Türkiye’de Yapay Zekanın Gelişimi İçin Görüş ve Öneriler

 

Türkiye’de Yapay Zekanın Gelişimi İçin Görüş ve Öneriler

 

TÜRKİYE BİLİŞİM DERNEĞİ LOGO ile ilgili görsel sonucu

Türkiye Bilişim Derneği

Eylül 2020

 

Yönetici Özeti

 

Türkiye Bilişim Derneği (TBD), Dördüncü Sanayi Devrimi ile birlikte hızla gelişen teknolojiler içinde en önemlilerinden biri olarak kabul edilen yapay zekâ alanında da yoğun çalışmalar yürütmektedir. Bu kapsamda, 12 Ekim 2019 tarihinde, TOBB ETÜ ev sahipliğinde toplam 45 akademisyen, kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımı ile TBD-Yapay Zekâ Çalıştayı’nı gerçekleştirilmiştir. Bu rapor, TBD Merkez İcra Kurulu ve TBD Akademi üyelerinin oluşturduğu TBD Yapay Zekâ Odak Ekseni tarafından hazırlanmıştır. Yaklaşık bir yıl süren çalışmalar sırasında çalıştay bulguları tartışılmış ve bu rapor üretilmiştir.

Bu raporun amacı, ülkemizin kalkınmasına ve küresel rekabette hak ettiği yeri almasına büyük bir ivme kazandıracak olan yapay zekâ teknolojilerinin ve ilkelerinin geliştirilmesi için toplumun çeşitli katmanlarına ve karar vericilere çalışma grubumuzun görüş ve önerilerini sunmaktır. Hazırlanan rapor stratejik bir plan değil, ülkemiz için gerekli stratejilerin tartışıldığı ve sonunda hedef ve eylemlerin sunulduğu kavramsal bir dokümandır.

Bu rapor hazırlanırken, etki analizi ve neden-sonuç ilişkileri belirlenmiş politikalar ortaya koymaya özen gösterilmiştir. Bu politikaların uygulanıp, izlenip, raporlanmasının gerekliliği de göz önünde bulundurulmuştur.

Raporda, öncelikle kurumlar arasında yapay zekâ konusunda farklı ve yanlış tanımları ortadan kaldırmak amacıyla yapay zekâ nedir, sorusunun yanıtı verilmiştir. Bu amaçla, Bölüm 2’de yapay zekânın bilimsel ve işlevsel tanımları yapılmış, ardından yapay zekâ teknolojileri ile uygulama alanları açıklanmıştır.

Bölüm 3’te ülkemizdeki teknoloji geliştirme ile ilgili sorunlar yapay zekâ özelinde kısaca özetlendikten sonra, söz konusu sorunlara çözümler üretmek ve ülkemizi yapay zekâ alanında uluslararası ortamda önemli bir oyuncu durumuna getirebilmek için yapılan öneriler üç ana bölümde incelenmiştir:

  • Bölüm 4’te Türkiye yapay zekâ ekosisteminin oluşturulması ve uluslararası sistemlerle bütünleşmesi için kurumsal ve kurumlar arası yaklaşımlar ve yöntemler incelenmiş,
  • Bölüm 5’te Türkiye’de yapay zekâ teknolojilerini geliştirmek için bir dizi öneri sunulmuş.
  • Bölüm 6’da ise yapay zekânın hukuksal ve etik boyutları tartışılmıştır.

Bölüm 7’de ülkemizde yapay zekâ teknolojilerinin ve normlarının geliştirilmesi için bazı hedef ve eylemler önerilmiştir.

Bölüm 8’de rapor sonuçlandırılarak ivedi ve ileride gerçekleştirilmesi için bazı stratejiler önerilmiştir.

Yapay Zekânın Geliştirilmesinde Türkiye’nin Sorunları ve Çözüm Önerileri

Türkiye’nin yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi ve etik değerlere uygun bir şekilde etkin ve verimli kullanımı için yaşadığı sorunlar birbiri ile ilintili 7 ana başlık altında incelenmiştir:

  • Altyapı
  • İnsan Kaynağı
  • Paydaş rolleri
  • Hukuksal ve etik boyut
  • Ölçünler
  • Veri paylaşımı
  • Stratejiler

Bu sorunlara çözüm üretmek üzere bazı strateji önerileri de üç ana başlık altında değerlendirilmiştir:

  • Türkiye Yapay Zekâ Ekosisteminin Oluşturulması ve Uluslararası Sistemlere Entegrasyonu için Kurumsal ve Kurumlar Arası Yaklaşımlar ve Yöntemler,
  • Türkiye’de Yapay Zekâ Teknolojilerini Geliştirmek için Yapılması Gerekenler,
  • Yapay Zekânın Hukuksal ve Etik Boyutlarının Tartışılması ve Geliştirilmesi.

