Akıllı Gözlükler ve Veri Koruması

 

Akıllı Gözlükler ve Veri Koruması

Brüksel, Ocak 2019

 

Özet

Akıllı gözlükler, gözlük gibi kullanılan veya normal gözlüklere monte edilen, mobil İnternet bağlantısı olan giyilebilir bilgisayarlardır. Arttırılmış gerçeklik(AG) uygulamaları için, kullanıcının görüş alanıyla bilgi göstermeye ve kamera, mikrofon ve GPS alıcısı vs. kullanarak fiziksel dünyadan bilgi yakalamaya izin vermektedirler.

Google’ın akıllı gözlüklerinin ilk sürümü dünya çapında büyük ilgi gördü ve bu cihazların popülerliği arttı. Hedef kitle başlangıçta yaklaşık 1500 Avro birim fiyatı ile ticaret sektörü (örneğin lojistik, eğitim simülasyonları vb.) olsa da, kısa süre önce Snap Inc. gibi rakipler yaklaşık 150 Avro gibi daha ucuz modellere sahip, daha geniş ve daha genç bir kitleye hitap etmeye başladı.

Akıllı gözlükler birçok uygulama alanında (teknik bakım, eğitim, inşaat, vb.) çok yararlı araçlar olsa da, kullanımları tartışmalıdır, çünkü, özellikle kişilerin mahremiyetini zedeleme konusunda, gizlilik dostu bir tasarıma sahip olmadığı noktada, yüksek bir risk potansiyeli oluşturdukları düşünülmektedir. Halka açık yerlerde bulunan kişilerin videolarının kaydedilmesinin veri koruma etkisi, CCTV ve kontrol kameraları bağlamında zaten tartışılmıştır. Sensörler, kullanıcıların görüş alanının video akışını, ses kayıtlarını ve lokasyon verilerini içeren çevresel bilgileri kaydedebilir. Dahası, akıllı gözlükler, cihazların düzenli olarak Wi-Fi veya Bluetooth radyo sinyalleri şeklinde yayılan tanımlayıcıları gibi başkalarının görünmez kişisel verilerini işlemelerine de izin verebilir. Bu veriler yalnızca kullanıcıların kişisel bilgilerini değil, aynı zamanda yakınlarındaki bireyleri de (kullanıcı olmayan) içerebilir. Akıllı gözlükler, özellikle yoğun nüfuslu halka açık alanlarda kullanıldığında, ses veya görsel göstergeler (LED’ler) vasıtasıyla veri öznelerinin bilgilendirilmesiyle ilgili mevcut güvenlik önlemleri etkin olmamaktadır. Akıllı gözlük, kullanıcılarının kişisel verilerini çevrelerine de sızdırabilir. Akıllı gözlük tasarımına bağlı olarak kullanıcı olmayanlar, özel postalar, resimler gibi kişisel veri içerebilen akıllı gözlük ekranını da izleyebilir. İnternete bağlı diğer tüm cihazlar gibi akıllı gözlükler de, verileri çalma veya yetkisiz yazılımları çalıştırma için aktif olarak kötüye kullanılabilecek  güvenlik boşluğundan daha fazla muzdarip olabilir.

Akıllı gözlükler günlük yaşamda şimdiye kadar sadece marjinal bir rol oynamışken, uzmanlar, AG ve Facebook, Apple ve Amazon’un akıllı gözlük girişimleri sayesinde tüketici sektöründe verimliliğin artması için önemli bir potansiyel olduğunu tahmin ediyor. Yüz veya ses tanıma ve pil ömründeki teknolojik gelişmeler, birçok sektörde akıllı gözlüklerin yeni kullanım alanlarına sıcak bakabilir. Örneğin, kolluk güçleri, 2018’in başlarında polis memurlarının, şüphelilerin veritabanından yüz tanıma ile bireylerin (kalabalık içinde) eşleştirilmesinde akıllı gözlük kullandıklarını bildirdi. Bu dinamik alanda, veri koruma otoritelerine hızlı gelişmelere ayak uydurma ve kılavuzluk yapma zorunluluğu getirildi. Gerçekten de, WP29’un Nesnelerin İnterneti Görüşünde birçok konu ele alınmıştır.

GDPR ile birlikte, her şeyden önce veri sorumluları, veri işleyenler ve akıllı gözlük geliştiricileri için veri koruma ve gizlilik üzerindeki etkilerini değerlendirme ve kontrol etme konusunda uyumlu bir ilkeler seti ve bir araçlar sistemi sağlanmıştır. Gelişimin şu anki aşamasında, teknolojinin özel yasal girişimlere acil bir ihtiyaç duymadığı görülmektedir. Bununla birlikte, akıllı gözlüklerin ve benzeri bağlı kayıt cihazlarının geliştirilmesi, ePrivacy Tüzüğü’nde önerildiği gibi, gizlilik ve elektronik iletişim için sağlam bir çerçeve oluşturma ihtiyacının altını çiziyor.

 

Raporun orjinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://edps.europa.eu/sites/edp/files/publication/19-01-18_edps-tech-report-1-smart_glasses_en.pdf

 

AI Now 2018 Raporu

AI Now 2018 Raporu

 

Aralık 2018

 

