robotic.legal
Selin Çetin

Hukuki ve Cezai Boyutları İle Bilgisayar Programlarının Korunması -1

0 447

 

Hukuki ve Cezai Boyutları İle Bilgisayar Programlarının Korunması

 

 

GİRİŞ

Günümüz teknolojisinde bilgisayarsız bir yaşam neredeyse mümkün değildir. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ihtiyaçların muhtevası değişti ve buna ilişkin çözümleyici ve yenilikçi arayışlara başlanıldı aranmaya başladı. Bu çerçevede ilk odak mühendislik alanı oldu ve yeni bir yazılım programı geliştirilerek insan ihtiyaç ve sorunlarının çözülmesi noktasında köklü bir değişiklik arandı. Nihayet bu yenilikçi değişikliğin Yapay Zekâ Robotlarının olacağı dünya basınına yansıtıldı. Akabinde ise her ülke kendi Yapay Zekâ Robotunu geliştirmeye başladı. İşte bu değişiklik hukuksal sorunları da beraberinde getirdi. Zira Fikri ve Sınaî Haklarının ülkeselliğinden dolayı yapay zekâ robotunu geliştirmeye başlayan ülkeler patent haklarını korumak için önlemlerini almaya başladılar. Ancak bu noktada dünya standardı olmadığı için günümüz hukuksal problemleri arasında yer almaya başladı. İşte bu noktada “Hukuki ve Cezai Boyutlarıyla Bilgisayar Programlarının Korunmasına” ilişkin bu yazımızda bilgisayar programlarının korunmasına yönelik yapılmış olan çalışmalar dâhilinde değerlendirme yapılmış ve ortaya çıkabilecek sorunlar üzerinde alınabilecek önlemler dile getirilmiştir.

 

TARİHSEL GELİŞİM

Bilgisayarın tarihçesine bakıldığında 1967 IBM tarafından disket oluşturularak üretime dayalı bilgisayarlar için süreç başlatıldığı görülmektedir. Her ne kadar bilgisayar kullanımlarının ilk zamanlarında haksız olarak bilgi etme-yararlanma çoğaltma gibi fazla sorunlar üzerinde durulmasa da 1990 yılında kendi bilgisayarını üreten rekabetçi firmaların sayısının artmasıyla birlikte bilgisayar patentleri sorunsalının ortaya çıkmasının da zemini hazırlanmıştır. Bilgisayar programlarının haksız kullanımın yaygınlaşması üzerine, yasalarda belirgin bir önlem bulunmaması karşısında, koruma yönteminin niteliğine ilişkin çeşitli görüşler ortaya atılmıştır Örneğin İngiltere’de 1956 Düşünce Hakları Yasasında, diğer yasalarda olduğu gibi, herhangi bir kural öngörülmemiştir. Bununla birlikte, çeşitli İngiliz yazarları, bilgisayar programlarının da edebiyat eseri olarak yasal koruma kurallarından yararlanmasının gerekli olduğu düşüncesini ileri sürmüşlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, bilgisayar programları üzerindeki hakları 1980 tarihli Bilgisayar Yazılım Hakları Yasası (Computer Software CopyrightAct 17 USC, 101-117) ile yasal koruma altına alan ilk ülke olmuştur. İngiltere bilgisayar yazılım Endüstrisi içindeki yeniliklerin önünü açmayı ve sektördeki haksız rekabeti önlemeyi amaçlayan 1985 Bilgisayar Yazılım Yasası (Copyright “ Computer Software” AmendmentAct) ile 1988 Desenler ve Patentler (Copyright, DesignsandPatentsAct) 3 -1-b maddesi ile bilgisayar programlarının koruma kurallarını yürürlüğe koymuştur.1

Fransa, Almanya ve İsviçre gibi ülkeler başta olmak üzere bilgisayar programlarının korunması yasal düzenlemeler ile çerçevelenmiştir. Ancak bu koruma ülkesellik ilkesi gereğince evrensel bir nitelik taşımadığındanve iç hukuktaki farklılıklardan dolayı birtakım sorunlara zemin hazırlamıştır. Dünyada fikri mülkiyet haklarının korunmasını ve yaratıcı etkinliği teşvik etmek amacıyla 1967 yılında kurulan bugünkü 188 üye sayısıyla WIPO(World IntellectualPropertyOrganization), Birleşmiş Milletlerin uzman kuruluşlarından olmuştur.1991 yılında ise Avrupa Birliği bilgisayar programlarının ortak bir düzenleme amacına altına almak istemiş ve bilgisayar programlarının korunması başlığı altındaki direktifleri üye devletlerin onayına sunmuştur. Avrupa’da tek bir patent verilme sisteminin oluşturulması amacıyla 1973 yılında ise Münih’te Avrupa Patent Anlaşmasıimzalanmıştır. Türkiye, Paris Sözleşmesi’ne üye olduğu için 29.01.2000 tarihinde sözleşmeye dâhil olma hakkını kazanmıştır.

