Yapay Zeka Raporu: Mükemmellik ve güven konusunda Avrupa yaklaşımı

 

Yapay Zeka Raporu

Mükemmellik ve güven konusunda Avrupa yaklaşımı

Brüksel, 19.02.2020

Özet

Yapay zeka (YZ) hızla gelişiyor. Sağlık hizmetlerini iyileştirerek (örn. tanıyı daha kesin hale getirmek, hastalıkların önlenmesini sağlamak),tarım verimliliğini artırarak, iklim değişikliğinin azaltılmasına ve adaptasyonuna katkıda bulunarak, öngörücü bakım yoluyla üretim sistemlerinin verimliliğini yükselterek, Avrupalıların güvenliğini artırarak ve hayal edebileceğimiz diğer birçok yolla hayatımızı değiştirecek. Aynı zamanda, yapay zeka, belirsiz karar verme, cinsiyete dayalı veya diğer ayrımcılık durumları, özel hayatımıza izinsiz girme veya suç işleme amaçlarıyla kullanılma gibi bir dizi potansiyel risk içeriyor.

Sert küresel rekabetin arka planı karşısında, Nisan 2018’de sunulan YZ için Avrupa stratejisini temel alan sağlam bir Avrupa yaklaşımına ihtiyaç duyuluyor. YZ’nin fırsatlarını ve zorluklarını ele almak için AB YZ’nin gelişimini ve kullanımını teşvik etmede Avrupa değerlerine dayalı olarak hareket etmeli ve kendi yolunu tanımlamalıdır.

Komisyon bilimsel atılım sağlamayı, AB’nin teknolojik liderliğini korumayı ve yeni teknolojilerin tüm Avrupalıların hizmetinde olmasını sağlamayı ve haklarına saygı göstererek hayatlarını iyileştirmeyi taahhüt ediyor.

Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, yapay zekanın insani ve etik etkileri konusunda eşgüdümlü bir Avrupa yaklaşımı ve büyük verinin inovasyon için daha iyi kullanılması konusundaki Kılavuzu duyurdu.

Böylece Komisyon, YZ’yi kavramayı teşvik etmek ve bu yeni teknolojinin belirli kullanımlarına ilişkin riskleri ele almak şeklinde düzenleyici ve yatırım odaklı bir yaklaşımı desteklemektedir. Bu Rapor’un amacı, bu hedeflere nasıl ulaşılacağına dair politika tercihlerini belirlemektir. Askeri amaçlarla YZ’nin geliştirilmesine ve kullanılmasına değinmez. Komisyon, Üye Devletleri, diğer Avrupa kurumlarını ve endüstriyi, sosyal ortakları, sivil toplum kuruluşlarını, araştırmacıları, genel olarak kamuoyunu ve ilgili tarafları da içeren tüm paydaşları, Rapor’a karşılık vermeye ve Komisyon’un gelecekte bu alanda vereceği kararlara katkıda bulunmaya davet ediyor.

Raporun tamamını aşağıdaki bağlantı adresinden erişebilirsiniz:

https://ec.europa.eu/info/sites/info/files/commission-white-paper-artificial-intelligence-feb2020_en.pdf

Sivil ve Askeri Dronlar

 

Sivil ve Askeri Dronlar

 

Avrupa Parlamentosu, Ekim 2019

 

ÖZET

Genellikle bugünün en önemli yıkıcı teknolojilerinden biri olarak sınıflandırılan dronlar, iş modellerini, mevcut yasaları, emniyet ve güvenlik standartlarını, taşımacılığın geleceğini ve modern savaşı temelden yeniden ele alarak gerçekten bu sıfatı hak etmektedir. Avrupa Birliği (AB), dronların sunduğu fırsatların farkında ve onları havacılık tarihinde yeni bir bölüm olarak görmektedir. AB havacılık stratejisi, yeni ve gelişen teknolojilerin araştırılması için rehberlik etmekte ve rekabetçi AB havacılık endüstrisini sürdürmek için dronların iş dünyasına ve topluma entegrasyonunu sağlamaktadır.

Böcek boyutundaki ağırlıktan birkaç tona kadar değişen dronlar, birden fazla kullanım alanına sahiptir; çekim yapma, tarım ve tıbbi yardımdan arama kurtarma operasyonlarına kadar çok çeşitli işlevleri gerçekleştirebilmektedir. Sivil ve askeri dronların avantajları arasında göreceli düşük maliyetleri, ulaşılması, daha fazla iş üretkenliği ve insan hayatı riskini azaltma kapasitesi bulunmaktadır. Bu özellikler kitlesel ticarileşme ve askeri planlama entegrasyonlarına yol göstermektedir. Yine de düzenleme ve gözetim zorlukları özellikle çift kullanımlı dronlar -kolayca silahlı dronlara dönüştürülebilen veya suç işleme amaçları için silahlandırılabilen sivil dronlar- özelinde devam etmektedir.

AB düzeyinde, Avrupa Komisyonu, güvenli insansız hava araçları operasyonlarında uyumlaştırılmış bir yasal düzenleme çerçevesinin sağlanmasına yardımcı olmak için sivil dronları ve Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansını düzenleme yetkisine sahiptir. En son AB mevzuatı dronlar için şimdiye kadarki en yüksek güvenlik standartlarına ulaştı. Yasa koyucular, devlet ve üreticiler için diğer bir zorluk da vatandaşların ve tüketicilerin güvenini arttırma ihtiyacıdır. Dronların kötüye kullanımlarının, başarı, şeffaflık ve etkili iletişimden daha çok halkın önünde olduğu düşünülürse, vatandaşları yaklaşmakta olan dron çağına hazırlamak  bir zorunluluktur.