Türkiye Yapay Zekâ Ekosisteminin Oluşturulması ve Uluslararası Sistemlere Eklemlenmesi

Yapay zekâ teknolojilerini üretebilmek, doğru ve yerinde kullanımını sağlamak ve böylece bütüncül kalkınmayı sağlamak için saydamlığı temel alan ulusal yapay zekâ ekosistemi ivedilikle oluşturmalı ve bu ekosistemi uluslararası ekosistemlere eklemlemeliyiz.

Ülkemizin yapay zekâ alanında küresel ölçekte rekabetçi konumda olabilmesi ve gereksinim duyulan sektörlerde yapay zekâ çözümlerinin hızlı bir şekilde hayata geçirilebilmesi için

  • Eşgüdümleyici ve denetleyici kamu sektörünün,
  • Esnek ve dinamik bir üretim özelliği olan özel sektörün,
  • Yaratıcı ve yenilikçi teknolojiler geliştirecek üniversitelerin,
  • Toplumun değerlerini kollayacak meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının (STK) etkileşimi ve paylaşımı temel alınmalıdır.

Türkiye’de Yapay Zekâ Teknolojilerinin Geliştirilmesi

Türkiye’de yapay zekâlı sistemlerin geliştirilmesi için her şeyden önce ilgili paydaşların katılımı ile çeşitli ölçek ve içerikte kısa, orta ve uzun süreli teknoloji geliştirme planlarının yapılması, bu planların hayata geçirilmesi ve sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir. Bu planlar aşağıdaki başlıklarda incelenmiş ve bazı çözüm önerileri sunulmuştur:

  • Teknolojik Altyapı
  • Ulusal Veri Stratejisi ve Açık Veri Stratejisinin hazırlanması
  • Mevzuat ve Ölçünler
  • Özgür Yazılım ve Açık Kaynak
  • Yapay Zekâ Araştırma Merkezleri
  • Üniversite Araştırma Merkezleri
  • Ulusal Laboratuvar, Enstitü ve Araştırma Merkezleri
  • Yabancı Firma Araştırma Merkezleri
  • Özel Sektör ArGe Merkezleri
  • İnsan Kaynakları ve beyin göçünün beyin dolaşımına dönüştürülmesi

Yapay Zekânın Hukuksal ve Etik Boyutlarının Tartışılması ve Geliştirilmesi ve Çözüm Önerileri

Raporumuzda, ülkemiz için gerekli görülen yapay zekâ etik kuralları, Avrupa Birliği’nin ilgili etik kurallarına dayandırılmıştır. Etik kurallar yedi önemli gereksinim çerçevesinde belirlenmiş ve aşağıdaki başlıklarda incelenmiştir:

  1. İnsan Yönetimi ve Gözetim
  2. Teknik Sağlamlık ve Güvenlik

3.Gizlilik ve Veri Koruması

  1. Saydamlık
  2. Çeşitlilik, Ayrımcılık Yapmama ve Dürüstlük
  3. Toplumsal ve Çevresel Refah
  4. Hesap Verebilirlik

Ayrıca, yapay zekâ uygulamalarının giderek yaygınlaşması, yapay zekâ içeren sistemlerin kullanılması sırasında oluşabilecek olaylar için aşağıdaki öneriler yapılmıştır:

  1. Yapay zekâya sahip varlıkların hukuksal statüleri ve bu statü bağlamında hukuksal sorumlulukları belirlenmelidir.
  2. Yapay zekâlı varlıkların veya sistemlerin etik değerlere uygunluğunu değerlendirmek üzere ilgili kurumlarda etik kurullar oluşturulmalıdır.
  3. Hukuksal düzenlemeler için hukuk ve yapay zekâ konularında uzmanların bir araya getirilerek gerekli hukuksal düzenlemeler için taslaklar hazırlanmalıdır.
  4. Bu taslakların hazırlanmasında gerekli arama toplantıları ve çalıştaylar düzenlenmelidir.

Sonuç ve Gelecek için Öneriler

Bu rapor, Ulusal Yapay Zekâ Stratejileri ile ilgili çalışmalara katkı veren planlama uzmanlarına Türkiye Bilişim Derneğinin önerilerini sunmaktadır.

Yapay zekâ stratejisinin gerçekleştirilebilmesi yalın bir hedef olmaktan çok, aşağıda bahsettiğimiz bazı öne çıkan stratejilerin gerçekleştirilebilmesi ile anlam kazanabilecektir:

  • Yerli ve ulusal yapay zekâ endüstrisinin geliştirilmesi
  • Bilişim sektörünün geliştirilmesi ve desteklenmesi
  • Nitelikli eleman gereksiniminin karşılanması
  • ARGE kültürünün ve altyapısının oluşturulması
  • Yüksek İstişare Kurulu’nun oluşturulması
  • Uluslararası ArGe iş birliklerinin ve küresel şirketlerin ArGe ofislerinin Türkiye’ye gelmesinin teşvik edilmesi

Bu rapor, teknolojinin gelişmesine, küresel değişime ve ülke gereksinimlerine göre belli aralıklarla güncellenecektir.

