir. İkinci Bölüm, bir dizi DoD YZ Etik İlkesi’nin tutarlı ve sürekli şekilde oluşturulması için gerekli temel bilgiyi sağlamaktadır. Burada YZ’nin dahil olduğu, DoD’nin tüm DoD teknolojilerine uygulanan mevcut etik çerçevesini açıklamaktayız. Üçüncü Bölümde, beş YZ Etik İlkesinin her birinin temel ve kanıta dayalı açıklamalarını sunmaktayız. Bu ilkeler normatiftir; aksiyonlarla ilgili bilgilendirme ve yönlendirmeyi amaçlarlar. Ancak, içeriğe bağlı olarak, bazı ilkelerin diğerlerini geçersiz kılabileceğini ve çeşitli YZ kullanım durumları için bunların farklı şekilde uygulanacağını biliyoruz. Beşinci Bölüm ise sonuçları ortaya koyarken, Dördüncü Bölüm, Bakanlığa önerilerimizi özetlemektedir. Ayrıca, bu ilkeleri geliştirip, mevcut DoD süreçleri hakkında üst düzey içerik oluşturup sürecimizle ilgili şeffaflık ve açıklık sağlayarak okuyuculara yardımcı olacak bir dizi Ek sunmaktayız.

 

Raporun tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://admin.govexec.com/media/dib_ai_principles_-_supporting_document_-_embargoed_copy_(oct_2019).pdf

 

Devletin Algoritmik Karar Sistemleri Kullanımında Yeni Zorluklar

 

Devletin Algoritmik Karar Sistemleri Kullanımında Yeni Zorluklar

 

2019

 

Atölye Özeti

Algoritmik karar sistemlerinin (ADS) çoğu zaman olası yararları lanse edilir: insan önyargısı ve hatasını hafifletmek ve maliyet verimliliği, doğruluk ve güvenilirlik vaadi sunmak. Ancak sağlık hizmetleri, adalet, eğitim, istihdam ve diğer alanlarda, bu teknolojilerin uygulanması sayısız sorunla sonuçlanmıştır. 2018 Yargı Algoritmaları Raporumuzda, gündeme getirdikleri önemli yasal ve teknik sorunları vurgulayarak, hükümetin ADS kullanımının dava edildiği ilk dalganın sonuçlarını ve içyüzünü belgeledik.

2019 Haziran’ında John D. ve Catherine T. MacArthur Vakfı, AI Now ve NYU Etnik Köken, Eşitsizlik ve Hukuk Merkezi desteğiyle, ikinci Yargı Algoritmaları Çalıştayımızı düzenledik. Varsa, hangi ilerlemelerin kaydedildiğini inceleyerek geçen yılın birkaç vakasını tekrar ele aldık. Ayrıca, önemli sorunlar ortaya çıkaran yeni hukuksal zorluklar dalgasını da inceledik; (1) avukatların, savcılık seviyesine getirilen iddialara itiraz etmek için ADS’yi hukuki yaptırım şeklinde uygulamasının gerekli olup olmadığı, (2) hükümetin ADS uygulamasındaki hatalı veya kindar kullanımın ikincil sonuçları; ve (3) Amerika’nın en güçlü biyometrik gizlilik düzenlemesinin evrimi ve bunun ADS hesap verebilirliği üzerindeki potansiyel etkisi. Önceki yılın Yargı Algoritmaları Atölyesi’nde olduğu gibi katılımcılar hukuki süreçteki stratejilerini paylaştılar, kışkırtıcı sorular sordular ve hem kazandıkları hem de kaybettikleri önemli anları anlattılar.

Çalıştay katılımcıları ise şu şekildeydi: ACLU, Center for Civil Justice, Center for Constitutional Rights, Center on Privacy and Technology at Georgetown Law, Citizen Lab, Digital Freedom Fund, Disability Rights Oregon, the Electronic Frontier Foundation, Equal Justice Under Law, Federal Defenders of New York, the Ford Foundation, LatinoJustice PRLDEF, Legal Aid of Arkansas, Legal Aid Society of New York, the MacArthur Foundation, NAACP Legal Defense and Educational Fund, National Association of Criminal Defense Lawyers, National Employment Law Project, National Health Law Program, New York County Defender Services, Philadelphia Legal Assistance, Princeton University, Social Science Research Council, Bronx Defenders, UDC Law School, Upturn, ve Yale Law School.

 

AI Now Enstitüsü 2019 Sempozyumu için: https://symposium.ainowinstitute.org/

 

Raporun orijinaline ve tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

https://ainowinstitute.org/litigatingalgorithms-2019-us.pdf

Yapay Zeka Çağında Hukuk

 

Yapay Zeka Çağında Hukuk

 

 

 

 

 

 

Giriş

 

“Türkiye’nin ilk hukuk ve yapay zekâ kesişimini ele alan raporudur. Yapay zekâ yazılımları çeşitli donanımlar üzerinde çalışan ve veriden öğrenen yazılımlardır. Yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için ilk adım verilerin toplanmasıdır. Verilerin güvenli bir şekilde depolanması, aktarılması, etik algoritmalar ile anlamlandırılması ve günlük hayattaki problemlerin çözülmesi ve özellikle rutin işleri otomatikleştirerek insanın zaman kaybının minimize edilmesi hedeflenmektedir. Verilerin toplanmaya başlandığı andan sistemin gerçek hayatta çalışma sürecine kadar hukuk kurallarının ışığında ilerlemeye ihtiyaç vardır. Aynı şekilde yapay zekâ sisteminin insan ile etkileşimde olduğu her durum, hukuk alanında da yansımalar bulacaktır. Bunun yanında, hukukun kendisi de yapay zekâ sistemleri ile çözümler gerektiren bir alandır. Özellikle dosya tasnifi, karar destek sistemi gibi uygulamalar ile yapay zekâ, hukuk alanına destek olabilecektir. Bu konu ile ilgili uluslararası örneklere raporda yer verilmektedir.

Bu rapor, yapay zekâ çağı olarak tanımlanan 21. yüzyılda Türk Hukuk sisteminde teknolojiye yakınlaşma ve adaptasyon sürecini hızlandıracaktır. Birçok yeni adımın atılmasına öncü olması için alanında uzman kişilerin birlikte çalışması ile kaleme alınmıştır.