 

Orijinal dokümana aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2019/642230/EPRS_BRI(2019)642230_EN.pdf

 

Büyük Veri Etiği

 

Büyük Veri Etiği

 

2017

 

Özet

 

Avrupa Ekonomi ve Sosyal Komitesi (EESC)’nin faaliyetlerini desteklemek amacıyla yapılan bu çalışma, Büyük Veri’nin etik boyutlarını, AB içindeki ekonomik büyümeye duyulan ihtiyaçla dengelemek amacıyla araştırmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, Büyük Veri ile ilgili etik sorunları vurgulamak için mevcut literatürün derinlemesine bir incelemesi yapılmıştır. Yukarıda açıklanan dengeye ulaşmanın aracı olarak beş aksiyon geliştirilmiştir. Çalışmanın ikinci aşaması, birtakım kilit paydaşlarla yapılan görüşmeler ve Büyük Veri kullanımı ile ilgili hususlarda genel bilgiler edinen bir anket yürütülmesini içermektedir. Teklif edilen dengeleme aksiyonlarına ilişkin geri bildirimler de alınmış olup son incelemede göz önünde bulundurulmuştur. Büyük Veri’nin yararları katılımcılar tarafından nadiren tartışılırken, görüşmelerden ve anketlerden ortaya çıkan tutumlar, ilgiden endişeye doğru uzanmaktadır. Avantajlar, Büyük Veri’ye olduğu kadar risklere de özgüdür ve bu husus çalışma boyunca daha geniş bir şekilde tartışılmaktadır.

 

Çalışmanın orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.eesc.europa.eu/sites/default/files/resources/docs/qe-04-17-306-en-n.pdf

 

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

Washington Üniversitesi’nden Prof. Ryan Calo ile YZ, robotlar ve hukuk üzerine keyifli bir röportaj yaptık. Calo, Hukuk, İletişim ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerini bir araya getiren, disiplinlerarası araştırma merkezi olan Washington Üniversitesi Tech Policy Lab’in Batya Friedman and Tadayoshi Kohno ile birlikte kurucu ortağı. Calo’nun  hukuk ve gelişen teknolojiler üzerine olan incelemeleri ve teknik eserleri önde gelen yayınlarda yer almakta  (California Law Review, University of Chicago Law Review, and Columbia Law Review, MIT Press, Nature, Artificial Intelligence) veya yayınlanmak üzere; ayrıca ana akım medyada da referans gösterilmekte (NPR, New York Times, Wall Street Journal).

Keyifli okumalar…

 

Çetin: Hadi kişisel bir soru ile başlayalım. Robotlar ve hukuk… Bu oldukça popüler bir konu oldu. Bu alanın gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: Robotik hukuk ve politikanın son on yılda geldiği noktadan çok memnunum. En azından Amerika’da kenarda kalmış bir konu olmaktan, sofistike teoriler ve somut örneklerle olgunlaşan bir alt disiplin olma yolunda ilerledi. Bence -senin de katılmış olduğun- her yıl düzenlenen We Robot konferansı buna aracı oldu.

 

Çetin: Ülkeler yavaş yavaş YZ politikalarını belirlemeye başladı. Ülkelerin demokratik ve ekonomik yapılarının YZ politikaları konusundaki etkisi ile ilgili ne düşünüyorsun?

Calo: Güzel soru. Bazı ülkeler YZ’yi küresel anlamda daha rekabetçi olmak için bir fırsat olarak görüyor; bazıları ise üstünlüklerini koruma açısından endişeli. Bana göre en iyi politika, YZ’yi küresel bir girişim olarak algılamak ve aynı zamanda YZ’nin kendi toplumundaki sosyal etkilerini düşünmektir. YZ’nin bir veya daha fazla ülkenin kazanacağı bir yarış olduğu söylemini sevmiyorum. Bu tür düşünceler faydalı olmayan kısayollara yol açar ve işbirliğini engeller.

 

Çetin: Gelişmekte olan ülkeler büyük oranda teknoloji ürünlerini ithal ediyor, ayrıca bu tür ürünler yerel pazarda büyük talep görüyor. Bu durumun gelişmekte olan ülkelerdeki YZ düzenlemelerini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?

Calo: Teknolojinin kültürel ve diğer varsayımları beraberinde getirdiğini unutmamak önemli. Yani gelişmiş ekonomiler daha az gelişmiş olanlara teknoloji ihraç ettiğinde, bu ülkelerin değerinin ürünle rekabet etme potansiyeli var. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerin YZ politikasının üretim açısından en iyi uygulamaları içermesi gerektiğini düşünüyorum. Demek istediğim, gelişmekte olan ülkeler aynı oranda yapay zeka geliştirememelerine rağmen, hala pazar gücüne sahipler ve ithal ettikleri ürünlerin değeri ve sağladığı refahın önemini anlama konusundaki ısrarlarını sürdürebilirler. Hiç kimse bu ısrar olmaksızın YZ ithal etmemeli.

 

Çetin:  İçtihat Hukuku ile Kıta Avrupası Hukuku karşılaştırıldığında, YZ ve robotların hukuki düzenlemesi konusunda ne gibi zorluklar söz konusu olabilir?

Calo: Aslında robot hukuku ile ilgili zorlukların örf ve adet hukuku ve medeni hukuk arasında oldukça belirgin olduğunu düşünüyorum. Zarar sorumluluğu, mahremiyet, kontrol ve mülkiyete ilişkin soruları değerlendirmeyi içeriyor. Bu, örf ve adet hukukunun yeni teknolojiye tepki vermede daha esnek olduğunu kanıtlayabilir; fakat durumun böyle olması için doğal bir sebep yok.

 

Çetin: Özellikle son yıllarda şirketler YZ ve etik konusunda adımlar attı. Mesela onlardan biri de Google idi. Yapay zeka ve etik konusunda politika belirlerken şirketler için en önemli husus ne olmalı?

Calo: Etiği hukuk ve politikanın dışında tutma konusunda ısrarcı olmamamız ile ilgili uzun süre tartıştım. Bu fenomen birçok şirketin, hükümetin zorunlu kurallarıyla yüzleşmek yerine kendi etik kurallarını oluşturmayı tercih etmesi yönündeki seziyi ele alan “etik yıkama” olarak bilinir hale geldi. Bu yüzden, etik programların içeriği çok önemliyken, meşruiyet sorunu da öyledir.

Bu anlayışla şirketler, YZ’nin zararlarının ve yararlarının çoğunlukla değişken olduğu; YZ’yi tüm paydaşlarla birlikte tasarlayacak süreçlere sahip olduğu; ve yeni teknolojilerin özellikle en savunmasız kişiler üzerindeki sosyal etkilerini değerlendirdiği hususlara vurgu yapmalı. Bence bu şeffaflıktan çok daha önemli bir şey.