 

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARININ VE BİLGİSAYAR PROGRAMLARININ ULUSLARARASI ALANDA KORUNMASI

Fikri Mülkiyet Hakları her ne kadar uluslararası bir konumda yer alsa da Fikri Mülkiyet Haklarının korunması kural olarak ülkeseldir. Her ülke kendi sınırları dâhilindeki hakları korur. Bu hakkın başka ülke sınırlarında korunması isteniyorsa korunması istenen ülke mevzuatının şartları yerine getirilmek zorundadır.

Fikri Mülkiyet Hakları ülkesel olarak korunmakla birlikte, Türkiye’de Türk Hukuku çerçevesinde korumadan yararlanacak kişiler sadece Türk vatandaşlarıyla sınırlı değildir. Türk vatandaşlarının yanında Türkiye’de ikameti olan veya sınaî veya ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişiler ile Paris, Bern ve TRIPS Anlaşması hükümlerine göre başvuru hakkına sahip kişilerde yararlanır.

 

BİLGİSAYAR PROGRAMLARININ HUKUKİ DÜZENLEMESİ

Türkiye’de bilgisayar programları 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile korunmaktadır. 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 1/B maddesinin g bendine göre Bilgisayar programı:“Bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmaları ‘olarak ifade edilmiştir.

Patent hukukunun konusu, patente bağlanabilir buluşlar olduğundan fikri hukuk tarafından korunan bilgisayar programlarının unsurları, patent hukuku tarafından korunmaz. Zira estetik veya edebi niteliği ağır basan fikri ürünler, patent hukukunu değil de fikri hukuku ilgilendirir. Bilgisayar programlarının unsurlarından, fikri hukuk kapsamına giren, program akışı, kaynak veya nesne kodu ile kullanıcı ara yüzünün görüntülü ve sesli kısmı patente konu olmaz 2.Bilgisayar programlarının niteliği konusunda gerek Türk Hukukunda gerekse de Avrupa Birliğine üye ülkelerde niteliği tartışma haline gelmiştir. Bir görüşe göre, kod denilen yazılı direktiflerden oluşması özelliği nedeniyle bilgisayar programlarının temelinde yatan algoritmaya bakarak, bunun insan tarafından anlaşılamayan, donanımın anlayabileceği nitelikte bir dil olduğu ve veri taşıyıcılar üzerinde arz edildiği, bu nedenle fikrî hak konusu olabilecek eser niteliğinde olmadığı ileri sürülmektedir.3Diğer görüşe göre, bilgisayar programları bakımından korumanın algoritma bilgisine yönelik olmadığı, programcı tarafından bir edebi eserin yaratılış sürecine benzer şekilde ortaya çıkarılan yazılımın, fikrîn ifade biçiminin özgün varlığı olarak korunması gerektiği savunulmaktadır.4 Bilgisayar programının, donanımı çalıştırma vasıtası olduğu5 ve kod adı verilen tekdüze ifade şekilleri kullanılarak meydana getirilmesi nedeniyle fikrî hukuk korumasına konu olamayacağı yönündeki yaklaşım kabul edilebilir görülmemektedir. Ancak zaman içerisinde, pek çok ülkede mahkeme kararları ve konuya ilişkin yasal düzenlemelerle bilgisayar programının her türlü görünüş biçiminin edebi eser olarak değerlendirilmesinden sonra, bu tartışmalar önemini yitirmiştir.6Kodlarla yazılan bilgisayar programlarının edebi eser olarak korunmasının kabul görmesindeki en önemli nedenlerden biri, bu yolla sağlanan korumanın süresinin bilgisayar programlarının niteliğine uygunluğu ve korumanın eserin yaratılıp herhangi bir şekilde kaydedildiği andan itibaren işlemeye başlıyor olmasıdır7