Baroların iş birliği ve yapay zekâ alanında çalışan akademisyenlerin katkıları ile yayınlanan ilk yapay zekâ ve hukuk temalı çalışma olması dolayısıyla bir kat daha önem kazanan bu rapor, Türk Hukukunda teknoloji ve özellikle yapay zekâ uygulamalarının kullanımının bugünkü durumunu analiz etmektedir. Yapay zekâ sistemlerinin kullanım alanlarıyla ilgili hukuki anlamda atılması gereken adımlar hakkında yol göstermek bu raporun amaçlarındandır. Aynı zamanda ilerleyen yıllarda benzer çalışmaların yapılması için örnek teşkil etmesi ve öncü olması da hedeflenmektedir.

Bu rapor üç bölüme ayrılmıştır:

Birinci Bölüm’de yapay zekanın ne olduğunun doğru bir şekilde anlaşılması için doğuşundan günümüze gelişi ve mihenk taşları üzerinde durulmaktadır. Günümüzde yapay zekadan beklenenler vurgulanmaya çalışılmaktadır. Hukuk ve teknoloji ilişkisinden bahsedilmekte ve hukuk teknolojilerinde yapay zekanın kullanımı hakkında örneklere yer verilmektedir. Bununla birlikte hukuk fakültelerinde teknolojiye adaptasyon için nasıl bir dönüşüm gerektiği üzerine çıkarımlar yapılmaktadır. Hukuk fakültelerinin dönüşümünde disiplinler arası çalışmanın önemi şiddetle vurgulanmaktadır. Ancak tüm bu süreçte yapay zekâ konusunda çalışan uzman sayısının yetersiz olduğunun altı çizilmekte; ayrıca yine bu alanda uzman yetiştirmenin de bir başka önemli konu olduğu raporlanmaktadır.

İkinci Bölüm’de Türkiye özelinde avukatlık mesleği açısından teknolojinin güncel kullanımıyla ilgili gözlemler yapılmaktadır. Avukatların mesleklerini daha iyi icra edebilmeleri için teknolojinin hızlı gelişimine adapte olması ve bu hususta baroların ise mesleki gelişim için adımlar atması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Özellikle barolar ve üniversitelerin iş birliği içinde olması vurgulanmaktadır. Bunun sadece Türkiye’deki barolar ile sınırlı kalmaması, yurt dışındaki baro ile de iş birliği modellerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

Üçüncü Bölüm’de Türk Hukuku ve yapay zekâ kavramının birleştiği alanlar üzerinde durulmaktadır. Hukuk ve yapay zekanın kesiştiği güncel tartışmalara Türkiye ve dünyadan örnekler verilmektedir. Yapay zekâ sistemleri ve hukuki sorumluluk kavramı üzerine hassasiyetle değinilmektedir. Özellikle insansı robotların hukuki kişilikleri olup olmaması üzerinde durulmaktadır. Raporun ilerleyen başlıklarında iş hayatında işverenlerce çalışanların gözetlenmesi amacıyla kullanılan yapay zekâ sistemlerinin doğuracağı hukuki sonuçlar kaleme alınmaktadır. Güncel örnekler ışığında, ceza yargılamasında delil tespiti aşamasında yapay zekâ kullanımının etkisinden bahsedilmekte ve Türk Hukuku açısından önerilerde bulunulmaktadır. Son olarak, yapay zekanın hukuki düzenlemesinde Türk Hukuku açısından nasıl bir yaklaşım izlenmesi ile ilgili görüşlere yer verilmektedir.”

 

Taslak rapora aşağıdaki linkten ulaşabilir; ayrıca rapor ile ilgili yorumlarınızı formu doldurarak iletebilirsiniz:

https://www.istanbulbarosu.org.tr/HaberDetay.aspx?ID=14853&Desc=

Form için: http://bit.ly/YZHukukRaporu

 

WIPO Teknoloji Eğilimleri 2019

 

WIPO Teknoloji Eğilimleri 2019

-Yapay Zeka-

 

 

Özet

Yapay zeka (YZ), otonom araçlardan tıbbi tanıya ve ileri üretime kadar teknoloji ve ticaret alanındaki önemli gelişmeleri giderek artırıyor. YZ teorik alandan küresel pazara geçerken sayısallaştırılmış veri çokluğu, hızla ilerleyen ve potansiyel olarak devrimci bir etkiye sahip bilgisayar işlem gücü ile beslenir: Görünüşte alakasız duran veri noktaları arasındaki kalıpları tespit eden YZ hava tahminlerini iyileştirebilir, mahsul verimini artırabilir, kanser tespitini geliştirebilir, salgınları tahmin edebilir ve endüstriyel üretkenliği artırabilir.

Teknoloji eğilimleri patent analitiği yoluyla tahmin edilebilir.

WIPO’nun patent veri analitiği konusundaki uzmanlığından yola çıkarak, WIPO Teknoloji Eğilimleri dizisindeki bu ilk yayın, YZ çağında ortaya çıkan eğilimleri araştırıyor: YZ’deki geçmiş ve mevcut eğilimleri incelemek için patent, bilimsel yayıncılık ve diğer verileri analiz ederken, bu alanda yeniliğin önümüzdeki yıllarda nasıl bir gelişme gösterebileceği hakkında fikir veriyor.

Bu yayın, en fazla yenilikçi YZ etkinliği gösteren alanları, YZ gelişimine öncülük eden şirketleri ve kurumları ve gelecekteki büyüme pazarlarının yerini keşfetmek için YZ teknolojisindeki eğilimleri sistematik olarak araştıran yayınlardan biridir.

WIPO, YZ’nin üç boyutunu yansıtacak şekilde gruplandırılmış YZ ile ilgili teknolojilerle birlikte, alandaki gelişmelerin anlaşılması için yeni bir çerçeve geliştirmiştir: Makine öğrenmesi gibi YZ’de kullanılan teknikler; ses ve görüntü işleme gibi fonksiyonel uygulamalar; telekomünikasyon ve ulaştırma dahil diğer uygulama alanları.

Bu alanların her biri için bu rapor, devralmalar ve davalar dahil olmak üzere eğilimleri, kilit oyuncuları, coğrafi yayılımı ve piyasa faaliyetlerini tanımlayan verileri ve analizleri sunuyor. Ayrıca, dünyanın dört bir yanından YZ uzmanlarının katkıları, mevcut ve potansiyel kullanımlar ve YZ teknolojisinin etkisi, yasal ve düzenleyici sorular, veri koruması ve etik kaygılar gibi konuları ele alıyor.