 

Çetin: Avrupa Komisyonu yakın zamanda Siber Güvenlik Düzenlemesini kabul etti. Bu AB’de bilgi güvenliği ile ilgili önemli bir adım. Peki ABD ne durumda? Özel sektör ve hükümet uygulamaları açısından ABD’nin siber güvenlik yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: YZ -özellikle adversarial ML (hasmane YÖ)- ışığı altında hackleme kavramının modasının geçmesinden endişeliyim. Bilgisayar bilimci arkadaşlarımla bununla ilgili ”Is Tricking a Robot Hacking?” (Robotları Kandırmak Hacklemek midir?) başlıklı bir makale yazdık. YZ’yi kandırarak manipüle etmenin en az bilgisayar sistemlerinin içine girmek kadar tehlikeli olduğunu tartıştık. Güvensizlik ve önyargı bakımından YZ’yi test eden araştırmacıları korurken, saldırılar karşısında YZ’yi daha güçlü hale getirme yollarına da ihtiyacımız var.

 

Çetin: CCPA, Kaliforniya’daki en önemli düzenlemelerden biri. Ancak ABD’de federal bir veri koruma yasası hala yok. Bu durumun bireyler ve şirketler için etkisi nedir?

Calo: Bilmiyorum. Şirketlerin kendileri de dahil olmak üzere pek çok kişi ve grup, ABD’de federal tabanlı veri koruması arıyor. Bence herkes belirsizlikten ve sonuçta ortaya çıkan korku ve dengesizlikten bıkmış durumda. CCPA’in harika olduğunu düşünmüyorum; ancak Kaliforniya’ya, ABD’deki  tartışmalarda sıçrama yarattığı için teşekkür ediyorum.

 

Çetin: Eminim bu soru sana çokça soruluyordur; ama robotic.legal okurları için tekrar sormak istiyorum. Robot hukuku konusunda kendini geliştirmek isteyen üniversite öğrencilerine önerilerin nelerdir?

Calo: Harika soru! We Robot’a katılmalarını ya da en azından izlemelerini ve takip etmelerini söylemek istiyorum. Bu tartışmaların en ateşli olduğu yer. Ancak diğer disiplinden kişileri de bulun. Eğer robot bilimciyseniz hukuk ve sosyal bilimlerden kişileri bulun; hukuk veya sosyal bilimlerden iseniz robotik ve YZ öğrencileri ve fakülteden kişiler ile konuşun. Sıklıkla söylediğim gibi, tek bir disipline atıfta bulunularak çözülebilecek çok az önemli soru var.

Her zaman olduğu gibi harika soruların için teşekkürler Selin! Ayrıca robot hukuku çalışan kişilere de!

 

Ryan Calo’ya saygılarla…

Akıllı Şehir Yaratmak: Politika Önerileri

 

Akıllı Şehir Yaratmak: Politika Önerileri

AB Akıllı Şehir Bilgi Sistemleri 

 

Rapor Hakkında

Bu raporun amacı, öğrenilen kilit noktaları paylaşmak ve Akıllı Şehir projelerinin gelişiminin nasıl destekleneceğine ilişkin politika önerileri sunmaktır. Bu rapor, AB tarafından finanse edilen projelerce test edilmiş, başarılı, yenilikçi teknolojilerin çoğaltılmasını desteklemeyi ve teşvik etmeyi amaçlayan Akıllı Şehirler Bilgi Sistemleri (SCIS) projesindeki SCIS Raporunun üçüncüsüdür. SCIS projesi, veri alışverişi yapılması, bilgi birikiminin tecrübe edilmesi ve akıllı şehirlerin yaratılması ve enerji açısından verimli bir kentsel ortamın oluşturulması konusunda işbirliği yapmak için Avrupa genelinde proje geliştiricileri, şehirler, kurumlar, endüstri ve uzmanları bir araya getiriyor.

Bu rapor yerel, ulusal ve AB düzeyindeki politika yapıcılar için politika önerileri sunmaktadır. Politikadan etkilenen temel alanları, yani hukuki düzenleme ve finansı kapsamaktadır. Raporda, Akıllı Şehirler ile ilgili AB makamları için inovasyon politikası üzerine bir uzman bölümü de sunulmaktadır. Akıllı şehir planlaması ve şehir planlamacılarının ve destekçilerinin etki alanı olan proje uygulama konuları, SCIS’in teknolojinin geliştirilmesi ile ilgili raporunda ele alınmıştır. Bu rapor, politika koşullarından doğan, projelerin karşılaştığı engellerin bir analizini sunarak, projelere odaklanan SCIS bilgi veritabanını tamamlamaktadır. Aynı zamanda bazı potansiyel politika çözümleri önermektedir. Bu rapor, bu nedenle, bir dereceye kadar, teknik çalışmada madalyonunun diğer yüzüdür ve bu nedenle birçok ortak çalışmayı göz önüne getirecektir. Rapor birkaç ana bilgi kaynağına dayanmaktadır:

• Avrupa Komisyonu tarafından ortak olarak finanse edilen, Akıllı Şehirler ve Topluluklar FP7 ve Horizon 2020 projelerinin enerji, mobilite ve ulaşım ile ICT alanlarında teknolojik, politika ve finansal analizleri;

• Akıllı Şehirler projeleri koordinatörlerinin özel çalıştaylar sırasında paylaştığı bilgiler;

• Akıllı Şehirler ve Topluluklar üzerine Avrupa İnovasyon Ortaklığı gibi diğer Akıllı Şehir platformlarından gelen görüşler;

• Literatür taraması ve diğer kaynaklar.

 

Rapor aşağıdaki yapıya sahiptir:

Bölüm 1, Raporu tanıtmakta;

Bölüm 2, inovasyon ve yayma konusundaki üç yönetişim düzeyinde, yetkililer ve politika yapıcılar tarafından ele alınacak politika zorluklarına genel bir bakış sunmakta;

Bölüm 3, ulusal ve yerel düzeyde ihtiyaç duyulan politika aksiyonlarına odaklanmakta;

Bölüm 4 ise AB düzeyinde politika konularına odaklanmaktadır.

 

Raporun orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.smartcities-infosystem.eu/sites/default/files/document/the_making_of_a_smart_city_-_policy_recommendations.pdf

Son Teknolojiler ve Göçmenler/Mülteciler

 

Son Teknolojiler ve Göçmenler/Mülteciler

 

 

Son yıllarda göçmenlerle ve mültecilerle ilgili çalışmalarda ve insani yardım alanında blok zinciri ve yapay zeka gibi son teknolojilerin kullanıldığı projelerde ciddi bir artış yaşanıyor. Buna biometrik kimlik kaydı, mobil uygulamalar ve cep telefonundan ve sosyal medyadan toplanan verilerin analiz edildiği çalışmalar da eşlik ediyor. Bu çalışmalar ise bilhassa Birleşmiş Milletler ve bağlı kurumlarıyla insani yardım kuruluşları tarafından yürütülüyor ve bağışçı (donor) devletler ve fon sağlayan diğer kuruluşlar tarafından teşvik ediliyor.