Bu raporda belirlenen strateji, hedef ve eylemler, bir stratejik plan değil, sadece bir dizi öneri niteliğini taşımaktadır. Görev verildiğinde Türkiye Bilişim Derneği olarak yukarıda ana hatları ile belirtilen önerileri ayrıntılı biçimde, daha sistematik ve bütünsel olması gerektiğini düşündüğümüz Türkiye yapay zekâ Strateji Planının hazırlanmasında her türlü katkıyı yapmaya hazır olduğumuzu bildiririz.

 

Raporun orijinalini aşağıda ulaşabilirsiniz:

Yapay Zekalı Varlıklar ve Ceza Hukuku

 

Yapay Zekalı Varlıklar ve Ceza Hukuku

 

criminal law and AI stock ile ilgili görsel sonucu

 

Hakan Aksoy

Doktora Öğrencisi

İstanbul Üniversitesi

2021

 

 

 

Özet

 

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte yapay zekâlı varlıklar gündelik hayatımızın hemen her alanında kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde insanların hizmetine sunulan ve işlerini kolaylaştıran bu varlıkların, gelecekte insan statüsü elde edecekleri ve bazı meslekleri yapabilecekleri öngörülmektedir. Bu gelişmeler beraberinde bazı hukuki ve cezai soruları da getirmektedir. Yapay zekâlı varlıkların hukuki statülerinin ne olduğu, kullanımları sebebiyle oluşabilecek suçlarda cezai sorumluluğun kime ait olacağı ve ceza yargılamasındaki rollerinin ne olduğu cevaplanması gereken sorular arasında yer almaktadır. Çalışmanın amacı ortaya çıkan bu sorular üzerinde yasal düzenlemeler dikkate alınarak genel bir değerlendirme yapmaktır. Çalışmanın metodolojisi literatür taraması şeklinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma neticesinde, yapay zekâlı varlıkların ‘eşya’ statüsünde oldukları, kullanımları nedeniyle ortaya çıkan suçlardan sorumlu tutulamayacakları ve ceza yargılamasına önemli katkıları olsa da yargılamanın süjelerinin (hâkim, savcı, avukat) yerini alamayacakları sonuçlarına ulaşılmıştır. Bu kapsamda mevcut hukuki düzenlemeler ortaya çıkacak sorunları büyük oranda çözebilecek yeterliliktedir. Ancak yapay zekâlı varlıkların tamamen otonom ve bilinçli bir varlık olarak ‘insan’ statüsü elde etmeleri durumunda hukuk sistemimizde köklü değişiklikler yapılması gerekecektir.

 

Makalenin orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinden bulabilirsiniz:

https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/1293489

Türk Fikri Haklar Hukuku Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır Mı?

Türk Fikri Haklar Hukuku Yapay Zeka Tarafından Meydana Getirilen Eserleri Korumak İçin Hazır Mı?

 

Image for post

 

 

 

Dr. Hasan Kadir YILMAZTEKİN

Türkiye Adalet Akademisi

GSÜHFD, 2020; 2: 1513-1586

 

 

 

 

 

Mario Klingemann tarafından YZ ile oluşturulan portre

 

 

Özet

 

“Yapay zekâ, şimdilerde hayatımızın içinde geniş ve önemli bir yer tutuyor. Apple’ın Siri’sinden Tesla’nın sürücüsüz arabasına ve Amazon’un Alexa’sına dek yapay zekâ taşıyan araçlarla donatılmış bir dünyada yaşıyoruz.

Yapay zekâ ile çalışan teknolojinin gelişi hayatımızı giderek artan bir şekilde kolaylaştırıyor. Yapay zekâ, getirdiği teknolojik yeniliklerle ekonomimizi ve refahımızı da şekillendiriyor.

Günümüzde yapay zekâ teknolojileri, fikri hakların konusunu oluşturabilecek birçok fikrî ürün meydana getirebiliyorlar. Bir yapay zekânın eser yaratmadaki kapasitesi ve kabiliyeti, bunlar üzerindeki fikrî mülkiyet haklarına kimin sahip olacağı sorusunu gündeme getiriyor: Yapay zekâ taşıyan cihazı kiralayan veya programcıyla sözleşme yapan kullanıcı mı? Programcı mı? Yoksa yapay zekâ cihazının kendisi mi eser sahibi olacaktır? Veya o eser insan ve bilgisayarın ortak bir çalışması olarak mı kabul edilecektir?

Bu çalışmada, bu soruların cevabını Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Birleşik Krallık Hukuku ve daha kapsamlı olmak üzere Türk Hukuku bakımından arayacağız. Özetle bu çalışma, Türk fikrî haklar hukuku bakımından bu tarz eserler bakımından bir takım politika önerileri getirmektedir. Çalışmada, özellikle yapay zekâ tarafından meydana getirilen eserlerde, bu teknolojiler etrafındaki ilgili “insan” aktörlerden fikrî hakların sahibi olabilecek olanları tespit etmek için üç-aşamalı bir test üzerine kurulu bir çözüm önerisi ve model hukuk normları önerilmektedir.”

