Yapay Zeka, Otomasyon ve Çalışma

 

Yapay Zeka, Otomasyon ve Çalışma

 

Blockchain and Fintech Investment

 

Daron Acemoglu – MIT

 

Pascual Restrepo – Boston Üniversitesi

 

 4 Ocak 2018

 

 

 

 

Özet

 

“Otomasyon ve yapay zekanın (YZ) işgücü, ücret ve istihdam talepleri üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla bir çerçeveyi özetliyoruz. Görev temelli çerçevemiz, otomasyonun gerçekleştirdiği görevlerde, emeğin yerini alan makineler ve YZ olarak yarattığı yerinden etme etkisini vurgulamaktadır. Bu yerinden etme etkisi, emek ve ücret talebini azaltma eğilimindedir. Ancak, otomasyonun üretmediği maliyet tasarrufundan kaynaklanan ve otomatik olmayan görevlerde işgücü talebini artıran bir verimlilik etkisi ile karşı karşıya kalınmaktadır. Verimlilik etkisi, her ikisi de emek talebini daha da artıran ek sermaye birikimi ve otomasyonun derinleşmesi (mevcut makinelerin iyileştirilmesi) ile tamamlanmaktadır. Bu ters etkiler tamamlanmış durumda değildir. Güçlü olduklarında bile, otomasyon işçi başına çıktıyı ücretlerden daha fazla artırmakta ve ulusal gelirdeki emeğin payını azaltmaktadır. Otomasyona karşı daha güçlü olan karşıt güç ise, emeği yeni faaliyetlere tekrar dahil eden ve otomasyonun etkisini dengelemek için işgücü payını artırma eğilimi gösteren yeni emek-yoğun görevlerin yaratılmasıdır. Çerçevemiz ayrıca, ekonominin ve işgücü piyasasının otomasyona uyumunu yavaşlatan ve bu dönüşümden elde edilen verimlilik artışlarını zayıflatan kısıtları ve kusurları da vurgulamaktadır: yeni teknolojilerin beceri gereksinimleri ile otomasyonun, diğer üretkenliği artıran teknolojiler pahasına, aşırı bir oranda sunulma olasılığı arasındaki uyumsuzluk.”

 

Makale ile ilgili bağlantı adresini ve makalenin orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://economics.mit.edu/files/14641

 

İnsanlık 2.0 Tekilliğe Doğru Biyolojisini Aşan İnsan

 

İnsanlık 2.0 Tekilliğe Doğru Biyolojisini Aşan İnsan

 

 

 

Türü: Araştırma/Bilim-Kurgu

Yazar: Raymond Kurzweil

Yayım Tarihi: 2005*

Yayımevi: Viking*

 

 

 

 

 

 

Raymond Kurzweil, dünyanın önde gelen fütüristlerinden biridir. Forbes, kendisini “en büyük düşünme makinesi” olarak nitelendirmektedir. Orijinali 2005 yılında yayınlanan “Singularity is near” kitabında gelişen teknolojinin insanın biyolojik yapısında nasıl değişimler yarattığı üzerinde durmaktadır. 

Kitapta teknolojik değişim hızının insan yaşamını geri dönülmez biçimde  dönüştürdüğünden ve değişimin etkilerinin de git gide derinleşeceğinden bahsediliyor. Kurzweil’in tekillik dediği bu dönem, yaşamımızı anlamlı kılmak için bel bağladığımız kavramları tamamıyla değiştirecek.

Kurzweil’e göre, evrim, bir yetenek yaratır, sonra o yeteneği bir sonraki aşamayı geliştirmek için kullanır. Teknolojinin hayatın her alanında kullanılmaya başlanması kuşkusuz insan evrimini de etkileyecek. Birgün teknoloji, insan zekası dahil biyolojinin her noktasına egemen olacak. 

Geçmişten günümüze teknolojinin devrimsel etkilerini ve gelecekte bizi her anlamda dönüştürecek gelişmeleri önümüze seren ve fütüristik bir bakış açısı da sunan bu kitabı okumanızı tavsiye ederim. 

 

Selin Çetin

 

Not: Türkçe çevirisi Alfa yayınları tarafından 2016 yılında basılmıştır.

