Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

 

 

Yrd. Doç. Dr. Sinan Altunç

Bahçeşehir Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı

 

 

 

 

Giriş

“Hukukun hayatın her alanında var olduğu, Hukuk Fakültesi’ne adımını atan her öğrenciye öğretilen bir bilgidir. Bu anlamda günlük hayatımızda meydana gelen değişiklikler beraberinde kendine özgü kuralları da getirir. Bu husus teknoloji bakımından da geçerlidir. Ancak hukukun teknolojik gelişmeleri takip edebilmesi her zaman kolay olmamaktadır. Diğer bir deyişle hukuk, teknolojinin hızına ayak uyduramayabilmektedir. Hatta teknolojideki gelişmeleri takip etmeye niyetlenen bir hukukçunun, kendisini bir bilim kurgu romanının içindeymiş gibi hissetmesi de mümkün olmaktadır. Çalışmamız okuyanda da bu hissiyatı yaratacak bir konuya sahiptir.

Robot ve yapay zeka kavramları genellikle bilim kurgu eserlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda aşina olduğumuz bu iki kavramın hukuk ile, özellikle de ceza hukuku ile ilişkisi ise bir o kadar alışkın olmadığımız bir mevzudur. Günümüzde ceza hukuku bakımından önemini çok da hissettirmeyen bu iki kavramın, önümüzdeki yıllarda etkisinin büyük olacağı kanaatindeyiz.

Böylesine disiplinler arası bir konuda çalışma yapmanın hukuk eğitimi almış bir kişi açısından en başta gelen zorluğu, meselenin hukuki olmayan tarafı hakkında da bilgi sahibi olmaktır. Nitekim çalışmamızın başında, robot ve yapay zeka kavramları ile ilgili birtakım bilgiler verilmiş ve bu kavramların ceza hukuku bakımından ne gibi etkilerinin olabileceğinden söz edilmiştir.

Bir başka husus ise, değişik olasılıklar çerçevesinde konuyu ele almaktır. Bu bakımından, robotların kullanılma şekillerine göre ceza hukukunun ne suretle devreye gireceğine dair düşüncelere yer verilmiştir. Çalışmamızda, yapay zeka sahibi robotların kendilerini programlayan ve/veya kullananlardan bağımsız bir şekilde ceza sorumluluklarının olup olmayacağı meselesi tartışılmıştır. Bu bağlamda, karşılaştırmalı hukukta da örneklerini gördüğümüz üzere, robotların durumunu tüzel kişilerin ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler çerçevesinde ele alan görüşlerden de yararlanılmıştır. Ancak bir adım daha ileri giderek, tüzel kişiler modelinin de ötesinde birtakım görüşler paylaşılmıştır.”

Makalenin tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://www.researchgate.net/publication/336406393_Robotlar_Yapay_Zeka_ve_Ceza_Hukuku

Yapay Zekâ Çağında Hukuk

 

Yapay Ze Çağında Hukuk

 

İstanbul, Ankara ve İzmir Baroları

2019

 

Türkiye’nin ilk hukuk ve yapay zekâ kesişimini ele alan raporudur. Yapay zekâ yazılımları çeşitli donanımlar üzerinde çalışan ve veriden öğrenen yazılımlardır. Yapay zekâ sistemleri geliştirebilmek için ilk adım verilerin toplanmasıdır. Verilerin güvenli bir şekilde depolanması, aktarılması, etik algoritmalar ile anlamlandırılması ve günlük hayattaki problemlerin çözülmesi ve özellikle rutin işleri otomatikleştirerek insanın zaman kaybının minimize edilmesi hedeflenmektedir. Verilerin toplanmaya başlandığı andan sistemin gerçek hayatta çalışma sürecine kadar hukuk kurallarının ışığında ilerlemeye ihtiyaç vardır. Aynı şekilde yapay zekâ sisteminin insan ile etkileşimde olduğu her durum, hukuk alanında da yansımalar bulacaktır. Bunun yanında, hukukun kendisi de yapay ze sistemleri ile çözümler gerektiren bir alandır. Özellikle dosya tasnifi, karar destek sistemi gibi uygulamalar ile yapay zekâ, hukuk alanına destek olabilecektir. Bu konu ile ilgili uluslararası örneklere raporda yer verilmektedir.

Bu rapor, yapay zekâ çağı olarak tanımlanan 21. yüzyılda Türk Hukuk sisteminde teknolojiye yakınlaşma ve adaptasyon sürecini hızlandıracaktır. Birçok yeni adımın atılmasına öncü olması için alanında uzman kişilerin birlikte çalışması ile kaleme alınmıştır. Baroların iş birliği ve yapay zekâ alanında çalışan akademisyenlerin katkıları ile yayınlanan ilk yapay zekâ ve hukuk temalı çalışma olması dolayısıyla bir kat daha önem kazanan bu rapor, Türk Hukukunda teknoloji ve özellikle yapay zekâ uygulamalarının kullanımının bugünkü durumunu analiz etmektedir. Yapay zekâ sistemlerinin kullanım alanlarıyla ilgili hukuki anlamda atılması gereken adımlar hakkında yol göstermek bu raporun amaçlarındandır. Aynı zamanda ilerleyen yıllarda benzer çalışmaların yapılması için örnek teşkil etmesi ve öncü olması da hedeflenmektedir.

Bu rapor üç bölüme ayrılmıştır. Birinci Bölüm’de yapay zekânın ne olduğunun doğru bir şekilde anlaşılması için doğuşundan günümüze gelişi ve mihenk taşları üzerinde durulmaktadır. Günümüzde yapay zekâdan beklenenler vurgulanmaya çalışılmaktadır. Hukuk ve teknoloji ilişkisinden bahsedilmekte ve hukuk teknolojilerinde yapay zekânın kullanımı hakkında örneklere yer verilmektedir. Bununla birlikte hukuk fakültelerinde teknolojiye adaptasyon için nasıl bir dönüşüm gerektiği üzerine çıkarımlar yapılmaktadır. Hukuk fakültelerinin dönüşümünde disiplinler arası çalışmanın önemi şiddetle vurgulanmaktadır. Ancak tüm bu süreçte yapay zekâ konusunda çalışan uzman sayısının yetersiz olduğunun altı çizilmekte; ayrıca yine bu alanda uzman yetiştirmenin de bir başka önemli konu olduğu raporlanmaktadır.

İkinci Bölüm’de Türkiye özelinde avukatlık mesleği açısından teknolojinin güncel kullanımıyla ilgili gözlemler yapılmaktadır. Avukatların mesleklerini daha iyi icra edebilmeleri için teknolojinin hızlı gelişimine adapte olması ve bu hususta baroların ise mesleki gelişim için adımlar atması gerektiği üzerinde durulmaktadır. Özellikle barolar ve üniversitelerin iş birliği içinde olması vurgulanmaktadır. Bunun sadece Türkiye’deki barolar ile sınırlı kalmaması, yurt dışındaki baro ile de iş birliği modellerinin geliştirilmesi önerilmektedir.

Üçüncü Bölüm’de Türk Hukuku ve yapay zekâ kavramının birleştiği alanlar üzerinde durulmaktadır. Hukuk ve yapay zekânın kesiştiği güncel tartışmalara Türkiye ve dünyadan örnekler verilmektedir. Yapay zekâ sistemleri, hukuki ve cezai sorumluluk kavramı üzerine hassasiyetle değinilmektedir. Özellikle insansı robotların hukuki kişilikleri olup olmaması üzerinde durulmaktadır. Raporun ilerleyen başlıklarında iş hayatında işverenlerce çalışanların gözetlenmesi amacıyla kullanılan yapay zekâ sistemlerinin doğuracağı hukuki sonuçlar kaleme alınmaktadır. Güncel örnekler ışığında, ceza yargılamasında delil tespiti aşamasında yapay zekâ kullanımının etkisinden bahsedilmekte ve Türk Hukuku açısından önerilerde bulunulmaktadır. İlerleyen başlıklarda yapay zekâ yazılımlarının fikri mülkiyet açısından değerlendirilmesi yapılmaktadır. Akabinde ise son yıllarda savaş alanlarında kullanımı artan otonom silahlardaki gelişmelere ve bunlara yönelik hukuki analizlere yer verilmektedir. Son olarak, yapay zekânın hukuki düzenlemesinde Türk Hukuku açısından nasıl bir yaklaşım izlenmesi ile ilgili görüşlere yer verilmektedir.