 

Belgenin tamamını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz:

https://www.wipo.int/edocs/pubdocs/en/wipo_pub_1055.pdf

Ayrımcılık Yapan Sistemler – Yapay Zekada Cinsiyet, Irk ve Güç

 

Ayrımcılık Yapan Sistemler – Yapay Zekada Cinsiyet, Irk ve Güç

 

Sarah Myers West, AI Now Enstitüsü, New York Üniversitesi

Meredith Whittaker, AI Now Enstitüsü, New York Üniversitesi, Google Open Research

Kate Crawford, AI Now Enstitüsü, New York Üniversitesi, Microsoft Research

Nisan 2019

 

Araştırma Bulguları

YZ sektöründe cinsiyet ve ırk arasında bir çeşitlilik krizi söz konusudur. Son araştırmalar, önde gelen YZ konferanslarında yazarların sadece % 18’inin kadın1 ve YZ profesörlerinin % 80’inden fazlasının ise erkek 2olduğunu gösteriyor. YZ endüstrisindeki 3bu eşitsizlik ise daha da fazladır: kadınlar Facebook’ta YZ araştırma personelinin sadece% 15’ini ve Google’da ise % 10’unu oluşturmaktadır. Siyahi işçiler için ise tablo daha da kötü durumdadır. Örneğin, Google’ın işgücünün yalnızca % 2,5’i siyahi iken, Facebook ve Microsoft ise bu sayı % 4’tedir. Bu dengesizliği gidermek için yıllarca süren çaba ve yatırım göz önüne alındığında, alanın mevcut durumu endişe vericidir.

YZ sektörünün mevcut çeşitlilik krizini ele alışında derin bir değişim ihtiyacı hasıl olmuştur. YZ endüstrisinin çeşitlilik probleminin ciddiyetini, mevcut metodların gücün dengesiz dağılışı ile mücadele edemediğini, ayrıca YZ’nin bu eşitsizliği güçlendirdiğini kabul etmesi gerekir. Ayrıca, birçok araştırmacı YZ sistemlerindeki önyargıların tarihsel ayrımcılık kalıplarını yansıttığını göstermiştir. Bunlar aynı sorunun iki tezahürüdür ve birlikte ele alınmaları gerekir.

“Teknikte kadınlara” olan yoğun odaklanma çok dar ve beyaz kadınları diğerlerinden daha ayrıcalıklı kılmaktadır. Irk, cinsiyet ve diğer kimlik ve niteliklerin kesişme noktalarının insanların YZ ile olan deneyimlerini nasıl şekillendirdiğini bilmemiz gerekir. YZ çalışmalarının büyük çoğunluğu cinsiyetin ikili olduğunu varsayar ve genel olarak diğer tüm toplumsal cinsiyet kimliği biçimlerini silerek, fiziksel görünüme ve basmakalıp varsayımlara dayanarak insanları “erkek” veya “kadın” olarak atar.

“Algoritma akışını“ düzeltmek, YZ’nin çeşitlilik sorunlarını çözmez. Farklı meslekten adayların okuldan sektöre akışını değerlendiren onlarca yıllık “algoritma akışı çalışmaları”na rağmen, YZ endüstrisindeki çeşitlilik konusunda önemli bir ilerleme olmamıştır. Algoritma akışına odaklanma; işyeri kültürleri, güç asimetrileri, taciz, dışlayıcı işe alım uygulamaları, haksız tazminat ve insanların YZ sektöründen tamamen uzaklaşmasına veya çalışmalarını engellemesine neden olan belirtkeleme ile ilgili daha derin sorunları ele almamıştır.

YZ sistemlerinin, ırk ve cinsiyetin sınıflandırılması, tespiti ve öngörülmesindeki kullanımı, acil olarak yeniden değerlendirmeye ihtiyaç duymaktadır. “Irk bilimi”nin geçmişi, dış görünüşe dayalı ırk ve cinsiyet sınıflandırmasının bilimsel olarak kusurlu olduğuna ve kolayca kötüye kullanıldığına dair acımasız bir hatırlatıcıdır. Fiziksel görünüşü karakter veya içsel durumlar için bir vekil olarak kullanan sistemler, vesikalık fotoğraftan4 cinsiyeti belirlediğini, yüz özelliklerine dayanarak “suçluyu” öngördüğünü5 veya “mikro ifadeler” ile işçi yeterliliğini değerlendirdiğini 6iddia eden YZ araçları da dahil olmak üzere tüm bunlara kuşkuyla bakmak gerekir. Bu tür sistemler tarihsel eşitsizliği derinleştirecek ve haklı gösterebilecek şekilde ülkedeki ırk ve cinsiyet yanlılığı modellerini tekrarlamaktadır. Bu araçların ticari konuşlandırılması ise derin bir endişe kaynağıdır.

 

Raporun orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://ainowinstitute.org/discriminatingsystems.pdf

Amerikan Savunma Bakanlığı 2018 Yapay Zekâ Stratejisi Özeti

 

Amerikan Savunma Bakanlığı 2018 Yapay Zekâ Stratejisi Özeti

Amerikan Savunma Bakanlığı

Güvenliğimizi ve Refahımızı Geliştirmek için YZ Kullanmak

 

 

ÖNSÖZ

Savunma Bakanlığı’nın (DoD) Yapay Zekâ (YZ) Stratejisi, YZ’yi benimsemeyi ve zamanımıza uygun bir güç yaratılmasını hızlandırmak için DoD’yu yönlendirmektedir. Ülkemizin güvenliğini, yaşam standartlarımızı geliştirecek pazarlara erişimini korumak ve şu anda varlığından memnun olduğumuz özgürlükleri bozulmadan geçirebilmemiz için güçlü, teknolojik olarak gelişmiş bir Bakanlık çok önemlidir.