Yapay Zeka Çağında Mahremiyet ve İfade Özgürlüğü

 

Yapay Zeka Çağında Mahremiyet ve İfade Özgürlüğü

 

Related image

Article 19 & Privacy International

Nisan, 2018

 

Özet

“Yapay Zekâ(YZ) artık günlük hayatımızın bir parçası. Bu teknoloji, insanların bilgilere nasıl eriştiklerini, cihazlarla nasıl etkileşimde bulunduklarını, kişisel bilgileri paylaşımlarını şekillendiriyor ve hatta yabancı dilleri bile anlıyor. Ayrıca, bireylerin ve grupların nasıl izlenebileceğini ve tanımlanabileceğini dönüştürüyor ve veriden insanlar hakkında ne tür bilgilerin toplanabileceğini önemli ölçüde değiştiriyor.

YZ, toplumları olumlu yönde kökten değiştirme potansiyeline sahiptir. Ancak, herhangi bir bilimsel veya teknolojik ilerlemede olduğu gibi, devletler veya şirketler tarafından yeni araçların kullanımının insan hakları üzerinde olumsuz bir etki yaratacağına dair gerçek bir risk var.

YZ, çok sayıda haktan etkilenirken, ARTICLE 19 ve Privacy Internatinal, özellikle mahremiyet, ifade ve bilgi alma özgürlüğü üzerindeki etkilerinden endişe duymaktadır.

Bu kapsam belirleme yazısı, “yapay dar zekâ” uygulamalarına -özellikle makine öğrenimi ve bunların insan hakları üzerindeki etkilerine- odaklanmaktadır.

Bu yazının dört tane amacı bulunmakta:

  1. Tartışmayı açıklığa kavuşturmak için anahtar teknik tanımları sunma;
  2. Yapay Zekânın ifade özgürlüğü ve mahremiyet hakkını nasıl etkilediğini ve zorlukların ana hatlarıyla belirlendiği temel yolları inceleme;
  3. Mevcut hukuki, teknik ve kurumsal çerçeveler ile ifade özgürlüğü ve mahremiyet özgürlüğü ile ilgili endüstri liderliğindeki YZ girişimleri de dahil olmak üzere, mevcut YZ yönetişimini gözden geçirme; ve
  4. YZ savunuculuk faaliyetlerinde sivil toplum örgütleri ve diğer paydaşlar tarafından izlenebilecek, haklara dayalı çözümler için önerilerde bulunma.

Bu alandaki politika ve teknolojinin:

  • İnsan haklarının, özellikle ifade özgürlüğü ve mahremiyet hakkının korunmasını sağlama;
  • Yapay Zekanın hesap verebilirliğini ve şeffaflığını sağlama;
  • Hükümetleri, ifade özgürlüğünün ve mahremiyetin korunması ile ilgili yasal ve politik çerçevelerin ve YZ ile ilgili düzenlemelerin yeterliliğini gözden geçirme konusunda teşvik etme;
  • Teknolojinin etkisinden bütünsel bir anlayışla haberdar olma:- yapay zekanın insan hakları üzerindeki etkisi ile ilgili olay incelemesi ve ampirik araştırmalar toplanmalıdır-; ve
  • Sivil toplum ve uzmanlarla olan bağlantılar da dahil olmak üzere geniş bir paydaş grubuyla birlikte geliştirilmesi

konularına cevap vermesi gerektiğine inanıyoruz.”

 

Rapor ile ilgili bağlantı adresini ve raporun orijinalini aşağıda bulabilirsiniz:

https://privacyinternational.org/sites/default/files/2018-04/Privacy%20and%20Freedom%20of%20Expression%20%20In%20the%20Age%20of%20Artificial%20Intelligence.pdf

Varlık Felsefesi Açısından Yapay Zeka – Ayşe Acar

Varlık Felsefesi açısından Yapay Zeka 

Türkiye’de bilim-kurgu edebiyatına “Bay Binet” romanı ile yapay zeka ve robotları kazandıran, değerli yazar Ayşe Acar ile yaptığımız röportajda, yapay zekanın varlık felsefesi açısından özne mi yoksa nesne mi olduğunu, oluşabilecek toplumsal tepkileri ve bu teknolojinin inançlarımıza etkisini konuştuk.

