robotic.legal
Selin Çetin

Son Teknolojiler ve Göçmenler/Mülteciler

0 505

 

Son Teknolojiler ve Göçmenler/Mülteciler

 

 

Son yıllarda göçmenlerle ve mültecilerle ilgili çalışmalarda ve insani yardım alanında blok zinciri ve yapay zeka gibi son teknolojilerin kullanıldığı projelerde ciddi bir artış yaşanıyor. Buna biometrik kimlik kaydı, mobil uygulamalar ve cep telefonundan ve sosyal medyadan toplanan verilerin analiz edildiği çalışmalar da eşlik ediyor. Bu çalışmalar ise bilhassa Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumlarıyla insani yardım kuruluşları tarafından yürütülüyor ve bağışçı (donor) devletler ve fon sağlayan diğer kuruluşlar tarafından teşvik ediliyor.

Ürdün’de Dünya Gıda Programı tarafından gözün/irisin taranması ile alışveriş yapmayı sağlayan blockzinciri temelli “building blocks” projesi, Kenya’da Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından yürütülen yine blokzinciri temelli maddi destek programı, Tayland ve Endonezya’da mültecilerin sağlık kayıtlarını alan Microsoft öncülüğünde kurulan ID2020 İnisiyatifi örnek gösterilebilir. ABD, Kanada, İsviçre gibi birçok ülke tarafından uygulanan sığınma taleplerin analizi ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesi konularında danışılan yapay zeka programları gibi çok sayıda çalışma da eklenebilir.

Söz konusu teknolojilerin büyük imkanlar sunduğu açık, birçok hizmeti hızlı ve daha az masraflı şekilde yerine getirebiliyor. Örneğin Dünya Gıda Programının blokzinciri temelli, iris taraması ile ilettiği para sayesinde banka hesap aktarım masraflarının % 90 azaldığı ve bu gelirin ihtiyaç sahipleri için kullanıldığı belirtilmektedir.

Ancak her anımızda cep telefonu ve sosyal medya üzerinden geride bıraktığımız dijital ayakizlerimizin takibi ve analizi üzerinden normal şartlarda yaşayan toplumların dahi manipüle edildiği bir ortamda bu teknolojilerin nasıl kullanıldığı, mülteciler ve göçmenlerden verilerin nasıl toplandığı, nerede saklandığı, söz konusu yardıma hayati düzeyde ihtiyacı olan kişilerin onayının nasıl alındığı, kişilerin veri gizliliğinin nasıl korunduğu ve insanların paylaştıkları verilerin kendi aleyhlerinde kullanılmasının nasıl engellendiği gibi konularda ciddi politik, etik ve sosyal sorulara henüz doyurucu cevap verilmemektedir.

Bu projelerin hayat bulması kamu-özel işbirliği adı altında bizzat BM’nin teknoloji şirketleriyle işbirliği yapmasını gerektiriyor. En son iş bağlantıları açısından çok çeşitli iddiaların öne sürüldüğü teknoloji devi Palantir ile Dünya Gıda Programı arasında imzalanan işbirliği anlaşması eleştirileri üzerine çekmişti. Yapay zeka veya blok zinciri gibi son teknolojilerin nasıl çalıştığı, örneğin yapay zekan algoritmasının bir kararı nasıl aldığı gibi çeşitli konularda teknoloji şirketlerinin açıklamalarına bağımlı kalıyoruz. Daha da önemlisi, bu projelere fon veren “bağışçı ülkelerdeki” ilgili kurumların (DFID, USAid), insani yardım kuruluşlarının ve Birleşmiş Milletler’in de bu teknolojileri bilen, üreten ve denetleyen uzman ekiplerinin olmaması mevcut işbirliğinin ve ortaklığının içeriğinin sorgulanmasına neden oluyor. Bu şirketlerin kar amacı güderek dahil olduğu bu projelerdeki faaliyetlerinin denetlenmemesi ve bunların ticari amaçlarla, verisi toplanan kişiler aleyhinde kullanılmasına engel olacak mekanizmaların olmaması çok ciddi bir sorun. Tabii, kar amacıyla hareket eden şirketlerin kar oranlarının analizi, faaliyet alanlarının sınırlarının çizilmesi gibi konular da dikkate alınmalıdır.