Ürdün’de Dünya Gıda Programı tarafından gözün/irisin taranması ile alışveriş yapmayı sağlayan blockzinciri temelli “building blocks” projesi, Kenya’da Uluslararası Kızılhaç Komitesi tarafından yürütülen yine blokzinciri temelli maddi destek programı, Tayland ve Endonezya’da mültecilerin sağlık kayıtlarını alan Microsoft öncülüğünde kurulan ID2020 İnisiyatifi örnek gösterilebilir. ABD, Kanada, İsviçre gibi birçok ülke tarafından uygulanan sığınma taleplerin analizi ve mültecilerin yeniden yerleştirilmesi konularında danışılan yapay zeka programları gibi çok sayıda çalışma da eklenebilir.

Söz konusu teknolojilerin büyük imkanlar sunduğu açık, birçok hizmeti hızlı ve daha az masraflı şekilde yerine getirebiliyor. Örneğin Dünya Gıda Programının blokzinciri temelli, iris taraması ile ilettiği para sayesinde banka hesap aktarım masraflarının % 90 azaldığı ve bu gelirin ihtiyaç sahipleri için kullanıldığı belirtilmektedir.

Ancak her anımızda cep telefonu ve sosyal medya üzerinden geride bıraktığımız dijital ayakizlerimizin takibi ve analizi üzerinden normal şartlarda yaşayan toplumların dahi manipüle edildiği bir ortamda bu teknolojilerin nasıl kullanıldığı, mülteciler ve göçmenlerden verilerin nasıl toplandığı, nerede saklandığı, söz konusu yardıma hayati düzeyde ihtiyacı olan kişilerin onayının nasıl alındığı, kişilerin veri gizliliğinin nasıl korunduğu ve insanların paylaştıkları verilerin kendi aleyhlerinde kullanılmasının nasıl engellendiği gibi konularda ciddi politik, etik ve sosyal sorulara henüz doyurucu cevap verilmemektedir.

Bu projelerin hayat bulması kamu-özel işbirliği adı altında bizzat BM’nin teknoloji şirketleriyle işbirliği yapmasını gerektiriyor. En son iş bağlantıları açısından çok çeşitli iddiaların öne sürüldüğü teknoloji devi Palantir ile Dünya Gıda Programı arasında imzalanan işbirliği anlaşması eleştirileri üzerine çekmişti. Yapay zeka veya blok zinciri gibi son teknolojilerin nasıl çalıştığı, örneğin yapay zekan algoritmasının bir kararı nasıl aldığı gibi çeşitli konularda teknoloji şirketlerinin açıklamalarına bağımlı kalıyoruz. Daha da önemlisi, bu projelere fon veren “bağışçı ülkelerdeki” ilgili kurumların (DFID, USAid), insani yardım kuruluşlarının ve Birleşmiş Milletler’in de bu teknolojileri bilen, üreten ve denetleyen uzman ekiplerinin olmaması mevcut işbirliğinin ve ortaklığının içeriğinin sorgulanmasına neden oluyor. Bu şirketlerin kar amacı güderek dahil olduğu bu projelerdeki faaliyetlerinin denetlenmemesi ve bunların ticari amaçlarla, verisi toplanan kişiler aleyhinde kullanılmasına engel olacak mekanizmaların olmaması çok ciddi bir sorun. Tabii, kar amacıyla hareket eden şirketlerin kar oranlarının analizi, faaliyet alanlarının sınırlarının çizilmesi gibi konular da dikkate alınmalıdır.

Bununla birlikte kimlik tanıma amaçlı toplanan biometrik veriler (parmak izi, iris vb) nerede, nasıl saklanıyor ve bunun devletlerle paylaşımı konusu da ciddi bir sorun. Hem UNHCR gibi BM kuruluşları hem de çok çeşitli insani yardım kuruluşları milyonlarca kişinin biometrik verilerini topluyor. Bu verilerin örneğin bir iç savaş ve çatışma şartlarında savaşan tarafların eline geçmesi veya mültecilere sempatiyle bakmayan (otoriter) devletlerce el konulması insani yardımla askeri güvenlik arasındaki çizginin silikleşmesi yaşadığı bölgeleri terk eden, zor durumdaki insanların sömürüye ve kovuşturmaya uğramasına neden olabilir.

Bu tür projelerde insanların gönüllü şekilde onayının alınması şart olsa da söz konusu yardıma ihtiyacı olan, bahsi geçen teknoloji hakkında bilgisi olmayan, hatta okur yazar dahi olmayan insanların imza atarak veya parmak basarak projeye katılım için onay verdiklerini savunmak pek mümkün değil. Bu konuda hangi etik ilkelerle hareket edileceğinin de BM, fon verenler ve fonu değerlendirenler tarafından netleştirilmesi gereklidir.

En önemlisi bu projelerin şeffaf ve açık olması şartıdır. Bahsini ettiğimiz Dünya Gıda Programının veya ID2020’nin projelerinin sonuçlarının net, ölçülebilir ve bağımsız şekilde denetime açık olması gereklidir. Birçok pilot projede uygulanan blok zinciri gibi teknolojilere ihtiyaç olmadığı bilinmektedir. Örneğin Kenya, Ürdün veya Tayland örneklerinde yardımı alanlardan teknik hizmet verenlere, dijital altyapıyı sunanlardan projeyi uygulayan kuruluşlara ve fon veren kurumlara kadar herkesin (onlarca kurum ve binlerce insan) blokzincirindeki özel anahtarlarının tek bir şirkette toplanmış olması ve blok zinciri sisteminin dışarıya kapalı bir yapı olarak kurulması gibi pratik sonuçlarla karşılaşılmakta ve mevcut diğer teknolojiler varken blokzincirindeki ısrarın nedeni açıklanmamaktadır. Bu durumda son teknolojilerin itiraz hakkı olmayan mülteciler üzerinden denendiği, kamplarda yaşayanların bilgisi dışında deney içinde kullanıldıkları anlaşılmaktadır. Bunun etik tartışmalarının yanı sıra herhangi bir deneyde dahi gösterilmesi gereken bilimsel ve etik ilkelerin uygulanmaması da ayrıca kaygı vericidir.