Keyifli okumalar…

 

Çetin: Robotları üretiyor olmamızın şu an en temel sebebi insan gücü ile yapılacak bir işi daha kısa sürede ve daha az hata ile yapıyor olmaları. Peki bu robotlara neden insan görünümü vermek istiyoruz? 

Acar: İktisat açısından böyle diyebiliriz. Bakıldığında zeka insanlık tarihinde hep evrilerek yol almıştır.  Hegel buna akıl da diyor ve insan aklının ilerleme tarihinin insanlığın kendi tarihi olduğundan bahsediyor. Kara sabandan sanayi devrimine kadar, her dönemki öğeler insanların total  aklının  dışarıdaki görünümüdür. Şimdi de robotlar ve yapay zeka insan aklının dışarıdaki görünümünü oluşturuyor. İnsan kendi aklını görmek istiyor, bu tutku gibi bir şey. Bu durum öncelikle ekonomiye  ve politiğe yarıyor. Ama bir taraftan insan kendini, kendi sınırlarını görmek istiyor. İnsan birgün kendini karşısına koyana  kadar rahat etmeyecek. Bir şeyi bilincinize konu edebilmek için onu bilmeniz gerekir.  İnsan kendini bilmek için, kendisini karşısına koymak zorunda, buna ihtiyacı var. İnsan hayaline bir şeyi konu ediyorsa o birgün gerçek olur.

Çetin: Yapay zekalı bir robot sizce birgün bilinç sahibi olabilir mi? 

Acar: Nesne bilinci var zaten. İnsan için konuşursak, düşüncemize konu ettiğimiz her şey nesnedir. Görüntüleri, sesleri düşüncemize konu ediyoruz, işte bu nesne bilincidir. Yapay  zekalı  robotların  da  nesne bilinci var. Ancak kendini biliyor mu işte sorun burada. Mesela Sophia ile ilgili bir  videoda  yaratıcısı Sophia’yı yeniliyor. Uyandırıldığında Sophia, ben seni bir yerden hatırlıyorum diyor, yaratıcısı evet tanıyor olabilirsin ben seni yaratanlardan biriyim diyor, Sophia peki ben bunu nerden biliyorum diyor, çünkü bir miktar geçmişe dair veri bıraktık diyor yaratıcısı, devamında Sophia’nın sorusu çok ilginçti “Peki ben aynı Sophia mıyım?” bu müthiş bir soru. Beni biraz korkutan bir soru hatta. Robotların benlik bilinci olduğunu şu an söyleyemeyiz belki, ancak nesne bilinci var. Tabii kendini bilen insan sayısı ne kadar bunu da düşünmek lazım. İnsanlar arasında kaç kişi ben aynı kişi miyim diye soruyor ki?  

Çetin: Toplumsal değerleri bir robota nasıl öğretebiliriz? Çünkü bunlar çok çeşitli, doğunun toplumsal algısı ile batınınki bile çok farklı olabiliyor. 

Acar: Değer kavramı kültürden kültüre değişir. Bu çok aşılamayacak bir şey değil. Mesela Japonya kendi robotunu, yazılımını kendi kültür değerleri üzerinden yapıyor. Sizin o konuda ne kadar yetkin olduğunuza bağlı. Bu kültürlerin tanışmasına da katkı sağlayabilir. Şu an küreselleşme ve yerelleşme bakımından bir devinim içindeyiz zaten. Salt küreselleşme dünyanın büyük bir köye dönüşmesine neden olur.  Tabii iyi tarafları da var, ben Oxford’taki bir makaleye erişebilmeliyim, küreselleşme bu özgürlükleri de bana sağlıyor. Ama ben aynı zamanda yerelliğimi de korumayı arzu ediyorum. İkisi birlikte olmalı küreselleşme ve yerelleşme. 

Çetin: Kitabınız Bay Binet’te bazı kesimler robotlar ve yapay zeka ile yaşamak istemiyordu. Peki sizce bu teknoloji ne gibi toplumsal tepkiler doğuracak? 