 

 

Makalenin orijinalini aşağıdaki bağlantı adresinden bulabilirsiniz:

https://dosya.gsu.edu.tr/docs/hukukfakultesi/tr/fakultedergisi/GSUHFD-2020-2.pdf

GSUHFD-2020-2.pdf erişimi için tıklayın

Yapay Zeka Fizibilite Çalışması

 

Yapay Zeka Fizibilite Çalışması

 

Avrupa Konseyi

Yapay Zeka Ad Hoc Komitesi

2020

Giriş

“Yakın zamanda Parlamenterler Meclisi (PACE) tarafından kabul edilen raporlar da dahil olmak üzere, çeşitli Avrupa Konseyi belgelerinde belirtildiği gibi, yapay zeka sistemleri bireylerin yaşamını büyük ölçüde dönüştürmekte ve toplumun yapısı ve kurumlarının işleyişi üzerinde derinlemesine bir etkiye sahip olmaktadır. Kullanımları sağlık, ulaşım, eğitim ve kamu yönetimi gibi çok sayıda alanda önemli faydalar sağlama potansiyeline sahiptir ve genel itibariyle insanlık için umut verici fırsatlar oluşturmaktadır. Bunun yanında, yapay zeka sistemlerinin geliştirilmesi ve kullanımı, özellikle Avrupa toplumunun üzerine inşa edildiği temel unsurlar olan insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğüne müdahale konusunda önemli riskleri de beraberinde getirmektedir.

Yapay zeka sistemleri, etkisi yalnızca tasarımına bağlı olmayan, aynı zamanda kullanılan veriler, güdülen amaçlar, işlevsellik ve doğruluk, dağıtım ölçeği ve kullanıldığı daha geniş kurumsal, toplumsal ve yasal bağlam dolayısıyla “sosyo-teknik sistemler” olarak görülmelidir. Yapay zeka sistemlerinin olumlu veya olumsuz sonuçları aynı zamanda onları geliştiren ve kullanan insanların değerlerine ve davranışlarına da bağlıdır, bu da insan sorumluluğunun sağlanmasının önemine yol açmaktadır. Bununla birlikte, yapay zeka sistemlerinin, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri açısından onları diğer teknolojilerden ayıran bazı farklı özellikleri vardır.

İlk olarak, yapay zeka sistemlerinin ölçeği, bağlılığı ve erişimi, diğer teknolojilerde veya insan davranışında da bulunan belirli riskleri artırabilmektedir. Yapay zeka sistemleri, insanlardan çok daha hızlı bir şekilde, benzeri görülmemiş miktarda ayrıntılı veriyi (son derece hassas kişisel veriler dahil) analiz edebilmektedir. Bu yetenek, yapay zeka sistemlerinin, “proxy discrimination ” olarak adlandırılan durumlarda yeni ayrımcılık temellerine dayalı olarak, haksız önyargıyı devam ettirecek veya artıracak şekilde kullanılmasına yol açabilmektedir. Makine öğrenimi bağlamında bu ayrımcılığın artan önemi, doğrudan ve dolaylı ayrımcılık arasındaki farkın veya aslında, geleneksel olarak anlaşıldığı şekliyle, bu farkın uygunluğuna ilişkin yoruma dayalı soruları ortaya çıkarabilmektedir. Ayrıca, yapay zeka sistemleri istatistiksel hata oranlarına sahiptir. Milyonlarca insana uygulanan bir sistemin hata oranı sıfıra yakın olsa bile, sistemlerin dağıtım ölçeği ve birbirine bağlanabilirliği nedeniyle binlerce kişi yine de olumsuz etkilenebilmektedir. Öte yandan, yapay zeka sistemlerinin ölçeği ve erişimi, diğer teknolojilerde veya insan davranışında da bulunan belirli riskleri ve önyargıları azaltmak ve insan hatası oranlarını izlemek ve azaltmak için kullanılabilecekleri anlamana da gelmektedir.

İkinci olarak, birçok yapay zeka sisteminin karmaşıklığı veya belirsizliği (özellikle makine öğrenimi uygulamalarında), sistem geliştiricileri de dahil olmak üzere, insanların sistemin işleyişini veya sonucunu anlamasını veya izlemesini zorlaştırabilmektedir. Sistemin yaşam döngüsü boyunca farklı aşamalarda birçok farklı aktörün katılımı dolayısıyla bu belirsizlik, potansiyel bir olumsuz sonuçtan sorumlu olan unsurların belirlenmesini daha da karmaşık hale getirerek insan sorumluluğunu ve hesap verebilirliği azaltmaktadır.

Üçüncüsü, bazı yapay zeka sistemleri geri bildirim ve pekiştirmeli öğrenme yoluyla kendilerini yeniden ayarlayabilmektedir. Bununla birlikte, bir yapay zeka sistemi, haksız önyargılar, hatalar, yanlışlıklar veya diğer eksiklikler içeren kendi kararlarından kaynaklanan veriler üzerinde yeniden eğitilirse, sistemin ayrımcı, hatalı veya kötü niyetli işleyişine yol açabilecek kısır bir geri bildirim döngüsü ortaya çıkabilmekte ve tespit edilmesi zorlaşabilmektedir.”

