Sivil ve Askeri Dronlar

 

Sivil ve Askeri Dronlar

 

Avrupa Parlamentosu, Ekim 2019

 

ÖZET

Genellikle bugünün en önemli yıkıcı teknolojilerinden biri olarak sınıflandırılan dronlar, iş modellerini, mevcut yasaları, emniyet ve güvenlik standartlarını, taşımacılığın geleceğini ve modern savaşı temelden yeniden ele alarak gerçekten bu sıfatı hak etmektedir. Avrupa Birliği (AB), dronların sunduğu fırsatların farkında ve onları havacılık tarihinde yeni bir bölüm olarak görmektedir. AB havacılık stratejisi, yeni ve gelişen teknolojilerin araştırılması için rehberlik etmekte ve rekabetçi AB havacılık endüstrisini sürdürmek için dronların iş dünyasına ve topluma entegrasyonunu sağlamaktadır.

Böcek boyutundaki ağırlıktan birkaç tona kadar değişen dronlar, birden fazla kullanım alanına sahiptir; çekim yapma, tarım ve tıbbi yardımdan arama kurtarma operasyonlarına kadar çok çeşitli işlevleri gerçekleştirebilmektedir. Sivil ve askeri dronların avantajları arasında göreceli düşük maliyetleri, ulaşılması, daha fazla iş üretkenliği ve insan hayatı riskini azaltma kapasitesi bulunmaktadır. Bu özellikler kitlesel ticarileşme ve askeri planlama entegrasyonlarına yol göstermektedir. Yine de düzenleme ve gözetim zorlukları özellikle çift kullanımlı dronlar -kolayca silahlı dronlara dönüştürülebilen veya suç işleme amaçları için silahlandırılabilen sivil dronlar- özelinde devam etmektedir.

AB düzeyinde, Avrupa Komisyonu, güvenli insansız hava araçları operasyonlarında uyumlaştırılmış bir yasal düzenleme çerçevesinin sağlanmasına yardımcı olmak için sivil dronları ve Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansını düzenleme yetkisine sahiptir. En son AB mevzuatı dronlar için şimdiye kadarki en yüksek güvenlik standartlarına ulaştı. Yasa koyucular, devlet ve üreticiler için diğer bir zorluk da vatandaşların ve tüketicilerin güvenini arttırma ihtiyacıdır. Dronların kötüye kullanımlarının, başarı, şeffaflık ve etkili iletişimden daha çok halkın önünde olduğu düşünülürse, vatandaşları yaklaşmakta olan dron çağına hazırlamak  bir zorunluluktur.

 

Orijinal dokümana aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz:

http://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2019/642230/EPRS_BRI(2019)642230_EN.pdf

 

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

 

Rebecca Crootof

Yale Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

24 Şubat 2015

 

 

 

© Lucas Varela

 

Özet

 

“Birçoğu, otonom silah sistemlerinin savaşı “çok kolay” hale getirebileceğinden endişe duyuyorken, hiç kimse kullanımlarının savaş gücünün yapısal dağılımını nasıl değiştirebileceğine işaret etmiyor. Dronlar, siber operasyonlar ve silahlardaki diğer teknolojik gelişmeler, hali hazırda ABD’nin karada en az askeri müdahalede bulunmasına olanak sağlıyor; ve silah sistemlerindeki artan otonomluk, askerler için riskleri daha da azaltacak. İnsanlardan oluşan birlikler, robot olanlarla arttırılıp desteklendiğinden, özellikle kısa vadeli askeri anlaşmalar için güç kullanmanın haklı çıkarılması siyasi olarak daha kolay olacak. Buna göre, Kongre’nin başkanlığın savaş kışkırtıcılığını -Amerika’nın ömrünü yiyen popüler öfkeyi- kontrol etmesi için arda kalan teşviklerden biri de azalacak. Otonom silah sistemlerinin ABD askeri kuvvetlerine entegrasyonu, insani müdahalenin uluslararası doktrinine etkileri ile birlikte yönetimin elindeki savaş gücünün artan yoğunluğuna bu sayede katkıda bulunacak.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2569298