Acar: Bu çok derin bir konu. Aslında şu an korkmuyoruz, çünkü bu teknolojiyi elektrik süpürgesinin biraz gelişmişi gibi düşünüyoruz, kaygı duymuyoruz. Dünya şu an ontolojik bakımından bir kaygı duymuyor. Çünkü bunlar insanların yarattığı şeyler diyoruz. Belli bir aşamadan sonra ontolojik sıkıntı başlayacak. Karşımızda bayâ bayâ  bize benzeyen, işin içine hukuk da girerse hak ve özgürlükler konusunda eşitlenebileceğimiz bir varlık karşımıza çıktığında biz kendimizi değersiz hissedebiliriz. Çünkü tarih boyunca biz Tanrının yeryüzündeki halifesiyiz dedik, biz onun yansımasıyız dedik. Ancak varlık olarak robotları ve yapay zekayı kabul ettiğimizde geniş kitlelerde  anksiyete  başlıyor.  Varlık  korkusu, özelliğini yitirmekten kaynaklı bir korku. Bu durum belli bir kesimi dine daha çok iter, çünkü başka nerede özellik bulacak? Senin karşında senden çok daha başarılı, belki de daha çok değer üreten, zarafet ve sanat üreten bir yapay zeka topluluğuyla karşılaştığında, insanın kendini değersiz hissedeceği aşama gelebilir. Şu an varlık sorunu henüz olmadığı için bu ayrışma yok. Ben kimim sorusunu sorduğumuzda bu ayrışma başlayacak. Yapay zekaya insan diyebilir miyiz? sorusu için çok erken olsa da bununla karşılaştığımızda ayrışma başlayacak.  

Bunun yanında insan zekasında evrim devam ediyor. Üretilen ürünlerden bunu anlıyoruz. Bu yüzden bu evrime bir müdahale de olabilir. Daha zeki bir varlık karşısında eşitlenebilmemiz için her halde insan beyninin de bilgisayara bağlanması gerekir ki Elon Musk’ın böyle bir projesi var.  

Bunların devamında, her nesnenin bir zekası olduğunda ise şeffaflaşma başlayacak. İstihbarat teşkilatlarına bile gerek kalmayabilir. En önemlisi de yalan söylemeyeceğiz. Öyle ki eskiden yalan söyleniyormuş denildiğinde çok ilkel karşılanacak. Çünkü yalana ihtiyaç kalmayacak her şey şeffaflaşacak. Uzaktan bakınca bu çok kurgusal geliyor. Ancak insan kendini medeniyetin merkezine koyar, zanneder ki 2017 yılı medeniyetin zirvesi, 2017 yılından geçmişi ve geleceği yorumlar. Ama bunu milattan önce de yapıyorlardı.  

Çetin:  Sizce Türk toplumu ne gibi tepkiler verir? 

Acar: Biz henüz durumun farkında değiliz. Elektrik süpürgesinin gelişmişi sanıyoruz, korkmuyoruz. Ben heyecanlanan kesimdenim, bir an önce olsun istiyorum, distopik bakmıyorum. Türk toplumu şu an ciddiye almıyor, geldiğimiz aşamanın farkında değil, ontolojik bir kaygı duymuyor. Ben kitapta birinci bölgede herkesin eşit yurttaş olduğunu kabul ettim. Robot veya insan ayrımı yapmak çok ilkel bulunuyor. İnsanlar benim bunu hayal ettiğimi düşünüyor. Hayır, bu böyle olacak, çok belli böyle olacağı.  Örneğin, yapay rahim yapıldı, bu durum hamileliği, evlilik kurumunu etkileyebilir. İnsanlar yine aile kurup yaşamak istiyorsa devam etsin, ancak belli bir grup bunu yaşamak istiyorsa da özgür bırakmalıyız. Buna kutsiyet atfedip herkesten bu şekilde yaşamasını beklememek gerekir. 