YZ, çok çeşitli iş ve sektörleri hızla değiştiriyor. Ayrıca gelecekteki savaş alanının karakterini ve karşı karşıya kalacağımız tehditlerin hızını değiştirmeye de hazır. YZ’nin Bakanlığın tüm işlevlerini olumlu bir şekilde dönüştürme potansiyeline sahip olacağız, böylece ABD hizmet sağlayıcılarını destekleyip koruyacak, ABD vatandaşlarını himaye edecek, müttefikleri ve ortakları savunacak ve operasyonlarımızın uygunluğunu, etkinliğini ve hızını artıracağız. ABD silahlı kuvvetlerindeki kadınlar ve erkekler kalıcı güç kaynağımız olmaya devam ediyor; YZ destekli bilgileri, araçları ve sistemleri, hizmet edenlerin yerine koymak yerine onları güçlendirmek için kullanacağız.

Bu vizyonun gerçekleştirilmesi, DoD genelinde YZ için uygun kullanım durumlarının tespit edilmesini, hızlı pilot uygulamaların yapılmasını ve kurumumuzdaki başarıların ölçeklendirilmesini gerektirmektedir. Burada özetlenen 2018 DoD YZ Stratejisi, bu dönüşümü yönlendirmek için gereken çabanın aciliyetini, ölçeğini ve bütünlüğünü artıracaktır. Ortak Yapay Zekâ Merkezi (JAIC), sürecin odak noktasıdır. YZ’nin potansiyelini sistematik olarak araştırdıkça, etkilerini inceledikçe ve savunma üzerindeki etkisi hakkında öğrenme sürecine başladığımızda, uygulamalarımızda özenli ve uyarlayabilen olmaya devam edeceğiz.

Yalnız başaramayız; bu girişim, hükümettekilerin yetenek ve taahhütlerini, ticaret sektöründe akademi ve geleneksel olmayan yenilik merkezlerinin yakın iş birliğini ve uluslararası müttefikler ve ortaklar arasındaki güçlü uyumu gerektirmektedir. YZ’nin potansiyelini tam anlamıyla anlamamıza yardımcı olmak için bazı şeyleri diğerlerinden öğrenmeliyiz ve bu güçlü teknolojileri yasalara ve değerlere uygun olarak, sorumlu bir şekilde geliştirmeye ve kullanmaya öncülük etmeliyiz.

Amerikan halkının güvenlik ve refahının bir hizmetkarı olarak, YZ’nin yarattığı teknik, etik ve toplumsal zorlukları ele almak için ulusumuzun yaratıcılığını ve çevikliğini ve gelecek nesiller için barışı korumak ve güvenliği sağlamak adına YZ’nin fırsatlarından yararlanacağız.

 

Dokümanın tamamını ve orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://media.defense.gov/2019/Feb/12/2002088963/-1/-1/1/SUMMARY-OF-DOD-AI-STRATEGY.PDF

İkinci El Bilet Satışı

 

 İkinci El Bilet Satışı

 

Avam Kamarası Kütüphanesi Bildirisi 

3 Ekim 2018

 

Özet

Biletlerin çevrimiçi satışı (ikinci el bilet piyasası), Birleşik Krallık’taki eğlence, spor veya kültürel etkinliklerde yaygındır. İkinci el bilet, özellikle fiyatlandırma konusunda, halkın ilgisini çeken bir konudur. Bu Avam Kamarası bildirisi, ikinci el bilet piyasasını düzenlemeyi amaçlayan son girişimleri dikkate almaktadır. Ek olarak, bu konunun arka planı hakkında ayrıntılı bilgi içermektedir.

2015 Tüketici Hakları Yasası’nın (CRA 2015) ardından Hükümet, çevrimiçi ikinci el biletlerin tesisiyle ilgili tüketici koruma önlemlerinin etkinliğini araştırmak için Profesör Michael Waterson aracılığıyla bağımsız bir rapor hazırlamıştır. Mayıs 2016’da yayınlanan Profesör Waterson’ın raporu, bilet piyasasının tüketiciler için daha iyi çalışmasını sağlamak adına dokuz öneride bulunmaktadır.

Haziran 2016’da, Rekabet ve Piyasa Otoritesi (CMA), ikinci el bilet piyasası için ayrı bir uygunluk incelemesine başlamıştır. Bunu, 19 Aralık 2016 tarihinde, CMA’nın çevrimiçi ikinci el bilet piyasasında tüketici koruma yasalarının ihlal edildiğinden şüphelenilen hallerle ilgili başlayan soruşturma izlemiştir.

Kültür, Medya ve Spor (CMS) Komitesi ayrıca bilet yolsuzluğu konusunda iki defaya mahsus delil oturumu düzenlemiştir. İlk oturum 15 Kasım 2016’da gerçekleşmiş ve birinci el satıcılardan bilet almak için kullanılan yazılım sorunu göz önüne alınmıştır. CMS Komitesi, 21 Mart 2017 tarihinde diğer deliller toplantısını düzenlemiştir.

Hükümet, 13 Mart 2017 tarihinde Profesör Waterson’ın raporuna cevabını yayınladı. Raporun tavsiyelerini kabul etmenin yanı sıra, Hükümet, Parlamentonun Dijital Ekonomi Tasarısı kapsamında göz önünde bulundurmaya davet edileceği önerileriyle yanıt vermek istediğini belirtti.

Hem Avam Kamarası hem de Lordlar Kamarası, Dijital Ekonomi Yasa Tasarısı’nda çok sayıda bilet toplamak için dijital satın alma yazılımını (“botlar” olarak adlandırılan) kullanmayı suçunu kapsamına almak için yeni bir maddeyi tartıştı. Lordlar da, Hükümetin Waterson raporuna cevabını yayınlamasına ve CMA’nın çevrimiçi ikinci el bilet piyasasında tüketici koruma yasasını ihlal şüphesiyle ilgili devam eden soruşturmanın sonuçlandırmasına izin vermek için geri çekildi.

Rapor aşamasında, Birleşik Krallık’taki etkinlikler için bilet satışlarına ilişkin sınırları ihlal etmeyi suç sayan bir değişiklik, aksi görüş olmaksızın kabul edildi. Lord Moynihan ayrıca, CRA 2015’te bilet satarken ya da bilet numarası verirken satıcılara yeniden vergi uygulanması konusunda değişiklik önerdi. Bu değişiklik bölümü üzerinde aksi görüşler oldu.