 

Raporun tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://www.istanbulbarosu.org.tr/files/docs/Yapay_Zeka_Caginda_Hukuk2019.pdf

 

i

Sağlık Hizmetinde Robotlar ve Yapay Zeka

 

Sağlık Hizmetinde Robotlar ve Yapay Zeka

 

Ian R. Kerr

University of Ottawa – Common Law Section

Jason Millar

Stanford University

Noel Corriveau

Engineer

 

17 Ağustos 2017

 

 

Özet

 

“Robotik ve yapay zekanın (YZ)  sağlık sektörüne nüfuz etmesinin eli kulağında. Robotiğin ve yapay zekanın faydalı bir şekilde kullanılmasını sağlamayı ve “hasta bakıcılar yerine makineleri kullanmanın ne zaman uygun olduğu?” gibi göze çarpan soruları mevcut ve yeni yasaların cevaplaması gerekecek. Bu makale birinci bölümde cerrahi robotlardan, dış iskeletlerden ve protezlerden yapay organlara, eczacılığa ve hastane otomasyon robotlarına kadar sağlık ve sağlık alanında robot ve YZ kullanımına genel bir bakış sunarak başlıyor. Birinci bölüm, sosyal robotları ve büyük veri analitiğinin rolünü inceleyerek sona eriyor. İkinci bölümde, temel sosyo-teknik konular tartışılıyor; ayrıca anlama ve karar alma süreçlerinin YZ ve robot kullanımındaki gelişimi gibi, genel olarak bunların tıbbi uygulamadaki etkilerini inceliyoruz. Ayrıca, sosyal değerlik düşünceler ve kanıtlı-temelli paradoks, hem insan görevlerini makinelere devretmenin uygunluğu hem de sorumluluk ve ihmal değerlendirmesindeki gerekli değişiklikler ile ilgili önemli politika sorularını ortaya koyuyor. Üçüncü bölümde, robotlar ve YZ’nin, doktorların, YZ ve robotların tıbbi cihaz olarak da kullanıldığı kurumların sorumluluğu ile ilgili yasal konuları ele alıyoruz. Tıbbi uygulamada doğan ihmal ile ilgili önemli hususlar ortaya çıkıyor ve bağlantılı olarak bu, teknolojinin gelişmesiyle birlikte görev ve bakım standardında bir evrimi gerektiriyor. Bir YZ’nin yeteneklerine, bilgisine ve yargısına güvenmeyi seçen bir doktorun mu yoksa robot tavsiyesinin mi sorumlu ve ihmalkar olması gerektiği sorusu sorulurken, yasal sorumluluğun da gelişmesi gerekecek. Son olarak, bu makale, robotların bir sağlık kurumunun çalışanı olarak kabul edilip edilmemesi gerektiğini değerlendirirken ortaya çıkan hukuki, ekonomik ve işgücüne dönük sonuçları ve de kapının temsili sorumluluğuna açılmasını ele alıyor.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3395890

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

Savaş, Sorumluluk ve Katil Robotlar

 

 

Rebecca Crootof

Yale Üniversitesi – Hukuk Fakültesi

24 Şubat 2015

 

 

 

© Lucas Varela

 

Özet

 

“Birçoğu, otonom silah sistemlerinin savaşı “çok kolay” hale getirebileceğinden endişe duyuyorken, hiç kimse kullanımlarının savaş gücünün yapısal dağılımını nasıl değiştirebileceğine işaret etmiyor. Dronlar, siber operasyonlar ve silahlardaki diğer teknolojik gelişmeler, hali hazırda ABD’nin karada en az askeri müdahalede bulunmasına olanak sağlıyor; ve silah sistemlerindeki artan otonomluk, askerler için riskleri daha da azaltacak. İnsanlardan oluşan birlikler, robot olanlarla arttırılıp desteklendiğinden, özellikle kısa vadeli askeri anlaşmalar için güç kullanmanın haklı çıkarılması siyasi olarak daha kolay olacak. Buna göre, Kongre’nin başkanlığın savaş kışkırtıcılığını -Amerika’nın ömrünü yiyen popüler öfkeyi- kontrol etmesi için arda kalan teşviklerden biri de azalacak. Otonom silah sistemlerinin ABD askeri kuvvetlerine entegrasyonu, insani müdahalenin uluslararası doktrinine etkileri ile birlikte yönetimin elindeki savaş gücünün artan yoğunluğuna bu sayede katkıda bulunacak.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2569298

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

Washington Üniversitesi’nden Prof. Ryan Calo ile YZ, robotlar ve hukuk üzerine keyifli bir röportaj yaptık. Calo, Hukuk, İletişim ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerini bir araya getiren, disiplinlerarası araştırma merkezi olan Washington Üniversitesi Tech Policy Lab’in Batya Friedman and Tadayoshi Kohno ile birlikte kurucu ortağı. Calo’nun  hukuk ve gelişen teknolojiler üzerine olan incelemeleri ve teknik eserleri önde gelen yayınlarda yer almakta  (California Law Review, University of Chicago Law Review, and Columbia Law Review, MIT Press, Nature, Artificial Intelligence) veya yayınlanmak üzere; ayrıca ana akım medyada da referans gösterilmekte (NPR, New York Times, Wall Street Journal).

Keyifli okumalar…

 

Çetin: Hadi kişisel bir soru ile başlayalım. Robotlar ve hukuk… Bu oldukça popüler bir konu oldu. Bu alanın gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: Robotik hukuk ve politikanın son on yılda geldiği noktadan çok memnunum. En azından Amerika’da kenarda kalmış bir konu olmaktan, sofistike teoriler ve somut örneklerle olgunlaşan bir alt disiplin olma yolunda ilerledi. Bence -senin de katılmış olduğun- her yıl düzenlenen We Robot konferansı buna aracı oldu.

 

Çetin: Ülkeler yavaş yavaş YZ politikalarını belirlemeye başladı. Ülkelerin demokratik ve ekonomik yapılarının YZ politikaları konusundaki etkisi ile ilgili ne düşünüyorsun?

Calo: Güzel soru. Bazı ülkeler YZ’yi küresel anlamda daha rekabetçi olmak için bir fırsat olarak görüyor; bazıları ise üstünlüklerini koruma açısından endişeli. Bana göre en iyi politika, YZ’yi küresel bir girişim olarak algılamak ve aynı zamanda YZ’nin kendi toplumundaki sosyal etkilerini düşünmektir. YZ’nin bir veya daha fazla ülkenin kazanacağı bir yarış olduğu söylemini sevmiyorum. Bu tür düşünceler faydalı olmayan kısayollara yol açar ve işbirliğini engeller.

 

Çetin: Gelişmekte olan ülkeler büyük oranda teknoloji ürünlerini ithal ediyor, ayrıca bu tür ürünler yerel pazarda büyük talep görüyor. Bu durumun gelişmekte olan ülkelerdeki YZ düzenlemelerini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?

Calo: Teknolojinin kültürel ve diğer varsayımları beraberinde getirdiğini unutmamak önemli. Yani gelişmiş ekonomiler daha az gelişmiş olanlara teknoloji ihraç ettiğinde, bu ülkelerin değerinin ürünle rekabet etme potansiyeli var. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerin YZ politikasının üretim açısından en iyi uygulamaları içermesi gerektiğini düşünüyorum. Demek istediğim, gelişmekte olan ülkeler aynı oranda yapay zeka geliştirememelerine rağmen, hala pazar gücüne sahipler ve ithal ettikleri ürünlerin değeri ve sağladığı refahın önemini anlama konusundaki ısrarlarını sürdürebilirler. Hiç kimse bu ısrar olmaksızın YZ ithal etmemeli.

 

Çetin:  İçtihat Hukuku ile Kıta Avrupası Hukuku karşılaştırıldığında, YZ ve robotların hukuki düzenlemesi konusunda ne gibi zorluklar söz konusu olabilir?