Özelikle simülasyonun gelişmesi bizim için daha büyük bir sorulama oluşturacak. Biz bu gerçekliği yarattıysak biri de bizi neden yaratmış olmasın, neden bir simülasyonda yaşıyor olmayalım soruları artacak. Aslında dini metinler de bunu söylüyor. Hz. Muhammet insanlar uykudadır öldükleri zaman uyanırlar diyor. İşte bu bir simülasyondur aslında. Mesele üstün bir medeniyet mi bizi simüle etti yoksa biz mi kendimizi simüle ettik? Ben ikincisi olduğunu düşünüyorum.  Teorik olarak mümkün,  Oxford’tan  Nick Bostrom bunu söylüyor. Elon Musk da yaşamın simülasyon olmama ihtimali %1 diyor. 

Çetin: Soruyu bu kez tersten soralım, robotlar bizim hakkımızda ne düşünür? 

Acar: Cevabı ben de çok merak ediyorum. Benim romanda Tati var, ikinci bölgedeki az gelişmiş robotlardan. Ben Tati’ye gelecek kitapta bunu yaptıracağım. İnsanlarla ilgili neler düşündüğünü anlatacak. Bizi muhtemelen egosantrik bulacaklar. Çünkü kendimizi muhteşem ve Tanrısal görüyoruz. Diyecekler ki evet sen beni yarattın ama seni de annen baban yarattı. İnsanlara bu durumu  çok abartıyorsun diyebilirler. 

Çetin: Yapay Zekanın inancı olabilir mi? 

Acar: Olur. İnanç çok geliş bir kavram. Kurumsallaşmış bir dinden bahsetmiyoruz. Eğer bilime inanıyorsanız o da bir inanç biçimidir. Ateizm de bir inanç biçimidir. Bu yüzden yapay zekanın da inancı mutlaka olacaktır. Din sahibi olur mu? Eğer duygu simülasyonu olursa bu mümkün olabilir. Ama bu dinde insanı tanrı edinmez tabi ki. Öyle bir saçmalık yapmaz.  

Çetin: Bizim inançlarımız bu teknolojiden nasıl etkilenir? 

Acar:  Bir grup ciddi şekilde radikalleşir, kaygı artacağı için insanların Tanrı’ya sığınma ihtiyacı da artacaktır. Bir grup ise insanı Tanrı gibi konumlandırabilir bunu başardığı için. Bir grup da ben onlardan çok umutluyum, din felsefesi olarak insan nedir, Tanrı var mıdır sorunu adam akıllı sorar, bu konularla hesaplaşır. Ben çok umutluyum. Geniş kitleler açısından bu değişim ilk defa gerçekleşecek. 

 

Degerli Ayşe Acar‘a saygı ve sevgilerle…


Alıntı için :

Selin Cetin
"Varlık Felsefesi Açısından Yapay Zeka – Ayşe Acar"
Hukuk & Robotik, Friday December 8th, 2017
https://robotic.legal/varlik-felsefesi-acidan-yapay-zeka-ayse-acar/- 09/12/2021

 

Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?

 

Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?

 

Teknolojik inovasyon hayatımızı hızlı şekilde değiştirmeye başladı. Özellikle robotik teknolojide yaşanan gelişme yakın bir gelecekte sosyal hayatımızda da hissedilecek. Endüstriyel alanda yoğun şekilde kullanılan robotlar artık hizmet sektörüne de destek sunmaya başladı. Örneğin, humanoid robot üretiminde önemli bir şirket olan Pal Robotics geceleri ürünleri kontrol etmek amacıyla mağazaların içinde gezen Stockbot’u fuarlarda görücüye çıkardı.

Yine önemli teknoloji şirketlerinden Oppent’in otonom araçları, hastanelerde çamaşırları ya da atık malzemeleri taşıyor, 100 yıllık geçmişi olan Yaskawa şirketinin Motoman robotu laboratuvar örnekleri hazırlıyor, Bristol merkezli OC Robotics nükleer santraller ya da uçak kanatlarının içi gibi tehlikeli noktalarda denetim yapması için yılan kollu robotlar üretiyor.

Fonksiyonlarının genişlemesi ve hizmet robotlarının çalışma ortamları nedeniyle güvenlik gereksinimleri de değişiyor ve karmaşıklaşıyor. Örneğin evin içinde internete bağlanabilen bir robotun kullanılması evin iç mekanının görüntülenebilmesinin yolunu açıyor. Bunlar saat kaçta eve gelip gittiğinizden kimlerle görüştüğünüze kadar hayatınıza dair tüm bilgileri kaydedebiliyor. Bu sayede kullanıcıların kişisel verilerine erişmenin de yolu açılmış oluyor.