Tasarı 27 Nisan 2017 tarihinde Kraliyet onayını aldı. İkinci el biletle ile ilgili olarak, Yasa tarafından getirilen yeni hükümler:

  • azami sayıda bilet satın almak için botların kullanımını suçlaştırmak ve ICO’nun doğrudan pazarlama kuralını yasal dayanağa sokma; ve
  • yeniden satış yapan satıcılardan “alıcının koltuğu veya ayakta durma alanını veya yerini tanımlamasına yardımcı olabilecek herhangi bir benzersiz bilet numarası” vermesini isteme.

Yakın bir zamanda, İngiltere’nin bağımsız reklam düzenleyicisi olan Reklam Standartları Kurumu (ASA), fiyat bilgilerinin yanıltıcı sunumuyla ilgili olarak dört tane ikinci el bilet satışı yapan internet sitesine karşı harekete geçti.

Ayrıca, CMA Kasım 2017’de bu dört ikinci el bilet satışı yapan internet sitesine karşı yasal işlemlere başladı. Sonuç olarak, bu sitelerden üçü Nisan 2018’de iş yapma şeklini elden geçirme konusunda resmi taahhütlerde bulundu. 31 Ağustos 2018’de, CMA, tüketici koruma yasasını ihlal ettiği yönündeki endişeler konusunda Viagogo’ya karşı dava açtı.

 

Bildirinin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.google.com/url?sa=t&rct=j&q=&esrc=s&source=web&cd=4&ved=2ahUKEwjR2JaI-ZPgAhWrtYsKHRrWBqMQFjADegQIBxAC&url=http%3A%2F%2Fresearchbriefings.files.parliament.uk%2Fdocuments%2FSN04715%2FSN04715.pdf&usg=AOvVaw3GhIGoPhLUPLf-UKxdE1w1

Akıllı Gözlükler ve Veri Koruması

 

Akıllı Gözlükler ve Veri Koruması

Brüksel, Ocak 2019

 

Özet

Akıllı gözlükler, gözlük gibi kullanılan veya normal gözlüklere monte edilen, mobil İnternet bağlantısı olan giyilebilir bilgisayarlardır. Arttırılmış gerçeklik(AG) uygulamaları için, kullanıcının görüş alanıyla bilgi göstermeye ve kamera, mikrofon ve GPS alıcısı vs. kullanarak fiziksel dünyadan bilgi yakalamaya izin vermektedirler.

Google’ın akıllı gözlüklerinin ilk sürümü dünya çapında büyük ilgi gördü ve bu cihazların popülerliği arttı. Hedef kitle başlangıçta yaklaşık 1500 Avro birim fiyatı ile ticaret sektörü (örneğin lojistik, eğitim simülasyonları vb.) olsa da, kısa süre önce Snap Inc. gibi rakipler yaklaşık 150 Avro gibi daha ucuz modellere sahip, daha geniş ve daha genç bir kitleye hitap etmeye başladı.

Akıllı gözlükler birçok uygulama alanında (teknik bakım, eğitim, inşaat, vb.) çok yararlı araçlar olsa da, kullanımları tartışmalıdır, çünkü, özellikle kişilerin mahremiyetini zedeleme konusunda, gizlilik dostu bir tasarıma sahip olmadığı noktada, yüksek bir risk potansiyeli oluşturdukları düşünülmektedir. Halka açık yerlerde bulunan kişilerin videolarının kaydedilmesinin veri koruma etkisi, CCTV ve kontrol kameraları bağlamında zaten tartışılmıştır. Sensörler, kullanıcıların görüş alanının video akışını, ses kayıtlarını ve lokasyon verilerini içeren çevresel bilgileri kaydedebilir. Dahası, akıllı gözlükler, cihazların düzenli olarak Wi-Fi veya Bluetooth radyo sinyalleri şeklinde yayılan tanımlayıcıları gibi başkalarının görünmez kişisel verilerini işlemelerine de izin verebilir. Bu veriler yalnızca kullanıcıların kişisel bilgilerini değil, aynı zamanda yakınlarındaki bireyleri de (kullanıcı olmayan) içerebilir. Akıllı gözlükler, özellikle yoğun nüfuslu halka açık alanlarda kullanıldığında, ses veya görsel göstergeler (LED’ler) vasıtasıyla veri öznelerinin bilgilendirilmesiyle ilgili mevcut güvenlik önlemleri etkin olmamaktadır. Akıllı gözlük, kullanıcılarının kişisel verilerini çevrelerine de sızdırabilir. Akıllı gözlük tasarımına bağlı olarak kullanıcı olmayanlar, özel postalar, resimler gibi kişisel veri içerebilen akıllı gözlük ekranını da izleyebilir. İnternete bağlı diğer tüm cihazlar gibi akıllı gözlükler de, verileri çalma veya yetkisiz yazılımları çalıştırma için aktif olarak kötüye kullanılabilecek  güvenlik boşluğundan daha fazla muzdarip olabilir.

Akıllı gözlükler günlük yaşamda şimdiye kadar sadece marjinal bir rol oynamışken, uzmanlar, AG ve Facebook, Apple ve Amazon’un akıllı gözlük girişimleri sayesinde tüketici sektöründe verimliliğin artması için önemli bir potansiyel olduğunu tahmin ediyor. Yüz veya ses tanıma ve pil ömründeki teknolojik gelişmeler, birçok sektörde akıllı gözlüklerin yeni kullanım alanlarına sıcak bakabilir. Örneğin, kolluk güçleri, 2018’in başlarında polis memurlarının, şüphelilerin veritabanından yüz tanıma ile bireylerin (kalabalık içinde) eşleştirilmesinde akıllı gözlük kullandıklarını bildirdi. Bu dinamik alanda, veri koruma otoritelerine hızlı gelişmelere ayak uydurma ve kılavuzluk yapma zorunluluğu getirildi. Gerçekten de, WP29’un Nesnelerin İnterneti Görüşünde birçok konu ele alınmıştır.

GDPR ile birlikte, her şeyden önce veri sorumluları, veri işleyenler ve akıllı gözlük geliştiricileri için veri koruma ve gizlilik üzerindeki etkilerini değerlendirme ve kontrol etme konusunda uyumlu bir ilkeler seti ve bir araçlar sistemi sağlanmıştır. Gelişimin şu anki aşamasında, teknolojinin özel yasal girişimlere acil bir ihtiyaç duymadığı görülmektedir. Bununla birlikte, akıllı gözlüklerin ve benzeri bağlı kayıt cihazlarının geliştirilmesi, ePrivacy Tüzüğü’nde önerildiği gibi, gizlilik ve elektronik iletişim için sağlam bir çerçeve oluşturma ihtiyacının altını çiziyor.