Özcesi, son teknolojiler zor durumda olan, yardıma, desteğe ihtiyacı olan mültecilere destek olmada veya yoksullukla mücadelede imkanlar sunabilir, ama aynı zamanda bu kesimlere hayatı zindan haline de getirebilir, onlar üzerinde denetim ve kontrolü pekiştirebilir, verilerin aleyhlerinde kullanılmasına neden olabilir. Bu nedenle işin politik içeriğinin analizi önemli. Yasal çerçevenin ve etik ilkelerin belirlenmesi, aynı zamanda BM’nin ve insani yardım kuruluşlarının şeffaf ve açık olması ve denetleme mekanizmalarının oluşturulması da oldukça önemli.

Güvenilir Yapay Zeka İçin Taslak Etik Esaslar

Güvenilir Yapay Zeka İçin Taslak Etik Esaslar

Avrupa Komisyonu Üst Düzey Uzman Grubu

18 Aralık 2018

 

ÖZET

 

Bu çalışma belgesi, Avrupa Komisyonu’nun Yapay Zeka Üst Düzey Uzman Grubu (AI HLEG) tarafından üretilen ve son hali Mart 2019’da belirlenecek olan YZ Etik Kuralları’nın bir taslağını oluşturmaktadır.

Yapay zeka, zamanımızın en dönüştürücü güçlerinden biridir ve toplumun dokusunu değiştirecektir. Avrupa’nın başarmak için çabalaması gereken refah ve büyümeyi artırma konusunda harika bir fırsat sunuyor. Son on yılda, çok miktarda dijital veri, güçlü bilgisayar mimarileri ve makine öğrenmesi gibi YZ tekniklerindeki gelişmeler sayesinde büyük ilerlemeler kaydedildi. Otonom taşıtlarda, sağlık hizmetlerinde, ev / hizmet robotlarında, eğitim veya siber güvenlik konularında önemli YZ gelişmeleri, yaşam kalitemizi her geçen gün arttırmaktadır. Ayrıca, YZ, küresel sağlık ve refah, iklim değişikliği, güvenilir yasal ve demokratik sistemler ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nde ifade edilen diğer hususlar gibi, dünyanın karşı karşıya olduğu büyük zorlukların birçoğunun üstesinden gelmenin anahtarıdır.

Bireyler ve toplum için muazzam faydalar üretme kabiliyetine sahip olan YZ ayrıca, uygun şekilde yönetilmesi gereken belirli riskleri de barındırmaktadır. Genel olarak, YZ’nin faydaları risklerinden ağır basıyor olsa da, YZ’nin faydalarını azami düzeye çıkarırken, risklerini de asgariye indiren yolu takip etmemiz gerekir. Doğru yolda kalmamızı sağlamak için, insan merkezli bir YZ yaklaşımı, YZ’nin gelişimi ve kullanımının başlı başına bir araç olarak görülmemesi gerektiğini, aynı zamanda insan refahını arttırma hedefine sahip olduğumuzu aklımızda tutmayı da gerektirmektedir. Güvenilir YZ bizim kuzey yıldızımız olacak, çünkü insanlar teknolojiye güvenebilirlerse ancak o zaman YZ’nin meyvelerin tereddüt etmeden ve tam olarak yararlanabilecekler.

Güvenilir YZ’nin iki bileşeni vardır: (1) “etik bir amaç” sağlayacak şekilde temel haklara, uygulanabilir düzenlemelere ve temel ilke ve değerlere saygı göstermelidir ve (2) teknik olarak sağlam ve güvenilir olmalıdır, çünkü iyi niyetli olsa bile, teknolojik hakimiyet eksikliği istenmeyen zararlara neden olabilir.

Bu rehber bu nedenle Güvenilir YZ için bir çerçeve oluşturmaktadır:

-Bölüm I, Yapay zekanın uyması gereken temel hakları, ilkeleri ve değerleri belirleyerek, YZ’nin etik amacını sağlamayı ele almaktadır.

– Bu ilkelerin ardından Bölüm II, hem etik amacı hem de teknik sağlamlığı ele alarak Güvenilir YZ’nin gerçekleştirilmesi konusunda rehberlik eder. Bu, Güvenilir YZ için gereklilikleri listeleyerek ve uygulanması için kullanılabilecek teknik ve teknik olmayan yöntemlere genel bir bakış sunarak yapılmaktadır.

– Bölüm III daha sonra, Güvenilir YZ için somut fakat ayrıntılı olmayan bir değerlendirme listesi sağlayarak gereklilikleri işler hale getirmektedir. Bu liste daha sonra belirli kullanım durumlarına uyarlanır.

Bu nedenle, etik YZ ile ilgili diğer belgelerin aksine, rehberler, YZ için başka temel bir değer ve ilkeler listesi sunmayı amaçlamaz, bunun yerine YZ sistemlerinin somut olarak uygulanması ve işletilmesi konusunda rehberlik sunar. Bu rehberlik, Bölüm I’deki en soyuttan (temel haklar, ilkeler ve değerler), Bölüm III’teki (değerlendirme listesi) en somut olana kadar, üç ayrı kısımda sunulmaktadır.

Rehber, YZ’yi geliştiren, dağıtan veya kullanan, ilgili şirketleri, kuruluşları, araştırmacıları, kamu hizmetlerini, kurumları, bireyleri veya diğer kuruluşları kapsayan tüm ilgili paydaşlara yöneliktir. Bu rehberin son versiyonunda, paydaşların gönüllü olarak onay vermelerini sağlayacak bir mekanizma ortaya konacaktır.

Mühim olan ise, bu rehber, ne herhangi bir politika yapmanın veya düzenlemenin yerine geçmeyi (AI HLEG’nin ikinci çalışmasında ele alınacak: Mayıs 2019 Politika ve Yatırım Önerileri) ne de bunun tanıtımını engellemeyi amaçlamaktadır. Dahası rehber, teknoloji ve bilgimiz geliştikçe, sürekli olarak uygunluk sağlamak için zaman içinde düzenli olarak güncellenmesi gereken canlı bir belge olarak görülmelidir. Bu nedenle, bu belge “Avrupa’da yapılan Güvenilir YZ” tartışması için bir başlangıç noktası olmalıdır.