Kentsel Robotik: Robotların ve Kentlerin Tasarımında ve Düzenlenmesinde Otonominin Sağlanması

 

Kentsel Robotik: Robotların ve Kentlerin Tasarımında ve Düzenlenmesinde Otonominin Sağlanması

 

Related image

 

Jesse Woo,

Jan Whittington &

Ronald Arkin

 

We Robot 2018

 

 

Özet

“Kentler, otonom ve yapay zekalı araçlara ve robotlara hazır mı? Kent meydanları, giderek yaygınlaşan otonom araçlardan, teslimat, güvenlik ve eğlence için robotik teknolojinin kullanımı gibi daha küçük varyasyonlara kadar “akıllı” şehirlerin sembolik ürünleri ile daha fazla doluyor. Bütünüyle, bu tür kentsel robotlar, dijital sensörlerin ve ağ cihazlarının kullanıldığı yeni bir teknoloji dalgasını temsil ediyor, ve kamusal alanda hareket etmeleri için bununla bağlantılı veri depolarına algoritmik, fiziksel ve yasal araçlar sağlanıyor. Zaman geçtikçe, halkın kentin sokaklarında, kaldırımlarında otonom araçlarla, robotlarla; ayrıca kent hava sahasında insansız hava araçlarıyla karşılaşma olasılığı artıyor. Peki bu yeni ve yaklaşmakta olan teknolojilere kentler nasıl cevap vermeli?

Firmalar, ürünlerini kamusal alanda test etmek ve yaymak için teknolojik, pazarlama ve mali çıkarlara sahiptir, ancak kentler bakımından ortaya çıkan etkiler, istenen veya istenmeyen sonuçlara yol açmaktadır. Kentler, bu ürünlerin piyasaya sunulmasıyla ilgilenen firmalar için doğal deney alanlarıdır ve teknoloji firmalarıyla ilişkili ekonomik fırsat algısı,  kamusal alanları iyileştirme ve ürün geliştirme amacıyla, kent temsilcilerini kentleri test yataklarına dönüştürme konusunda yönlendiriyor. Bununla birlikte, deneyimlemenin deneme ve yanılmayı içermesi dikkat çekicidir ve yapay zekanın, kentsel çevreyi oluşturan geniş yelpazedeki koşullar ve olaylara ilişkin sınırlamaları vardır. Sonuç olarak, çevre tasarımı, bu ürünleri içeren donanım ve yazılım tasarımı olarak kentsel robotiğin başarısı için önemli olabilir. Kent görevlilerinin ilgilendiği bu konular; kentsel çevrelerin tasarımı, işlevi ve finansmanı genellikle yerel yönetimin konusudur. Buna ek olarak, yapay zeka, kişilerin rollerini ve sorumluluklarını değiştirmenin yanı sıra, yerine geçmek amacıyla donanımları yerleştirir ve bu değişim yerel düzeyde ortaya çıkar. Yapay zekalı cihazların işleyişine ilişkin yasal sorumluluk gibi, yasadaki önemli yeni sorular, otonom araçlar olarak ele alınıyor ve bu cihazlar kamu haklarına giriyor. Son olarak, bu ürünler halkla ilgili zengin veri depoları üreterek, veri potansiyeli ve gözetim dahil mahremiyetin azalması gibi ahlaki tehlikelerle birlikte, pazar potansiyelini de getirmektedir. Peki, bu deneyimlemeden hangi taraflar yararlanacak ve maliyetleri nasıl karşılayacak? Bu yaygın ve kalıcı endüstriyel ve teknolojik değişimler karşısında, kentler kamu yararı için nasıl hareket edebilir?