Calo: Aslında robot hukuku ile ilgili zorlukların örf ve adet hukuku ve medeni hukuk arasında oldukça belirgin olduğunu düşünüyorum. Zarar sorumluluğu, mahremiyet, kontrol ve mülkiyete ilişkin soruları değerlendirmeyi içeriyor. Bu, örf ve adet hukukunun yeni teknolojiye tepki vermede daha esnek olduğunu kanıtlayabilir; fakat durumun böyle olması için doğal bir sebep yok.

 

Çetin: Özellikle son yıllarda şirketler YZ ve etik konusunda adımlar attı. Mesela onlardan biri de Google idi. Yapay zeka ve etik konusunda politika belirlerken şirketler için en önemli husus ne olmalı?

Calo: Etiği hukuk ve politikanın dışında tutma konusunda ısrarcı olmamamız ile ilgili uzun süre tartıştım. Bu fenomen birçok şirketin, hükümetin zorunlu kurallarıyla yüzleşmek yerine kendi etik kurallarını oluşturmayı tercih etmesi yönündeki seziyi ele alan “etik yıkama” olarak bilinir hale geldi. Bu yüzden, etik programların içeriği çok önemliyken, meşruiyet sorunu da öyledir.

Bu anlayışla şirketler, YZ’nin zararlarının ve yararlarının çoğunlukla değişken olduğu; YZ’yi tüm paydaşlarla birlikte tasarlayacak süreçlere sahip olduğu; ve yeni teknolojilerin özellikle en savunmasız kişiler üzerindeki sosyal etkilerini değerlendirdiği hususlara vurgu yapmalı. Bence bu şeffaflıktan çok daha önemli bir şey.

 

Çetin: Avrupa Komisyonu yakın zamanda Siber Güvenlik Düzenlemesini kabul etti. Bu AB’de bilgi güvenliği ile ilgili önemli bir adım. Peki ABD ne durumda? Özel sektör ve hükümet uygulamaları açısından ABD’nin siber güvenlik yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: YZ -özellikle adversarial ML (hasmane YÖ)- ışığı altında hackleme kavramının modasının geçmesinden endişeliyim. Bilgisayar bilimci arkadaşlarımla bununla ilgili ”Is Tricking a Robot Hacking?” (Robotları Kandırmak Hacklemek midir?) başlıklı bir makale yazdık. YZ’yi kandırarak manipüle etmenin en az bilgisayar sistemlerinin içine girmek kadar tehlikeli olduğunu tartıştık. Güvensizlik ve önyargı bakımından YZ’yi test eden araştırmacıları korurken, saldırılar karşısında YZ’yi daha güçlü hale getirme yollarına da ihtiyacımız var.

 

Çetin: CCPA, Kaliforniya’daki en önemli düzenlemelerden biri. Ancak ABD’de federal bir veri koruma yasası hala yok. Bu durumun bireyler ve şirketler için etkisi nedir?

Calo: Bilmiyorum. Şirketlerin kendileri de dahil olmak üzere pek çok kişi ve grup, ABD’de federal tabanlı veri koruması arıyor. Bence herkes belirsizlikten ve sonuçta ortaya çıkan korku ve dengesizlikten bıkmış durumda. CCPA’in harika olduğunu düşünmüyorum; ancak Kaliforniya’ya, ABD’deki  tartışmalarda sıçrama yarattığı için teşekkür ediyorum.

 

Çetin: Eminim bu soru sana çokça soruluyordur; ama robotic.legal okurları için tekrar sormak istiyorum. Robot hukuku konusunda kendini geliştirmek isteyen üniversite öğrencilerine önerilerin nelerdir?

Calo: Harika soru! We Robot’a katılmalarını ya da en azından izlemelerini ve takip etmelerini söylemek istiyorum. Bu tartışmaların en ateşli olduğu yer. Ancak diğer disiplinden kişileri de bulun. Eğer robot bilimciyseniz hukuk ve sosyal bilimlerden kişileri bulun; hukuk veya sosyal bilimlerden iseniz robotik ve YZ öğrencileri ve fakülteden kişiler ile konuşun. Sıklıkla söylediğim gibi, tek bir disipline atıfta bulunularak çözülebilecek çok az önemli soru var.

Her zaman olduğu gibi harika soruların için teşekkürler Selin! Ayrıca robot hukuku çalışan kişilere de!

 

Ryan Calo’ya saygılarla…

Robotlar Aramızda

 

Robotlar Aramızda

 

 

Otomasyon dünyasında son yıllarda bilindiği üzere Robotic Process Automation (RPA) rüzgârı esiyor. Robot teknolojisi yapay zekâ (Artificial intelligence) ile tamamen farklı bir boyuta geçmeye hazırlanıyor. 2045’e kadar zekâ seviyesi insana yaklaşması beklenen robotların başta ofis olmak üzere iş hayatının hemen her alanında aktif olmaları bekleniyor.

Yapay zekâ temelli robotların verimlilik açısından insanlara kıyasla çok daha fazlasını vaat etmeleri iş hayatında yeni bir dönemi başlatacak. Geçiş döneminde uzmanlıklarını robotlara kaptıran insanın yeniden eğitim görerek yeni yeteneklere haiz olmak zorunda kalması kaçınılmaz. Ağır ve rutin işlerin muhatabı robotlar ve yapay zekâyı aşan (tabii mümkün ise! ) daha yaratıcı işleri üstlenecek insanlar ayrımının hüküm süreceği bir dünyada sürekli çalışmaya gerek kalmayacağı hissi kulağa müthiş geliyor.

Tabii, bizlerin öğrenmesi gereken ‘yaratıcı’ işlerin ne olduğu konusuyla beraber birçok retorik soruyu barındıran bu akımın Muhasebe, Vergi ve Denetim sektörünüdeki yansımaları da Y-Kuşağını/dijital yerlileri memnun edecek boyutlara ulaşmış durumda. Mavi yakalıların co-botlarından sonra beyaz yakalıların en büyük destekçisi olmaya hazır “metal yakalıları“ gelin yakından tanıyalım…

Gökten 3 sanayi devrimi düşmüş…

1,2,3 derken 4. Sanayi Devrimi’nin kucağında insan… Endüstri 4.0. Sırası ile makineleşme, serileşme, otomasyon ve dijitalleşme dörtlüsü bu devrim fazlarını tanımlayan başat kelimeler olarak çoktan literatürlere kazındılar bile.

Aslında her değişim beraberinde bir “ayakta kalma kılavuzu“ ile birlikte gelir girer hayatımıza. “Daha zeki ya da daha güçlü olanlar değil, değişime en fazla ayak uyduranlar ayakta kalır” diyen Charles Darwin 1809‘da imzası ile bu evrensel gerçeği mühürlemiştir. Önümüzdeki 30 yıl içerisinde, geçmiş 100 yıldan daha çok değişiklik olacağından hareketle, bünyelerimize ilk doz zerk etmenin tam zamanıdır: YAPAY ZEKÂ

Peki nedir bu “YAPAY ZEK”?

Teknolojinin gelişmesi ile birçok alanda “daha fazlayı daha az ile yapma” düşüncesine sahip bireyler olduğumuzu inkar eden var mı? Parantezi açıyorum: ABD’deki dağıtım merkezlerindeki binlerce minik turuncu robot, Amazon için paketleri depolama alanına götürüyor ve satış yapıldığında oradan alıp postaya veriyor iken, üstteki soruya evet yanıtının çıkmaması pek de olası görünmüyor.

Hesaplamalara göre gelişen robot teknolojileri ile gelecek 20 yılda sadece ABD’de mevcut istihdamın yüzde 50’si değişime uğrayacak. Yapay zekânın en basit tarifi; insan zekâsının karakteristiğini alın üzerine bir tutam bilgisayar algoritmasını ekleyin. Muazzam bir karışım… Nasıl çalışıyor peki bu mekanizma? Çok uzağa gitmeyin. Avucunuzun içindeki ”Siri” size işin mantığını ziyadesi ile kavratacaktır. İsmi mühim değil herhangi bir yapay zekâ X sorusu sorduğunuzda daha önce verilen veya tanımlanan X sorusu cevapları arasından en rasyonel olanını seçip size sunacaktır.

