50 Soruda Yapay Zeka

 

50 Soruda Yapay Zeka

 

 

Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Cem Say’ın “50 Soruda Yapay Zekâ” adlı kitabı bu ay okurları ile buluştu. Pek çok farklı alandan insanın ilgi ile karşıladığı kitap, oldukça zengin bir içeriğe sahip.

Say, kitapta bilgisayarların çeşitli kullanımlarına dair sorular sorarken, arada kendi anılarından da bahsederek okuyucuyu bağlayan bir dil kullanıyor. Hikâyeleştirilmiş anlatımı ile teknik sayılan bilgileri her kesimden okuyucunun anlayabileceği bir seviyeye indirmeyi başarıyor.

 

 

Bir hukukçu olarak, sabırsızlanıp ilk olarak okuduğum kısım ise “Bilgisayarlar avukatlık yapabilir mi?” sorusu idi. Kendisi bu sistemlerin dokümantasyon, içtihat arama ve karar tahmin etme gibi konularda avukatlardan daha başarılı olduğunu söylüyor ve bana göre bu konuda oldukça haklı. Avukatların saatlerini alan angarya pek çok iş bu sayede kolaylaşabilir.

Son soru ise bize sınırlarımızı hatırlatan cinsten: “İnsan zekâsının bir geleceği var mı?” Oldukça olumlu bir tablo çizerek bu “ek beyinlerin” geleceğimiz için faydalı olacağını söylerken, baskıcı yönetimlerce kötüye kullanımının ise insanlığı köreltebileceğinin vurgusunu yapıyor.

Kitapta yukarıdakilere ek olarak pek çok güncel ve sosyal alanlarla bağlantılı sorular da mevcut. “Robotlar aşık olabilir mi?” “Bilgisayarlar buluş yapabilir mi?” ya da “Robotlar askere alınsın mı?” gibi…

Okuması keyifli ve akıcı… Daha fazla ayrıntı vermek istemem ama kitabın son cümlesi çok umut verici: “Başarabiliriz.

 

 

Ayrıca bakınız:

Ayın kitabı: “50 Soruda Yapay Zekâ”

Akıllar, Beyinler ve Programlar

 

Akıllar, Beyinler ve Programlar

 

çin odası deneyi ile ilgili görsel sonucu

 

John R. Searle

Felsefe Bölümü,

Kaliforniya Üniversitesi

 

 

 

 

Özet

 

“Bu makale, iki önermenin sonuçlarını görmeyi amaçlayan bir çalışma olarak düşünülebilir.(1) İnsanda (ve hayvanlarda) kasıtlılık, beynin nedensellik özellikleğinin bir ürünüdür. Bunun zihinsel süreçler ve beyin arasındaki nedensel ilişkilerle ilgili ampirik bir gerçek olduğunu varsayıyorum. Bu, belli beyin süreçlerinin kasıtlılık için yeterli olduğunu gösteriyor. (2) Bir bilgisayar programını taklit etmek, asla kendi başına yeterli bir kasıtlılık koşul değildir. Bu yazının ana argümanı, bu iddiayı kanıtlamaya yöneliktir. Argümanın şekli, bir insan etmeninin programa nasıl örnek teşkil ettiğini ve onun hala ilgili kasıtlılığa sahip olmadığını göstermektir. Bu iki önermenin aşağıdaki sonuçları söz konusudur. (3) Beynin kasıtlılık sürecini nasıl oluşturduğunu açıklamak, bunun bir bilgisayar programına örnek teşkil ettiği anlamına gelemez. Bu 1 ve 2’nin tam bir mantıksal sonucudur.(4) Kasıtlılık üretebilen herhangi bir mekanizma, beyninkilere eşit nedensel güçlere sahip olmalıdır. Bu, 1’in önemsiz bir sonucu olduğu anlamına gelir.(5) Tam anlamıyla yapay olarak kasıtlılık yaratmayı amaçlayan (güçlü yapay zeka) herhangi bir çalışma, sadece programların tasarlanmasıyla başarılı olamaz, bunun için insan beyninin nedensel güçlerini kopyalaması gerekecektir. Bu 2 ve 4’ten sonra gelir.

“Bir makine düşünebilir mi?” ile ilgili argüman, sadece düşünebilen bir makine için ileri sürülebilir, ve bunlar sadece çok özel türdeki makineler, yani beyine eşdeğer iç nedensel güçlere sahip makinelerdir. İşte bu yüzden güçlü yapay zeka bize düşünmeyle ilgili çok az şey söyler; çünkü bu sadece makinelerle değil, programlarla da ilgilidir ve hiçbir program kendi başına düşünme için yeterli değildir.”

 

Makale ile ilgili bağlatı adresini ve makalenin orijinali aşağıda bulabilirsiniz:

http://cogprints.org/7150/1/10.1.1.83.5248.pdf