TAVSİYELER

  1. Hükümetler, bu teknolojilerin bulundukları alanlar yoluyla gözetmek, denetlemek ve izlemek için sektöre özgü kurumların yetkilerini genişletmek suretiyle yapay zekayı düzenlemelidir. Yapay zeka (YZ) sistemlerinin uygulanması, yeterli yönetim, gözetim veya hesap verebilirlik rejimleri olmaksızın hızla genişlemektedir. Sağlık, eğitim, adalet ve refah gibi alanların hepsinin kendi tarihleri, düzenleyici çerçeveleri ve tehlikeleri bulunmaktadır. Bununla birlikte, ulusal bir yapay zeka güvenlik kuruluşu veya genel yapay zeka standartları ve sertifikasyon modeli, nüanslı düzenleme için gerekli olan sektörel uzmanlık gereksinimlerini karşılama konusunda çaba sarf edecektir. Sadece teknolojiye öncelik vermeyen, belirli bir alandaki uygulamasına da odaklanan sektöre özgü bir yaklaşıma ihtiyacımız var. Sektöre özgü yaklaşımların yararlı örnekleri arasında ABD Federal Havacılık İdaresi ve Ulusal Karayolu Trafik Güvenliği İdaresi bulunmaktadır.
  1. Yüz tanıma ve duygu tanıma, kamu yararını korumak için sıkı düzenlemeye ihtiyaç duymaktadır. Bu düzenleme, güçlü denetim, açık sınırlamalar ve kamusal şeffaflığı gerektiren ulusal yasaları içermelidir. Topluluklar, bu teknolojilerin uygulanmasını hem kamu hem de özel bağlamda reddetme hakkına sahip olmalıdır. Kullanımlarının kamuya açık bir şekilde bildirilmesi yeterli değildir ve baskıcı ve sürekli kitlesel gözetimin tehlikeleri göz önüne alındığında, herhangi bir onay için yüksek bir eşik olmalıdır. Duygu tanıma, özellikle dikkat etmeyi gerektirir. Duygu tanıma, yüz görüntülerine veya videolarına dayanan, kişilik, içsel duygular, zihinsel sağlık ve “çalışanların katılımı” gibi şeyleri saptadığını iddia eden yüz tanımanın bir alt sınıfıdır. Bu iddialar, sağlam bilimsel kanıtlarla desteklenmez ve sıklıkla, frenoloji ve fizyonominin yalanlarını hatırlatan etik olmayan ve sorumsuz yollarla uygulanmaktadır. Duygu tanımayla bağlantılı işe alım, sigortaya erişim, eğitim ve güvenliği sağlama, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde riskleri derinden etkiler.
  1. YZ endüstrisi, yönetişim için acilen yeni yaklaşımlara ihtiyaç duymaktadır. Bu raporun gösterdiği gibi, çoğu teknoloji şirketindeki iç yönetim yapısı, YZ sistemleri için hesap verebilirliği sağlamada başarısız oluyor. Hükümet düzenlemesi önemli bir bileşen olmakla birlikte, YZ endüstrisindeki önde gelen şirketler de etik kurallarının ötesine geçen iç hesap verebilirlik yapılarına ihtiyaç duymaktadır.  Bu, yönetim kurullarında, dış etik danışma kurullarında ve bağımsız izleme ve şeffaflık çabalarının uygulanması konusunda aşağı tabakadaki çalışanların temsilciliğini içermelidir. Üçüncü taraf uzmanlar, kilit sistemler hakkında denetim ve yayın yapabilmeli ve şirketler, YZ altyapılarının nihai uygulama ve kullanımları dahil olmak üzere “birbirinin peşine sıra” olduğunun anlaşılmasını sağlamalıdır.
  1. YZ şirketleri, ticaret sektöründe hesap verme sorumluluğu altında duran ticari gizlilik ve diğer yasal iddialardan vazgeçmelidir. Yönetimde kullanılmak üzere YZ ve otomatik karar sistemleri oluşturan satıcılar ve geliştiriciler, yazılımlarının tam denetimini ve anlaşılmasını engelleyen ticari bir gizlilik veya diğer yasal iddialardan feragat etmeyi kabul etmelidir. Kurumsal gizlilik yasaları, sürecin önündeki engeldir: “kara kutu etkisi” sistemi öngörülmez ve anlaşılmaz hale getirerek önyargıları, çekişen kararları veya hataları düzeltmeyi zorlaştırır. Bu teknolojileri kamu sektöründe kullanılmak üzere temin eden herhangi bir kişi, satıcıların herhangi bir anlaşmaya girmeden önce bu iddialardan vazgeçmesini talep etmelidir.
  1. Teknoloji şirketleri, vicdani retçiler, çalışan organizasyonu ve etik ihbarcılar için koruma sağlamalıdır. Teknoloji çalışanları tarafından yapılan örgütlenme ve direniş, hesap verebilirlik ve etik karar verme için bir güç olarak ortaya çıkmıştır. Teknoloji şirketleri, çalışanların örgütlenme, ihbar etme ve çalıştıkları projeler hakkında etik seçimler yapma imkanlarını korumaları gerekmektedir. Bu açık politikalar, vicdani retçileri barındıran ve koruyan, işçilerin ne üzerinde çalıştığını bilme haklarını  sağlayan ve misilleme veya intikam olmaksızın böyle bir işten kaçınma imkanını içermelidir. Etik açıdan endişe uyandıran işçiler de, kamu yararı nezaretinde olduğu gibi korunmalıdır. Etik açıdan endişe uyandıran işçiler de, kamu yararı içinde ihbarcılarda olduğu gibi korunmalıdır.
  1. Tüketici koruma kurumları, YZ ürün ve hizmetleri için “gerçekteki reklamlar” ilkelerini uygulamalıdır. YZ ile ilgili aldatmaca sadece büyümekte ve bu, pazarlama vaatleri ile gerçek ürün performansı arasındaki uçuruma yol açmaktadır. Bu uçurum dolayısıyla, hem kişisel hem de ticari müşteriler için, genellikle ağır sonuçlarla birlikte artan riskler ortaya çıkmaktadır. Toplumları ciddi şekilde etkileme ya da sömürme potansiyeline sahip olan diğer ürün ve hizmetler gibi, YZ satıcıları, özellikle bunları destekleyen bilimsel kanıtların yetersiz olduğu ve uzun vadeli sonuçların bilinmediği durumlarda, söz verebilecekleri yüksek standartlarda tutulmalıdır.
  1. Teknoloji şirketleri “boru hattı modeli” nin ötesine geçmeli ve işyerlerinde dışlama ve ayrımcılık uygulamalarını ele almayı taahhüt etmelidir. Teknoloji şirketleri ve bir bütün olarak YZ konusunda, daha çeşitli çalışanları eğitmek ve işe almak isteyen “boru hattı modeli” ne odaklandı. Bu önemli olmakla birlikte, insanlar toplumsal cinsiyet, ırk, cinsellik veya engellilik temelinde insanları dışarıda bırakan, taciz eden veya sistematik olarak haksızlığa uğratan işyerlerinde işe alındığında neler olduğuna bakmaktadır. Şirketler, işyerlerindeki daha derin konuları ve çeşitli kültürler ile önyargı ve ayrımcılığı sürdüren araçlar üretebilen ürünler arasındaki ilişkiyi incelemelidirler. Odaktaki bu değişikliğin, işe alım ve istihdam ile ilgili şeffaflık önlemleri ile birlikte, nihai ücrete ve fırsat eşitsizliğine yönelik bir taahhüt de dahil olmak üzere, pratik eylemle birlikte sunulması gerekmektedir.
  1. YZ’deki adalet, hesap verebilirlik ve şeffaflık, “tam tedarik zinciri” nin ayrıntılı bir hesabını gerektirir. Anlamlı bir hesap verebilirlik için, bir YZ sisteminin ve ona bağlı olduğu tüm tedarik zincirinin bileşen parçalarını daha iyi anlamamız ve takip etmemiz gerekir: bu, eğitim verilerinin, test verilerinin, modellerin, uygulama programı arayüzlerinin (API’ların) kökenleri, kullanımı ve ürün yaşam döngüsü üzerindeki diğer altyapı bileşenleri için hesap verme anlamına gelir. Bu hesap vermeyi, YZ sistemlerinin “tam tedarik zinciri” olarak adlandırıyoruz ve bu, daha sorumlu bir denetim biçimi için şarttır. Tam tedarik zinciri ayrıca, YZ sistemlerinin gerçek çevresel ve işgücü maliyetlerini anlamayı da içerir. Bu, enerji kullanımını, içerik yönetimi ve eğitim verilerinin oluşturulması için gelişmekte olan ülkelerde emeğin kullanılmasını ve YZ sistemlerini geliştirmek ve sürdürmek için bilişim hamallarına güvenmeyi birleştirir.
  1. YZ hesap verebilirlik konularında dava takibi, işgücü organizasyonu ve toplum katılımı için daha fazla finansman ve desteğe ihtiyaç vardır. YZ sistemlerinden zarar görme riski en fazla olan kişiler, çoğunlukla sonuçlara en az itiraz edebilecek olanlardır. Yasal çözüm ve sivil katılımın sağlam mekanizmaları için daha fazla desteğe ihtiyacımız var. Bu, sosyal hizmetlerden kesilenleri, algoritmik karar verme, sivil toplum örgütleri ve iş kaybı ve sömürü riski taşıyan grupları destekleyen işgücü organizatörleri ve halkın katılımını sağlayan toplum temelli altyapılardan kaynaklanan kamu destekçilerini desteklemeyi içermektedir.
  1. Üniversite YZ programları, bilgisayar bilimleri ve mühendislik disiplinlerinin ötesine yayılmalıdır. YZ disiplinler arası bir alan olarak başladı, ancak yıllar boyunca teknik bir disiplin haline geldi. YZ sistemlerinin sosyal alanlara giderek artan bir şekilde uygulanmasıyla, disiplin yönelimini genişletmesi gerekmektedir. Bu, uzmanlık biçimlerinin sosyal ve hümanistik disiplinlerde merkezileştirilmesi anlamına gelir. Gerçek anlamda sosyal sonuçları ele almak isteyen çabalar, yalnızca öğretim üyeleri ve öğrencilerin sosyal dünyayı araştırmak için eğitilmediği bilgisayar bilimleri ve mühendislik bölümlerinde kalamaz. Yapay zeka araştırmalarının disiplinel yönelimini genişletmek, toplumsal bağlamda daha fazla dikkat çekilmesini ve bu sistemlerin insan topluluklarına uygulandığında potansiyel tehlikelere daha fazla odaklanılmasını sağlayacaktır.