 

Raporun orjinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://edps.europa.eu/sites/edp/files/publication/19-01-18_edps-tech-report-1-smart_glasses_en.pdf

 

AI Now 2018 Raporu

AI Now 2018 Raporu

 

Aralık 2018

 

TAVSİYELER

  1. Hükümetler, bu teknolojilerin bulundukları alanlar yoluyla gözetmek, denetlemek ve izlemek için sektöre özgü kurumların yetkilerini genişletmek suretiyle yapay zekayı düzenlemelidir. Yapay zeka (YZ) sistemlerinin uygulanması, yeterli yönetim, gözetim veya hesap verebilirlik rejimleri olmaksızın hızla genişlemektedir. Sağlık, eğitim, adalet ve refah gibi alanların hepsinin kendi tarihleri, düzenleyici çerçeveleri ve tehlikeleri bulunmaktadır. Bununla birlikte, ulusal bir yapay zeka güvenlik kuruluşu veya genel yapay zeka standartları ve sertifikasyon modeli, nüanslı düzenleme için gerekli olan sektörel uzmanlık gereksinimlerini karşılama konusunda çaba sarf edecektir. Sadece teknolojiye öncelik vermeyen, belirli bir alandaki uygulamasına da odaklanan sektöre özgü bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Sektöre özgü yaklaşımların yararlı örnekleri arasında ABD Federal Havacılık İdaresi ve Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi bulunmaktadır.
  1. Yüz tanıma ve duygu tanıma, kamu yararını korumak için sıkı düzenlemeye ihtiyaç duymaktadır. Bu düzenleme, güçlü denetim, açık sınırlamalar ve kamusal şeffaflığı gerektiren ulusal yasaları içermelidir. Topluluklar, bu teknolojilerin uygulanmasını hem kamu hem de özel bağlamda reddetme hakkına sahip olmalıdır. Kullanımlarının kamuya açık bir şekilde bildirilmesi yeterli değildir ve baskıcı ve sürekli kitlesel gözetimin tehlikeleri göz önüne alındığında, herhangi bir onay için yüksek bir eşik olmalıdır. Duygu tanıma, özellikle dikkat etmeyi gerektirir. Duygu tanıma, yüz görüntülerine veya videolarına dayanan, kişilik, içsel duygular, zihinsel sağlık ve “çalışanların katılımı” gibi şeyleri saptadığını iddia eden yüz tanımanın bir alt sınıfıdır. Bu iddialar, sağlam bilimsel kanıtlarla desteklenmez ve sıklıkla, frenoloji ve fizyonominin yalanlarını hatırlatan etik olmayan ve sorumsuz yollarla uygulanmaktadır. Duygu tanımayla bağlantılı işe alım, sigortaya erişim, eğitim ve güvenliği sağlama, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde riskleri derinden etkiler.
  1. YZ endüstrisi, yönetişim için acilen yeni yaklaşımlara ihtiyaç duymaktadır. Bu raporun gösterdiği gibi, çoğu teknoloji şirketindeki iç yönetim yapısı, YZ sistemleri için hesap verebilirliği sağlamada başarısız oluyor. Hükümet düzenlemesi önemli bir bileşen olmakla birlikte, YZ endüstrisindeki önde gelen şirketler de etik kurallarının ötesine geçen iç hesap verebilirlik yapılarına ihtiyaç duymaktadır.  Bu, yönetim kurullarında, dış etik danışma kurullarında ve bağımsız izleme ve şeffaflık çabalarının uygulanması konusunda aşağı tabakadaki çalışanların temsilciliğini içermelidir. Üçüncü taraf uzmanlar, kilit sistemler hakkında denetim ve yayın yapabilmeli ve şirketler, YZ altyapılarının nihai uygulama ve kullanımları dahil olmak üzere “birbirinin peşine sıra” olduğunun anlaşılmasını sağlamalıdır.
  1. YZ şirketleri, ticaret sektöründe hesap verme sorumluluğu altında duran ticari gizlilik ve diğer yasal iddialardan vazgeçmelidir. Yönetimde kullanılmak üzere YZ ve otomatik karar sistemleri oluşturan satıcılar ve geliştiriciler, yazılımlarının tam denetimini ve anlaşılmasını engelleyen ticari bir gizlilik veya diğer yasal iddialardan feragat etmeyi kabul etmelidir. Kurumsal gizlilik yasaları, sürecin önündeki engeldir: “kara kutu etkisi” sistemi öngörülmez ve anlaşılmaz hale getirerek önyargıları, çekişen kararları veya hataları düzeltmeyi zorlaştırır. Bu teknolojileri kamu sektöründe kullanılmak üzere temin eden herhangi bir kişi, satıcıların herhangi bir anlaşmaya girmeden önce bu iddialardan vazgeçmesini talep etmelidir.
  1. Teknoloji şirketleri, vicdani retçiler, çalışan organizasyonu ve etik ihbarcılar için koruma sağlamalıdır. Teknoloji çalışanları tarafından yapılan örgütlenme ve direniş, hesap verebilirlik ve etik karar verme için bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Teknoloji şirketleri, çalışanların örgütlenme, ihbar etme ve çalıştıkları projeler hakkında etik seçimler yapma imkanlarını korumaları gerekmektedir. Bu açık politikalar, vicdani retçileri barındıran ve koruyan, işçilerin ne üzerinde çalıştığını bilme haklarını  sağlayan ve misilleme veya intikam olmaksızın böyle bir işten kaçınma imkanını içermelidir. Etik açıdan endişe uyandıran işçiler de, kamu yararı nezaretinde olduğu gibi korunmalıdır. Etik açıdan endişe uyandıran işçiler de, kamu yararı içinde ihbarcılarda olduğu gibi korunmalıdır.
  1. Tüketici koruma kurumları, YZ ürün ve hizmetleri için “gerçekteki reklamlar” ilkelerini uygulamalıdır. YZ ile ilgili aldatmaca sadece büyümekte ve bu, pazarlama vaatleri ile gerçek ürün performansı arasındaki uçuruma yol açmaktadır. Bu uçurum dolayısıyla, hem kişisel hem de ticari müşteriler için, genellikle ağır sonuçlarla birlikte artan riskler ortaya çıkmaktadır. Toplumları ciddi şekilde etkileme ya da sömürme potansiyeline sahip olan diğer ürün ve hizmetler gibi, YZ satıcıları, özellikle bunları destekleyen bilimsel kanıtların yetersiz olduğu ve uzun vadeli sonuçların bilinmediği durumlarda, söz verebilecekleri yüksek standartlarda tutulmalıdır.
  1. Teknoloji şirketleri “boru hattı modeli” nin ötesine geçmeli ve işyerlerinde dışlama ve ayrımcılık uygulamalarını ele almayı taahhüt etmelidir. Teknoloji şirketleri ve bir bütün olarak YZ konusunda, daha çeşitli çalışanları eğitmek ve işe almak isteyen “boru hattı modeli” ne odaklandı. Bu önemli olmakla birlikte, insanlar toplumsal cinsiyet, ırk, cinsellik veya engellilik temelinde insanları dışarıda bırakan, taciz eden veya sistematik olarak haksızlığa uğratan işyerlerinde işe alındığında neler olduğuna bakmaktadır. Şirketler, işyerlerindeki daha derin konuları ve çeşitli kültürler ile önyargı ve ayrımcılığı sürdüren araçlar üretebilen ürünler arasındaki ilişkiyi incelemelidirler. Odaktaki bu değişikliğin, işe alım ve istihdam ile ilgili şeffaflık önlemleri ile birlikte, nihai ücrete ve fırsat eşitsizliğine yönelik bir taahhüt de dahil olmak üzere, pratik eylemle birlikte sunulması gerekmektedir.
  1. YZ’deki adalet, hesap verebilirlik ve şeffaflık, “tam tedarik zinciri” nin ayrıntılı bir hesabını gerektirir. Anlamlı bir hesap verebilirlik için, bir YZ sisteminin ve ona bağlı olduğu tüm tedarik zincirinin bileşen parçalarını daha iyi anlamamız ve takip etmemiz gerekir: bu, eğitim verilerinin, test verilerinin, modellerin, uygulama programı arayüzlerinin (API’ların) kökenleri, kullanımı ve ürün yaşam döngüsü üzerindeki diğer altyapı bileşenleri için hesap verme anlamına gelir. Bu hesap vermeyi, YZ sistemlerinin “tam tedarik zinciri” olarak adlandırıyoruz ve bu, daha sorumlu bir denetim biçimi için şarttır. Tam tedarik zinciri ayrıca, YZ sistemlerinin gerçek çevresel ve işgücü maliyetlerini anlamayı da içerir. Bu, enerji kullanımını, içerik yönetimi ve eğitim verilerinin oluşturulması için gelişmekte olan ülkelerde emeğin kullanılmasını ve YZ sistemlerini geliştirmek ve sürdürmek için bilişim hamallarına güvenmeyi birleştirir.
  1. YZ hesap verebilirlik konularında dava takibi, işgücü organizasyonu ve toplum katılımı için daha fazla finansman ve desteğe ihtiyaç vardır. YZ sistemlerinden zarar görme riski en fazla olan kişiler, çoğunlukla sonuçlara en az itiraz edebilecek olanlardır. Yasal çözüm ve sivil katılımın sağlam mekanizmaları için daha fazla desteğe ihtiyacımız var. Bu, sosyal hizmetlerden kesilenleri, algoritmik karar verme, sivil toplum örgütleri ve iş kaybı ve sömürü riski taşıyan grupları destekleyen işgücü organizatörleri ve halkın katılımını sağlayan toplum temelli altyapılardan kaynaklanan kamu destekçilerini desteklemeyi içermektedir.
  1. Üniversite YZ programları, bilgisayar bilimleri ve mühendislik disiplinlerinin ötesine yayılmalıdır. YZ disiplinler arası bir alan olarak başladı, ancak yıllar boyunca teknik bir disiplin haline geldi. YZ sistemlerinin sosyal alanlara giderek artan bir şekilde uygulanmasıyla, disiplin yönelimini genişletmesi gerekmektedir. Bu, uzmanlık biçimlerinin sosyal ve hümanistik disiplinlerde merkezileştirilmesi anlamına gelir. Gerçek anlamda sosyal sonuçları ele almak isteyen çabalar, yalnızca öğretim üyeleri ve öğrencilerin sosyal dünyayı araştırmak için eğitilmediği bilgisayar bilimleri ve mühendislik bölümlerinde kalamaz. Yapay zeka araştırmalarının disiplinel yönelimini genişletmek, toplumsal bağlamda daha fazla dikkat çekilmesini ve bu sistemlerin insan topluluklarına uygulandığında potansiyel tehlikelere daha fazla odaklanılmasını sağlayacaktır.

