Robotik ve Kültür

“Science Bob” Pflugfelder

 

ROBOTİK ve KÜLTÜR

 

Kültürün oluşmasında iki süreç vardır; birinci süreçte insan pasif ve alıcı konumdadır. Belli bir coğrafi çevrede yaşıyor, beslenme ve barınma ihtiyaçlarını orada gideriyordur. Doğayla kurulan bu öncül ilişki, yani ihtiyaçları doğrultusunda edindiği bilgi, dili, davranışları ve maddi üretim ve tüketim aletleri kültürün yaratılmasında birinci aşama olarak karşımıza çıkar. İkinci aşamada ise insan alıcı konumdan çıkar ve üretmeye başlar; yani yaşadığı çevreye etkin ve aktif bir güç olarak katılır.

Teknoloji bu anlamda insanın etkin olarak kültürü etkilediği ve ayrıca var olan kültürden etkilenen bir alandır. Yalnızca maddi eserler olarak algılanmamalıdır, çünkü teknoloji bir kültürü veya belirli bilgi, inanç, söylem ve uygulamalardan oluşan toplumsal ilişkileri de etkiler.

Kültürler arası farklılıklar robotlara yaklaşımı ve  dolayısıyla robotların kullanım alanlarında etkili olmaktadır. Bunun yanında artık kullanımlarının elzem olması kültürde de değişimleri beraberinde getiriyor.

Robotlara yönelik tutumlar arasındaki farklılık, robot fikrinden bile daha eski bir şeye dayanır: din. Bu açıdan robot fikri üzerine Uzak Doğu ve Batı arasında görüş ayrılıkları oluşmuştur.

Bu bakımından Japonlar animizm nedeniyle kültürel açıdan robotlara açıktırlar. Animizm, İnsan yapımı nesneler de olsa, tüm nesnelerin bir ruha sahip olduğuna dayanır. Japonlar bu sebeple cansız cisimler ve insanlar arasında ayrım yapmazlar.1 Japonya sadece teknoloji üreticisi değil aynı zamanda mevcut ve gelecekteki teknolojiyle insanların birbiriyle ve çevreleriyle nasıl ilişki kurması gerektiği konusunda da çalışan bir ülkedir. Doğal kaynakların kıt oluşu onları imal ettiği ürünlere değer katmaya yoluna yöneltmiştir. Düşen doğum oranı, hızla yaşlanan nüfus , çevresel ve enerjik sorunlar bağlamında, robotlar yüksek yaşam kalitesi ile zengin bir toplum yaratmanın yolu olarak görülmüştür.Sonuç itibariyle kültürdeki bu etkiler robotik teknolojide  birçok Japon şirketinin doğumuna neden oldu.

Robotlara karşı tutum, tek tanrıcılığın yaygın olduğu Batı’da farklı bir gelişim göstermiştir. Tek tanrıcılıkta sadece Tanrı’nın hayat verebileceği, başlangıçta yalnızca Tanrı’nın bulunduğu ve tüm canlıların onun kulları olduğu inancı vardır. Ayrıca putperestliğin günah olduğu da belirtilmiştir. Çünkü bu sayede cansız bir nesneye hayat veren insan Tanrı’nın rolünü üstlenir. Bu inanışta yaşam yaratmak kaçınılmaz olarak yaratıcının tahribine yol açmaktadır.2 Bu inanışın hakim olması sebebiyle nesnelere karşı Japonya’daki gibi bir tutum sergilenmemektedir. Daha çok üretim sürecinin hızlandırılması, savunma sanayinin geliştirilmesi, istihdamın artırılması, eğlence ve günlük hayatın kolaylaştırılması amaçlanmaktadır.

Amerika, robotik teknoloji geliştirmede öncü ülkelerden olsa da toplum olarak robotik teknolojilerden yararlanma noktasında kültürel engelleri söz konusudur. Japonya ile karşılaştırıldığınızda nüfus yapısı, ekonomik ve politik konularda farlılıklar görebilirsiniz. Bu sebeple genelde Amerika’da araştırmacılar askeri ve endüstri alanındaki robotlara yönelmiş durumdadır.

Avrupa’da da robotlar fabrikalarda giderek daha fazla kullanılmaya başlandı. İmalat ve istihdam kapasitesinin geliştirilmesinde önemli bir noktada bulunmaktadır. Amerika’daki gibi özellikle endüstri ve otomotiv alanında gelişmeler yaşanmaktadır.

Sonuç olarak kültür, sadece robotların algılanmasını değil, aynı zamanda robotların tasarımını ve kullanım alanını da etkilemektedir. Bu süreçte yaşanabilecek hukuksal sorunların çözümünün de düzenlenmesi gerekmektedir.

Selin


Alıntı için :

Selin Cetin
"Robotik ve Kültür"
Hukuk & Robotik, Friday July 28th, 2017
https://robotic.legal/robotik-ve-kultur/- 28/10/2021

 

  1. Christopher Mims – Why Japanese Love Robots (And Americans Fear Them)
  2. Christopher Mims – Why Japanese Love Robots (And Americans Fear Them)

2012 yılında Japonca eğitimim sonrasında hukuk fakültesine başladı. Jürging-Örkün-Putzar Rechtsanwalte (Almanya), Güler Hukuk Bürosu ve Ünsal & Gündüz Attorneys at Law' da staj yaptı. Japon dili sertifikası aldı. Ayrıca arabuluculuk- tahkim ve ceza hukuku gibi alanlarda sertifika programlarına katıldı.Bunların akabinde Bilişim ve Teknoloji Hukuku alanında yüksek lisans yapmaya başladı. Köksal & Partners hukuk bürosunda avukat olarak çalışmakta. Büyük bir merakla, robotlar, yapay zeka ve onların hukuksal durumları ve problemler ile ilgili çalışmalar yürütmekte. She studied law following herJapanese education on 2012. She fulfilled her internships in Jurging-Orkun-Putzar Rechtsanwalte(Germany), Guler Law Office and Unsal&Gunduz Attorney at Law . Also she has certificate of Japanese language and she has mediation and arbitration certificates and criminal law certificates from law workshops. Afterwards, she started the master program on information and technology law, at Istanbul Bilgi University. She works as a lawyer at Koksal & Partners law office. Her goal and ambition is the working in the field of Robotics, AI and their legal statutes and problems and exploring the relevant necessities where no women has ever gone before... Yazarın diğer yazıları için ayrıca bakınız: For further works of the author: https://bilgi.academia.edu/Selin%C3%87etin https://siberbulten.com/author/selin-cetin/

1 Comment

Bir cevap yazın

*