Bu soruların cevapları, , bu ürünlerin içsel yeteneklerinde olduğu kadar yeni teknoloji dalgasını yönetecek şekilde tasarlanan kurumsal düzenlemelerde de yatar. Günümüzde yapay zekalı araçlar için mevcut politika ortamını değerlendiren herkes, teknolojik iyimserliği ve karamsarlığı, kamu çıkarına dair perspektifleri; ve devlet ve federal düzeylerdeki önleyici eylemleri görecektir. Özellikle, mevcut politika yapımında önalım hakkı sorunları gündeme gelmektedir, çünkü güvenlik ve gözetimin yanı sıra kolaylık ve harcamalar da dahil olmak üzere ürün tasarımının sonuçları ve maliyeti yerel düzeyde ortaya çıkar. Kent görevlileri, kent sakinlerinin robotlarla birlikte var olmalarını ve bu ürünlere eşlik eden işlem maliyetleri üzerinden firmalarla görüşme yapmayı istedikçe, piyasa koşullarına ve piyasa yapıcıları olarak hareket etme yetkisine uyum sağlamak için gereken esnekliğe ve finansmana ihtiyaç duyuyorlar. En iyi koşullarda, devletler, büyük bir zarar olasılığına karşı bir geri döndürme ile kentlerin faaliyet göstermesi için destekleyici bir çerçeve sunarken, federal kurumlar rehberlik ve alan uzmanlığı sağlar. En kötü durumlarda ise, önalım hakkı, yerel düzeyde, robotlarla ikamet etme riskini ve maliyetini üstlenmek isteyen kişilerin haklarını ortadan kaldırma ve yerel yönetim düzeyleriyle çatışmaların çözümünü önleme tehdidinde bulunur.Teknoloji hukuku alanındaki önalım hakkı tartışmaları, ağ tarafsızlığı, ekonomi platformlarını paylaşma ve belediye genişbantı etrafında önemli sonuçlar doğurmuştur. Önerilen bazı federal ve eyalet yasaları ve mevcut devlet tüzükleri, şehirlerdeki robotik sistemleri birkaç önemli yolla önceden belirlemiştir.

Bu makalenin amacı, kamusal karar merciilerinin, yapay zekalı robotları pazara sunacak firmalarla, kamusal alanda etkin bir şekilde temas kurmaları için bir çerçeve sağlamaktır. Kurumsal bir ekonomik perspektif ile, bu makale, bulgu temelli politika yapımı için tasarımın bölünüp, onu meydana getiren unsurların bileşenlerine göre değerlendirilmesi yoluyla, şehirlerdeki deneyimlemelerin özel ve sosyal maliyetlerinin anlaşılmasını ayrıca devlet ve federal müdahale için sınırlı bir kapsamı tavsiye etmektedir. Bölüm II, kamusal alana giren robotik akımının özelliklerini tanımlayarak, teknolojinin doğası teorisine kamusal robotları yerleştirerek ve karmaşık kentsel ortamlarda makine öğrenimi için algoritmik geri bildirimler ile ürün tasarımı sürecini detaylandırarak başlar. Bölüm III, deneyim alanları olarak kentleri bekleyen fırsatları ve tehlikeleri araştırmakta ve teknolojik değişime izin verirken, sosyal dışsallıkları önlemek için politika yapıcıya karşılaştırmalı bir yaklaşım sunmaktadır. Bölüm IV, kamusal alanda yapay zekalı robotları yönetmek için hali hazırda şekillenen politika ortamını araştırmaktadır. Bölüm V, eyalet ve federal düzeyindeki robot hukuku alanında yerel yönetimlerin geniş açık önalım hakkı veya alan önalım yöntemlerine karşı öneride bulunan makalenin önceki bölümlerinden yola çıkarak, argümanlar yaratmaktadır. Bölüm VI olası karşı argümanları ele almaktadır. Bölüm VII, ileriye dönük kentsel bir robotik yapılanma için araştırma gündemi ile sona ermektedir.”

 

Makale ile ilgili bağlantı adresini ve makalenin orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/Papers.cfm?abstract_id=3145460