 

Çalışmanın orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://rm.coe.int/cahai-2020-23-final-eng-feasibility-study-/1680a0c6da

 

Alan Turing’in Toplumbilimsel Düşünü: Toplumsal Bir Düş Olarak Yapay Zeka

 

Alan Turing’in Toplumbilimsel Düşünü:

Toplumsal Bir Düş Olarak Yapay Zeka

Çağatay Topal

DTCF Dergisi, 2017

 

Özet

“C. Wright Mills, toplumbilimsel düşünü, en yakın ile kişisellikten en uzak olanı ilişkilendirebilme yeteneği olarak görür. Mills’e göre, kişisel sorunlar ile toplumsal meseleler arasında zorunlu bağlantılar vardır. Bir sosyolog kişisel yaşam öyküleri ile tarihin hikâyesi arasındaki bağların izini sürebilmelidir. Toplumbilim bir iş olduğu kadar bir yaşam pratiği olduğu için, toplumbilimsel düşün duyarlılık, sadakat ve sorumluluk gerektirir. Şu halde toplumbilim aslında potansiyel olarak herkesin gerçekleştirebileceği bir pratiktir. Burada önemli olan toplumbilimsel düşünün ve duyarlılığın varlığıdır. Bu duyarlılık, geniş veya sınırlı, bir toplumsal düşü resmedebilme yeterliliğini işaret eder. Bu yazı, kimilerince modern bilgisayar teknolojisinin kurucusu olarak kabul edilen Alan Turing’in toplumbilimsel düşününün izini sürmeyi amaçlamaktadır. Turing’in bilimsel çabalarının tarihi kendi yaşam öyküsü ile yaşamı ve işi arasındaki güçlü bağlantıları açık edecek şekilde iç içe geçmiş durumdadır. Onun duyarlı, adanmış ve sorumlu tavrı farklı durumlarda karşımıza çıkar. Bu yazı, Turing’in toplumbilimsel düşününü değerlendirebilmek amacıyla yapay zekâ örneğine odaklanmaktadır. Yazı, Alan Turing’in bir toplumsal hayal resmedilme duyarlılığı ve düşününe sahip olduğu iddiasından hareket etmektedir. Turing’in bu düşününü yapay zekâ örneğinde kalarak analiz etmek üzere, metin C. W. Mills’in toplumbilimsel düşün analizinin, diğer özelliklerinin yanında, üç çehresine başvurur: (1) en yakın ve kişisel olan ile en uzak ve en az kişisel olan arasındaki ilişkiyi vurgulamak; (2) yeni duyular geliştirmek ve duyarlılık alanları açmak; (3) toplumsal bir resim hayal edebilmek. C. W. Mills’in işaret ettiği üç çehreyi kullanarakmTuring’in biyografisini ve ardından Turing’in matematiksel ama aynı zamanda toplumbilimsel imgelemini ve bu imgelemin bir ürünü olarak yapay zekâyı analiz eden metin, eş zamanlı olarak C. W. Mllls’in toplumbilimsel imgelem kavramının farklı açılımlarını yine yapay zekâ üzerinden göstermeyi amaçlamaktadır.”

 

Makalenin orijinalini ve tamamını aşağıda bulabilirsiniz:

Yapay Zeka Sistemlerinin Düzenlenmesine Doğru

 

Yapay Zeka Sistemlerinin Düzenlenmesine Doğru

 

CAHAI Secretariat
Aralık 2020

 

Özet

 

Başlık I- Uluslararası Bakış

Giriş, CAHAI tarafından Bakanlar Komitesi’ne sunulan mevcut raporu tanıtmakta ve COVID-19 pandemi önlemlerinin etkisini de dikkate alarak bugüne kadar kaydedilen ilerlemeyi detaylandırmaktadır. Ayrıca diğer ilgili paydaşlarla olan çalışma yöntemlerinin, birlikteliğin ve tamamlayıcılığın yansımalarını; aynı zamanda sağlam ve net bir yol haritasıyla CAHAI tarafından daha fazla aksiyon alınmasına yönelik önerileri içermektedir.

Bölüm 1, yapay zekanın insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü üzerindeki etkisini ana hatlarıyla açıklamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”), Protokolleri ve Avrupa Sosyal Şartı (“ESC”) tarafından ortaya konduğu şekliyle, şu anda yapay zekadan en çok etkilenen veya etkilenmesi muhtemel olan insan haklarını ele almaktadır.

Bölüm 2, küresel olarak hükümet ve sivil toplum kuruluşları tarafından geliştirilen esnek hukuk dokumanlarının ve diğer etik-yasal çerçevelerin bir haritasını ortaya koymaktadır. İlk olarak, zorunlu olmayan yönetişim araçlarının sürekli gelişen bu yelpazesini izlenmek istemektedirler. İkinci olarak ise yapay zekanın etik ilkeler, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi üzerindeki etkisini ileriye dönük olarak değerlendirmek istemektedirler.