 

Raporun tamamını aşağıdaki bağlantıda bulabilirsiniz:

https://ainowinstitute.org/AI_Now_2018_Report.pdf

 

Yapay Zeka ve 2030’daki Yaşam

 

Yapay Zeka ve 2030’daki Yaşam

 

Özet

Yapay Zeka (YZ), insanların sinir sistemlerini ve bedenlerini algılama, öğrenme, akıl yürütme ve eyleme geçme yöntemlerinden esinlenen, ancak tipik olarak oldukça farklı şekilde çalışan bir bilim ve bir dizi hesaplama teknolojisidir. YZ’deki ilerleme oranı düzensiz ve öngörülemez olsa da, altmış yıl önceki başlangıcından bu yana önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Çoğunlukla akademik bir çalışma alanı olan YZ, yirmi birinci yüzyılda günlük yaşamda önemli bir etkiye sahip ana akım teknolojilerinden biri olmayı başarmıştır. Örneğin, bilgisayar vizyonu ve YZ planlaması, Hollywood’dan daha büyük bir eğlence sektörü olan video oyunlarını yönlendirmektedir. Sinir ağları olarak adlandırılan değişkenlerin katmanlı temsillerine dayanan bir makine öğrenimi formu olan derin öğrenme, telefonlarımızda ve mutfaklarımızda konuşma-anlama becerisini pratik hale getirdi ve algoritmaları, desen tanımaya dayalı bir dizi uygulamaya büyük ölçüde uygulanabilmekte. Doğal Dil İşleme (NLP), bilgi temsili ve akıl yürütme, bir makinenin Jeopardy şampiyonunu yenmesini sağladı ve Web aramalarına yeni bir güç kazandırdı.

Etkileyici olmanın yanında, bu teknolojiler özel görevlere de çok uygundur. Her bir uygulama tipik olarak yıllarca süren özel araştırma ve dikkatli, benzersiz bir yapı gerektirir. Benzer şekilde hedeflenen uygulamalarda, daha fazla otonom araç, sağlık teşhisi, hedeflenmiş tedaviler ve yaşlı bakımı için fiziksel yardım da dahil olmak üzere, YZ teknolojilerinin gelecekteki kullanımlarında önemli artışlar beklenebilir. Tüm dünyada tarım ve gıda işleme, karşılama merkezleri ve fabrikalar gibi genç işçileri çekmek için mücadele eden endüstrilerde de YZ ve robotik uygulanacaktır. Uçan dronlar, otonom kamyonlar veya merdivenlerden çıkıp ön kapıya kadar gidebilen robotlar sayesinde çevrimiçi satın alma işlemleri kolaylaşacaktır.

Bu rapor, Yapay Zekaya İlişkin 100 Yıllık Çalışmanın (AI 100) bir parçası olarak düzenli aralıklarla düzenlenecek bir serinin ilkidir. AI100 Daimi Komitesinin 2030 yılına kadar tipik bir Kuzey Amerika kentindeki muhtemel etkilerini dikkate almak için verilen karardan başlayarak, YZ ve diğer ilgili alanlardaki uzmanlardan oluşan 2015 Çalışma Paneli, dikkatlerini en çok göze çarpan sekiz alan üzerinde yoğunlaştırmıştır: ulaşım; servis robotları; sağlık hizmeti; eğitim; düşük kaynak toplulukları; kamu güvenliği ve güvenlik; istihdam, işyeri; ve eğlence. Bu alanların her birinde, rapor, geçtiğimiz on beş yılda kaydedilen ilerlemeyi yansıtıyor ve önümüzdeki on beş yıldaki gelişmeleri tahmin ediyor. Ortak bir araştırma kaynağı oluşturulmasına rağmen, her alan, güvenli ve güvenilir donanım yaratma(ulaşım ve servis robotları); insan uzmanlarla sorunsuz bir şekilde etkileşim kurma(sağlık hizmeti ve eğitim); kamunun güvenini sağlama zorluğu(düşük kaynaklı topluluklar, kamu güvenliği ve güvenlik), insanları marjinalleştirme korkusunu(istihdam ve işyeri); ayrıca toplumsal ve kişilerarası etkileşimleri azaltma riskini aşmanın zorluğu(eğitim) gibi etkilerde ve zorluklarda farklı bir YZ yansıtıyor. Rapor, Yapay Zeka’yı neyin oluşturduğuna dair bir görüşle başlıyor ve YZ ile ilgili izlenecek politikaya ilişkin tavsiyeler ile sonuçlanıyor. Bu öneriler arasında, yönetimle ilgili YZ konusunda teknik uzmanlık geliştirmek ve YZ sistemlerinin adalet, güvenlik, mahremiyet ve toplumsal etkilerini araştırmak için daha fazla kaynak ayırmak ve engelleri kaldırmak yer almaktadır.

Popüler basındaki YZ ile ilgili fantastik öngörülerin aksine, Çalışma Paneli, YZ’nin insanlığa karşı yakın bir tehdit oluşturduğu endişesi ile ilgili bir sebep bulamadı.Kendi kendini devam ettirebilen, uzun vadeli hedefleri ve amaçları olan hiçbir makine geliştirilmemiştir ve yakın gelecekte geliştirilmeleri muhtemel değildir. Bunun yerine, YZ’nin toplum ve ekonomimiz üzerindeki potansiyel olarak derin olumlu etkileriyle birlikte, gittikçe artan yararlı uygulamaları, bu raporun göz önünde bulundurduğu süre ile 2030 arasında ortaya çıkacaktır.Aynı zamanda, bu gelişmelerin birçoğu, ekonomiye ve topluma daha geniş çaplı yeni zorluklar getirdiği için, insan emeğinin nasıl artırıldığına veya YZ tarafından nasıl yer değiştirildiğine yönelik karışıklıklara neden olacaktır. Yakın dönemde yapılan uygulama tasarımı ve politika kararlarının, bu tür gelişmelerin doğası ve yönleri üzerinde uzun süreli etkilere sahip olması muhtemeldir, bu da YZ araştırmacıları, geliştiriciler, sosyal bilimciler için konuyu önemli kılıyor; ayrıca politika yapıcıların, YZ’nin ekonomik ve sosyal faydalarının toplum genelinde geniş bir biçimde paylaşılmasını sağlamak için mekanizmalarla yenilik yapma zorunluluğunu dengelemesi gerekiyor.Toplum, bu teknolojilere öncelikle korku ve şüphe ile yaklaşırsa, YZ’nin gelişimini yavaşlatan ya da onu yeraltına süren yanlışlıklar, YZ teknolojilerinin güvenliğini ve güvenilirliğini sağlama konusunda önemli çalışmaları engeller. Öte yandan, eğer toplum YZ’ye daha açık bir zihinle yaklaşırsa, bu alandan çıkan teknolojiler gelecek yıllarda toplumun daha iyi bir şekilde dönüşmesini sağlayabilir.