Mevzumuz elbette ki sadece bilgi süzüp bize cevap dönen bir yapay zekâ değil. Hayal gücünüzü geniş tutun. Dünya atlası üzerindeki herhangi bir yerde muazzam miktarda veriyi depolayabilen, hata olasılığı neredeyse “0” olan bir mekanik veya bot devşirmelerden söz ediyoruz. Machine Learning, Deep Learning ve daha niceleri.

Mevzu derin o yüzden parantezi kapatıp ana konumuz olan Robotlar ve Süreçlere serbest dalış yapmanın zamanıdır. Önce kimdir bu robotlar bir tanıyalım. Sonra da makalemizin son sayfasını RPA severlere adayalım.

Patron bana bir robot al!

Şimdilerde kaydedilen gelişmelerin yanında sembolik bir öneme sahip olsa da IBM’in süper bilgisayarı Deep Blue’nun 1997’de Garry Kasparov’u yenmesinin insan ile robot arasındaki güven ve hayranlık ilişkisinin kurulmasındaki katkısı tartışılmaz. Bu devşirme botların nelere muktedir olduğunun görülmesinden sonra, satranç ya da GO oynatmanın gelişen ekonomi üzerinde pek bir etkisi olmadığını anlayan piyasa uzmanları gecikmeden gözlerini iş hayatına çevirdiler. İlk etapta basit üretim ve hizmet işlerinde kullanılacak robotlar zamanla çok daha karmaşık görevler üstlenebileceklerdi, ki hedeflenen oldu. Uzmanlar 2025 yılına gelindiğinde artık pek çok ofis görevinin robotlar tarafından yapılacağını öngörüyor. İşte bizim hikâyemiz de burada başlıyor.

Bugüne dek gelişmiş ekonomilerde otomasyon nedeniyle iş alanı ortadan kalkan pek çok çalışan, otomasyona bağlı süreçlerle ortaya çıkan yeni iş kollarına yönelmek zorunda kaldı Ancak bu kesim daha çok mavi yakalı dediğimiz grubu ilgilendiriyordu.

Şimdilerde yaratıcılar yapay zekânın beyaz yakalılara özgü işlerde de yoğun şekilde varlık göstereceği bir fazın içinde olduğumuzu vurguluyor. “Metal yakalılar“ olarak tabir edilen ofis arkadaşlarımız özellikle bazı hizmet alanlarında bizlere kafa tutacağa benziyor. Eğer işinizin temel fonksiyonu bir Excel hücresindeki rakamı alıp bir diğer hücreye taşımak ve bu işlemi print almak ise robotlar yakın zamanda kapınızı çalacak demektir. Hesaplamalara göre gelişen robot teknolojileri ile gelecek 20 yılda sadece ABD’de mevcut istihdamın yüzde 50’si değişime uğrayacak.

2045’te işçi, memur ve orta düzey yöneticilerin yarısı robot olacak! Agresif bir büyüme hedefi ama oluru var… Hitachi’yi hatırlayalım, üretim müdürlerinin görevlerinin bir kısmını ERP yazılımlarına devretmesinin üzerinden 4 yıl geçti.

İnsana karşı empati kurup da insaflı davrananlar da yok değil. Spielberg Artifical Intelligence filmindeki Mecha’ları anımsayanınız var mı? Hyundai 2017‘de giyilebilir robotlar (dış iskelet) geliştirdi ve robot işçi almak yerine, en azından lojistik ve yükleme alanlarında insanları robotlaştırmayı planlıyor. Böylece çok sayıda insan işsiz kalmadan fabrikalarda çalışmaya devam edebilecek. Ancak acı bir gerçek var ki insanların evrimi makinelerden çok yavaş ilerliyor. Moore yasasına göre her 2 yılda bir işlemcinin performansının ikiye katlandığını düşünürsek, bu maratonda geriye düşeceğimiz hissiyatı kuvvetlidir.

Öte yandan dünyanın en güçlü ve en değerli kaynağı ZEKÂ’dır. İnsan zekâsı tüm zeka formları içinde hayal edebilme, tasarlayabilme ve hayata geçirebilme yeteneğine sahip olan yegâne örnektir. İşte sırf bu yüzden belli noktalarda insana özgü dokunuşun hiçbir zaman değerini kaybetmeyeceğini düşününlerdenim. Silikon Vadisi ve diğer teknoloji merkezlerinde üretilen yapay zekâların çoğu insanın yerini almaya değil, insanların sahip oldukları yetenekleri geliştirmeye odaklandığı taahhütü pamuksu bir his bıraksa da özellikle de bizim coğrafyamız için tek bir gerçek var. O da acilen dijital göçmenlikten dijitalseverlik statüsüne çıkılması gerekliliği…

Ne Hawking’in insanın felaketi endişesi ne de Musk’ın evrensel gelir ütopyası… Labirentin sonundaki kutu içinde tek bir sihirli cümle var: “Akıllı gelecekten kaçış yok”. Biz de kaçmadık.

RPA sineması gururla sunar, işte karşınızda dijital meleklerimiz: “Stella Spencer, Sue, Suzy, Sunny

Merhaba Spencer, Deloitte Times okurlarına kendinden bahseder misin?

2018 Kasım ayında Deloitte İstanbul ofiste kodlandım. Ben bir RPA Bot‘um. Deloitte BPS’te diğer 4 bot arkadaşım ile beraber dijital muhasebeci olarak görev yapıyorum.

RPA? Nedir bu RPA?

Bot olmak ne demek? TR /Robotik Süreç Otomasyonu, bir insanın bilgisayarda yaptığı herhangi bir süreci taklit edebilen bir yazılım teknolojisidir.

Yazılım robotu veya botu olarak adlandırılan ben bir çalışanı taklit ederek, uygulamalara giriş yapar, veri girer, görevleri tamamlar, hesap yaparım. Ben bir metal yakalıyım. Beyaz yakalının yapabildiği algortimik her işi yapabilme yetisine sahibim. Sıkıcı ve tekrar eden işleri, sizin yapacağınız sürenin 1/10’unda bitiririm. 7/24 çalışabilirim.

Ben bir ROBOT’um! Virtual (sanal) bir ROBOT!

Peki, geleneksel bir BT otomasyonu da bu söylediklerini yapabiliyor, senin farkın nedir?

Ben BT altyapısının bir parçası değilim. Beni geleneksel BT otomasyonundan ayıran en önemli özellik değişen koşullara, istisnalara ve yeni durumlara karşı farkında olma ve hızla uyum sağlama yeteneğimdir. Yeniden kodlanırım, dizayn edilirim, sistemlere entegrem kolaydır. 7/24 yorulmadan, molaya çıkmadan, bıkmadan-usanmadan çalışırım.

Örneğin; benim görev tanımım tüm beyan ve bildirimlerin uygulamalar arası otomatik ve çoklu düşünebilen sistemler ile yapılmasıdır. Vergi beyanlarının BDP arayüzünden doldurulup GİB online sistem üzerinden PDF alınmak sureti ile ilgili ekiplere onay için gönderilmesi benim işimdir. Klasik otomasyon eksik kalan bir vergi mükellefi datasını istisna olarak algılar işi personele geri paslar. Ben kendi işimi kendim görebilirim. İlgili kaynak sisteme entegre olurum, eksik datayı ilgili yerine insani bir müdaheleye gerek olmaksızın ekleyebilirim. Kendi kendimi düzeltme becerisine sahibim.

Sue, SGK işe giriş çıkışları otomatik olarak yapar. İlgili şirketin SGK şifrelerini kimseye sormasına gerek yoktur. Görev ile tetiklendiği anda gider ilgili sicil ve şifre kayıtlarına ulaşır.

Etkileyici, kendi söküğünü diken bir terzinin maliyeti nedir peki? Havalı bir maaş skalan olmalı? Fazla mesai alıyor musun mesala?

Lisans ücretim benim çıplak maaşımdır. Orta vadede 1 full time (tam zamanlı) personelin yıllık şirket maliyetinden daha düşük bir ücretim olduğunu söyleyebilirim. Kaldı ki ben 7/24 çalışırım. Fazla mesai almam. İstatistiklere göre 1 robot/4 full personel gibi bir fayda rasyom var.

Maliyet açısından faydan tartışılmaz, peki seni neden tercih etmeliler? Şu meşhur 3 robot kuralı gibi kuralları var mı RPA aleminin?

Öncelikle beni tercih edecek olan işletmelerin iş yapış şekillerinin homojen olması çok önemli. Bizim dünyaya gelmeden önceki ilk ultrasonumuz “Proof of Concept” sertifikamızdır. Eğer sık, tekrar eden, kural bazlı bir işiniz standardize edilmiş bir ekosisteminiz var ise POC değerlerimiz yüksek çıkar. Doğuma hazırızdır. Eğer kuralların çok sık değiştiği, dijital olmayan ya da dijital dataya zor çevirilebilen bir envanteriniz var ise, süreçlerinizde boşluklar ve homojen olmayan ajanlar olur ise bizim için acele etmemeniz gerekir. Öncelikle mevcut süreçlerin ıslah edilmesi sonrasında da full bir RPA projesi ile ilerlenmesi en sağlıklı olandır. Gelelim neden bizi tercih etmelisiniz sorunsunun cevabına: RPA anayasasına göre varoluş amacımızı betimleyen 7 altın kuralımız vardır.

Daha kaliteli servisler: Daha az hata ve daha iyi hizmet demektir.

Daha iyi uyum: İş süreçleri mevcut düzenlemelere ve standartlara uygun olarak şekillenir.

Artırılmış hız: Robotların işleme süresindeki azalmaya bağlı olarak, daha önce deneyimlenmemiş hızlarda görevler tamamlanır.

Artan çeviklik: Azaltılmış yük ile yeni veya değişen süreç kurallarına uyum sağlama yeteneği.

Kapsamlı analizler: Süreç verilerinin sayısallaştırılması ve denetlenmesiyle geliştirilmiş verimlilik.

Azaltılmış maliyetler: Manuel veya tekrarlayan işler RPA yazılımı tarafından otomatik hale gelir. Rekabetçi fiyatlandırmaya olanak sağlar.

Çalışan deneyimi: Daha ilginç ve daha az sıradan, manuel işi az, personel verimliliğinin yüksek olduğu çalışma alanları sunar.

Çok güzel temenniler, peki gerçek hayatta bunu yakalayabilidiniz mi?

Eksiksiz… Tüm beyan süreçleri yasala uygun, minimum sürede, hata yanılma payı “0” olacak şekilde kurgulandı ve başarılı bir şekilde süreç yönetiliyor. Belgeleme ve kayıt yönetimi açısından muhasebe ve verginin dijital kamburunu tedavi etmeyi başardık. İş yapış şekillerindeki homojenlik %100 oranına ulaştı. Otomatik onaylar, reddetmeler birey tekelinden çıktı. Şeffaflık, sistem logları, bilgi gizliliği, görevler ayrımı ilkesi altın çağını yaşıyor. Beyan dönemlerindeki mesai ve mesainin getirdiği masraflar kendiliğinden elimine oldu. Dijital okuryazarlık oranımız %100’u buldu. Biz dijital yakalılar ile dijital yerliler çok iyi anlaştık. Yeni süreçler için geri sayım başladı bile.

Son söz, geleceğin vergi dünyası için neler söylersin?

Kısa ve öz… Teknoloji zamanın akmasını sağlayan temel güçtür ve geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte ona sahip olanlar kazanan taraf olacaktır.

WIPO Teknoloji Eğilimleri 2019

 

WIPO Teknoloji Eğilimleri 2019

-Yapay Zeka-

 

 

Özet

Yapay zeka (YZ), otonom araçlardan tıbbi tanıya ve ileri üretime kadar teknoloji ve ticaret alanındaki önemli gelişmeleri giderek artırıyor. YZ teorik alandan küresel pazara geçerken sayısallaştırılmış veri çokluğu, hızla ilerleyen ve potansiyel olarak devrimci bir etkiye sahip bilgisayar işlem gücü ile beslenir: Görünüşte alakasız duran veri noktaları arasındaki kalıpları tespit eden YZ hava tahminlerini iyileştirebilir, mahsul verimini artırabilir, kanser tespitini geliştirebilir, salgınları tahmin edebilir ve endüstriyel üretkenliği artırabilir.

Teknoloji eğilimleri patent analitiği yoluyla tahmin edilebilir.

WIPO’nun patent veri analitiği konusundaki uzmanlığından yola çıkarak, WIPO Teknoloji Eğilimleri dizisindeki bu ilk yayın, YZ çağında ortaya çıkan eğilimleri araştırıyor: YZ’deki geçmiş ve mevcut eğilimleri incelemek için patent, bilimsel yayıncılık ve diğer verileri analiz ederken, bu alanda yeniliğin önümüzdeki yıllarda nasıl bir gelişme gösterebileceği hakkında fikir veriyor.

Bu yayın, en fazla yenilikçi YZ etkinliği gösteren alanları, YZ gelişimine öncülük eden şirketleri ve kurumları ve gelecekteki büyüme pazarlarının yerini keşfetmek için YZ teknolojisindeki eğilimleri sistematik olarak araştıran yayınlardan biridir.

WIPO, YZ’nin üç boyutunu yansıtacak şekilde gruplandırılmış YZ ile ilgili teknolojilerle birlikte, alandaki gelişmelerin anlaşılması için yeni bir çerçeve geliştirmiştir: Makine öğrenmesi gibi YZ’de kullanılan teknikler; ses ve görüntü işleme gibi fonksiyonel uygulamalar; telekomünikasyon ve ulaştırma dahil diğer uygulama alanları.

Bu alanların her biri için bu rapor, devralmalar ve davalar dahil olmak üzere eğilimleri, kilit oyuncuları, coğrafi yayılımı ve piyasa faaliyetlerini tanımlayan verileri ve analizleri sunuyor. Ayrıca, dünyanın dört bir yanından YZ uzmanlarının katkıları, mevcut ve potansiyel kullanımlar ve YZ teknolojisinin etkisi, yasal ve düzenleyici sorular, veri koruması ve etik kaygılar gibi konuları ele alıyor.

 

Belgenin tamamını aşağıdaki linkte bulabilirsiniz:

https://www.wipo.int/edocs/pubdocs/en/wipo_pub_1055.pdf

Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması

 

Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması

 

 

 

Av. Melisa Aydemir 

Suç ve Ceza: Ceza Hukuku Dergisi

Aralık 2018

 

 

 

 

Özet

 

“Bu çalışmada, son zamanların ilgi çeken ve adına gerek sağlık gerek teknolojik gerek mühendislik ve gerekse hukuk formatında pek çok seminer düzenlenen konusu yapay zekaya sahip robotların cezai sorumlulukları ele alınmıştır. Nesnelerin interneti, şeylerin interneti şeklinde ele alınarak başlanan pek çok teknolojik gelişme yapay zekalarda birleşmiş ve hatta kendini bulmuştur. Teknolojik gelişmelerin muhteşem bir yansımasını gördüğümüz yapay zekaya sahip robotların günden güne dönüşümlerine ve gelişimlerine fazlası ile şahit olmaktayız ve bu pek çok bilim adamı gibi bizleri de heyecanlandırmaktadır. Ancak bu heyecanın yanında pek çok bilinmezlik de kafamızı kurcalamaktadır. Keza söz konusu robotların gelecekteki ve hatta günümüzdeki düzlemde “neleri başarabildiklerini” sorguladığımızda verdiğimiz yanıtların büyüsüne kendimizi kaptırabildiğimiz gibi herhangi bir zarar/tehlike açığa çıktığında ve hukuki normlar ihlal edildiğinde bunun ne şekilde tazmin edilebileceği sorusunda da kafamızı fazlası ile meşgul edebiliyoruz. Tüm bu gelişmeler ışığında yapay zekanın hukuki sorumluluğunun ne olacağını bir yana bırakır isek ceza hukukundaki konumunun ne olacağı sorusuna yanıt verebilmek için yaptığımız araştırmalara bu çalışmamızda yer vermek zorunda hissettiğimizi beyan edebiliyoruz. Umarız ki bu çalışmanın sonunda yapay zekalı robotların ceza sorumluluklarının ne olacağı ve hatta hukuk dünyasında hangi statüde yer alabilecekleri konusunda biraz olsun fikir sahibi olabilirsiniz.”

 

Makalenin tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

Bir Robot Olabilirsin

 

Bir Robot Olabilirsin

 

Mark A. Lemley

Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Bryan Casey

Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi

1 Şubat 2019

 

 

Özet

 

“Robotlar ve yapay zeka (YZ) toplum üzerindeki etkilerini artırdıkça, politika yapıcılar bu konuda giderek daha fazla düzenlemek yapıyor. Ancak bu teknolojileri düzenlemek için önce ne olduklarını bilmemiz gerekir. İşte burada bir sorunumuz var. Hiç kimse, uzmanlar bile, robotların ve yapay zekanın iyi bir tanımını sunamadı. Dahası, teknolojik gelişmeler insanlara robotlardan ve “aptal” makinelerden bahsetmeyi her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Önceden hata sonucu başkalarını etkileyen bir hedef doğrultusunda yazılmış, felaket niteliğindeki yasal tanımları gördük. Aslında, bunu okuyorsanız (muhtemelen) bir robot değilsiniz ancak bazı yasalar size onlardan biriymişsiniz gibi uygulanabilir.

Bunlar gibi tanımsal zorluklar robotlara ve yapay zekaya özgü değildir. Fakat bugün, bütün işaretler bir kırılma noktasına yaklaşmakta olduğumuzu gösteriyor. Şehir genelinde “seks robotlarının genelevi” yasakları ya da “karaborsada bilet satan botları” engellemeye yönelik ülke çapında çabalar olsa da, robotların, insanlığı geliştiren teknolojilerin ve bunlar arasında kalan her şeyin düzenlenmesine yönelik bir ilgi patlamasına tanık oluyoruz. Bu da, bir zamanlar felsefe seminerleri ile sınırlı olan tipolojik sıkıntıların artık akademik olarak reddedilemeyeceği anlamına geliyor. Örneğin, sosyal medya botlarını düzenleyerek yabancı “etki kampanyaları”nı engellemek mi istiyorsunuz? “Bot”u çok geniş bir şekilde tanımlamamaya dikkat edin (yakın zamanda yapılan Kaliforniya yasama meclisi gibi), yoksa cebinize yerleştirilmiş süper bilgisayar sizi onlardan biri yapabilir. Bunun yerine, sürücüleri düzenleyerek trafik güvenliğini teşvik etmek mi istiyorsunuz? Sadece insanların araç kullanabileceğini varsaymamaya dikkat edin (Federal Motorlu Araç Güvenlik Standartlarımızda olduğu gibi) veya yakında en iyi sürücüleri yollardan hariç tutabilirsiniz.

Bu makalede önerdiğimiz şey, sorunun sadece doğru tanımın üstüne çıkmadığımızı göstermesidir. Ayrıca, robot veya YZ dediğimiz çok yönlü, hızla gelişen teknolojiler için “doğru” bir tanım da olmayabilir. Göstereceğimiz gibi, en mantıklı tanımlamalar bile, kısa bir süre içinde yetersiz veya basit bir şekilde alakasız olma riskini taşır. Mükemmel tanımı bulmak için boşuna uğraşmak yerine, politika yapıcıların büyük bilgisayar bilimcisi Alan Turing’in robotları tanımlamanın zorluğuyla karşılaştığında yaptığı gibi yapmaları gerektiğini savunduk: kelimelerle tarif edilemeyen doğasını kucaklayın. Bunu yapmak için çeşitli stratejiler sunuyoruz. Birincisi, mümkün olduğunda, yasalar davranışları düzenlemelidir, şeyleri değil (ya da ortaya koyduğumuz gibi, fiilleri düzenlemeli, isimleri değil). İkincisi, robotları diğer varlıklardan ayırmamız gereken yerlerde, yasalar olay bazında robotları tanımlarken, Turing’in Razor’u dediğimiz şeyi uygulamalıdır. Üçüncüsü, “gördüğümde onu tanırım” türündeki kararları vermek için altı fonksiyonel kriter sunuyoruz ve mahkemelerin bu tür standartları uygulamada yasa koyuculardan daha iyi konumlandırıldığını iddia ediyoruz. Son olarak, standartları uygulamak yerine tanımlarımız olması gerekiyorsa, bunların mümkün olduğunca kısa ve koşullu olması gerektiğini savunuyoruz. Bunda da, düzenleyici kurumların – yasa koyucuların değil – belirleyici rol oynamasını öneriyoruz.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3327602

Kişisel Robotlar ve Kişisel Veriler

 

Kişisel Robotlar ve Kişisel Veriler

 

 

Gizem Gültekin Várkonyi

Araştırma Görevlisi, Doktora adayı

Szeged Üniversitesi

Hukuk Fakültesi

 

 

 

Baştan açıkça belirtmeliyim ki, bu yazımda ben Yapay Zeka ile robotları ayırt etmeyeceğim. Robotları pek mümkün insansı robotlar gibi düşünümek zorunda değiliz, ancak, mutfakta kullandığımız soğan parçalama makinesine mutfak robotu diyen insanlar olarak, konuya ilişkin bir ayrım ve yorum yapmak durumundayız. Bir de başına “akıllı” sıfatı getirildiğinde bir anda akıllanan makinelerden de bahsediyor olmayacağım bu yazıda. Hepimiz Yapay Zeka ve robot kelimlerini yan yana getirdiğimizde, hemen hemen bilimkurgu filmlerindeki gibi robotları düşünmüyor muyuz aslında?  Ve o robotların biriyle yakın gelecekte karşılaşma olasılığımızın çok yüksek olduğu en azından Hukuk&Robotik blogu okurlarının farkındalığındadır diye tahmin ediyorum. Benim bu yazıda bahsettiğim robotlar fiziki yapısı onların hareket etmelerine olanak sağlayan, kesintisiz bilgi toplamaları ve işleyebilmeleri için çeşitli donanımlara sahip, insanlarla fiziksel bir ortamda bulunabilen ve elbette ileri seviyede yapay zekalı robotlardan olacaktır. Zaten, neden olmasın?

Öncelikle bir durum analizi yaparak başlamak istiyorum. Robotların bugünlerdeki en popüler konulardan biri olmakla beraber araştırmalarım esnasında bu teknolojiye yaklaşımları bakımından üç türlü grubun varlığını saptadım[1]: karşıtlar, çekingenler ve cesaretliler. Aslında hemen hemen her konuda bu gruplaşmayı görürüz; görürüz de, konu robotlar olunca grupların sınırları en azından bugün için çok net çizilmiş durumda. Hep beraber inceleyelim.

Birinci grup, yapay zekanın işlerimizi elimizden alacağını; ilgili teknolojiyi elinde tutanların bizleri sürekli gözlem altında tutacağını; mahremiyet, özgür seçim gibi değer ve hakların ortadan kalkacağını düşünen şüpheci ve reddedici bir grup. Bu grubun aynı zamanda yapay zekanın hiçbir zaman insan zekası ve yeteneklerini geçemeyeceğini iddia eden grup olması, grubun filozofisini anlamam açısından bana biraz garip gelmektedir. Hiçbir zaman var olamayacağını düşündükleri bir şeyden neden korkarlar, anlayabilmiş değilim ama, toplumu korkaklığa yönlendirmeleri bakımından kendilerini zararlı buluyorum.

İkinci grup konuyla ilgili bilimsel veya akademik araştırma yapmamış ancak temel bir bilgisi ve fikri olan, robotlardan hem korkan hem de konuya meraklı kişiler. Bunlar şu anda Avrupa toplumunun büyük bir kısmını oluşturuyor[2]. Bu kişilerin en büyük korku kaynağı ise konunun yasal ve etik açıdan yeteri kadar değerlendirilerek ortaya net çözümler koyabilecek kapasiteye gelinmemiş olduğunu bilmeleri. Ancak belki de bu topluluktaki insanların bazıları, 2007’de ilk Facebook hesabını açan insanlarla aynıydı. Hesabı 2007’de açan ancak 2018’de tamamen kaldırabildi bildiğiniz üzere.

Üçüncü grupta ise robotlarla ilgili her türlü gelişmeyi merakla bekleyen, deneyen, daha fazlasını isteyen ve her gelişmeyi deneyimlemeye hazır kişler bulunuyor. Bu kişiler teknolojinin insanın daha iyi bir hayat yaşayabilmesi için insan hizmetinde olmasını savunan, bunun ise ancak teknoloji bilinci yüksek, bilgi okur-yazarı bireylerle mümkün olduğunu düşünen; teknolojiye aç ama teknolojinin kötülere de hizmet ettiğini bilen, bu yüzden çekingenlere de hak veren ama bir türlü kendini tutamayıp cesaretle geliştirmeye ve denemeye devam edenler.

Yapay zeka ile ilgili bilimsel camiaya baktığımızda birbirinin dilini bu zamana kadar anlamaya pek yanaşmamış hukukçu-yazılımcılar gibi gruplar karşımıza çıkıyor. Yapay Zekanın ilk patlama dönemi olan 1950’lerde konuyla ilgili bir veya iki hukukçu dışında pek fazla bir çalışmaya rastlamadım. İkinci dönem olan 1980’lerde tek tük yazılara rastlasam da konunun tam anlamıyla iki disiplin arasına girmesi 2000’leri buluyor. Hukuk&Robotik gibi her iki alanı direkt olarak buluşturan ve insanların sıkıcı akademik platformlarda yaptıkları çalışmaları hala bilimsel ama serbest biçimde anlatabildikleri platformlar ise en azından ülkemizde yok denecek kadar az.

İnsanlar hangi gruptan olursa olsun bugün, IBM ve Google gibi teknoloji devlerinin, Çin ve Japonya gibi teknolojiyi devlet politikalarından ayırt etmeyen ülkelerin ortaya koyduğu ürün ve gelecek planlarının farkında. Eldeki teknolojinin tam anlamıyla kullanmasına engel olan şeylerden biri kuşkusuz, kanunlar (veya topyekun insanları ortadan kaldırmayı henüz düşünmüyor da olabilirler). Ancak, laboratuvarlardaki araştırmalar dünyanın herhangi bir yerinde yürürlükteki kanunlara göre değil de Moore’un kanunlarına göre ilerliyor.

Haliyle, koskoca hukuk bilimi, teknolojinin peşinden koşan ama “maç eksiği nedeniyle” teknolojinin hep gerisinde kalan bir hale gelmiş bulunuyor. Yaşama hakkının tüm uluslararası sözleşmelerde yer alabilmesi için birçok insanın ölmesi gerekmesi gibi, teknolojinin başımıza açacağı işleri önce bekleyip sonra adım atmayı planlıyoruz, ama yanılıyoruz. Yazımın devamında sizlere, robotlarla ilgili öngörebildiğim bazı konuları Kişisel Verilerin Korunması Hukuku kapsamında nasıl düzenlenebileceğini göstermeye çalışacağım.

Herkes uzun, sağlıklı ve rahat bir yaşamı olsun ister. Şahsen ev işi yapmak yerine yapacak daha farklı şeyler bulabilirim. Makale yazabilir, spor yapabilir veya maç izleyebilirim. Hayatımı sağlıklı bir şekilde devam ettirebilmek için istediğim zaman sağlık durumumu gözlemlyebileceğim bir asistanım olsun, bu asistanım bana sağlıklı yaşamla ilgili kişiselleştirilmiş bilgi versin ve endişe uyandıran bir durumda sağlığımla ilgili bilgilerim doktorum tarafından zahmetsizce ulaşılabilsin isterim. Hatta doktorumu her basit durumda rahatsız etmeyeyim, yapay zekalı robotum bana teşhisimi koyup tedavimi versin isterim (Yaşasın! Grip oldum diye doktora gidilen günler yakında geride mi kalacak?). Hasta, yalnız, yaşlı veya engelli kişilerin yanlarında onlara arkadaşlık edebilecek, onlara hayatı kolaylaştıracak robotları sadece ben mi isterim bu dünyada?

İstediğimiz şeyler aslında bugün teknik olarak hemen hemen mümkün, ancak kanımca hem toplumun kendisi hem de toplum düzenini sağlamakla görevli gerçek veya tüzel kişiler buna henüz hazır değiller. Çünkü, örneğin, bence gayet açık ki,  tüm bu kişisel hizmetlerin  gerçekleşebilmesi için yapay zekanın ihtiyaç duyduğu şeylerden belki de ilki ve en önemlisi, kişisel veri. Konunun etik kısmının boyumu aşacağı endişesiyle konuyu profesyonellerine bırakıp, bir robotun yaşam kaynağının kişisel bilgi olduğuna işaret etmek istiyorum. Ve hatta, dünyadaki herhangi bir Kişisel Verileri Koruma Hukukunun robotların veri toplama ve işleme özelliklerini durduramayacağını iddia ediyorum. Bu kapsamda AB’nin meşhur Kişisel Verileri Koruma Tüzüğü’nden (KVKT) yola çıkarak bu savımı açıklamaya çalışacağım.

Bir veri koruma yasasının en temel görevi, kişisel verilerin yasal çerçeveler içerisinde veya kişilerin rızası doğrultusunda sınırlandırılarak toplanması ve işlenmesine olanak sağlamaktır. Cümlemin içerisindeki zıtlığı sizin de fark etmiş olduğunuzu tahmin ederek, veri koruma yasalarının sınırlandırıcı özelliğine tekrar dikkatiniz çekmek isterim. Bu açıdan aslında, kişisel verileri koruma hukuku, teknolojinin sınırsızca gelişebilmesinin önündeki en büyük engellerden biri (iyi ki de öyle). Sınırsızlığı sınırlayabildiği için de temel bir hak olan kişisel verilerin korunması hakkını sağlayan yasal temel.

İlk ulusal Kişisel Verileri Koruma (KVK) kanunu 1973 yılında İsveç’te kabul edilmiş ve birçok Avrupa ülkesi tarafından kısa zamanda örnek alınarak yasalara dahil edilmiştir. Avrupa Konseyi’nin 1981’de ülkemizin de içinde bulunduğu Konsey üyesi ülkelerin onayına sunduğu 108 no’lu Sözleşme ile KVK hakkının Avrupa için ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır. KVK hakkı konusunda Almanya gibi hassas bir geçmişe sahip üyeleri bulunan AB ise1995’te kabul ettiği Direktif sayesinde KVK hakkını hukuksal genel bir çerçevede belirlenmiş, uygulamayı ise üye ülkelerin kendi hukuk sistemine bırakmıştır. Bu durum her ülkenin kendi KVK rejimini geliştirmesine sebep olmuş ve bu durumun Birlik ruhunu aykırı olduğu hem Üye Ülkelerce hem de AB’ce kabul edilmiştir. Siyasi, ekonomik, güvenlik gibi mümkün olan her alanda diğer ülkelere karşı tek bir duruş sergileyen AB, KVK konusunda da üye ülkelerin tümünde aynı şekilde uygulanmasını öngören KVKT’yi 25 Mayıs 2018 günü yürürlüğe koymuştur. Burada AB hukuk sistemi gereği, KVKT’nin 27 ülkede de aynı şekilde uygulanması gerektiğini tekrar vurgulamak isterim; çünkü örneğin İsveç gibi ifade özgürlüğünün KVK hakkından daha üstün tutulduğu veya İrlanda gibi KVK rejiminin oldukça zayıf olduğu (Facebook, Google falan neden İrlanda’ya kurdu Avrupa temsilciliklerini, değil mi?) gibi ülkelerde mutlaka farklı yorumlamalar ortaya çıkacaktır. Konumuzun bu olmadığını hatırlayarak, KVKT’nin getirdiği bazı yeniliklere dikkatinizi çekmek isterim. KVKT, ilgili kişilere Unutulma Hakkı, kişilerin verilerini bir sistemden başka bir veri sorumlusunun sistemine taşıma hakkı gibi yeni haklar tanırken; ilgili kişilerin (yani verinin asıl sahibi olan kişilerin) vereceği rızanın hangi şartlar altında geçerli olacağı hususunu da kapsamlı biçimde açıklayarak geliştirmiştir.