Bölüm 3, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü konusunda mevcut hukuk sisteminin uyumunu koruma yaklaşımıyla gelecekteki yapay zekâ düzenlemesinin hazırlanmasına katkı sunmayı ve bunu bağlayıcı enstrümanlar üzerine inşa ederek, bir bağlama oturtarak ve gelecekteki hukuk sistemi için temel düzenleyici ilkeler oluşturarak yapmayı amaçlamaktadır.

 

Orijinal dokumana aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

https://rm.coe.int/cahai-ai-regulation-publication-en/1680a0b8a4

Yapay Zeka Çözümleri İçin Veri Mahremiyeti İlkeleri

 

Yapay Zeka Çözümleri İçin Veri Mahremiyeti İlkeleri

Kasım 2020

 

Amaç

  1. Bu Kılavuz’un amacı, uygulamalı Bilgi ve İletişim Teknolojileri kapsamında geliştirilen yapay zeka çözümleri bağlamında kişisel ve kişi ile ilgili bilgilerin kullanımına ilişkin yol gösterici ilkeler sağlamak; hükümetler ve şirketler tarafından yapay zeka ile veri işlenmesinde meşru bir temelin önemini vurgulamaktır.
  2. Bu Kılavuz, özellikle yerel düzeyde uygulanacak olan yapay zeka çözümlerine ilişkin veri koruma standartlarında ortak uluslararası asgari bir temel oluşturmayı ve yapay zeka çözümleri açısından mahremiyet hakkının nasıl korunabileceğine dair devam eden tartışmalarda bir referans noktası olmayı amaçlamaktadır.
  3. Yapay zeka çözümleri, tüm yaşamımızı etkileyen kararlar vermek veya yol göstermek üzere tasarlanmaktadır. Bu nedenle, yapay zeka çözümleri şu anda toplum içinde geniş tartışmalara tabidir. Bu tartışma konuları -ayrımcılık yapmama dahil ahlaki, etik ve toplumsal sorunlar- hala çözülmeyi beklemektedir. Yapay zeka çözümleri için veri mahremiyetinin temelleri bu Kılavuz’un odak noktasıdır.
  4. Bu Kılavuz, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne dayanmakta ve onun ruhunu ve anlayışını yansıtmaktadır. Yapay zeka çözümleri geliştirilirken veya kullanılırken, her şeyden önce Madde 7 (ayrımcılık yapmama) ve Madde 12 (mahremiyet hakkı) dikkate alınacaktır. Bu maddelerin konusu ve değeri Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmesi’nin 2. ve 3. maddeleri (ayrım gözetmeme) ve 17. maddesinde (gizlilik) bulunmakta ve bunlar Sözleşme’yi onaylayan ülkelerin yükümlülüklerini oluşturmaktadır.

Kapsam 

  1. Bu Kılavuz, kamu ve özel sektör de dahil olmak üzere tüm sektörlerde yer alan yapay zeka çözümlerindeki veri işleme faaliyeti için geçerlidir. Bu bağlamda veri işleme, bir yapay zeka çözümünün tasarımı, geliştirilmesi, işletilmesi ve hizmet dışı bırakılması anlamına gelmektedir.
  2. Bu Kılavuz, yapay zeka çözümlerindeki tüm veri sorumluları için geçerlidir. Bu bağlamda veri sorumlusu, her biri kendi özel vazifesinde tasarımcı, geliştirici veya operatör anlamına gelmektedir.
  3. Bu Kılavuz, ilgili kişilere daha fazla, daha geniş veya herhangi bir şekilde daha iyi haklar, koruma ve / veya çözümler sağlayan herhangi bir yasayı sınırlamamakta veya etkilememektir. Bu Kılavuz, veri mahremiyetiyle ilgili veri sorumluları ve veri işleyenler üzerinde daha yüksek, daha geniş veya daha katı yükümlülükler getiren herhangi bir yasayı sınırlamamakta veya etkilememektedir.
  4. Bu Kılavuz, tamamen özel, kurumsal olmayan veya hane halkı ile ilgili faaliyetler bağlamında bireyler tarafından gerçekleştirilebilecek yapay zeka çözümlerine uygulanmamaktadır.

 

(Taslak Kılavuz 2 Kasım 2020 itibariyle yoruma kapatılmıştır.)

 

Taslak Kılavuzun orijinaline buradan ulaşabilirsiniz:

https://www.ohchr.org/Documents/Issues/Privacy/SR_Privacy/2020_Sept_draft_data_Privacy_guidelines.pdf

Modern Dünyada Elli Bilişsel Önyargı

 

Modern Dünyada Elli Bilişsel Önyargı

 

 

Bilişsel önyargılar, insanı insan yapan bir şey olarak yaygın şekilde kabul edilmektedir. Her gün, düşünce sürecimizdeki sistematik hatalar, çalışma şeklimizi etkilemektedir. Modern dünyada bunlar, ilişkide olduğumuz ileri teknoloji ürünleri ile aramızda da oluşmaktadır.