 

Peter Stone,  Texas at Austin Üniversitesi
Rodney Brooks, Rethink Robotics
Erik Brynjolfsson, MIT
Ryan Calo, Washington Üniversitesi
Oren Etzioni, Allen Institute for AI
Greg Hager, Johns Hopkins Üniversitesi
Julia Hirschberg, Columbia University
Shivaram Kalyanakrishnan, Indian Institute of Technology Bombay
Ece Kamar, Microsoft 
Sarit Kraus, Bar Ilan Üniversitesi
Kevin Leyton-Brown, British Columbia Üniversitesi
David Parkes, Harvard Üniversitesi
William Press, Texas at Austin Üniversitesi
AnnaLee (Anno) Saxenian, Berkeley Üniversitesi
Julie Shah, MIT
Milind Tambe, Southern California Üniversitesi
Astro Teller, X

 

Rapor ile ilgili bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://ai100.stanford.edu/2016-report

 

Google’daki Yapay Zeka: İlkelerimiz

 

Google’daki Yapay Zeka: İlkelerimiz

Related image

Sundar Pichai

 

Sundar Pichai

CEO

7 Haziran 2018

 

 

 

Yapay zeka özünde, öğrenen ve adapte olan bir bilgisayar programıdır. Her problemi çözemez, ancak hayatlarımızı iyileştirme potansiyeli çok büyüktür. Biz Google’da yapay zekayı – spam gelmeyen ve kolay oluşturulan e-postalardan, doğal bir şekilde konuşabileceğiniz dijital asistanlara, hoşunuza gidebilecek fotoğrafların önünüze çıkmasına kadar- ürünlerimizi daha faydalı olması için kullanıyoruz.

Ürünlerimizin ötesinde, yapay zekayı insanların acil problemlerini çözülmesinde yardımcı olmak için kullanıyoruz. Bir çift lise öğrencisi, orman yangını riskini tahmin etmek için YZ destekli sensörler üretiyor. Çiftiler onu sürülerinin sağlığını izlemek için kullanıyorlar. Doktorlar, kanseri teşhis etmeye ve körlüğü önlemeye yardımcı olmak için YZ kullanmaya başlıyor. Bu belirgin faydalar, Google’ın YZ araştırma ve geliştirmeye büyük yatırımlar yapmasını ve YZ teknolojilerinin diğerleri tarafından, Google’ın araçları ve açık kaynak kodları vasıtasıyla yaygın şekilde kullanılabilmesini sağlamaktır.

Bu güçlü teknolojinin, kullanım konusunda eşit derecede güçlü sorular ortaya koyduğunu biliyoruz. YZ’nin nasıl geliştirildiği ve kullanıldığının yıllar boyunca toplum üzerinde önemli bir etkisi olacak. YZ’de bir lider olarak, bunu doğru yapmak için büyük bir sorumluluk hissediyoruz.  Bu sebeple bugün, ilerleyen çalışmalarımıza rehberlik etmesi için yedi ilkeyi ilan ediyoruz. Bunlar teorik kavramlar değildir; araştırma ve ürün geliştirmemize aktif olarak yön verecek ve iş kararlarımızı etkileyecek somut standartlardır.

Bu alanın dinamik ve gelişmekte olduğunu kabul ediyoruz ve çalışmalarımıza alçakgönüllülük, içsel ve dışsal bağlılık taahhüdü ile; ve zaman içinde öğrendiğimiz yaklaşımımızı adapte etme isteğimizle yaklaşacağız.

Yapay Zeka Uygulamaları için Hedefler

YZ uygulamalarını aşağıdaki hedefler doğrultusunda değerlendireceğiz. İnanıyoruz ki YZ:

  1. Sosyal açıdan faydalı olmalı.

Yeni teknolojilerin genişletilmiş erişimi, bir bütün olarak topluma giderek daha fazla dokunuyor. YZ’deki ilerlemeler, sağlık, güvenlik, enerji, ulaşım, üretim ve eğlence gibi çok çeşitli alanlarda dönüştürücü etkilere sahip olacak. YZ teknolojilerinin potansiyel gelişimini ve kullanımlarını göz önünde bulundurduğumuzdan, geniş bir yelpazede sosyal ve ekonomik faktörleri dikkate alacağız ve olası genel faydaların, öngörülebilir risk ve dezavantajları büyük ölçüde aştığına inandığımız yerde devam edeceğiz.

Ayrıca YZ içeriğin anlamını etraflıca anlama yeteneğimizi geliştirir. Faaliyet gösterdiğimiz ülkelerdeki kültürel, sosyal ve hukuki normlara saygı göstermeye devam ederken, YZ kullanarak yüksek kalitede ve doğru bilgileri hazırlamaya çalışacağız. Teknolojilerimizi ne zaman ticari olmayan bir şekilde kullanılabilir hale getireceğimizi dikkatlice değerlendirmeye devam edeceğiz.

  1. Haksız önyargı yaratmaktan ya da bunu güçlendirmekten kaçınmalı

YZ algoritmaları ve veri tabanı haksız önyargıyı yansıtabilir, güçlendirebilir ya da azaltabilir. Haklı önyargıları, haklı olmayan önyargılardan ayırt etmenin her zaman basit olmadığının; ve kültürler ve toplumlar arasında farklılık gösterdiğinin farkındayız. Özellikle insanlar üzerinde ırk, etnik köken, cinsiyet, milliyet, gelir, cinsel yönelim, yetenek ve siyasi veya dini inanç gibi hassas niteliklerle ilgili haksız etkilerden kaçınmaya çalışacağız.

  1. Güvenlik için inşa edilmeli ve test edilmeli

Zarar riskine yol açan istenmeyen sonuçları önlemek için güçlü güvenlik ve koruma uygulamalarını geliştirmeye ve uygulamaya devam edeceğiz. YZ sistemlerimizi uygun şekilde ihtiyatlı olmak için tasarlayacağız ve bunları YZ güvenlik araştırmasında en iyi uygulamalara göre geliştirmeye çalışacağız. Uygun durumlarda, YZ teknolojilerini kısıtlı ortamlarda test edeceğiz ve dağıtımdan sonra çalışmalarını izleyeceğiz.

  1. İnsanlara karşı sorumlu olmalı

Geri bildirim, ilgili açıklamalar ve itiraz için uygun fırsatlar sunan YZ sistemleri tasarlayacağız. Bizim YZ teknolojilerimiz uygun insan yönlendirmesine ve kontrolüne tabi olacaktır.

  1. Gizlilik tasarım ilkelerini kapsamalı

Gizlilik ilkelerimizi, YZ teknolojilerimizin geliştirilmesine ve kullanımına dahil edeceğiz. Bildirim ve onay için fırsat verip, gizlilik önlemleri ile yapıları teşvik edip, verilerin kullanımı üzerinde uygun şeffaflığı ve kontrolü sağlayacağız.