KVKT’ye göre geçerli rıza, kişisel verilerin ancak açık ve belli amaçlar çerçeçesinde; ilgili kişinin bu amaçlar hakkında bilgilendirilerek seçimi kendisine bırakması biçiminde tanımlanabilir. Kişi, seçimini yaparken alacağı hizmeti eksik alacağı veya hiç almayacağı konusunda edişelenmeden seçimini özgürce yapabilmelidir. Ayrıca, birbirine benzese bile tamamen birbirinde bağımsız birden fazla amaca yönelik rızalarını tek tek her konu için verebilmelidir.  Veri sorumluları, kişinin yaptığı seçimi açıkça belirtecek biçimde gösterebileceği platformlar hazırlamalı ve rızanın geçerliliğini her zaman kanıtlayabilmelidir. Kişiler için rızalarını çekmek, rıza vermeleri gibi kolay olmalıdır.

İşte şimdi aklınızın bulandığını tahmin ediyorum.

Bir robot düşünün, bu robot Hizmet Robotu grubundan[3] kişisel bir Sosyal Robot, diğer bir deyişle, kişisel asistan robotu olsun. Sizinle her konuda iletişime girebilen, size gündelik hayatınızın her anında asistanlık edebilen bir robot. Onunla duygularınızı paylaşabilirsiniz, ondan finansal konularda yardımlar alabilirsiniz. Onu evinizde ailenizle birlkteyken bir eğlence aracı olarak da kullanabilirsiniz. Sağlık durumunuz onun tarafından kontrol edilmekte, üzgün olduğunuz anlar onun tarafından fark edilmekte ve o önünüze hemen sizi mutlu edecek çözümleri getirmekte.

Bu robot Doğal Dil İşleme ile Yüz ve Ses Tanıma teknikleri konusunda ileri seviyede, Nesnelerin Interneti araçlarından bilgi toplayabilen ve bu bilgiyi anlamlı hale getirebilen bir robot. Bu robot aslında, gelişmiş donanımı sayesinde çevresindekileri algılayabilen bir kişisel asistan, bir makina-sapienden[4] başka bir şey değil.

Kişisel asistanlar gibi çok amaçlı robotlar henüz laboratuvarlarda geliştirilmekte olsa da, çeşitli formlarda gündelik hayatın belli alanlarında önemli görevler almaya yavaş yavaş başladılar. Pepper gibi Sosyal Robotlar[5] (ki bu kategorideki robotlar sosyal zekaya sahip ve insanlarla sosyal ilişki kurabiliyor demek[6]), eğitim ve sağlık alanlarında yavaş yavaş insanlarla yaşamaya başladı.

Öncelikle bir durum analizi yapalım. Yukarıdaki gibi bir robot çok açıkça hem genel anlamdaki kişisel verileri hem de hassas kişisel verileri toplayabilecek ve işleyebilecek kapasitededir. Robotumuz gelişmiş Makine Öğrenme yetenekleri sayesinde normalde gereksiz[7] gibi görünen bilgiler de dahil her türlü bilgiyi anlamlandırabilmekte, hatta, kişisel verileri ustalıkla hassas verilere çevirebilmektedir. Robotun donanımı aracılığıyla ve Nesnelerin İnterneti cihazlarından topladğı veriler dışında, asistanı olduğu kişi ile ilgili (izin verildiği sürece) internetten, örneğin sosyal medya veya elektronik bankacılık hesaplarından bilgi toplayabilmesi çok kolaydır. Tüm bunların yanı sıra, fiziki görüntüsü özellikle insan veya hayvan formunda tasarlanmış robotlarla insanların duygusal bir bağ kurması, onlara gerçek bir insana güveniyor gibi güvenmesi, kişilerin kendisini başlı başına robotun bilgi kaynağı yapmaktadır.

Böyle bir robotun örneğin evde kişisel kullanıma açıldığını düşündüğümüzde öncelikle arada bir satış sözleşmesi bulunacağını ve bundan dolayı tüketici-satıcı ilişkisi kurulacağını düşünmekteyim. Haliyle, verilerin işlenmesi için gerekli yasal temelin kullanıcının kendi rızasından başka yasal bir dayanağı olamayacağı ortada. Ancak günümüzde Gizlilik Sözleşmelerinin neredeyse hiç okunmadığı, okunsa da anlaşılamadığı; kullanıcıların birçok teknolojik ürünün kendi kendine ses veya görüntü kaydetme özelliğinden haberi olmadan bu ürünleri evine getirdiği; daha üreticisinin bile öngöremediği amaçlar için veri topladığını bilmediği[8] gibi durumlarda, rızası sizce ne kadar geçerli olabilir? Heleki daha fazla kişisel verinin daha fazla kişisel hizmet ve mutluluğa giden yol olduğunu

Amaçların gayet açık, rızanın tamamen bilinçli bir kullanıcı tarafından verildiğini varsayalım. Veri, bizim robotun Sinir Ağı’nın bir parçası olmuş durumdayken bu veriyi silebilmek, robota “unutturabilmek” teknik olarak mümkün mü? Bu durumda verilmiş rızayı nasıl geri alacağız? Verdiğimiz bunca kişisel bilginin robot üreticileri tarafından tamamen göz ardı edileceğinden nasıl emin olabiliriz, hele ki bugün Skype, ki benim bildiğim kadarıyla Skype internet tabanlı bir iletişim aracından başka bir şey değildi, kullanıcılarına “arkadaşlarıyla sohbet eder gibi sohbet edebilecekleri” sosyal bir bot [9]önerebiliyorken.

Gelecek her gün daha da yakın ve teknoloji bugün çok hızlıymış gibi görünüyor olsa da, yarın bugünkü kadar yavaş olmayacak. Bu yazıda sorduğum soruların cevabının bugün verilmesi gerek robot hukuku gerekse etik konusunda ileride yapılacak çalışmalara ışık tutabilir. Özellikle, dünyanın en güncel ve en gelmiş KVK hukukuna sabip AB’nin bile KVKT’yi hazırlarken kişisel robotları görmezden geldiğini KVKT’nin yürürülüğe girmesina kadar ve yürürlüğe girdikten sonra yayımladığı birçok raporda tespit edebilmek mümkün. Bir teknoloji “cesaretlisi” olarak “çekindiğim” tek konu, kişisel verilerin kendi yaşam kaynağı olan robotların değil, hayatını daha iyi şartlarda yaşamak için bu robotlardan faydalanan kullanıcın haberi bile olmadan onların hayatını gözetleyen başka mekanizmaların varlığı. Bu yüzden iş sadece hukuka bırakılmamalı, hem bireylerin hem de robotikle ilgili diğer disiplinlerin farkındalığı artırılarak iyi senaryolara önayak olunmalıdır.

Vakit ayırıp yazımı sonuna kadar ilgiyle okuduğunuz için teşekkür ederim.

 

Yazar hakkında ayrıca bakınız: 

https://robotic.legal/author/ggvarkonyi/

 

[1] İkincil referans: Umberto Eco, Apocalittici e integrati, Bompiani, 1964 https://ia.italia.it/assets/whitepaper.pdf

[2] Special Eurobarometer 460-March 2017: Attitudes towards the impact of digitisation and automation on daily life Eurobarometer special survey

[3] International Federation of Robotics https://ifr.org/service-robots

[4] Hallevy, G., (2010) The Criminal Liabiliıty of Artificial Intelligence Entities-From Science Fiction To Legal Social Control. Akron Intellectual Property Journal, 4(2), p5. Available at: http://ssrn.com/abstract=1564096 

[5] ICub: https://www.iit.it/research/lines/icub ; Furhat: https://www.furhatrobotics.com

[6] Breazeal, C.: Designing Sociable Robots. The MIT Press, Cambridge, MA (2002)

[7] Robert van den Hoven van Genderen (2017), Privacy and Data Protection in the Age of Pervasive Technologies in AI and Robotics, EDPL, 3,  p12.

[8] Millar, Jason and Kerr, Ian R. (2013) Delegation, Relinquishment and Responsibility: The Prospect of Expert Robots  https://ssrn.com/abstract=2234645, p107.

[9] https://support.skype.com/en/faq/FA34646/what-are-skype-bots-and-how-do-i-add-them-as-contacts


Alıntı için :

Gizem Gültekin Várkonyi
"Kişisel Robotlar ve Kişisel Veriler"
Hukuk & Robotik, Monday December 10th, 2018
https://robotic.legal/kisisel-robotlar-ve-kisisel-veriler/- 09/12/2021
1 2 3 4