Yapay zekanın etkin şekilde kullanıldığı tavsiye sistemleri, bizler için kişiselleştirilmiş hizmetler sunmaktadır. Ancak algoritmaların bizim adımıza seçimlerimizi ele geçirmesine ne ölçüde izin veriyoruz ya da vermeli miyiz? Bu durumda nasıl davrandığımız incelendiğinde birkaç önyargı belirgin hale gelmektedir:

Spotify, Netflix gibi eğlence mecraları kullanıcının ürün içindeki gezintileri, içeriklerde bekleme süreleri, puanlamaları ve etkileşimleri gibi pek çok verisinden yola çıkarak makine öğrenmesi yaklaşımları vasıtasıyla kişisel yatkınlıklarınıza uygun güncel öneriler sunmaktadır. Ürün üzerinde daha çok zaman geçirdiğinizde, daha çok veri üretmeniz karşılığında en uygun öneriler sunan uygulamaya karşı koymak çok daha zor bir hale gelmektedir. Bu, alışveriş platformları, reklamlar ya da sosyal medya mecraları içindeki haber akışları için de geçerlidir. Bunun adına “Otomasyon Yanlılığı” denmektedir.

Eskiden olduğu gibi düzinelerce kitap içinde bulmakta zorlandığımız bilgileri birkaç anahtar kelime kullanarak ulaşabilmekteyiz. Bu yüzden not almak ya da aklımızda tutmaya çalışmak çok demode görünmektedir. Hemen her bilgiyi Google’da bulabileceğimizi bildiğimizden aklımızda tutmaya çabalamadığımızdan unutmaya daha eğilimliyiz. Buna “Google Etkisi” denmektedir. Anlaşılan modern beyinlerimiz Google’da bulamayacağımızı düşündüğü bilgileri hafızada tutmaya çalışmakta ancak gerisini nasılsa yine bulurum diyerek unutmayı tercih etmektedir.

Aşağıdaki tabloda günlük hayatımızda farkına bile varmadığımız; davranışlarımızı, kararlarımızı ve düşüncelerimizi etkileyen 50 ön yargıya yer verilmektedir. Bu önyargılara bakıldığında, yapay zekâ teknolojisinden kaynaklı önyargı endişelerini bir kez daha düşünmek faydalı olacaktır.

Yazının orijinaline şuradan ulaşabilirsiniz.

Yapay Zeka Kullanımından Kaynaklı Ayrımcılığı Önleme

 

Yapay Zeka Kullanımından Kaynaklı Ayrımcılığı Önleme

 

Eşitlik ve Ayrımcılık Yapmama Komitesi
Raportör:  Christophe LACROIX, Belçika, 2020

 

Özet

Yapay zeka (YZ), otomatik karar verme süreçlerinin büyük ölçüde kalitesini artırarak verimlilik açısından fırsatlar yaratmaktadır – ancak buna paralel olarak, ayrımcılığı devam ettirebilmekte ve şiddetlendirebilmektedir. YZ’nin kamu ve özel sektör kullanımlarının ayrımcı bir etkiye sahip olduğu zaten göz önündeyken, bilgi akışı aşırılıkları ön planda tutma ve nefreti teşvik etme eğilimindedir. Önyargılı veri kümelerinin kullanımı, insan haklarını koruma ihtiyacına entegre olamayan tasarım, algoritmaların şeffaf olmaması ve etkileri bakımından hesap verebilirlik eksikliği ve yapay zeka ekiplerinde çeşitlilik eksikliği; hepsi bu olguya katkıda bulunmaktadır. 

Devletler, yapay zekanın toplumda ayrımcı bir etkiye sahip olmasını önlemek için harekete geçmeli ve bu alanda uluslararası standartlar geliştirmek için birlikte çalışmalıdır.

Parlamentolar ayrıca yapay zeka tabanlı teknolojilerin kullanımını denetlemede ve kamu denetimine tabi olmasını sağlamada aktif bir rol oynamalıdır. Ayrımcılıkla mücadelede yerel mevzuat gözden geçirilmeli ve YZ kullanımından kaynaklı ayrımcılığa uğrayan mağdurların etkili kanun yoluna erişimi sağlanmalı ve ulusal eşitlik kurumu, YZ tabanlı teknolojilerin etkileriyle başa çıkmak üzere donanımlı hale getirilmelidir.

Eşitliğe saygı ve ayrımcılık yapmama, en başından itibaren YZ tabanlı sistemlerin tasarımına entegre edilmeli ve kullanımdan önce test edilmelidir. Kamu ve özel sektör, teknoloji araştırmalarında ve mesleklerde çeşitliliği ve disiplinler arası yaklaşımları aktif bir şekilde teşvik etmelidir.