Bununla birlikte kimlik tanıma amaçlı toplanan biometrik veriler (parmak izi, iris vb) nerede, nasıl saklanıyor ve bunun devletlerle paylaşımı konusu da ciddi bir sorun. Hem UNHCR gibi BM kuruluşları hem de çok çeşitli insani yardım kuruluşları milyonlarca kişinin biometrik verilerini topluyor. Bu verilerin örneğin bir iç savaş ve çatışma şartlarında savaşan tarafların eline geçmesi veya mültecilere sempatiyle bakmayan (otoriter) devletlerce el konulması insani yardımla askeri güvenlik arasındaki çizginin silikleşmesi yaşadığı bölgeleri terk eden, zor durumdaki insanların sömürüye ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilir.

Bu tür projelerde insanların gönüllü şekilde onayının alınması şart olsa da söz konusu yardıma ihtiyacı olan, bahsi geçen teknoloji hakkında bilgisi olmayan, hatta okur yazar dahi olmayan insanların imza atarak veya parmak basarak projeye katılım için onay verdiklerini savunmak pek mümkün değil. Bu konuda hangi etik ilkelerle hareket edileceğinin de BM, fon verenler ve fonu değerlendirenler tarafından netleştirilmesi gereklidir.

En önemlisi bu projelerin şeffaf ve açık olması şartıdır. Bahsini ettiğimiz Dünya Gıda Programının veya ID2020’nin projelerinin sonuçlarının net, ölçülebilir ve bağımsız şekilde denetime açık olması gereklidir. Birçok pilot projede uygulanan blok zinciri gibi teknolojilere ihtiyaç olmadığı bilinmektedir. Örneğin Kenya, Ürdün veya Tayland örneklerinde yardımı alanlardan teknik hizmet verenlere, dijital altyapıyı sunanlardan projeyi uygulayan kuruluşlara ve fon veren kurumlara kadar herkesin (onlarca kurum ve binlerce insan) blokzincirindeki özel anahtarlarının tek bir şirkette toplanmış olması ve blok zinciri sisteminin dışarıya kapalı bir yapı olarak kurulması gibi pratik sonuçlarla karşılaşılmakta ve mevcut diğer teknolojiler varken blokzincirindeki ısrarın nedeni açıklanmamaktadır. Bu durumda son teknolojilerin itiraz hakkı olmayan mülteciler üzerinden denendiği, kamplarda yaşayanların bilgisi dışında deney içinde kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Bunun etik tartışmalarının yanı sıra herhangi bir deneyde dahi gösterilmesi gereken bilimsel ve etik ilkelerin uygulanmaması da ayrıca kaygı vericidir.

Özcesi, son teknolojiler zor durumda olan, yardıma, desteğe ihtiyacı olan mültecilere destek olmada veya yoksullukla mücadelede imkanlar sunabilir, ama aynı zamanda bu kesimlere hayatı zindan haline de getirebilir, onlar üzerinde denetim ve kontrolü pekiştirebilir, verilerin aleyhlerinde kullanılmasına neden olabilir. Bu nedenle işin politik içeriğinin analizi önemli. Yasal çerçevenin ve etik ilkelerin belirlenmesi, aynı zamanda BM’nin ve insani yardım kuruluşlarının şeffaf ve açık olması ve denetleme mekanizmalarının oluşturulması da oldukça önemli.

Bunları da beğenebilirsin
Haber Bülenimize Abone Olun
Eklenmiş yazılardan ilk siz haberdar olmak istiyorsanız bültenimize abone olun.
İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz.