Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

Robotlar, Yapay Zeka ve Ceza Hukuku

 

 

 

Yrd. Doç. Dr. Sinan Altunç

Bahçeşehir Üniversitesi, Hukuk Fakültesi, Ceza ve Ceza Usul Hukuku Anabilim Dalı

 

 

 

 

Giriş

“Hukukun hayatın her alanında var olduğu, Hukuk Fakültesi’ne adımını atan her öğrenciye öğretilen bir bilgidir. Bu anlamda günlük hayatımızda meydana gelen değişiklikler beraberinde kendine özgü kuralları da getirir. Bu husus teknoloji bakımından da geçerlidir. Ancak hukukun teknolojik gelişmeleri takip edebilmesi her zaman kolay olmamaktadır. Diğer bir deyişle hukuk, teknolojinin hızına ayak uyduramayabilmektedir. Hatta teknolojideki gelişmeleri takip etmeye niyetlenen bir hukukçunun, kendisini bir bilim kurgu romanının içindeymiş gibi hissetmesi de mümkün olmaktadır. Çalışmamız okuyanda da bu hissiyatı yaratacak bir konuya sahiptir.

Robot ve yapay zeka kavramları genellikle bilim kurgu eserlerinde karşımıza çıkmaktadır. Bu anlamda aşina olduğumuz bu iki kavramın hukuk ile, özellikle de ceza hukuku ile ilişkisi ise bir o kadar alışkın olmadığımız bir mevzudur. Günümüzde ceza hukuku bakımından önemini çok da hissettirmeyen bu iki kavramın, önümüzdeki yıllarda etkisinin büyük olacağı kanaatindeyiz.

Böylesine disiplinler arası bir konuda çalışma yapmanın hukuk eğitimi almış bir kişi açısından en başta gelen zorluğu, meselenin hukuki olmayan tarafı hakkında da bilgi sahibi olmaktır. Nitekim çalışmamızın başında, robot ve yapay zeka kavramları ile ilgili birtakım bilgiler verilmiş ve bu kavramların ceza hukuku bakımından ne gibi etkilerinin olabileceğinden söz edilmiştir.

Bir başka husus ise, değişik olasılıklar çerçevesinde konuyu ele almaktır. Bu bakımından, robotların kullanılma şekillerine göre ceza hukukunun ne suretle devreye gireceğine dair düşüncelere yer verilmiştir. Çalışmamızda, yapay zeka sahibi robotların kendilerini programlayan ve/veya kullananlardan bağımsız bir şekilde ceza sorumluluklarının olup olmayacağı meselesi tartışılmıştır. Bu bağlamda, karşılaştırmalı hukukta da örneklerini gördüğümüz üzere, robotların durumunu tüzel kişilerin ceza sorumluluğu ile ilgili hükümler çerçevesinde ele alan görüşlerden de yararlanılmıştır. Ancak bir adım daha ileri giderek, tüzel kişiler modelinin de ötesinde birtakım görüşler paylaşılmıştır.”

Makalenin tamamına aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://www.researchgate.net/publication/336406393_Robotlar_Yapay_Zeka_ve_Ceza_Hukuku

Yapay Zeka AR-GE Gelişmeleri: 2016-2019 İlerleme Raporu

 

Yapay Zeka AR-GE Gelişmeleri: 2016-2019 İlerleme Raporu

Kasım 2019

Özet

Amerika Birleşik Devletleri’nin yapay zeka (YZ) ulusal stratejisi, yapay zekadaki küresel liderliği korumak için araştırma ve geliştirmeyi (AR-GE) en önemli öncelik olarak tanımlamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, büyük ölçüde güçlü Ar-Ge ekosistemi sayesinde YZ inovasyonunda dünyaya öncülük etmektedir. Federal aktörler, misyonlarıyla örtüşen alanlarda, dünya standartlarında araştırma programına yatırım yaparak YZ inovasyonuna önemli ölçüde katkıda bulunmaktadır.

Bu 2016–2019 Yapay Zeka Ar-Ge İlerleme Raporu (“2016–2019 İlerleme Raporu”), aktörlerin Federal YZ Ar-Ge konusunda sunmak için kaydettiği önemli ilerlemeyi belgelemektedir.

Federal araştırma yatırımlarına rehberlik etmek, Planın 2016 versiyonunu temel alan Ulusal Yapay Zeka Araştırma ve Geliştirme Stratejik Planı: 2019 Güncellemesi’dir (“2019 Planı”). 2019 Planı sekiz ulusal YZ Ar-Ge stratejisini ortaya koymaktadır:

Strateji 1: Yapay zeka araştırmalarına uzun vadeli yatırımlar yapma

Strateji 2: Yapay zeka-insan etkileşimi için etkili yöntemler geliştirme

Strateji 3: Yapay zekanın etik, hukuki ve sosyolojik etkilerini ele alma ve anlama

Strateji 4: Yapay zeka sistemlerinin güvenliğini ve emniyetini sağlama

Strateji 5: Yapay zeka eğitimi ve testi için ortak kamu veri kümeleri ve ortamları geliştirme

Strateji 6: Yapay zeka teknolojilerini kıyas ve standartlar aracılığıyla ölçme ve değerlendirme

Strateji 7: Ulusal Yapay Zeka Ar-Ge iş gücü ihtiyaçlarını daha iyi anlama

Strateji 8: Yapay zekadaki ilerlemeleri hızlandırmak için kamu-özel sektör ortaklıklarını genişletme

Bu 2016-2019 İlerleme Raporu, YZ araştırmasını önce strateji, sonra sektörlere göre vurgulamakta ve devamında, hükümete genel bir bakış sağlayan bireysel katkıları açıklayan destekleyici detaylar içermektedir. Program ve faaliyetlerin çeşitliliği, yapay zekadaki Federal yatırımların dikkate değer genişliğini ve derinliğini yansıtmaktadır. Bu rapor sadece Federal Ar-Ge’nin geniş temalarını vurgulamakla kalmayıp, aynı zamanda alanı geliştiren bireysel YZ Ar-Ge atılımlarını vurgulayan açıklayıcı örnekler sunmaktadır. 

Bir bütün olarak ele alındığında, 2016-2019 İlerleme Raporu aşağıdaki temel mesajları içermektedir:

  1. Federal Hükümet, alanı dönüştürebilecek yenilikçi YZ kavramlarına önemli bir yatırım yapmaktadır.
  2. Birleşik Devletler, ulusal YZ Ar-Ge stratejisi ile tutarlı olarak, YZ’ye yatırım yapan geniş Federal kurum yelpazesinden önemli ölçüde faydalanmaktadır.
  3. Federal yatırımlar toplumumuzu daha iyi hale getirmek için devrim yaratan etkili atılımlar yaratmaktadır.

Bütün olarak ele alındığında, bu raporda açıklanan yatırımlar, Federal Hükümetin Ar-Ge sayesinde Amerika’nın YZ yeteneklerini nasıl geliştirdiğini göstermekte ve bu yetenekler gelecek yıllar için Amerikan halkının refahını, güvenliğini, emniyetini ve yaşam kalitesini artırmasını sağlamaktadır.

 

Raporun tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

İki Yakın Arkadaş : Yapay Zeka ve Hukuk

 

Washington Üniversitesi’nden Prof. Ryan Calo ile YZ, robotlar ve hukuk üzerine keyifli bir röportaj yaptık. Calo, Hukuk, İletişim ve Bilgisayar Mühendisliği bölümlerini bir araya getiren, disiplinlerarası araştırma merkezi olan Washington Üniversitesi Tech Policy Lab’in Batya Friedman and Tadayoshi Kohno ile birlikte kurucu ortağı. Calo’nun  hukuk ve gelişen teknolojiler üzerine olan incelemeleri ve teknik eserleri önde gelen yayınlarda yer almakta  (California Law Review, University of Chicago Law Review, and Columbia Law Review, MIT Press, Nature, Artificial Intelligence) veya yayınlanmak üzere; ayrıca ana akım medyada da referans gösterilmekte (NPR, New York Times, Wall Street Journal).

Keyifli okumalar…

 

Çetin: Hadi kişisel bir soru ile başlayalım. Robotlar ve hukuk… Bu oldukça popüler bir konu oldu. Bu alanın gelişimini nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: Robotik hukuk ve politikanın son on yılda geldiği noktadan çok memnunum. En azından Amerika’da kenarda kalmış bir konu olmaktan, sofistike teoriler ve somut örneklerle olgunlaşan bir alt disiplin olma yolunda ilerledi. Bence -senin de katılmış olduğun- her yıl düzenlenen We Robot konferansı buna aracı oldu.

 

Çetin: Ülkeler yavaş yavaş YZ politikalarını belirlemeye başladı. Ülkelerin demokratik ve ekonomik yapılarının YZ politikaları konusundaki etkisi ile ilgili ne düşünüyorsun?

Calo: Güzel soru. Bazı ülkeler YZ’yi küresel anlamda daha rekabetçi olmak için bir fırsat olarak görüyor; bazıları ise üstünlüklerini koruma açısından endişeli. Bana göre en iyi politika, YZ’yi küresel bir girişim olarak algılamak ve aynı zamanda YZ’nin kendi toplumundaki sosyal etkilerini düşünmektir. YZ’nin bir veya daha fazla ülkenin kazanacağı bir yarış olduğu söylemini sevmiyorum. Bu tür düşünceler faydalı olmayan kısayollara yol açar ve işbirliğini engeller.

 

Çetin: Gelişmekte olan ülkeler büyük oranda teknoloji ürünlerini ithal ediyor, ayrıca bu tür ürünler yerel pazarda büyük talep görüyor. Bu durumun gelişmekte olan ülkelerdeki YZ düzenlemelerini nasıl etkilediğini düşünüyorsun?

Calo: Teknolojinin kültürel ve diğer varsayımları beraberinde getirdiğini unutmamak önemli. Yani gelişmiş ekonomiler daha az gelişmiş olanlara teknoloji ihraç ettiğinde, bu ülkelerin değerinin ürünle rekabet etme potansiyeli var. Bu nedenle, gelişmekte olan ülkelerin YZ politikasının üretim açısından en iyi uygulamaları içermesi gerektiğini düşünüyorum. Demek istediğim, gelişmekte olan ülkeler aynı oranda yapay zeka geliştirememelerine rağmen, hala pazar gücüne sahipler ve ithal ettikleri ürünlerin değeri ve sağladığı refahın önemini anlama konusundaki ısrarlarını sürdürebilirler. Hiç kimse bu ısrar olmaksızın YZ ithal etmemeli.

 

Çetin:  İçtihat Hukuku ile Kıta Avrupası Hukuku karşılaştırıldığında, YZ ve robotların hukuki düzenlemesi konusunda ne gibi zorluklar söz konusu olabilir?

Calo: Aslında robot hukuku ile ilgili zorlukların örf ve adet hukuku ve medeni hukuk arasında oldukça belirgin olduğunu düşünüyorum. Zarar sorumluluğu, mahremiyet, kontrol ve mülkiyete ilişkin soruları değerlendirmeyi içeriyor. Bu, örf ve adet hukukunun yeni teknolojiye tepki vermede daha esnek olduğunu kanıtlayabilir; fakat durumun böyle olması için doğal bir sebep yok.

 

Çetin: Özellikle son yıllarda şirketler YZ ve etik konusunda adımlar attı. Mesela onlardan biri de Google idi. Yapay zeka ve etik konusunda politika belirlerken şirketler için en önemli husus ne olmalı?

Calo: Etiği hukuk ve politikanın dışında tutma konusunda ısrarcı olmamamız ile ilgili uzun süre tartıştım. Bu fenomen birçok şirketin, hükümetin zorunlu kurallarıyla yüzleşmek yerine kendi etik kurallarını oluşturmayı tercih etmesi yönündeki seziyi ele alan “etik yıkama” olarak bilinir hale geldi. Bu yüzden, etik programların içeriği çok önemliyken, meşruiyet sorunu da öyledir.

Bu anlayışla şirketler, YZ’nin zararlarının ve yararlarının çoğunlukla değişken olduğu; YZ’yi tüm paydaşlarla birlikte tasarlayacak süreçlere sahip olduğu; ve yeni teknolojilerin özellikle en savunmasız kişiler üzerindeki sosyal etkilerini değerlendirdiği hususlara vurgu yapmalı. Bence bu şeffaflıktan çok daha önemli bir şey.

 

Çetin: Avrupa Komisyonu yakın zamanda Siber Güvenlik Düzenlemesini kabul etti. Bu AB’de bilgi güvenliği ile ilgili önemli bir adım. Peki ABD ne durumda? Özel sektör ve hükümet uygulamaları açısından ABD’nin siber güvenlik yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsun?

Calo: YZ -özellikle adversarial ML (hasmane YÖ)- ışığı altında hackleme kavramının modasının geçmesinden endişeliyim. Bilgisayar bilimci arkadaşlarımla bununla ilgili ”Is Tricking a Robot Hacking?” (Robotları Kandırmak Hacklemek midir?) başlıklı bir makale yazdık. YZ’yi kandırarak manipüle etmenin en az bilgisayar sistemlerinin içine girmek kadar tehlikeli olduğunu tartıştık. Güvensizlik ve önyargı bakımından YZ’yi test eden araştırmacıları korurken, saldırılar karşısında YZ’yi daha güçlü hale getirme yollarına da ihtiyacımız var.

 

Çetin: CCPA, Kaliforniya’daki en önemli düzenlemelerden biri. Ancak ABD’de federal bir veri koruma yasası hala yok. Bu durumun bireyler ve şirketler için etkisi nedir?

Calo: Bilmiyorum. Şirketlerin kendileri de dahil olmak üzere pek çok kişi ve grup, ABD’de federal tabanlı veri koruması arıyor. Bence herkes belirsizlikten ve sonuçta ortaya çıkan korku ve dengesizlikten bıkmış durumda. CCPA’in harika olduğunu düşünmüyorum; ancak Kaliforniya’ya, ABD’deki  tartışmalarda sıçrama yarattığı için teşekkür ediyorum.

 

Çetin: Eminim bu soru sana çokça soruluyordur; ama robotic.legal okurları için tekrar sormak istiyorum. Robot hukuku konusunda kendini geliştirmek isteyen üniversite öğrencilerine önerilerin nelerdir?

Calo: Harika soru! We Robot’a katılmalarını ya da en azından izlemelerini ve takip etmelerini söylemek istiyorum. Bu tartışmaların en ateşli olduğu yer. Ancak diğer disiplinden kişileri de bulun. Eğer robot bilimciyseniz hukuk ve sosyal bilimlerden kişileri bulun; hukuk veya sosyal bilimlerden iseniz robotik ve YZ öğrencileri ve fakülteden kişiler ile konuşun. Sıklıkla söylediğim gibi, tek bir disipline atıfta bulunularak çözülebilecek çok az önemli soru var.

Her zaman olduğu gibi harika soruların için teşekkürler Selin! Ayrıca robot hukuku çalışan kişilere de!

 

Ryan Calo’ya saygılarla…

Robotlar Aramızda

 

Robotlar Aramızda

 

 

Otomasyon dünyasında son yıllarda bilindiği üzere Robotic Process Automation (RPA) rüzgârı esiyor. Robot teknolojisi yapay zekâ (Artificial intelligence) ile tamamen farklı bir boyuta geçmeye hazırlanıyor. 2045’e kadar zekâ seviyesi insana yaklaşması beklenen robotların başta ofis olmak üzere iş hayatının hemen her alanında aktif olmaları bekleniyor.

Yapay zekâ temelli robotların verimlilik açısından insanlara kıyasla çok daha fazlasını vaat etmeleri iş hayatında yeni bir dönemi başlatacak. Geçiş döneminde uzmanlıklarını robotlara kaptıran insanın yeniden eğitim görerek yeni yeteneklere haiz olmak zorunda kalması kaçınılmaz. Ağır ve rutin işlerin muhatabı robotlar ve yapay zekâyı aşan (tabii mümkün ise! ) daha yaratıcı işleri üstlenecek insanlar ayrımının hüküm süreceği bir dünyada sürekli çalışmaya gerek kalmayacağı hissi kulağa müthiş geliyor.

Tabii, bizlerin öğrenmesi gereken ‘yaratıcı’ işlerin ne olduğu konusuyla beraber birçok retorik soruyu barındıran bu akımın Muhasebe, Vergi ve Denetim sektörünüdeki yansımaları da Y-Kuşağını/dijital yerlileri memnun edecek boyutlara ulaşmış durumda. Mavi yakalıların co-botlarından sonra beyaz yakalıların en büyük destekçisi olmaya hazır “metal yakalıları“ gelin yakından tanıyalım…

Gökten 3 sanayi devrimi düşmüş…

1,2,3 derken 4. Sanayi Devrimi’nin kucağında insan… Endüstri 4.0. Sırası ile makineleşme, serileşme, otomasyon ve dijitalleşme dörtlüsü bu devrim fazlarını tanımlayan başat kelimeler olarak çoktan literatürlere kazındılar bile.

Aslında her değişim beraberinde bir “ayakta kalma kılavuzu“ ile birlikte gelir girer hayatımıza. “Daha zeki ya da daha güçlü olanlar değil, değişime en fazla ayak uyduranlar ayakta kalır” diyen Charles Darwin 1809‘da imzası ile bu evrensel gerçeği mühürlemiştir. Önümüzdeki 30 yıl içerisinde, geçmiş 100 yıldan daha çok değişiklik olacağından hareketle, bünyelerimize ilk doz zerk etmenin tam zamanıdır: YAPAY ZEKÂ

Peki nedir bu “YAPAY ZEK”?

Teknolojinin gelişmesi ile birçok alanda “daha fazlayı daha az ile yapma” düşüncesine sahip bireyler olduğumuzu inkar eden var mı? Parantezi açıyorum: ABD’deki dağıtım merkezlerindeki binlerce minik turuncu robot, Amazon için paketleri depolama alanına götürüyor ve satış yapıldığında oradan alıp postaya veriyor iken, üstteki soruya evet yanıtının çıkmaması pek de olası görünmüyor.

Hesaplamalara göre gelişen robot teknolojileri ile gelecek 20 yılda sadece ABD’de mevcut istihdamın yüzde 50’si değişime uğrayacak. Yapay zekânın en basit tarifi; insan zekâsının karakteristiğini alın üzerine bir tutam bilgisayar algoritmasını ekleyin. Muazzam bir karışım… Nasıl çalışıyor peki bu mekanizma? Çok uzağa gitmeyin. Avucunuzun içindeki ”Siri” size işin mantığını ziyadesi ile kavratacaktır. İsmi mühim değil herhangi bir yapay zekâ X sorusu sorduğunuzda daha önce verilen veya tanımlanan X sorusu cevapları arasından en rasyonel olanını seçip size sunacaktır.

Mevzumuz elbette ki sadece bilgi süzüp bize cevap dönen bir yapay zekâ değil. Hayal gücünüzü geniş tutun. Dünya atlası üzerindeki herhangi bir yerde muazzam miktarda veriyi depolayabilen, hata olasılığı neredeyse “0” olan bir mekanik veya bot devşirmelerden söz ediyoruz. Machine Learning, Deep Learning ve daha niceleri.

Mevzu derin o yüzden parantezi kapatıp ana konumuz olan Robotlar ve Süreçlere serbest dalış yapmanın zamanıdır. Önce kimdir bu robotlar bir tanıyalım. Sonra da makalemizin son sayfasını RPA severlere adayalım.

Patron bana bir robot al!

Şimdilerde kaydedilen gelişmelerin yanında sembolik bir öneme sahip olsa da IBM’in süper bilgisayarı Deep Blue’nun 1997’de Garry Kasparov’u yenmesinin insan ile robot arasındaki güven ve hayranlık ilişkisinin kurulmasındaki katkısı tartışılmaz. Bu devşirme botların nelere muktedir olduğunun görülmesinden sonra, satranç ya da GO oynatmanın gelişen ekonomi üzerinde pek bir etkisi olmadığını anlayan piyasa uzmanları gecikmeden gözlerini iş hayatına çevirdiler. İlk etapta basit üretim ve hizmet işlerinde kullanılacak robotlar zamanla çok daha karmaşık görevler üstlenebileceklerdi, ki hedeflenen oldu. Uzmanlar 2025 yılına gelindiğinde artık pek çok ofis görevinin robotlar tarafından yapılacağını öngörüyor. İşte bizim hikâyemiz de burada başlıyor.

Bugüne dek gelişmiş ekonomilerde otomasyon nedeniyle iş alanı ortadan kalkan pek çok çalışan, otomasyona bağlı süreçlerle ortaya çıkan yeni iş kollarına yönelmek zorunda kaldı Ancak bu kesim daha çok mavi yakalı dediğimiz grubu ilgilendiriyordu.

Şimdilerde yaratıcılar yapay zekânın beyaz yakalılara özgü işlerde de yoğun şekilde varlık göstereceği bir fazın içinde olduğumuzu vurguluyor. “Metal yakalılar“ olarak tabir edilen ofis arkadaşlarımız özellikle bazı hizmet alanlarında bizlere kafa tutacağa benziyor. Eğer işinizin temel fonksiyonu bir Excel hücresindeki rakamı alıp bir diğer hücreye taşımak ve bu işlemi print almak ise robotlar yakın zamanda kapınızı çalacak demektir. Hesaplamalara göre gelişen robot teknolojileri ile gelecek 20 yılda sadece ABD’de mevcut istihdamın yüzde 50’si değişime uğrayacak.

2045’te işçi, memur ve orta düzey yöneticilerin yarısı robot olacak! Agresif bir büyüme hedefi ama oluru var… Hitachi’yi hatırlayalım, üretim müdürlerinin görevlerinin bir kısmını ERP yazılımlarına devretmesinin üzerinden 4 yıl geçti.

İnsana karşı empati kurup da insaflı davrananlar da yok değil. Spielberg Artifical Intelligence filmindeki Mecha’ları anımsayanınız var mı? Hyundai 2017‘de giyilebilir robotlar (dış iskelet) geliştirdi ve robot işçi almak yerine, en azından lojistik ve yükleme alanlarında insanları robotlaştırmayı planlıyor. Böylece çok sayıda insan işsiz kalmadan fabrikalarda çalışmaya devam edebilecek. Ancak acı bir gerçek var ki insanların evrimi makinelerden çok yavaş ilerliyor. Moore yasasına göre her 2 yılda bir işlemcinin performansının ikiye katlandığını düşünürsek, bu maratonda geriye düşeceğimiz hissiyatı kuvvetlidir.

Öte yandan dünyanın en güçlü ve en değerli kaynağı ZEKÂ’dır. İnsan zekâsı tüm zeka formları içinde hayal edebilme, tasarlayabilme ve hayata geçirebilme yeteneğine sahip olan yegâne örnektir. İşte sırf bu yüzden belli noktalarda insana özgü dokunuşun hiçbir zaman değerini kaybetmeyeceğini düşününlerdenim. Silikon Vadisi ve diğer teknoloji merkezlerinde üretilen yapay zekâların çoğu insanın yerini almaya değil, insanların sahip oldukları yetenekleri geliştirmeye odaklandığı taahhütü pamuksu bir his bıraksa da özellikle de bizim coğrafyamız için tek bir gerçek var. O da acilen dijital göçmenlikten dijitalseverlik statüsüne çıkılması gerekliliği…

Ne Hawking’in insanın felaketi endişesi ne de Musk’ın evrensel gelir ütopyası… Labirentin sonundaki kutu içinde tek bir sihirli cümle var: “Akıllı gelecekten kaçış yok”. Biz de kaçmadık.

RPA sineması gururla sunar, işte karşınızda dijital meleklerimiz: “Stella Spencer, Sue, Suzy, Sunny

Merhaba Spencer, Deloitte Times okurlarına kendinden bahseder misin?

2018 Kasım ayında Deloitte İstanbul ofiste kodlandım. Ben bir RPA Bot‘um. Deloitte BPS’te diğer 4 bot arkadaşım ile beraber dijital muhasebeci olarak görev yapıyorum.

RPA? Nedir bu RPA?

Bot olmak ne demek? TR /Robotik Süreç Otomasyonu, bir insanın bilgisayarda yaptığı herhangi bir süreci taklit edebilen bir yazılım teknolojisidir.

Yazılım robotu veya botu olarak adlandırılan ben bir çalışanı taklit ederek, uygulamalara giriş yapar, veri girer, görevleri tamamlar, hesap yaparım. Ben bir metal yakalıyım. Beyaz yakalının yapabildiği algortimik her işi yapabilme yetisine sahibim. Sıkıcı ve tekrar eden işleri, sizin yapacağınız sürenin 1/10’unda bitiririm. 7/24 çalışabilirim.

Ben bir ROBOT’um! Virtual (sanal) bir ROBOT!

Peki, geleneksel bir BT otomasyonu da bu söylediklerini yapabiliyor, senin farkın nedir?

Ben BT altyapısının bir parçası değilim. Beni geleneksel BT otomasyonundan ayıran en önemli özellik değişen koşullara, istisnalara ve yeni durumlara karşı farkında olma ve hızla uyum sağlama yeteneğimdir. Yeniden kodlanırım, dizayn edilirim, sistemlere entegrem kolaydır. 7/24 yorulmadan, molaya çıkmadan, bıkmadan-usanmadan çalışırım.

Örneğin; benim görev tanımım tüm beyan ve bildirimlerin uygulamalar arası otomatik ve çoklu düşünebilen sistemler ile yapılmasıdır. Vergi beyanlarının BDP arayüzünden doldurulup GİB online sistem üzerinden PDF alınmak sureti ile ilgili ekiplere onay için gönderilmesi benim işimdir. Klasik otomasyon eksik kalan bir vergi mükellefi datasını istisna olarak algılar işi personele geri paslar. Ben kendi işimi kendim görebilirim. İlgili kaynak sisteme entegre olurum, eksik datayı ilgili yerine insani bir müdaheleye gerek olmaksızın ekleyebilirim. Kendi kendimi düzeltme becerisine sahibim.

Sue, SGK işe giriş çıkışları otomatik olarak yapar. İlgili şirketin SGK şifrelerini kimseye sormasına gerek yoktur. Görev ile tetiklendiği anda gider ilgili sicil ve şifre kayıtlarına ulaşır.

Etkileyici, kendi söküğünü diken bir terzinin maliyeti nedir peki? Havalı bir maaş skalan olmalı? Fazla mesai alıyor musun mesala?

Lisans ücretim benim çıplak maaşımdır. Orta vadede 1 full time (tam zamanlı) personelin yıllık şirket maliyetinden daha düşük bir ücretim olduğunu söyleyebilirim. Kaldı ki ben 7/24 çalışırım. Fazla mesai almam. İstatistiklere göre 1 robot/4 full personel gibi bir fayda rasyom var.

Maliyet açısından faydan tartışılmaz, peki seni neden tercih etmeliler? Şu meşhur 3 robot kuralı gibi kuralları var mı RPA aleminin?

Öncelikle beni tercih edecek olan işletmelerin iş yapış şekillerinin homojen olması çok önemli. Bizim dünyaya gelmeden önceki ilk ultrasonumuz “Proof of Concept” sertifikamızdır. Eğer sık, tekrar eden, kural bazlı bir işiniz standardize edilmiş bir ekosisteminiz var ise POC değerlerimiz yüksek çıkar. Doğuma hazırızdır. Eğer kuralların çok sık değiştiği, dijital olmayan ya da dijital dataya zor çevirilebilen bir envanteriniz var ise, süreçlerinizde boşluklar ve homojen olmayan ajanlar olur ise bizim için acele etmemeniz gerekir. Öncelikle mevcut süreçlerin ıslah edilmesi sonrasında da full bir RPA projesi ile ilerlenmesi en sağlıklı olandır. Gelelim neden bizi tercih etmelisiniz sorunsunun cevabına: RPA anayasasına göre varoluş amacımızı betimleyen 7 altın kuralımız vardır.

Daha kaliteli servisler: Daha az hata ve daha iyi hizmet demektir.

Daha iyi uyum: İş süreçleri mevcut düzenlemelere ve standartlara uygun olarak şekillenir.

Artırılmış hız: Robotların işleme süresindeki azalmaya bağlı olarak, daha önce deneyimlenmemiş hızlarda görevler tamamlanır.

Artan çeviklik: Azaltılmış yük ile yeni veya değişen süreç kurallarına uyum sağlama yeteneği.

Kapsamlı analizler: Süreç verilerinin sayısallaştırılması ve denetlenmesiyle geliştirilmiş verimlilik.

Azaltılmış maliyetler: Manuel veya tekrarlayan işler RPA yazılımı tarafından otomatik hale gelir. Rekabetçi fiyatlandırmaya olanak sağlar.

Çalışan deneyimi: Daha ilginç ve daha az sıradan, manuel işi az, personel verimliliğinin yüksek olduğu çalışma alanları sunar.

Çok güzel temenniler, peki gerçek hayatta bunu yakalayabilidiniz mi?

Eksiksiz… Tüm beyan süreçleri yasala uygun, minimum sürede, hata yanılma payı “0” olacak şekilde kurgulandı ve başarılı bir şekilde süreç yönetiliyor. Belgeleme ve kayıt yönetimi açısından muhasebe ve verginin dijital kamburunu tedavi etmeyi başardık. İş yapış şekillerindeki homojenlik %100 oranına ulaştı. Otomatik onaylar, reddetmeler birey tekelinden çıktı. Şeffaflık, sistem logları, bilgi gizliliği, görevler ayrımı ilkesi altın çağını yaşıyor. Beyan dönemlerindeki mesai ve mesainin getirdiği masraflar kendiliğinden elimine oldu. Dijital okuryazarlık oranımız %100’u buldu. Biz dijital yakalılar ile dijital yerliler çok iyi anlaştık. Yeni süreçler için geri sayım başladı bile.

Son söz, geleceğin vergi dünyası için neler söylersin?

Kısa ve öz… Teknoloji zamanın akmasını sağlayan temel güçtür ve geçmişte olduğu gibi şimdi ve gelecekte ona sahip olanlar kazanan taraf olacaktır.

Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması

 

Yapay Zekalı Robotların Ceza Sorumluluklarının Araştırılması

 

 

 

Av. Melisa Aydemir 

Suç ve Ceza: Ceza Hukuku Dergisi

Aralık 2018

 

 

 

 

Özet

 

“Bu çalışmada, son zamanların ilgi çeken ve adına gerek sağlık gerek teknolojik gerek mühendislik ve gerekse hukuk formatında pek çok seminer düzenlenen konusu yapay zekaya sahip robotların cezai sorumlulukları ele alınmıştır. Nesnelerin interneti, şeylerin interneti şeklinde ele alınarak başlanan pek çok teknolojik gelişme yapay zekalarda birleşmiş ve hatta kendini bulmuştur. Teknolojik gelişmelerin muhteşem bir yansımasını gördüğümüz yapay zekaya sahip robotların günden güne dönüşümlerine ve gelişimlerine fazlası ile şahit olmaktayız ve bu pek çok bilim adamı gibi bizleri de heyecanlandırmaktadır. Ancak bu heyecanın yanında pek çok bilinmezlik de kafamızı kurcalamaktadır. Keza söz konusu robotların gelecekteki ve hatta günümüzdeki düzlemde “neleri başarabildiklerini” sorguladığımızda verdiğimiz yanıtların büyüsüne kendimizi kaptırabildiğimiz gibi herhangi bir zarar/tehlike açığa çıktığında ve hukuki normlar ihlal edildiğinde bunun ne şekilde tazmin edilebileceği sorusunda da kafamızı fazlası ile meşgul edebiliyoruz. Tüm bu gelişmeler ışığında yapay zekanın hukuki sorumluluğunun ne olacağını bir yana bırakır isek ceza hukukundaki konumunun ne olacağı sorusuna yanıt verebilmek için yaptığımız araştırmalara bu çalışmamızda yer vermek zorunda hissettiğimizi beyan edebiliyoruz. Umarız ki bu çalışmanın sonunda yapay zekalı robotların ceza sorumluluklarının ne olacağı ve hatta hukuk dünyasında hangi statüde yer alabilecekleri konusunda biraz olsun fikir sahibi olabilirsiniz.”

 

Makalenin tamamını aşağıda bulabilirsiniz.

Yapay Zeka Sistemlerini Düzenlemek: Riskler, Zorluklar, Yeterlikler ve Stratejiler

 

Yapay Zeka Sistemlerini Düzenlemek: Riskler, Zorluklar, Yeterlikler ve Stratejiler

 

 

 

 

 

Özet

“Yapay Zeka (YZ) teknolojisi son on yıl boyunca hızlı bir şekilde gelişti, aynı zamanda YZ devriminin etkisi pek çok sektörde keskin bir şekilde hissedilmeye başlandı. Büyüyen bir eleştirmen, bilim insanı ve girişimci korosu, otonom makinelerin toplumda oynadığı rolün artmasıyla ilgili endişelerini, YZ’nin getireceği kamusal riskleri azaltmak için hukuki düzenlemenin gerekli olabileceğini öne sürerek, dile getirdi. Ne yazık ki, YZ’nin benzersiz özellikleri ve YZ’nin nasıl geliştirilebileceği, hukuk sistemi için hem pratik hem de kavramsal zorluklar ortaya koymaktadır. Hukuk sisteminin YZ’nin gelişimini olumlu yönde etkilemesi ve YZ sistemleri bir zarar verdiğinde mağdur tarafların tazminat almasının sağlanması gibi zorluklar ile yüzleşilmelidir. Makale, YZ ile ilişkili kamusal riskleri ve devlet kurumlarının bu riskleri yönetme konusundaki yetkinliklerini incelemektedir. Ayrıca kademeli haksız fiil sorumluluğuna dayanan, dolaylı bir YZ düzenlemesi teklifi ile sonuçlanmaktadır.”

 

Makalenin orijinali ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=2609777##

Bir Robot Olabilirsin

 

Bir Robot Olabilirsin

 

Mark A. Lemley

Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Bryan Casey

Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi

1 Şubat 2019

 

 

Özet

 

“Robotlar ve yapay zeka (YZ) toplum üzerindeki etkilerini artırdıkça, politika yapıcılar bu konuda giderek daha fazla düzenlemek yapıyor. Ancak bu teknolojileri düzenlemek için önce ne olduklarını bilmemiz gerekir. İşte burada bir sorunumuz var. Hiç kimse, uzmanlar bile, robotların ve yapay zekanın iyi bir tanımını sunamadı. Dahası, teknolojik gelişmeler insanlara robotlardan ve “aptal” makinelerden bahsetmeyi her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Önceden hata sonucu başkalarını etkileyen bir hedef doğrultusunda yazılmış, felaket niteliğindeki yasal tanımları gördük. Aslında, bunu okuyorsanız (muhtemelen) bir robot değilsiniz ancak bazı yasalar size onlardan biriymişsiniz gibi uygulanabilir.

Bunlar gibi tanımsal zorluklar robotlara ve yapay zekaya özgü değildir. Fakat bugün, bütün işaretler bir kırılma noktasına yaklaşmakta olduğumuzu gösteriyor. Şehir genelinde “seks robotlarının genelevi” yasakları ya da “karaborsada bilet satan botları” engellemeye yönelik ülke çapında çabalar olsa da, robotların, insanlığı geliştiren teknolojilerin ve bunlar arasında kalan her şeyin düzenlenmesine yönelik bir ilgi patlamasına tanık oluyoruz. Bu da, bir zamanlar felsefe seminerleri ile sınırlı olan tipolojik sıkıntıların artık akademik olarak reddedilemeyeceği anlamına geliyor. Örneğin, sosyal medya botlarını düzenleyerek yabancı “etki kampanyaları”nı engellemek mi istiyorsunuz? “Bot”u çok geniş bir şekilde tanımlamamaya dikkat edin (yakın zamanda yapılan Kaliforniya yasama meclisi gibi), yoksa cebinize yerleştirilmiş süper bilgisayar sizi onlardan biri yapabilir. Bunun yerine, sürücüleri düzenleyerek trafik güvenliğini teşvik etmek mi istiyorsunuz? Sadece insanların araç kullanabileceğini varsaymamaya dikkat edin (Federal Motorlu Araç Güvenlik Standartlarımızda olduğu gibi) veya yakında en iyi sürücüleri yollardan hariç tutabilirsiniz.

Bu makalede önerdiğimiz şey, sorunun sadece doğru tanımın üstüne çıkmadığımızı göstermesidir. Ayrıca, robot veya YZ dediğimiz çok yönlü, hızla gelişen teknolojiler için “doğru” bir tanım da olmayabilir. Göstereceğimiz gibi, en mantıklı tanımlamalar bile, kısa bir süre içinde yetersiz veya basit bir şekilde alakasız olma riskini taşır. Mükemmel tanımı bulmak için boşuna uğraşmak yerine, politika yapıcıların büyük bilgisayar bilimcisi Alan Turing’in robotları tanımlamanın zorluğuyla karşılaştığında yaptığı gibi yapmaları gerektiğini savunduk: kelimelerle tarif edilemeyen doğasını kucaklayın. Bunu yapmak için çeşitli stratejiler sunuyoruz. Birincisi, mümkün olduğunda, yasalar davranışları düzenlemelidir, şeyleri değil (ya da ortaya koyduğumuz gibi, fiilleri düzenlemeli, isimleri değil). İkincisi, robotları diğer varlıklardan ayırmamız gereken yerlerde, yasalar olay bazında robotları tanımlarken, Turing’in Razor’u dediğimiz şeyi uygulamalıdır. Üçüncüsü, “gördüğümde onu tanırım” türündeki kararları vermek için altı fonksiyonel kriter sunuyoruz ve mahkemelerin bu tür standartları uygulamada yasa koyuculardan daha iyi konumlandırıldığını iddia ediyoruz. Son olarak, standartları uygulamak yerine tanımlarımız olması gerekiyorsa, bunların mümkün olduğunca kısa ve koşullu olması gerektiğini savunuyoruz. Bunda da, düzenleyici kurumların – yasa koyucuların değil – belirleyici rol oynamasını öneriyoruz.”

 

Makalenin orijinalini ve bağlantı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=3327602

Yapay Zeka: Doğru Bir Geçiş Sağlamak İçin Meslekler Üzerindeki Etkisini Öngörmek

 

Yapay Zeka: Doğru Bir Geçiş Sağlamak İçin Meslekler Üzerindeki Etkisini Öngörmek 

avrupa birliği ile ilgili görsel sonucu

Avrupa Ekonomi ve Sosyal Komitesi (AESK)

Raportör: Franca SALIS-MADINIER 

19/09/2018

 

1.Sonuçlar ve Öneriler

1.1. Yapay zeka (YZ) ve robotik, dijitalleşen ekonominin işgücü piyasaları üzerindeki etkisini artıracak ve çoğaltacaktır. Teknolojik ilerleme, her zaman sosyal ve toplumsal yönetimin yeni biçimlerini gerektirerek, çalışmayı ve istihdamı etkilemiştir. AESK, teknolojik gelişmenin ekonomik ve sosyal ilerlemeye katkıda bulunabileceğine inanmakta; bununla birlikte, toplum üzerindeki genel etkisini gözden kaçırmanın bir hata olacağını düşünmektedir. YZ, iş dünyasında, iş otomasyonunun kapsamını genişletecek ve büyütecektir. Bu nedenle AESK, Avrupa sosyal modelini güçlendirerek ve yenileyerek, YZ ve robotiğin yükselişi ile paralel gidecek olan toplumsal dönüşümlerin temelini atma çabalarına katkı sağlamayı istemektedir.

1.2. AESK, özellikle sağlık hizmetleri, ulaştırma ve enerji sektörlerinde güvenlik, iklim değişikliği ile mücadele ve siber güvenlik alanındaki tehditleri öngörebilme konusunda YZ ve onun uygulama potansiyelini ortaya çıkarmaktadır. Avrupa Birliği, hükümetler ve sivil toplum örgütleri, özellikle engelli veya hareketleri kısıtlı bireyler, yaşlılar ve kronik sağlık sorunları olan kişiler için YZ’nin potansiyel faydalarına tam olarak erişme hususunda önemli bir role sahiptir.

1.3. Bununla birlikte, AB dijital ekonomi ve bunun sonucunda ortaya çıkan toplumsal dönüşüm hakkında yeterli veriye sahip değildir. AESK, özellikle YZ üzerinde, sanayi ve hizmet robotlarının, nesnelerin interneti ve yeni ekonomik modellerin (platform tabanlı ekonomi ve yeni istihdam ve iş biçimleri) kullanımıyla ilgili istatistiksel araç ve araştırmaların geliştirilmesini önermektedir.

1.4. AESK, Avrupa Komisyonu’na, Avrupa sektör düzeyindeki sosyal diyalog komitelerinin YZ ve robotiğin sektöre özel etkisi ve daha geniş anlamda ekonominin dijitalleştirilmesi üzerine yürüttüğü çalışmalarına ön ayak olma ve onları destekleme çağrısında bulunmaktadır.

1.5. Mesleklerin bazılarını eleyerek ve başkalarını yaratarak, YZ ve robotiğin onları değiştireceği ve dönüştüreceği kabul edilmektedir. Sonuç ne olursa olsun, AB, Avrupa Sosyal Haklar Sütunu ile uyumlu olarak, tüm çalışanlar, işçiler ve serbest meslek sahipleri veya serbest çalışanlar için sosyal korumaya erişimi garanti etmelidir.

 

Görüşün tamamı ile ilgili bağlatı adresini aşağıda bulabilirsiniz:

https://www.eesc.europa.eu/en/our-work/opinions-information-reports/opinions/artificial-intelligence-anticipating-its-impact-jobs-ensure-fair-transition-own-initiative-opinion