  1. Yüksek bilimsel başarı standartlarını desteklemeli

Teknolojik yenilik, bilimsel yönteme dayanmaktadır ve açık sorgulama, entelektüel titizlik, dürüstlük ve işbirliği için bir taahhüt kaynağıdır. YZ araçları biyoloji, kimya, tıp ve çevre bilimleri gibi kritik alanlarda yeni bilimsel araştırma ve bilgi alanlarını ortaya çıkarma potansiyeline sahiptir. YZ gelişimini ilerletmek için çalışırken, yüksek standartlarda bilimsel başarı arayışındayız.

Bilimsel olarak titiz ve çok disiplinli yaklaşımları kullanıp, bu alanda düşünceli(anlayışlı) liderliği teşvik etmek için bir dizi paydaşla birlikte çalışacağız. Ayrıca, eğitim materyallerini ve en iyi uygulamaları yayınlayarak YZ bilgisini sorumlu bir şekilde paylaşacağız ve daha fazla insanın yararlı YZ uygulamaları geliştirmesini sağlayacak araştırmalar yapacağız.

  1. Bu ilkelere uyan kullanımlar için geçerli kılınmalı

Birçok teknolojinin birden fazla kullanımı vardır. Potansiyel olarak zararlı veya taciz edici uygulamaları sınırlandırmak için çalışacağız. YZ teknolojilerini geliştirip uygularken, aşağıdaki faktörlerin ışığında olası kullanımları değerlendireceğiz:

  • Birincil amaç ve kullanım: Çözümün zararlı bir kullanımla ne kadar yakından ilişkili olduğu veya ona uyarlanabileceği de dahil olmak üzere, bir teknoloji ve uygulamanın birincil amacı ve olası kullanımı.
  • Mahiyet ve teklik: Benzersiz veya daha genel şekilde mevcut olan teknolojiyi sağlanması.
  • Ölçü: Bu teknolojinin kullanımının önemli bir etkisi olması.
  • Google’ın dahil olmasının mahiyeti: Genel amaçlı imkanlar sağlanması, imkanların müşterilere entegre edilebilmesi veya özel çözümler geliştirilmesi.

YZ Uygulamalarını İzlemeyeceğiz

Yukarıdaki amaçlara ek olarak, YZ’yi aşağıdaki uygulama alanlarında tasarlamayacağız veya kullanmayacağız:

 

  1. Genel bir zarara neden olan ya da neden olması muhtemel olan teknolojiler. Maddi bir zarar riski olduğunda, sadece faydaların risklerden önemli ölçüde ağır bastığına inandığımız ve uygun güvenlik kısıtlarını içeren noktaya ilerleyeceğiz.
  2. Temel amacı veya uygulaması, insanlara zarar vermek veya doğrudan zarar vermeyi amaçlayan silahlar veya diğer teknolojiler.
  3. Amacı, uluslararası hukukun ve insan haklarının yaygın olarak kabul edilen ilkelerine aykırı olan teknolojiler.

 

Silah kullanımında YZ geliştirmiyor olmamıza rağmen, çalışmalarımızı başka alanlardaki hükümetlerle ve orduyla sürdüreceğimizi açıkça belirtmek isteriz. Bunlar arasında siber güvenlik, eğitim, asker yetiştirme, gazilerin sağlık bakımı ve arama ve kurtarma yer alıyor. Bu işbirlikleri önemlidir ve bu kuruluşların kritik çalışmalarını artırma ;ve hizmet üyelerinin ve sivillerin güvende olmaları için aktif olarak daha fazla yol arayacağız.

Uzun vadede YZ

Bu, bizim yapay zekaya nasıl yaklaşmayı seçtiğimizin konusu olsa da, bu konuşmada birçok ses için yer var. YZ teknolojileri ilerledikçe, bu alanda düşünceli(anlayışlı) liderliği teşvik etmek ve bilimsel olarak titiz ve çok disiplinli yaklaşımları benimsemek için bir dizi paydaşla birlikte çalışacağız. Ayrıca YZ teknolojilerini ve uygulamalarını geliştirmek için öğrendiklerimizi paylaşmaya devam edeceğiz.

Bu prensiplerin şirketimiz ve gelecekteki YZ gelişimi için doğru bir temel olduğuna inanıyoruz. Bu yaklaşım, 2004 yılında asıl Kurucularımızın Mektubu’nda belirtilen değerler ile tutarlıdır. Kısa vadeli bir vazgeçme anlamına gelse bile, uzun vadeli bir bakış açısı alma niyetinizi açıkça belirledik. Bunu daha önce söylemiştik ve şimdi inanıyoruz.

 

Metnin orijinaline aşağıdan ulaşabilirsiniz:

https://blog.google/topics/ai/ai-principles/

 

Yapay Zeka Çağında Mahremiyet ve İfade Özgürlüğü

 

Yapay Zeka Çağında Mahremiyet ve İfade Özgürlüğü

 

Related image

Article 19 & Privacy International

Nisan, 2018

 

Özet

“Yapay Zekâ(YZ) artık günlük hayatımızın bir parçası. Bu teknoloji, insanların bilgilere nasıl eriştiklerini, cihazlarla nasıl etkileşimde bulunduklarını, kişisel bilgileri paylaşımlarını şekillendiriyor ve hatta yabancı dilleri bile anlıyor. Ayrıca, bireylerin ve grupların nasıl izlenebileceğini ve tanımlanabileceğini dönüştürüyor ve veriden insanlar hakkında ne tür bilgilerin toplanabileceğini önemli ölçüde değiştiriyor.

YZ, toplumları olumlu yönde kökten değiştirme potansiyeline sahiptir. Ancak, herhangi bir bilimsel veya teknolojik ilerlemede olduğu gibi, devletler veya şirketler tarafından yeni araçların kullanımının insan hakları üzerinde olumsuz bir etki yaratacağına dair gerçek bir risk var.

YZ, çok sayıda haktan etkilenirken, ARTICLE 19 ve Privacy Internatinal, özellikle mahremiyet, ifade ve bilgi alma özgürlüğü üzerindeki etkilerinden endişe duymaktadır.

Bu kapsam belirleme yazısı, “yapay dar zekâ” uygulamalarına -özellikle makine öğrenimi ve bunların insan hakları üzerindeki etkilerine- odaklanmaktadır.

Bu yazının dört tane amacı bulunmakta:

  1. Tartışmayı açıklığa kavuşturmak için anahtar teknik tanımları sunma;
  2. Yapay Zekânın ifade özgürlüğü ve mahremiyet hakkını nasıl etkilediğini ve zorlukların ana hatlarıyla belirlendiği temel yolları inceleme;
  3. Mevcut hukuki, teknik ve kurumsal çerçeveler ile ifade özgürlüğü ve mahremiyet özgürlüğü ile ilgili endüstri liderliğindeki YZ girişimleri de dahil olmak üzere, mevcut YZ yönetişimini gözden geçirme; ve
  4. YZ savunuculuk faaliyetlerinde sivil toplum örgütleri ve diğer paydaşlar tarafından izlenebilecek, haklara dayalı çözümler için önerilerde bulunma.