Ayrıca yine internet bağlantısı sayesinde robota erişebilen kötü niyetli kişilerin ev sahibinin diğer birçok kişisel bilgisine ulaşması da söz konusu olabiliyor. Bu açıdan, tüketicilere yönelik makinelerde veri güvenliğinin de ön planda olması gerekiyor. Toplanan verilerin kime ait olacağı, hangi biometrik verilerin veya hangi verilerin sensör tarafından toplandığı, ne kadar veri toplandığı, bu verilerin nasıl kullanılacağı konularında şu an tam bir açıklık bulunmamaktadır. (S. Peppet, Regulating the Internet of Things: First Steps Toward Managing Discrimination, Privacy, Security, and Consent, sf.95)

Robotlar açısından hukuksal anlamda bu konuya uygulanabilecek doğrudan bir düzenleme bulunmuyor. Avrupa Birliği’nin düzenlemelerine ve Türkiye’deki uygulamalara bakıldığında bunlar söz konusu problemlere çözüm için fikir verebilir. AB’nin 2002/58/EC Direktifi’ne göre , genel olarak kötü amaçlı yazılım saldırısı gibi belirli riskler söz konusu olduğunda, hizmet sağlayıcı tarafından kişiler bilgilendirilmeli ve bilgilerinin gizliliği sağlanmalıdır. (kısım 4, md.1) Burada kişilerin temel hak ve özgürlüklerini koruma adına hizmet sağlayıcının da yükümlülüklerinin belirlenmesi gerekir.

Türkiye’de KVKK açısından bir değerlendirme yapıldığında veri sorumlusunun veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak söz konusu yapay zekaya sahip bir robot tarafından kaydedilen veriler olduğunda veri sorumlusu ve veri işleyenin belirlenmesi önemli sorun teşkil etmektedir. KVKK açısından veri sorumlusu, her hangi bir temsilci, sorumlu kişi anlamında değil, doğrudan ilgili gerçek kişi veya tüzel kişi olarak tanımlanmış durumdadır. Örneğin, bir anonim şirketin kendisi bu kanun anlamında tüzel kişi olarak veri sorumlusudur. Veri işleyen ise, veri sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişidir. Her ne kadar kanunda gerçek kişi veya tüzel kişi olarak belirlenmişse de kendi başına karar alıp uygulayabilen yapay zekalı bir robotça işlenmiş kişisel veriler bakımından veri sorumlusu ve veriyi işleyen kavramlarının yeniden belirlenmesi gerekecektir.

Bu konuya dair düzenlenmiş kanunlar istisnalar getirse de kişisel veriler ilgili kişinin rızası olmaksızın işlenemez. Sosyal hayatta hizmet sektöründe kullanılan veya evimizde bulunan robotların kameralar ve internet bağlantısı yoluyla tam olarak hangi bilgilerimize eriştiğini fark edemeyebiliriz. Bu robotlarca toplanan kişisel verinin amacının dışında kullanılmaması gerekir. Yine AB’nin 2009/136/EC Direktifi’nde, kişisel veri ihlali durumunda hizmet sağlayıcının, kişilere gerekli önlemleri almaları için bildirimde bulunması, bu bildirimin ihlali gidermek için alınan önlemlerin yanı sıra ilgili kişiye tavsiyeler de içermesi gerektiği belirtilmektedir. ( md.61)

KVKK düzenlemesinde de veri sorumlusu, kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini ve bunlara erişilmesini önlemek, kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almak zorundadır. Yukarıda belirtilmiş olduğu gibi burada da kullanılan robotik teknoloji açısından yazılımcı ve üretici bakımından veri sorumlusu kavramının aydınlatılması gerekir.

Kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmadan aktarılmamalıdır. Ancak özellikle bulut teknolojisinin robotlara uygulanmasıyla verilerin gizliliği ve güvenliği açısından daha büyük bir risk altına giriliyor. Robotların internet aracılığıyla aralarında veri transferi yapması kişisel verilerin aktarılması tehlikesini artırıyor. Bu noktada kişisel verilerin güvenliğinin sağlanması amacıyla örneğin, yetkisiz erişimi, kötücül kod dağıtımını önleme gibi tedbirler alınmalıdır. EU 2016/679 sayılı Tüzük’teki düzelemeye baktığımızda, veri güvenliği değerlendirilirken oluşabilecek maddi veya maddi olmayan zararlar nedeniyle kişisel veri işleme yoluyla oluşan risklere dikkat edilmesi vurgulanmaktadır. (md.49) KVKK’da da, kişisel verilerin üçüncü kişilere aktarılmasında ilgili kişinin açık rızası aranmaktadır. Ancak bir robotun hangi bilgileri kaydettiğini ve bu verileri hangi üçüncü kişilere, ne zaman aktardığını, sonrasında ise oluşabilecek zarardan sorumluluğu tespit şu an büyük bir belirsizlik yaratıyor.

Değinilmesi gereken başka bir nokta ise bireylerin kendilerine ait verilerin toplanmasına ve aktarılmasına önceden izin verip veremeyeceğidir. Robotta bulunan ve birtakım verileri kaydedeceğini bildiğimiz çipin aktif halde bulunmasını istemeyebiliriz. Burada karşımıza yeni bir hak çıkar “çipi etkisiz hale getirme hakkı”. Bu bir opt-out (vazgeçme/çekilme) usulüdür. Çip başlangıçta aktiftir, kullanıcı daha sonra çipi etkisiz hale getirebilmektedir. Bir başka usul ise opt-in(dahil olma)dir. Burada ise çip başta aktif değildir, kullanıcı aktif hale getirip getirmemeye karar verir.(Yrd. Doç. Dr. A. Ebru Bozkurt Yüksel, Nesnelerin İnternetinin Hukuki Yönden İncelenmesi, sf.123)

Kullanıcının bilgisi dahilinde olmadan, önceden yerleştirilmiş çiplerin veya eklentilerin kişilere ait özel nitelikli verileri, açık rıza olmaksızın işlemesi de bir yaptırımla düzenlenmelidir. Ayrıca kişiler, robot tarafından uygun olarak işlenmiş olan verilerin, unutulma hakkının bir karşılığı olarak, silinmesini isteme hakkına da sahip olmalıdır. İşlenmesini gerektiren veriler re’sen veya ilgili kişinin talebi üzerine anonim hale getirilebilir. Ancak evlerde kullanılan robotlar özel hayata dair en hassas bilgileri kaydedebildiğinden bu verilerin anonim hale getirilmesi de pek mümkün gözükmüyor.

Genel olarak, yapay zekalı robot teknolojisinin henüz gelişme aşamasında olduğunu söyleyebiliriz. Bu alanda bireylerin toplanan verilerinin nasıl kullanılacağı, gizliliğinin ve güvenliğinin nasıl sağlanacağı konusunda bir açıklık söz konu değil. KVKK ve ilgili yönetmeliğe bakıldığında, kişisel verilerin işlenmesinde uyulması gereken ilkeler, verilerin işlenme şartları, silinmesi, yok edilmesi ve anonim hale getirilmesi, aktarılması, kişilerin bilgilendirilmesi ve yükümlülükler gibi pek çok önemli nokta düzenlemiş olmakla birlikte kullanıcıların bilgilerinin gizliliği, genel veri korumasına dair AB ile uyumu sağlayan düzenlemelere ihtiyaç var. Şu aşamada robotik teknolojinin getirdiği sorunlara mevcut düzenlemelerin yorumlanması yoluyla çözüm üretilebilse de gelecekte yapay zekalı robotlara yönelik standartların belirlendiği özel düzenlemelerin yapılması gerekecektir.

 

Selin Çetin

Ayrıca bkz. https://siberbulten.com/makale-analiz/ya-robotunuz-kisisel-verilerinize-sadik-kalmazsa/


Alıntı için :

Selin Cetin
"Ya Robotunuz Kişisel Verilerinize Sadık Kalmazsa?"
Hukuk & Robotik, Tuesday December 5th, 2017
https://robotic.legal/ya-robotunuz-kisisel-verilerinize-sadik-kalmazsa/- 09/12/2021