Avrupa, etik yaklaşımını sadece küresel düzeyde rekabet ederken yayınlayabilse de, YZ’ye etik bir yaklaşım, kullanıcı güvenini oluşturacağı ve daha geniş YZ algısını kolaylaştıracağından sorumlu rekabet gücünü sağlamak için kilit önemdedir. Bu rehber, Avrupa’daki YZ inovasyonunu engellemek anlamına gelmez, bunun yerine hem bireyleri hem de ortak yararı korumak ve fayda sağlamak gibi benzersiz bir YZ markası geliştirmek için etiği ilham kaynağı olarak kullanmayı amaçlar. Bu, Avrupa’nın en gelişmiş, güvenli ve etik YZ konusunda kendisini lider konuma getirmesine imkân tanır. Avrupa vatandaşları yalnızca güvenilirliği sağlayarak YZ’nin faydalarından tam olarak faydalanacaktır.

Son olarak, Avrupa’nın ötesinde, bu rehber ayrıca küresel düzeyde YZ için, etik bir çerçeve üzerinde yansımaları ve tartışmaları geliştirmeyi amaçlamaktadır.

 

Taslağın orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

 

https://ec.europa.eu/digital-single-market/en/news/draft-ethics-guidelines-trustworthy-ai

 

Modern Tüketici Dünyasında Yapay Zeka, Otomatik Karar Verme, Robotik Ve Bağlantılı Cihazların Sağlam Ve Güvenli Kullanımı İçin Politika Önerileri

 

Modern Tüketici Dünyasında Yapay Zeka, Otomatik Karar Verme, Robotik Ve Bağlantılı Cihazların Sağlam Ve Güvenli Kullanımı İçin Politika Önerileri

 

Avrupa Tüketici Danışma Grubu Görüşü
16 Mayıs 2018

 

Özet

“Tüketici bağlamında yapay öğrenme ve otomatik karar verme

Kendi adına veya insanlar yerine süreçleri yürüten ve kararlar alan kendi kendine öğrenme algoritmalarının ve yapay öğrenmenin artan kullanımı, kaçınılmaz olarak bir dizi toplumsal ve etik soruna yol açıyor. Tüketici bakış açısından, etkilenen tüketicilerin sayısı yüksek olabileceği için, büyük verilere dayanan Algoritmik Karar Verme (ADM), fiili (de facto) otomatik karar alma özel bir ilgi ve yüksek bir öneme sahiptir.Nitekim, tüketicilerin günlük yaşamlarında ADM kullanma sıklığı neredeyse sınırsızdır. Yapay zeka da uzak gelecekteki bir bilim kurgu değildir. Söz konusu örnekler, çevrimiçi perakendecilerin bireysel tüketicilerin konumlarının ve kendi kendine giden arabaların etrafta dolaşma bilgilerinin tahminlerine göre fiyatları uyarladığı algoritmaları içerir. 

Bu nedenle, tüketicinin korunmasıyla ilgili Avrupa düzenleyici çerçevesinin sadece bağlı cihazlarla değil, aynı zamanda otomatik karar verme ile ortaya çıkan zorlukları da karşılayabilmesi önemlidir. Tercihler algoritmalarla tanımlandığında, tahmin edildiğinde ve şekillendiğinde, tüketici tercihi hakkında konuşabilir miyiz?Tüketici kuruluşları, tüketicilerin haklarına algoritma ve otomatik karar verme ile saygı duyulduğundan emin olmak için, ilgili Tüketici Koruma mevzuatını değerlendirmek ve gözden geçirmek üzere Avrupa Kurumlarına çağrıda bulunmaktadır.Bu veri kullanımının faydalarını teşvik etmek, aynı zamanda ortaya çıkabilecek riskleri de ele almak için ayrıntılı bir hesap verebilirlik ve etik işleme biçimi gereklidir.”

 

Öneri ile ilgili bağlantı adresini ve önerinin orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://ec.europa.eu/info/sites/info/files/eccg-recommendation-on-ai_may2018_en.pdf

 

 

 

AB Yapay Zeka Bildirgesi

AB Yapay Zeka Bildirgesi

 

Image result for eu

10 Nisan 2018 / Brüksel

 

Ekim 2017’de, AB Konseyi, AB Komisyonu’ndan Avrupa’nın yapay zeka yaklaşımını sunmasını istemişti. Komisyon, Nisan 2018’de yapay zeka ile ilgili bir tebliğ çıkaracağını açıklamıştı.

Bu Bildirge, Avrupa’nın yapay zekadaki başarıları ve yatırımları ile Dijital Tek Pazar oluşturulmasına yönelik ilerlemeyi temel almaktadır.

Katılan Üye Devletler, şu konularda işbirliği yapmayı kabul etti:

  • Avrupa’nın yapay zeka konusundaki teknoloji ve endüstri kapasitesini artırma; ve kamu sektörü verilerine daha iyi erişim de dahil olmak üzere bunun kavranmasını hızlandırma; bunlar, yapay zeka gelişimini etkilemek, yenilikçi iş modellerini körüklemek, ekonomik büyüme ve yeni nitelikli işler yaratmak için gerekli şartlardır;

 

  • İşgücü piyasasının dönüşümü ve AB vatandaşlarının becerilerinin artırılması da dahil olmak üzere Avrupa’daki eğitim ve öğretim sistemlerinin modernize edilmesi gibi sosyo-ekonomik zorlukların ele alınması;

 

  • Şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi prensiplerin yanı sıra kişisel verilerin gizliliği ve korunması da dahil olmak üzere AB temel hak ve değerlerini temel alan yeterli yasal ve etik bir çerçeve sağlanması.