 

Raporun orijinaline aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

doc.%2015151.pdf erişimi için tıklayın

Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi Gelişmek İçin Bir Çerçeve

 

Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi Gelişmek İçin Bir Çerçeve

 

World Economic Forum

2019

 

Özet

Son on yılda, yapay zekâ (YZ), tüm otoriteleri, ekonomileri ve endüstrileri etkileyen bir teknolojik güç şeklinde Dördüncü Sanayi Devrimi’ni yönlendiren bir yazılım olarak yükselmeye başladı. Yazılım geliştirme ve otomasyon, bilgi işlem altyapısındaki üstel büyüme, veri elde etme, işleme, depolama ve iletme maliyetindeki çarpıcı düşüşle birleşerek bir devrim yarattı. Basitçe söylemek gerekirse, makine programlamasından makine öğrenimine geçtik. Bu dönüşüm büyük fırsatlar yarattı ancak ciddi riskler de ortaya çıkardı. Hükümetler, şirketler, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları da dahil olmak üzere çeşitli paydaşlar, sağladığı faydalardan yararlanmak ve oluşturduğu risklere hazırlanmak için çaba sarf etmektedir. Hükümet, vatandaşları çeşitli zararlardan korumak ve müşterek hizmetler sağlamaktan sorumlu olduğu için, hükümetin devam eden Dördüncü Sanayi Devrimi’nin azınlıktan ziyade birçok kişi için fayda yaratmasını sağlamak gibi biricik bir görevi vardır.

Bu amaçla, çeşitli hükümetler 2017’de Kanada’dan başlayarak yapay zekâ üzerine ulusal bir strateji oluşturma ve / veya uygulama yoluna girmişlerdir. Bu tür çabalar genellikle hükümetler tarafından milyonlarca dolarlık yatırımlarla desteklenmektedir. Uygun hazırlanmış bir rehber göz önüne alındığında bunları çok daha fazlası takip etmelidir. Bu rapor, hükümetlere YZ ile ilgili ulusal bir strateji geliştirmelerinde rehberlik etmek isteyen mütevazı bir çabanın eseridir. Hızlı gelişen bir teknoloji olarak, YZ işletmelerin üretimini, tüketicilerin tüketimini ve hükümetlerin vatandaşlara hizmetleri nasıl sağladığını etkileyecektir. YZ ayrıca, algoritmik hesap verebilirlik, veri koruması, makine öğrenimi modelleriyle karar vermenin açıklanabilirliği ve olası iş kayıpları ile ilgili olarak hükümetler için eşi görülmemiş zorlukları da beraberinde getirmektedir. Bu zorluklar, YZ ve ilgili teknoloji gelişmelerinin ulusal hedeflere ulaşmak için nasıl kullanılabileceğini ve bunlarla ilişkili risklerin nasıl en aza indirilebileceğini anlamak için yeni bir yaklaşım gerektirmektedir. YZ tüm sektörlerde kullanılacağından ve tüm vatandaşları ve hükümetler tarafından sağlanan tüm hizmetleri doğrudan etkilediğinden, hükümetlerin, kendi ülkelerinde YZ ekonomilerini nasıl yaratacakları ve ekosistemlerin sürdürülebilirliği ve sağlık hizmetlerine kadar çok çeşitli sorunları çözmek için yapay zekâyı nasıl kullanabilecekleri konusunda dikkatlice düşünmeleri gerekmektedir. Her ülkenin farklı şeyler için yapay zekâya ihtiyacı olacak; örneğin, nüfusu yaşlanan ülkeler YZ otomasyonu nedeniyle kaybedilen işler konusunda o kadar endişeli olmayabilecekken, genç nüfusa sahip ülkelerin bu gençlerin YZ ekonomisine katılabileceği yolları düşünmeleri gerekmektedir. Her iki durumda da bu rapor, hükümetlerin YZ gelişmelerinden faydalanmak için bir ulusal hazırlık ve planlama stratejisi oluştururken göz önünde tutacakları bir çerçeve sağlamaktadır.

Çerçeve, Kanada, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Fransa, Singapur, Almanya ve BAE dahil olmak üzere çeşitli ülkeler tarafından hazırlanan çeşitli stratejiler ve ulusal planların bütüncül bir çalışmasının sonucudur. Ek olarak, Dünya Ekonomik Forumu ekibi, takip ettikleri süreci ayrıntılı bir şekilde anlamak amacıyla ulusal YZ stratejilerini geliştirmekten sorumlu hükümet çalışanlarıyla röportaj yapmıştır. Rapor yazarları bu stratejileri analiz edip en iyi unsurları elde etmek için süreçler tasarlamıştır.

Çerçeve, henüz YZ ile ilgili ulusal bir strateji geliştirmemiş veya böyle bir strateji geliştirme sürecinde olan hükümetlere rehberlik etmeyi amaçlamaktadır. Çerçeve, ulusal stratejiyi geliştirmekten sorumlu ekiplerin doğru soruları sormalarına, en iyi uygulamaları takip etmelerine, doğru paydaşları belirleyip sürece dahil etmelerine ve doğru sonuç göstergeleri setini oluşturmalarına yardımcı olacaktır. Esasen çerçeve, bir ulus için “asgari uygulanabilir” YZ stratejisi oluşturmanın bir yolunu sağlamaktadır.

 

Orijinal rapora aşağıdaki bağlantı adresinden ulaşabilirsiniz:

http://www3.weforum.org/docs/WEF_National_AI_Strategy.pdf

1 2 3 8