Bilgisayar programlarının, bir edebiyat eseri olarak korunması kabul edildikten sonra, kimin ve neyin korunacağı konusunun saptanması daha da netlik kazanmıştır. Böylece, bilgisayar programının yaratıcısı, programını hak sahibi olarak, eser sahibine tanınan bütün manevi ve parasal haklardan yararlanma yetkisine sahip bulunmaktadır. Bu yetki çerçevesi içinde, program sahibinin, programı kendi adı altında ve değişiklik yapılmaksızın topluma sunma yetkisi yanında, hak sahiplerine tanınan bütün parasal haklardan yararlanma söz konusu olmakla birlikte, uygulamada üzerinde durulan üç ana yararlanma konusu bulunmaktadır.8Uygulamada bilgisayar programının işlenmesi bakımından en sık görülen durumlar; bir programın yeniden biçimlendirilmesi, kaynak kodundan nesne koduna çevirme veya tersine mühendislik (reverseengineering) suretiyle yapılacak değişiklikler, mevcut programın işlenmesi suretiyle ortaya yeni bir program çıkarılması veya mevcut bir programda ekleme, silme yahut yeni düzenlemeler yapılması, hazırlık ve tasarım malzemesinin yüksek düzeyde bir programlama diline veya makine diline dönüştürülmesidir. 9 Zira bilgisayar programlarının eser sayılabilmesi için eser tanımına uygun şekilde eser sahibinin özelliğini taşıması gerekmektedir.“Apple firması kendi işletim sistemi üzerindeki telif hakkını ihlal ettiği için Franklin firmasına dava açmıştır mahkeme nesne kodun fikri hukuka konu olabileceğine karar verirken iki gerekçeye dayanmıştı. Birincisi, telif hakkı kanunu bilgisayar programını “bilgisayarda kesin sonuç olmak için doğrudan ya da dolaylı olarak kullanılan talimatlar dizisidir.” şeklinde tanımlamaktadır. Nesne kod da bilgisayarda doğrudan kullanılabildiğinden telif hakkına konu olur. İkincisi, kanun edebi eserleri, sadece kelimelerle değil, aynı zamanda “diğer sayısal sembol veya işaretlerle ifade edilen eserler” olarak tanımlanmaktadır. Nesne kodu, tanımın kapsamı içinde kalmaktadır. Bir programın ROM cihazına kaydedilmiş olmasının fikri hukuk bakımından önemi yoktur. Zira, programlardaki ifadelerin ROM cihazı içinde cisimlendirilmiş olması, kanunun aradığı “maddi vasıta ile tespit” şartını yerine getirmektedir. Bu davada en önemli nokta, işletim sisteminin bir metot veya proses olmadığı esasının Yüksek Mahkeme tarafından kabul edilmiş olmasıdır. Mahkeme, işletim talimatlarının proses veya çalışma olmadığı sonucuna varmakla, onlara fikri hukuk koruması sağlamıştır.10

 

KOD VE KODLAMANIN MAHİYETİ

Kod, bir program için bilgisayardan istenilenin oluşturulması ve yanıtlaması için kullanılan bir nevi cümlelerdir. Kodlama ise bilgisayar programı, uygulamalar vewebsiteleri oluşturmamızı sağlayan işlevlerdir. Patentlenebilen yeni teknolojilerin teknik karakter taşıması geleneksel olarak benimsenmiştir. Bilgisayar programlarının ve iş metotlarının teknik karakter taşıyan özellikleri için patent koruması sağlanmaktadır. Teknik karakter taşıyan,( örneğin ATM’ler (Automatic Teller Machine) gibi) iş yapmak için aygıt olarak kullanılan makineler ve üretim metotları için patent verilebilmektedir.11Ülkemizde bu konuyla ilgili olan kurumlar; Türk Patent Enstitüsü ve Kültür Bakanlığı, yeni kanun düzenlemeleri ve gelişmeler karşısında ortak hareket ederek işbirliği içine gidebilirler. Bilgisayar programları, ülkemizde FSEK(bu kanunda en son değişiklikler 21/02/2001 tarihinde yapılmıştır) ile korunmaktadır.12 Sınai Mülkiyet Hakları Kanununa göre bilgisayar programları ve veritabanları kodları patent ile korunamaz. Ancak, patentlenebilirlik kriterleri (yenilik, buluş basamağı, sanayiye uygulanabilirlik) sağlanması koşuluyla, program kodları hariç program algoritmaları yöntem olarak patent ile korunabilir.