 

Raporun tamamını aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:

https://ainowinstitute.org/AI_Now_2018_Report.pdf

 

Yapay Zeka ve 2030’daki Yaşam

 

Yapay Zeka ve 2030’daki Yaşam

 

Özet

Yapay Zeka (YZ), insanların sinir sistemlerini ve bedenlerini algılama, öğrenme, akıl yürütme ve eyleme geçme yöntemlerinden esinlenen, ancak tipik olarak oldukça farklı şekilde çalışan bir bilim ve bir dizi hesaplama teknolojisidir. YZ’deki ilerleme oranı düzensiz ve öngörülemez olsa da, altmış yıl önceki başlangıcından bu yana önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Çoğunlukla akademik bir çalışma alanı olan YZ, yirmi birinci yüzyılda günlük yaşamda önemli bir etkiye sahip ana akım teknolojilerinden biri olmayı başarmıştır. Örneğin, bilgisayar vizyonu ve YZ planlaması, Hollywood’dan daha büyük bir eğlence sektörü olan video oyunlarını yönlendirmektedir. Sinir ağları olarak adlandırılan değişkenlerin katmanlı temsillerine dayanan bir makine öğrenimi formu olan derin öğrenme, telefonlarımızda ve mutfaklarımızda konuşma-anlama becerisini pratik hale getirdi ve algoritmaları, desen tanımaya dayalı bir dizi uygulamaya büyük ölçüde uygulanabilmekte. Doğal Dil İşleme (NLP), bilgi temsili ve akıl yürütme, bir makinenin Jeopardy şampiyonunu yenmesini sağladı ve Web aramalarına yeni bir güç kazandırdı.