Katılan Üye Devletler, özellikle:

  • AB’nin yapay zekadaki rekabet gücünü, Ar-Ge’deki cazibesini ve mükemmelliğini arttırmak, kapsamlı ve entegre bir Avrupa yaklaşımı doğrultusunda çalışmak, yapay zekadan sağlanan fırsatların değerlendirilmesini ve ortaya çıkan zorlukların ele alınmasını sağlamak için ulusal politikalar gözden geçirilmesi ve modernize edilmesi,

 

  • Paydaşlarla yapay zeka konusundaki tartışmaları ve yapay zeka gelişiminin ekonomiye ve topluma sağladığı faydaları, en üst düzeye çıkaracak şekilde teşvik etmek ve farkındalık yaratmak amacıyla bir “Avrupa Yapay Zeka İttifakı”nda çeşitli paydaşlar topluluğunun gelişiminin desteklenmesi,

 

  • Öncelikli bir konu olarak, devrimsel yenilikler ve uygulamalar da dahil olmak üzere, yapay zekanın daha fazla geliştirilmesi ve yayılması için Ar-Ge fonlarının tahsisinin göz önünde bulundurulması,

 

  • Avrupa çapında, ilgili Ar-Ge finansman planlarında işbirliği yaratma stratejileri ve diğer Üye Devletler ile Komisyon arasında yapay zeka araştırma gündemleri konusunda görüş alışverişi yapılması,

 

  • Yapay zeka araştırma merkezlerini güçlendirmek ve siyasi anlamda Avrupa Birliği boyutunu desteklemek için işbirliği yapılması,

 

  • Avrupa düzeyinde yoğun bir Dijital İnovasyon Merkezi ağının kurulmasına katkıda bulunulması,

 

  • Kamu idareleri ve tüm şirketler için yapay zekayı uygun ve yararlı hale getirme çabalarına katkıda bulunulması, -özellikle KOBİ’ler ve teknoloji tabanlı olmayan sektörlerden şirketler için-

 

  • Herhangi bir boyutta ve herhangi bir düzeyde devlet idarelerinde ve daha genel şekilde kamu sektöründe, yapay zekayı tedarik etme ve kullanmada en iyi uygulamaların alışverişinin yapılması,

 

  • Daha fazla kamu sektörü verisi hazırlamaya yönelik çabalara katkıda bulunma, bu örneği takip etmek için özel işletmeleri destekleme ve mevcut haklara, düzenlemelere ve sözleşme özgürlüğüne zarar getirmeksizin, kamu kaynaklarından gelen bilimsel araştırma verilerinin yeniden kullanılabilirliğinin iyileştirilmesi,

 

  • Yapay zeka kullanımında sorumluluğu temin etmek için, yapay zeka ile ilgili etik ve yasal çerçeve konusunda görüşler alışverişinin yapılması,

 

  • Yapay zeka tabanlı çözümlerin sürdürülebilirliğine ve güvenilirliğine katkıda bulunulması; örneğin, daha iyi bilgi güvenliği sağlamak, tasarım ve uygulamada güvenliği ve ihtiyatı teşvik etmek ve yapay zeka sistemlerinin hesap verebilirliğini artırmak,

 

  • İnsanların yapay zekanın gelişiminin, yayılmasının ve karar vermesinin merkezinde kalmasının sağlanması; yapay zeka uygulamalarının zararlı sonuçlarının ve kullanımının önlenmesi ve yapay zekanın kamusal anlayışını ilerletilmesi,

 

  • Yapay zekanın işgücü piyasaları üzerindeki etkisi hakkında görüş alışverişinde bulunulması ve bu etkilerin nasıl hafifletileceğine dair, vatandaşların yapay zekadan faydalanabilmesi ve sosyal istikrarın sağlanması için alınacak beceriler konusunda pratik eğitimin ve eğitimde alınan önlemlerin benimsenmesi de dahil olmak üzere en iyi uygulamaların tartışılması,

 

  • Yapay zeka konusunda Komisyon ile sürekli diyalog halinde olunması

konusunda anlaştı.

Bu Bildirgeyi imzalayanlar, yapay zekanın gelişmekte olan evrimine ve onunla ilgili fırsatlara ve zorluklara yeterli karşılığı vermek için, yukarıda belirtilen konularda elde edilen başarıların ve ilerlemelerin düzenli olarak değerlendirilmesini ve uygun önlemlerin alınmasını taahhüt etmektedir.

 

Metnin orijinal haline aşağıdan ulaşabilirsiniz:

Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?

 

Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?

 

Teknolojik inovasyon hayatımızı hızlı şekilde değiştirmeye başladı. Özellikle robotik teknolojide yaşanan gelişme yakın bir gelecekte sosyal hayatımızda da hissedilecek. Endüstriyel alanda yoğun şekilde kullanılan robotlar artık hizmet sektörüne de destek sunmaya başladı. Örneğin, humanoid robot üretiminde önemli bir şirket olan Pal Robotics geceleri ürünleri kontrol etmek amacıyla mağazaların içinde gezen Stockbot’u fuarlarda görücüye çıkardı.

Yine önemli teknoloji şirketlerinden Oppent’in otonom araçları, hastanelerde çamaşırları ya da atık malzemeleri taşıyor, 100 yıllık geçmişi olan Yaskawa şirketinin Motoman robotu laboratuvar örnekleri hazırlıyor, Bristol merkezli OC Robotics nükleer santraller ya da uçak kanatlarının içi gibi tehlikeli noktalarda denetim yapması için yılan kollu robotlar üretiyor.

Fonksiyonlarının genişlemesi ve hizmet robotlarının çalışma ortamları nedeniyle güvenlik gereksinimleri de değişiyor ve karmaşıklaşıyor. Örneğin evin içinde internete bağlanabilen bir robotun kullanılması evin iç mekanının görüntülenebilmesinin yolunu açıyor. Bunlar saat kaçta eve gelip gittiğinizden kimlerle görüştüğünüze kadar hayatınıza dair tüm bilgileri kaydedebiliyor. Bu sayede kullanıcıların kişisel verilerine erişmenin de yolu açılmış oluyor.

Ayrıca yine internet bağlantısı sayesinde robota erişebilen kötü niyetli kişilerin ev sahibinin diğer birçok kişisel bilgisine ulaşması da söz konusu olabiliyor. Bu açıdan, tüketicilere yönelik makinelerde veri güvenliğinin de ön planda olması gerekiyor. Toplanan verilerin kime ait olacağı, hangi biometrik verilerin veya hangi verilerin sensör tarafından toplandığı, ne kadar veri toplandığı, bu verilerin nasıl kullanılacağı konularında şu an tam bir açıklık bulunmamaktadır. (S. Peppet, Regulating the Internet of Things: First Steps Toward Managing Discrimination, Privacy, Security, and Consent, sf.95)

Robotlar açısından hukuksal anlamda bu konuya uygulanabilecek doğrudan bir düzenleme bulunmuyor. Avrupa Birliği’nin düzenlemelerine ve Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında bunlar söz konusu problemlere çözüm için fikir verebilir. AB’nin 2002/58/EC Direktifi’ne göre , genel olarak kötü amaçlı yazılım saldırısı gibi belirli riskler söz konusu olduğunda, hizmet sağlayıcı tarafından kişiler bilgilendirilmeli ve bilgilerinin gizliliği sağlanmalıdır. (kısım 4, md.1) Burada kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma adına hizmet sağlayıcının da yükümlülüklerinin belirlenmesi gerekir.

Türkiye’de KVKK açısından bir değerlendirme yapıldığında veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak söz konusu yapay zekaya sahip bir robot tarafından kaydedilen veriler olduğunda veri sorumlusu ve veri işleyenin belirlenmesi önemli sorun teşkil etmektedir. KVKK açısından veri sorumlusu, her hangi bir temsilci, sorumlu kişi anlamında değil, doğrudan ilgili gerçek kişi veya tüzel kişi olarak tanımlanmış durumdadır. Örneğin, bir anonim şirketin kendisi bu kanun anlamında tüzel kişi olarak veri sorumlusudur. Veri işleyen ise, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişidir. Her ne kadar kanunda gerçek kişi veya tüzel kişi olarak belirlenmişse de kendi başına karar alıp uygulayabilen yapay zekalı bir robotça işlenmiş kişisel veriler bakımından veri sorumlusu ve veriyi işleyen kavramlarının yeniden belirlenmesi gerekecektir.

Bu konuya dair düzenlenmiş kanunlar istisnalar getirse de kişisel veriler ilgili kişinin rızası olmaksızın işlenemez. Sosyal hayatta hizmet sektöründe kullanılan veya evimizde bulunan robotların kameralar ve internet bağlantısı yoluyla tam olarak hangi bilgilerimize eriştiğini fark edemeyebiliriz. Bu robotlarca toplanan kişisel verinin amacının dışında kullanılmaması gerekir. Yine AB’nin 2009/136/EC Direktifi’nde, kişisel veri ihlali durumunda hizmet sağlayıcının, kişilere gerekli önlemleri almaları için bildirimde bulunması, bu bildirimin ihlali gidermek için alınan önlemlerin yanı sıra ilgili kişiye tavsiyeler de içermesi gerektiği belirtilmektedir. ( md.61)

KVKK düzenlemesinde de veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve bunlara erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Yukarıda belirtilmiş olduğu gibi burada da kullanılan robotik teknoloji açısından yazılımcı ve üretici bakımından veri sorumlusu kavramının aydınlatılması gerekir.

Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmadan aktarılmamalıdır. Ancak özellikle bulut teknolojisinin robotlara uygulanmasıyla verilerin gizliliği ve güvenliği açısından daha büyük bir risk altına giriliyor. Robotların internet aracılığıyla aralarında veri transferi yapması kişisel verilerin aktarılması tehlikesini artırıyor. Bu noktada kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla örneğin, yetkisiz erişimi, kötücül kod dağıtımını önleme gibi tedbirler alınmalıdır. EU 2016/679 sayılı Tüzük’teki düzelemeye baktığımızda, veri güvenliği değerlendirilirken oluşabilecek maddi veya maddi olmayan zararlar nedeniyle kişisel veri işleme yoluyla oluşan risklere dikkat edilmesi vurgulanmaktadır. (md.49) KVKK’da da, kişisel verilerin üçüncü kişilere aktarılmasında ilgili kişinin açık rızası aranmaktadır. Ancak bir robotun hangi bilgileri kaydettiğini ve bu verileri hangi üçüncü kişilere, ne zaman aktardığını, sonrasında ise oluşabilecek zarardan sorumluluğu tespit şu an büyük bir belirsizlik yaratıyor.

Değinilmesi gereken başka bir nokta ise bireylerin kendilerine ait verilerin toplanmasına ve aktarılmasına önceden izin verip veremeyeceğidir. Robotta bulunan ve birtakım verileri kaydedeceğini bildiğimiz çipin aktif halde bulunmasını istemeyebiliriz. Burada karşımıza yeni bir hak çıkar “çipi etkisiz hale getirme hakkı”. Bu bir opt-out (vazgeçme/çekilme) usulüdür. Çip başlangıçta aktiftir, kullanıcı daha sonra çipi etkisiz hale getirebilmektedir. Bir başka usul ise opt-in(dahil olma)dir. Burada ise çip başta aktif değildir, kullanıcı aktif hale getirip getirmemeye karar verir.(Yrd. Doç. Dr. A. Ebru Bozkurt Yüksel, Nesnelerin İnternetinin Hukuki Yönden İncelenmesi, sf.123)

Kullanıcının bilgisi dahilinde olmadan, önceden yerleştirilmiş çiplerin veya eklentilerin kişilere ait özel nitelikli verileri, açık rıza olmaksızın işlemesi de bir yaptırımla düzenlenmelidir. Ayrıca kişiler, robot tarafından uygun olarak işlenmiş olan verilerin, unutulma hakkının bir karşılığı olarak, silinmesini isteme hakkına da sahip olmalıdır. İşlenmesini gerektiren veriler re’sen veya ilgili kişinin talebi üzerine anonim hale getirilebilir. Ancak evlerde kullanılan robotlar özel hayata dair en hassas bilgileri kaydedebildiğinden bu verilerin anonim hale getirilmesi de pek mümkün gözükmüyor.

Genel olarak, yapay zekalı robot teknolojisinin henüz gelişme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu alanda bireylerin toplanan verilerinin nasıl kullanılacağı, gizliliğinin ve güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunda bir açıklık söz konu değil. KVKK ve ilgili yönetmeliğe bakıldığında, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeler, verilerin işlenme şartları, silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesi, aktarılması, kişilerin bilgilendirilmesi ve yükümlülükler gibi pek çok önemli nokta düzenlemiş olmakla birlikte kullanıcıların bilgilerinin gizliliği, genel veri korumasına dair AB ile uyumu sağlayan düzenlemelere ihtiyaç var. Şu aşamada robotik teknolojinin getirdiği sorunlara mevcut düzenlemelerin yorumlanması yoluyla çözüm üretilebilse de gelecekte yapay zekalı robotlara yönelik standartların belirlendiği özel düzenlemelerin yapılması gerekecektir.

 

Selin Çetin

Ayrıca bkz. https://siberbulten.com/makale-analiz/ya-robotunuz-kisisel-verilerinize-sadik-kalmazsa/


Alıntı için :

Selin Cetin
"Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?"
Hukuk & Robotik, Tuesday December 5th, 2017
https://robotic.legal/ya-robotunuz-kisisel-verilerinize-sadik-kalmazsa/- 19/09/2021