Bu alandaki politika ve teknolojinin:

  • İnsan haklarının, özellikle ifade özgürlüğü ve mahremiyet hakkının korunmasını sağlama;
  • Yapay Zekanın hesap verebilirliğini ve şeffaflığını sağlama;
  • Hükümetleri, ifade özgürlüğünün ve mahremiyetin korunması ile ilgili yasal ve politik çerçevelerin ve YZ ile ilgili düzenlemelerin yeterliliğini gözden geçirme konusunda teşvik etme;
  • Teknolojinin etkisinden bütünsel bir anlayışla haberdar olma:- yapay zekanın insan hakları üzerindeki etkisi ile ilgili olay incelemesi ve ampirik araştırmalar toplanmalıdır-; ve
  • Sivil toplum ve uzmanlarla olan bağlantılar da dahil olmak üzere geniş bir paydaş grubuyla birlikte geliştirilmesi

konularına cevap vermesi gerektiğine inanıyoruz.”

 

Rapor ile ilgili bağlantı adresini ve raporun orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://privacyinternational.org/sites/default/files/2018-04/Privacy%20and%20Freedom%20of%20Expression%20%20In%20the%20Age%20of%20Artificial%20Intelligence.pdf

Avrupa için Yapay Zeka

 

Avrupa İçin Yapay Zeka

 

Image result for EU AND AI

25.4.2018/Brüksel

 

GİRİŞ – Değişimi Kucaklamak –

Yapay zeka, çoktan bilim kurgudan çıkıp hayatımızın bir parçası oldu. Sanal kişisel asistan olarak kullanmadan günlük çalışmalarımızı organize etmeye, otonom araçlarla seyahat etmeye, bize şarkı veya restoran öneren telefonlarımıza kadar, yapay zeka bir hakikat haline geldi.

Hayatımızı kolaylaştırmanın ötesinde, yapay zeka dünyanın en büyük zorluklarından bazılarının üstesinden gelmemiz için bize yardım ediyor: kronik hastalıkların tedavisinden ya da ölüm oranlarının azaltılmasına, iklim değişikliği ile mücadeleye ya da siber güvenlik tehditlerini tahminine kadar.

Danimarka’da, yapay zeka acil servisleri arayan kişilerin sesinden yola çıkarak kalp krizi veya diğer koşulları teşhis edip hayatlarını kurtarmaya yardımcı oluyor. Avusturya’da ise çok sayıda tıbbi veri ile x-ray sonuçlarını anında karşılaştırarak, radyologların tümörleri daha doğru tespit etmelerine yardımcı olmaktadır.

Avrupa çapında birçok çiftlik hayvanlarının hareketlerini, sıcaklıklarını ve yem tüketimini izlemek için zaten yapay zekayı kullanıyor. Yapay zeka sistemi daha sonra, ısıtma ve besleme makinelerini, çiftçilerin hayvanlarının sağlığını izlemesine ve diğer durumlarda onları serbest bırakmasına yardımcı olmak için otomatik olarak adapte edebilir. Ayrıca yapay zeka, Avrupalı üreticilerin daha verimli olmalarına ve fabrikaların Avrupa’ya dönüşüne yardımcı oluyor.

Enerjiden eğitime, finansal hizmetlerden proje çizimine kadar; bunlar, yapay zekanın tüm sektörlerde kullanılabileceğini bildiğimiz birçok örnekten bazılarıdır. Bugün hayal edilemeyen sayısız örnek önümüzdeki on yılda ortaya çıkacak.

Geçmişte buhar makinesi veya elektrikte olduğu gibi, yapay zeka dünyamızı, toplumumuzu ve sanayimizi dönüştürüyor. Bilgi işlem gücündeki büyüme, verilerin kullanılabilirliği ve algoritmalardaki ilerleme, yapay zekayı 21. yüzyılın en stratejik teknolojilerinden biri haline getirdi. Menfaatler ancak bu kadar yüksek olabilirdi. Dolayısıyla yapay zekaya olan yaklaşımımız, yaşadığımız dünyayı tanımlayacaktır. Dolayısıyla güçlü küresel rekabetin ortasında sağlam bir Avrupa çerçevesi gerekiyor.

Avrupa Birliği (AB), yapay zeka tarafından sunulan fırsatlardan en iyi şekilde yararlanmak ve getirdiği yeni zorlukları ele almak için koordineli bir yaklaşıma sahip olmalıdır. AB, yapay zekayı AB’nin değerlerini ve güçlü yönleri inşa etme, herkesin iyiliği için geliştirme ve kullanma yolunda öncülük edebilir. Burada şunlardan yararlanılabilir:

Dünya çapındaki araştırmacılar, laboratuarlar ve girişimler. AB, robot teknolojisinde de güçlüdür ve özellikle yapay zekanın benimsenmesinde ön planda olması gereken taşımacılık, sağlık ve imalat sektörlerinde dünya lideri bir endüstriye sahiptir;

Dijital Tek Pazar. Avrupa içindeki veri koruması ve verilerin aktarımıyla ilgili ortak kurallar, siber güvenlik ve bağlantılılık, şirketlere iş yapmalarında, sınırları aşmaya ve yatırımları teşvik etmeye yardımcı oluyor; ayrıca

Yapay zeka sistemlerini beslemede çözüm oluşturacak sanayi, araştırma ve kamu sektörü verilerinin zenginliği. Bu Tebliğ’e paralel olarak, Komisyon veri paylaşımını kolaylaştırmak ve daha fazla veriyi –yapay zekanın hammaddesi- yeniden kullanım için ortaya çıkarmak üzere harekete geçmektedir. Bu, kamu hizmetleri ve çevre gibi özellikle kamu sektöründen gelen verileri; ayrıca araştırma ve sağlık verini içerir.

Avrupa liderleri yapay zekayı gündemlerinin başına koydu.10 Nisan 2018’de 24 Üye Devlet ve Norveç yapay zeka üzerinde birlikte çalışmada karar kıldı. Bu güçlü politik desteğe dayanarak, aşağıdakileri sağlamak adına önemli bir çaba sarf etmenin zamanı gelmiştir:

Avrupa, yapay zeka çevresinde, ekonomik ağırlığına uygun cesur yatırımlarla rekabet ediyor. Bu, yeni nesil yapay zeka teknolojilerinin geliştirilmesi adına araştırma ve yeniliğin desteklenmesi ve şirketlerin- özellikle de AB’nin% 99’unu oluşturan küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin – yapay zekayı benimseyebilmelerini sağlamak için yapılan uygulamalar ile ilgilidir.

Dijital dönüşümde hiç kimse geride kalmadı. Yapay zeka işin doğasını değiştiriyor: meslekler yaratılacak, bir kısmı yok olacak, çoğu da dönüştürülecek. Her düzeyde eğitimin modernizasyonu hükümetler için öncelik olmalıdır. Tüm Avrupalılar ihtiyaçları olan becerileri geliştirmek için her türlü fırsata sahip olmalıdır. Yetenekler beslenmeli, cinsiyet dengesi ve çeşitliliği teşvik edilmelidir.

Yeni teknolojiler değerler üzerine dayanır. Genel Veri Koruma Yönetmeliği 25 Mayıs 2018’de bir gerçek haline gelecektir. Hem insanlar hem de şirketler için uzun vadede gerekli olan güveni inşa etmek için önemli bir adımdır. AB’nin teknolojiye olan sürdürülebilir yaklaşımı, Birliğin değerlerinin temelinde değişimi kucaklayarak rekabet gücü yarattığı yerdir. Herhangi bir dönüştürücü teknolojide olduğu gibi, bazı yapay zeka uygulamaları, örneğin sorumluluk veya potansiyel olarak önyargılı karar verme ile ilgili yeni etik ve yasal soruları gündeme getirebilir. AB, bu nedenle, yapay zekanın, inovasyonu teşvik eden ve Birliğin değerlerine ve temel haklarına ve hesap verebilirlik ve şeffaflık gibi etik ilkelere saygı gösteren uygun bir çerçevede geliştirilmesini ve uygulanmasını sağlamalıdır. AB de bu tartışmayı küresel aşamada yönlendirmek için iyi bir konumdadır.