Etkileyici olmanın yanında, bu teknolojiler özel görevlere de çok uygundur. Her bir uygulama tipik olarak yıllarca süren özel araştırma ve dikkatli, benzersiz bir yapı gerektirir. Benzer şekilde hedeflenen uygulamalarda, daha fazla otonom araç, sağlık teşhisi, hedeflenmiş tedaviler ve yaşlı bakımı için fiziksel yardım da dahil olmak üzere, YZ teknolojilerinin gelecekteki kullanımlarında önemli artışlar beklenebilir. Tüm dünyada tarım ve gıda işleme, karşılama merkezleri ve fabrikalar gibi genç işçileri çekmek için mücadele eden endüstrilerde de YZ ve robotik uygulanacaktır. Uçan dronlar, otonom kamyonlar veya merdivenlerden çıkıp ön kapıya kadar gidebilen robotlar sayesinde çevrimiçi satın alma işlemleri kolaylaşacaktır.

Bu rapor, Yapay Zekaya İlişkin 100 Yıllık Çalışmanın (AI 100) bir parçası olarak düzenli aralıklarla düzenlenecek bir serinin ilkidir. AI100 Daimi Komitesinin 2030 yılına kadar tipik bir Kuzey Amerika kentindeki muhtemel etkilerini dikkate almak için verilen karardan başlayarak, YZ ve diğer ilgili alanlardaki uzmanlardan oluşan 2015 Çalışma Paneli, dikkatlerini en çok göze çarpan sekiz alan üzerinde yoğunlaştırmıştır: ulaşım; servis robotları; sağlık hizmeti; eğitim; düşük kaynak toplulukları; kamu güvenliği ve güvenlik; istihdam, işyeri; ve eğlence. Bu alanların her birinde, rapor, geçtiğimiz on beş yılda kaydedilen ilerlemeyi yansıtıyor ve önümüzdeki on beş yıldaki gelişmeleri tahmin ediyor. Ortak bir araştırma kaynağı oluşturulmasına rağmen, her alan, güvenli ve güvenilir donanım yaratma(ulaşım ve servis robotları); insan uzmanlarla sorunsuz bir şekilde etkileşim kurma(sağlık hizmeti ve eğitim); kamunun güvenini sağlama zorluğu(düşük kaynaklı topluluklar, kamu güvenliği ve güvenlik), insanları marjinalleştirme korkusunu(istihdam ve işyeri); ayrıca toplumsal ve kişilerarası etkileşimleri azaltma riskini aşmanın zorluğu(eğitim) gibi etkilerde ve zorluklarda farklı bir YZ yansıtıyor. Rapor, Yapay Zeka’yı neyin oluşturduğuna dair bir görüşle başlıyor ve YZ ile ilgili izlenecek politikaya ilişkin tavsiyeler ile sonuçlanıyor. Bu öneriler arasında, yönetimle ilgili YZ konusunda teknik uzmanlık geliştirmek ve YZ sistemlerinin adalet, güvenlik, mahremiyet ve toplumsal etkilerini araştırmak için daha fazla kaynak ayırmak ve engelleri kaldırmak yer almaktadır.

Popüler basındaki YZ ile ilgili fantastik öngörülerin aksine, Çalışma Paneli, YZ’nin insanlığa karşı yakın bir tehdit oluşturduğu endişesi ile ilgili bir sebep bulamadı.Kendi kendini devam ettirebilen, uzun vadeli hedefleri ve amaçları olan hiçbir makine geliştirilmemiştir ve yakın gelecekte geliştirilmeleri muhtemel değildir. Bunun yerine, YZ’nin toplum ve ekonomimiz üzerindeki potansiyel olarak derin olumlu etkileriyle birlikte, gittikçe artan yararlı uygulamaları, bu raporun göz önünde bulundurduğu süre ile 2030 arasında ortaya çıkacaktır.Aynı zamanda, bu gelişmelerin birçoğu, ekonomiye ve topluma daha geniş çaplı yeni zorluklar getirdiği için, insan emeğinin nasıl artırıldığına veya YZ tarafından nasıl yer değiştirildiğine yönelik karışıklıklara neden olacaktır. Yakın dönemde yapılan uygulama tasarımı ve politika kararlarının, bu tür gelişmelerin doğası ve yönleri üzerinde uzun süreli etkilere sahip olması muhtemeldir, bu da YZ araştırmacıları, geliştiriciler, sosyal bilimciler için konuyu önemli kılıyor; ayrıca politika yapıcıların, YZ’nin ekonomik ve sosyal faydalarının toplum genelinde geniş bir biçimde paylaşılmasını sağlamak için mekanizmalarla yenilik yapma zorunluluğunu dengelemesi gerekiyor.Toplum, bu teknolojilere öncelikle korku ve şüphe ile yaklaşırsa, YZ’nin gelişimini yavaşlatan ya da onu yeraltına süren yanlışlıklar, YZ teknolojilerinin güvenliğini ve güvenilirliğini sağlama konusunda önemli çalışmaları engeller. Öte yandan, eğer toplum YZ’ye daha açık bir zihinle yaklaşırsa, bu alandan çıkan teknolojiler gelecek yıllarda toplumun daha iyi bir şekilde dönüşmesini sağlayabilir.

 

Peter Stone,  Texas at Austin Üniversitesi
Rodney Brooks, Rethink Robotics
Erik Brynjolfsson, MIT
Ryan Calo, Washington Üniversitesi
Oren Etzioni, Allen Institute for AI
Greg Hager, Johns Hopkins Üniversitesi
Julia Hirschberg, Columbia University
Shivaram Kalyanakrishnan, Indian Institute of Technology Bombay
Ece Kamar, Microsoft 
Sarit Kraus, Bar Ilan Üniversitesi
Kevin Leyton-Brown, British Columbia Üniversitesi
David Parkes, Harvard Üniversitesi
William Press, Texas at Austin Üniversitesi
AnnaLee (Anno) Saxenian, Berkeley Üniversitesi
Julie Shah, MIT
Milind Tambe, Southern California Üniversitesi
Astro Teller, X

 

Rapor ile ilgili bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://ai100.stanford.edu/2016-report