Özetlemek gerekirse, bilgisayar programlarının program akışı, kaynak kodu ve nesne kodu unsurları ile hazırlık tasarımı olarak nitelendirilebilecek aşamaları fikrî hukuk koruması kapsamında yer alırken, FSEK’in 2’nci maddesinin son fıkrasında ifadesini bulan, arayüze temel oluşturan düşünce ve ilkeler de dâhil olmak üzere programın herhangi bir öğesine temel teşkil eden düşünce ve ilkeler koruma kapsamı dışında bırakılmıştır.13 Ancak bilgisayar programları, diğer edebi eserlerden farklı olarak, yerine getirdiği işlevler nedeniyle patent korumasına da konu olmaktadır. Fikrî- işlevsel ürün niteliği nedeniyle bilgisayar programları başta ABD olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede patent korumasından yararlanabilmektedir. Hatta hızla gelişen teknolojik gelişmelere klasik telif hakları kurallarının uyarlanmasında yaşanan güçlükler nedeniyle, bilgisayar programları bakımından patent korumasına giderek artan bir eğilim sergilenmektedir. Ancak, bilgisayar programlarını patent koruması dışında bırakan AB ve Türk hukuku düzenlemeleri bakımından bu yaklaşımın dayanaksız olduğu değerlendirilmektedir. Buradan bilgisayar programlarının her halde patent koruması dışında olduğu sonucuna da varılmamalıdır. Günümüzde, bir buluş basamağı içeren ve sanayiye uygulanabilir nitelik taşıyan ürünlerin kontrolü çoğu zaman bilgisayarlar vasıtasıyla gerçekleştirilmektedir. Anılan nitelikteki ürünlerin patentlenmesi halinde, bu ürünlerin işlevlerini yerine getirmesinde rol oynayan bilgisayar programları da dolaylı olarak patent korumasında yararlanmaktadır. İşlevsel niteliğinin yadsınması mümkün olmayan bilgisayar programlarının patent korumasından yararlanabilmesi için hukukumuzda gerekli düzenlemelerin yapılması ve sui generis yapısı itibariyle işlevsel unsurları patent korumasından yararlanabilecek nitelikte olan bilgisayar programlarının, hem patent koruması hem de telif hakları çerçevesinde korumaya konu olması uygun bir çözüm olarak görülmektedir.

 

FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUKUNDAN KAYNAKLANAN SUÇLAR

5846 sayılı Fikri Ve Sanat Eserleri Kanunu 71.maddesinde “Ceza Davaları” başlığı altında suçlar düzenlenmiştir. İlgili kanuna göre “.Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur” şeklinde hüküm altına alınmıştır. Yine FSEK m.75 uyarınca bu suçların kovuşturulmasının şikâyete tabi suçlar olduğu belirtilmiştir. Fikri ve sınai mülkiyet suçlarıyla ilgili şikayetler acele işlerden sayılmaktadır. Maddenin devamında ise “Bu Kanunda yer alan soruşturma ve kovuşturması şikâyete bağlı suçlar dolayısıyla başta Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri olmak üzere ilgili gerçek ve tüzel kişiler tarafından, eser üzerinde manevi ve malî hak sahibi kişiler şikâyet haklarını kullanabilmelerini sağlamak amacıyla durumdan haberdar edilirler” hükmüne yer verilmiştir. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu tarafından koruma altına alınmış bir yazılımın sahibinin izni dışında kopyalanması,çoğaltılması, satılması, dağıtılması ve kullanılması yasaktır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu bir yazılımı yasal yollardan satın alan kişiye, bu yazılımın yedekleme amaçlı olarak bir adet kopyasını alma hakkı vermektedir. Yazılımın bir adetten fazla kopyasının alınması, yazılımın kiralanması, satılması yasaktır.14 (…) 

 

  1. SEVİNÇ, Elif, Avrupa Birliği Ve Türk Hukukunda Bilgisayar Programlarının Korunması, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yayımlanmış Yüksek lisans Tezi, Ankara 2007, s. 4
  2. SEVİNÇ, s. 23
  3. Paul Goldstein, International Copyright: Princibles, LawandPractice, New York, Oxford UniversityPress, 2001, s.178.; Bainbridge, op.cit., Introduction, s.19.; Kaypakoğlu, op.cit., s.17.; Erişgin, op.cit., Standart Yazılım, s.218’den aktaran; SEVİNÇ, s. 23 , Dipnot 83 
  4. Goldstein, op.cit., s.179’den aktaran; SEVİNÇ, s. 26, Dipnot 87
  5.  Jacobs, op.cit., s.150, Aktaran: SEVİNÇ, s.26, Dipnot 88
  6. SEVİNÇ, s. 28
  7. SEVİNÇ, s. 91
  8. ALTUNKAYNAK, Aysun, Bilgisayar Yazılımlarının ve İş Metotlarının Patentlenebilirliği, ANKARA 2003 s.5
  9. BridgetCzarnota ve Robert J.Hart, Legal Protection of Computer Programs in Europe: A Guide tothe EC Directive, Wiltshire, Butterworths, 1991, s.58.; Erel, op.cit., Fikir, s.62.; Erdil, op.cit., s.72’den aktaran; SEVİNÇ, s. 32, Dipnot 108
  10. ALTUNKAYNAK ,s.15
  11. ALTUNKAYNAK,s.35
  12. ALTUNKAYNAK,s.36
  13. SEVİNÇ, s.71
  14. ALTUNOK, Ebru, VURAL, Ali Fatih, “Bilişim Suçları”, Denetişim, s. 77,http://dergipark.gov.tr/download/article-file/208853, E.T 16/11/2018
Bunları da beğenebilirsin
Haber Bülenimize Abone Olun
Eklenmiş yazılardan ilk siz haberdar olmak istiyorsanız bültenimize abone olun.
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.