AB bu şekilde bir fark yaratabilir- ve bir bütün olarak insanlara ve topluma fayda sağlayan bir yapay zeka yaklaşımının kazananı olabilir.

 

Rapor ile ilgili bağlantı adresini ve raporun orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://ec.europa.eu/digital-single-market/en/news/communication-artificial-intelligence-europe

AB Yapay Zeka Bildirgesi

AB Yapay Zeka Bildirgesi

 

Image result for eu

10 Nisan 2018 / Brüksel

 

Ekim 2017’de, AB Konseyi, AB Komisyonu’ndan Avrupa’nın yapay zeka yaklaşımını sunmasını istemişti. Komisyon, Nisan 2018’de yapay zeka ile ilgili bir tebliğ çıkaracağını açıklamıştı.

Bu Bildirge, Avrupa’nın yapay zekadaki başarıları ve yatırımları ile Dijital Tek Pazar oluşturulmasına yönelik ilerlemeyi temel almaktadır.

Katılan Üye Devletler, şu konularda işbirliği yapmayı kabul etti:

  • Avrupa’nın yapay zeka konusundaki teknoloji ve endüstri kapasitesini artırma; ve kamu sektörü verilerine daha iyi erişim de dahil olmak üzere bunun kavranmasını hızlandırma; bunlar, yapay zeka gelişimini etkilemek, yenilikçi iş modellerini körüklemek, ekonomik büyüme ve yeni nitelikli işler yaratmak için gerekli şartlardır;

 

  • İşgücü piyasasının dönüşümü ve AB vatandaşlarının becerilerinin artırılması da dahil olmak üzere Avrupa’daki eğitim ve öğretim sistemlerinin modernize edilmesi gibi sosyo-ekonomik zorlukların ele alınması;

 

  • Şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi prensiplerin yanı sıra kişisel verilerin gizliliği ve korunması da dahil olmak üzere AB temel hak ve değerlerini temel alan yeterli yasal ve etik bir çerçeve sağlanması.

Katılan Üye Devletler, özellikle:

  • AB’nin yapay zekadaki rekabet gücünü, Ar-Ge’deki cazibesini ve mükemmelliğini arttırmak, kapsamlı ve entegre bir Avrupa yaklaşımı doğrultusunda çalışmak, yapay zekadan sağlanan fırsatların değerlendirilmesini ve ortaya çıkan zorlukların ele alınmasını sağlamak için ulusal politikalar gözden geçirilmesi ve modernize edilmesi,

 

  • Paydaşlarla yapay zeka konusundaki tartışmaları ve yapay zeka gelişiminin ekonomiye ve topluma sağladığı faydaları, en üst düzeye çıkaracak şekilde teşvik etmek ve farkındalık yaratmak amacıyla bir “Avrupa Yapay Zeka İttifakı”nda çeşitli paydaşlar topluluğunun gelişiminin desteklenmesi,

 

  • Öncelikli bir konu olarak, devrimsel yenilikler ve uygulamalar da dahil olmak üzere, yapay zekanın daha fazla geliştirilmesi ve yayılması için Ar-Ge fonlarının tahsisinin göz önünde bulundurulması,

 

  • Avrupa çapında, ilgili Ar-Ge finansman planlarında işbirliği yaratma stratejileri ve diğer Üye Devletler ile Komisyon arasında yapay zeka araştırma gündemleri konusunda görüş alışverişi yapılması,

 

  • Yapay zeka araştırma merkezlerini güçlendirmek ve siyasi anlamda Avrupa Birliği boyutunu desteklemek için işbirliği yapılması,

 

  • Avrupa düzeyinde yoğun bir Dijital İnovasyon Merkezi ağının kurulmasına katkıda bulunulması,

 

  • Kamu idareleri ve tüm şirketler için yapay zekayı uygun ve yararlı hale getirme çabalarına katkıda bulunulması, -özellikle KOBİ’ler ve teknoloji tabanlı olmayan sektörlerden şirketler için-

 

  • Herhangi bir boyutta ve herhangi bir düzeyde devlet idarelerinde ve daha genel şekilde kamu sektöründe, yapay zekayı tedarik etme ve kullanmada en iyi uygulamaların alışverişinin yapılması,

 

  • Daha fazla kamu sektörü verisi hazırlamaya yönelik çabalara katkıda bulunma, bu örneği takip etmek için özel işletmeleri destekleme ve mevcut haklara, düzenlemelere ve sözleşme özgürlüğüne zarar getirmeksizin, kamu kaynaklarından gelen bilimsel araştırma verilerinin yeniden kullanılabilirliğinin iyileştirilmesi,

 

  • Yapay zeka kullanımında sorumluluğu temin etmek için, yapay zeka ile ilgili etik ve yasal çerçeve konusunda görüşler alışverişinin yapılması,

 

  • Yapay zeka tabanlı çözümlerin sürdürülebilirliğine ve güvenilirliğine katkıda bulunulması; örneğin, daha iyi bilgi güvenliği sağlamak, tasarım ve uygulamada güvenliği ve ihtiyatı teşvik etmek ve yapay zeka sistemlerinin hesap verebilirliğini artırmak,

 

  • İnsanların yapay zekanın gelişiminin, yayılmasının ve karar vermesinin merkezinde kalmasının sağlanması; yapay zeka uygulamalarının zararlı sonuçlarının ve kullanımının önlenmesi ve yapay zekanın kamusal anlayışını ilerletilmesi,

 

  • Yapay zekanın işgücü piyasaları üzerindeki etkisi hakkında görüş alışverişinde bulunulması ve bu etkilerin nasıl hafifletileceğine dair, vatandaşların yapay zekadan faydalanabilmesi ve sosyal istikrarın sağlanması için alınacak beceriler konusunda pratik eğitimin ve eğitimde alınan önlemlerin benimsenmesi de dahil olmak üzere en iyi uygulamaların tartışılması,

 

  • Yapay zeka konusunda Komisyon ile sürekli diyalog halinde olunması

konusunda anlaştı.

Bu Bildirgeyi imzalayanlar, yapay zekanın gelişmekte olan evrimine ve onunla ilgili fırsatlara ve zorluklara yeterli karşılığı vermek için, yukarıda belirtilen konularda elde edilen başarıların ve ilerlemelerin düzenli olarak değerlendirilmesini ve uygun önlemlerin alınmasını taahhüt etmektedir.

 

Metnin orijinal haline aşağıdan ulaşabilirsiniz:

Devrimsel Teknolojiler – Robotik, Yenilik ve Fikri Mülkiyet

Devrimsel Teknolojiler – Robotik, Yenilik ve Fikri Mülkiyet

 

Özet

“Robotik teknoloji ve yapay zekânın gittikçe artan karmaşıklığı, önemli büyüme beklentilerini ve günlük hayatın mevcut ekonomik ve sosyal yönlerini değiştirme potansiyeline sahip devrimsel yenilikler yaratıyor. Az sayıda çalışma, robotik yeniliğin gelişimini analiz ediyor. Bu çalışma, robotikteki yeniliğin nasıl gerçekleştiğini, nasıl yayıldığını ve fikri mülkiyetin oynadığı rolü analiz ederek bu boşluğu kapatmaktadır. Bu çalışma, robotik grupların çoğunlukla ABD’de, Avrupa’da olduğunu, ancak giderek Kore ve Çin’in de bulunduğunu ortaya koymaktadır. Robotik yeniliğin ekosistemi, bireyler, araştırma kurumları ve firmalar da dahil olmak üzere, aktörlerin iş birliği ağı üzerinde kuruluyor. Hükümetler, özellikle finansman, askeri talep ve ulusal robot stratejileri yoluyla robotik yenilikleri desteklemede önemli bir rol oynuyor. Robotik yarışmaları ve ödülle de yenilikçiliğe önemli bir teşvik sağlıyor.

