Modern Dünyada Elli Bilişsel Önyargı

 

Modern Dünyada Elli Bilişsel Önyargı

 

 

Bilişsel önyargılar, insanı insan yapan bir şey olarak yaygın şekilde kabul edilmektedir. Her gün, düşünce sürecimizdeki sistematik hatalar, çalışma şeklimizi etkilemektedir. Modern dünyada bunlar, ilişkide olduğumuz ileri teknoloji ürünleri ile aramızda da oluşmaktadır.

Yapay zekanın etkin şekilde kullanıldığı tavsiye sistemleri, bizler için kişiselleştirilmiş hizmetler sunmaktadır. Ancak algoritmaların bizim adımıza seçimlerimizi ele geçirmesine ne ölçüde izin veriyoruz ya da vermeli miyiz? Bu durumda nasıl davrandığımız incelendiğinde birkaç önyargı belirgin hale gelmektedir:

Spotify, Netflix gibi eğlence mecraları kullanıcının ürün içindeki gezintileri, içeriklerde bekleme süreleri, puanlamaları ve etkileşimleri gibi pek çok verisinden yola çıkarak makine öğrenmesi yaklaşımları vasıtasıyla kişisel yatkınlıklarınıza uygun güncel öneriler sunmaktadır. Ürün üzerinde daha çok zaman geçirdiğinizde, daha çok veri üretmeniz karşılığında en uygun öneriler sunan uygulamaya karşı koymak çok daha zor bir hale gelmektedir. Bu, alışveriş platformları, reklamlar ya da sosyal medya mecraları içindeki haber akışları için de geçerlidir. Bunun adına “Otomasyon Yanlılığı” denmektedir.

Eskiden olduğu gibi düzinelerce kitap içinde bulmakta zorlandığımız bilgileri birkaç anahtar kelime kullanarak ulaşabilmekteyiz. Bu yüzden not almak ya da aklımızda tutmaya çalışmak çok demode görünmektedir. Hemen her bilgiyi Google’da bulabileceğimizi bildiğimizden aklımızda tutmaya çabalamadığımızdan unutmaya daha eğilimliyiz. Buna “Google Etkisi” denmektedir. Anlaşılan modern beyinlerimiz Google’da bulamayacağımızı düşündüğü bilgileri hafızada tutmaya çalışmakta ancak gerisini nasılsa yine bulurum diyerek unutmayı tercih etmektedir.

Aşağıdaki tabloda günlük hayatımızda farkına bile varmadığımız; davranışlarımızı, kararlarımızı ve düşüncelerimizi etkileyen 50 ön yargıya yer verilmektedir. Bu önyargılara bakıldığında, yapay zekâ teknolojisinden kaynaklı önyargı endişelerini bir kez daha düşünmek faydalı olacaktır.

Yazının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.

2012 yılında Japonca eğitimim sonrasında hukuk fakültesine başladı. Jürging-Örkün-Putzar Rechtsanwalte (Almanya), Güler Hukuk Bürosu ve Ünsal & Gündüz Attorneys at Law' da staj yaptı. Japon dili sertifikası aldı. Ayrıca arabuluculuk- tahkim ve ceza hukuku gibi alanlarda sertifika programlarına katıldı.Bunların akabinde Bilişim ve Teknoloji Hukuku alanında yüksek lisans yapmaya başladı. Köksal & Partners hukuk bürosunda avukat olarak çalışmakta. Büyük bir merakla, robotlar, yapay zeka ve onların hukuksal durumları ve problemler ile ilgili çalışmalar yürütmekte. She studied law following herJapanese education on 2012. She fulfilled her internships in Jurging-Orkun-Putzar Rechtsanwalte(Germany), Guler Law Office and Unsal&Gunduz Attorney at Law . Also she has certificate of Japanese language and she has mediation and arbitration certificates and criminal law certificates from law workshops. Afterwards, she started the master program on information and technology law, at Istanbul Bilgi University. She works as a lawyer at Koksal & Partners law office. Her goal and ambition is the working in the field of Robotics, AI and their legal statutes and problems and exploring the relevant necessities where no women has ever gone before... Yazarın diğer yazıları için ayrıca bakınız: For further works of the author: https://bilgi.academia.edu/Selin%C3%87etin https://siberbulten.com/author/selin-cetin/

Bir cevap yazın

*