Patentler, üçüncü kişileri ayrı tutmak, özgürlükleri güvenceye almak, teknolojileri lisanslamak ve söz konusu davalardan kaçınmak için kullanılır.  En yüksek başvuru sayısına sahip ülkeler Japonya, Çin, Kore ve ABD’dir. Özellikle Çin’de, üniversitelere ait patentlerin artması da dikkat çekicidir. Otomotiv ve elektronik şirketleri hala en büyük patent sahipleridir; ancak sağlık teknolojileri ve internet gibi alanlarda yeni aktörler ortaya çıkıyor.

Sır saklama, yenilikleri sahiplenmek için sıklıkla bir araç olarak kullanılır.Telif hakkı koruması, özellikle yazılımların korunmasında ve yakın zamanda Netlist olarak adlandırılan elektronik tasarımların korunmasında oynadığı rolle ilgili olarak, robotlar için de geçerli oluyor. Son olarak, patentli girişimler, robotik gruplarda hızla gelişen, açık kaynaklı robotik platformlarla birlikte yer alıyor.”

 

Raporun tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://www.wipo.int/edocs/pubdocs/en/wipo_pub_econstat_wp_30.pdf

Yapay Zeka- Kamu Politikası Olanakları 

Yapay Zeka- Kamu Politikası Olanakları 

 

ıntel and AI ile ilgili görsel sonucu

 2017, Intel Şirketi

 

Intel ve Yapay Zeka

“Intel, bulut ve milyarlarca akıllı, bağlantılı cihazların geliştirilmesine destek veriyor. Moore Yasası tarafından sağlanan bilgi işlem maliyetinin azalması ve bağlantıların daha fazla kullanılabilir olması nedeniyle, bu bağlı cihazlar artık her gün milyonlarca terabayt veri üretiyor. Bilgisayar ve veri bilimlerindeki son gelişmeler, bize zaman içinde analiz etme yeteneği kazandırıyor ve bu verilerden büyük bir değer elde etmemizi sağlıyor. Intel, küresel ağın tamamında veri merkezinin bilgi işlem yeteneğini dağıttığı için, yapay zekanın etkisi önemli ölçüde artmaktadır. Yapay zeka, dünyanın en zor sorunlarından bazılarını çözerken, yeni bir ekonomik ilerleme dalgası için fırsatlar da yaratıyor. Bu bir yapay zeka (YZ) fırsatıdır. Yapay zekanın kendi potansiyelini gerçekleştirmesine izin vermek için, hükümetlerin YZ inovasyonunu teşvik eden ve aynı zamanda istenmeyen toplumsal sonuçları da hafifleten bir kamu politikası oluşturması gerekmektedir. Bu belge, Intel’in yapay zeka konusundaki kamu politikası önerilerini sunmaktadır.”

 

 

Rapora tamamın aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

https://blogs.intel.com/policy/files/2017/10/Intel-Artificial-Intelligence-Public-Policy-White-Paper-2017.pdf

Otomatik Bireysel Karar Verme ve Profilleme

Otomatik Bireysel Karar Verme ve Profilleme

 

Ä°lgili resim

MADDE 29 VERİ KORUMASI ÇALIŞMA GRUBU

3 Ekim 2017       17/EN WP 251 

 

GİRİŞ

Genel Veri Koruma Tüzüğü (GDPR), özellikle profilleme ve profilleme içeren otomatik bireysel karar vermeye dikkat çekiyor.

Profilleme ve otomatik karar verme hem özel sektörde hem de kamuda artan miktarda kullanılıyor. Bankacılık, finans, sağlık hizmetleri, vergi, sigortacılık, pazarlama ve reklamcılık, profillemenin karar vermeye yardımcı olması için düzenli olarak kullanıldığı yerlerden sadece birkaç örneğini oluşturur.

Teknolojideki ilerleme ve büyük veri analizindeki yetkinlik, yapay zeka ve makine öğrenmesi, bireylerin haklarını ve özgürlüklerini önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip profillemeyi ve otomatik kararlar almayı kolaylaştırdı.

Kişisel verilerin internette ve nesnelerin interneti cihazlarındaki yaygın kullanılabilirliği, ilişki bulma yeteneği ve bağlantı kurması, bir bireyin kişiliğinin veya davranışının yönünü, ilgilerini ve alışkanlıklarını belirlemeye, analiz ve tahmin etmeye izin veriyor.

Profilleme ve otomatik karar verme bireyler ve organizasyonlar için olduğu kadar ekonomi ve toplumun tamamı bakımından da artan verimlilik ve kaynakların kullanımı gibi faydalar sağlıyor.

Bunların pek çok ticari uygulaması mevcut, örneğin, piyasaları daha iyi bölümlere ayırmak ve bireysel ihtiyaçlarla uyumlu hizmetleri ve ürünleri uyarlamak için kullanılabilirler. İlaç, eğitim, sağlık hizmeti ve nakliye gibi bu süreçlerin hepsinde faydalı olabilirler.

Yine de profilleme ve otomatik karar verme, uygun güvenlik önlemleri gerektirmekte olan bireylerin hakları ve özgürlükleri için önemli riskler oluşturabilir.

Bu süreç anlaşılmaz olabiliyor. Bireyler profillendiğini bilmeyebilir ya da dahil olduğunu anlamayabilir.

Profilleme, mevcut yargı kalıplarını ve sosyal ayrımcılığı devam ettirebilir. Bir insanı belli bir kategoride kilitleyebilir ve önerdiği tercihlerle kısıtlayabilir. Bu, örneğin kitap, müzik ya da haber bültenleri gibi belirli ürünleri ya da hizmetleri seçme özgürlüğünü zayıflatabilir. Bazı durumlarda yanlış tahminlere, hizmet ve malların reddine ve haksız ayrımcılığa yol açabilir.

GDPR, mahremiyetle sınırlı olmamak üzere, özellikle profilleme ve otomatik karar verme sürecinden kaynaklanan riskleri ele almak için yeni hükümler getirmektedir. Bu rehberin amacı bu hükümlere açıklık getirmektir.

Bu doküman şu bölümleri kapsamaktadır:

  • Profilleme ve otomatik karar verme tanımları ile genel olarak GDPR’ın bunlara yaklaşımı- Bölüm II
  • Madde 22’de tanımlanan otomatik karar verme ile ilgili özel hükümler- Bölüm III
  • Profilleme ve otomatik karar verme ile ilgili genel hükümler- Bölüm IV
  • Çocuklar ve Profilleme-Bölüm V
  • Veri koruma etki değerlendirmesi-Bölüm VI

Ekler ise, AB Üye Devletlerinde kazanılan deneyime dayanarak en iyi uygulama önerilerini sunmaktadır.

 

Rehberin tamamına aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://ec.europa.eu/newsroom/document.cfm?doc_id=47742